1982’de Kayseri’de kaybolan 10 yaşındaki Elif’ten 19 yıl sonra gelen mektup herkesi şok etti
.
.
Kaybolan Elif’in Ardında Kalan Sessizlik:
1982 yılının Nisan ayında Kayseri’nin dar sokakları bir yağmurla yıkandı. Gökyüzü kararmış, şehri sıkıca saran bir karanlık örtü gibi çökmüştü. Kayseri’nin tarihi çarşısının kenarındaki toprak yolda 10 yaşındaki Elif Yıldız, çıplak ayaklarıyla koşuyordu. Yolda aceleyle ilerlerken, elindeki kırmızı kurdele rüzgarla birlikte kaybolmuştu. Küçük kız, annesinin özenle taktığı kurdeleyi geride bırakırken, geriye doğru dönüp bakmadı. Hiçbir şeyin bir anlamı yoktu. O an, Elif için sonun başlangıcıydı.
Kayseri’nin o yağmurlu gününde, Elif’in hikayesi sessizce yazılıyordu. Anne Nezahat, sabah Elif’in okul formasıyla evden çıkmasına izin vermişti. Ama annesinin o sabahki sessiz bakışları, bir içgüdüyle yer değiştirmişti. Nezahat, kızını her zamanki gibi neşeli bir şekilde uğurlamıştı ama kalbinde bir huzursuzluk vardı. Saatler geçtikçe, evdeki huzur yavaşça kayboldu.

Akşam oluyordu. Nezahat her zamanki gibi kapısında kızını beklemeye başlamıştı, ama Elif’in o gün geri dönmemesi, her şeyin değişeceğinin ilk işaretiydi. Gece geç saatlere kadar bekledi, sonunda yorgunluktan uyuyakaldı. Sabah uyandığında, kızının yatağının boş olduğunu fark etti. Etrafına koşturan Nezahat, mahalledeki insanlardan yardım istedi. Çaresizlik içinde karakola başvurdu, ancak polisler, kaybolan çocuğun hakkında ne yazık ki fazla bir şey yapamadılar. Kızı kaybolmuştu ve herkesin gözleri üstünde nehrin akışını izlerken Nezahat’ın gözlerinden yaşlar süzüldü.
Aylar geçti, yıllar geçti. Nezahat her sabah eski tezgahını kurdu, ama gözleri hep yolun sonuna kaydı. Çalışırken, kaybolan çocuğunun silueti her an karşına çıkacakmış gibi hissediyordu. Kızını bulma umudu, kaybolmuştu. Ama kalbinin içinde, o kırmızı kurdele takan küçük kız vardı ve Nezahat asla vazgeçmedi.
Aradan geçen 19 yıl, zamanla unutulmaz bir sır haline gelmişti. Ama bir sabah, Nezahat’ın kapısı çaldığında, hayatı bir kez daha değişecekti. Postacı ona bir zarf teslim etti. Üzerinde gönderen adresi yoktu. Nezahat, titreyen elleriyle zarfı açtı. İçinden düşen bir fotoğraf, Nezahat’ın kalbini yerinden söküp aldı. Fotoğraf, 30 yaşlarında uzun siyah saçlı, derin bakışlara sahip bir kadını gösteriyordu. Ancak o gözler… O gözler, kaybolan Elif’in gözleriydi.
Nezahat, titreyerek fotoğrafı çevirdi. Arkasında, 1982 yılındaki aynı çocuksu el yazısıyla yazılmış bir not vardı. “Bana seni unuttuğumu söylediler ama ben seni hiç unutmadım anne.”
Bir anne, kaybolan çocuğunun peşinden yıllarca bekledikten sonra, bu notu bulmuştu. İçindeki çaresiz çığlık nihayet özgürlüğe kavuşuyordu. Elif, 19 yıl sonra hayatta olduğunu ve onu unutmayan bir anne olduğunu yazıyordu. O sabah, Nezahat’ın içindeki umut yeniden doğdu.
Nezahat’ın gözleri yaşlarla dolmuştu. O an bir şeylerin değiştiğini biliyordu, ama hemen harekete geçmesi gerekiyordu. Kaybolan kızı bir kez daha bulabilecekti. Yıllar süren arayış sonunda bir kapı aralandı ve Nezahat, o kapıyı aralayarak Kayseri’nin soğuk sokaklarında adımlarını hızlandırdı.
Şehre dönerken, Nezahat yıllardır tuttuğu nefesini bıraktı. Zihninde milyonlarca soru vardı: Kızı nerede? Nerede kayboldu? Neden şimdi? Neden bu kadar uzun bir süre sonra dönmeye karar verdi?
Ertesi sabah, Nezahat’ın kapısında gelen telefon onu karakola yönlendirdi. Soruşturma başlatılmalıydı. Ancak polis, uzun bir zaman diliminden sonra hiçbir şey bulamamıştı. Genç bir polis memuru ona fotoğrafı gösterdi. Fakat Nezahat, pes etmemişti. Çünkü kızı, yaşadığına emindi.
O an, Nezahat’a hayatı boyunca kaybettiği ne varsa onu geri getirecekmiş gibi hissetti. 1982 yılındaki o kaybolan günün ardından, bir iz vardı. Ve o iz, ona kızıyla yeniden kavuşma fırsatı verecekti.
Polis memuruna teşekkür etti ve hemen hastaneye gitmeye karar verdi. Belki de 19 yıl boyunca unuttuğu, belki de aradığı bir adres vardı. Hastaneye doğru yola çıktığında, kalbinde yoğun bir acı ve korku vardı. Hastaneye vardığında, eski bir hemşire olan Ayşe, ona bir isim verdi. Ve o isim, her şeyin başlangıcıydı.
Ayşe, Nezahat’a önemli bir sır verdi. Elif’in kaybolduğu gün, hastaneye gelen bir kız vardı. Elif, yaralıydı, bilinci kaybolmuştu ve hiçbir şey hatırlamıyordu. Şimdi ise, 19 yıl sonra hayatına devam etmek için geri dönmeye kararlıydı.
Nezahat, hızla hastaneye gitti. Ekin, ya da o günkü adıyla Elif, hastanede onu bekliyordu. Geçmişte yaşadığı travmalardan ötürü, tüm anılarını silmişti. Ama artık, doğruyu öğrenmişti ve hayatındaki tüm parçalar bir araya gelmişti.
Ekin, yıllardır kaybolan kızını buldu. Ve kaybolan bir aileyi tekrar bir araya getirdi.