1985’te Sapanca yolunda iz kayboldu – 35 yıl sonra araçta bulunan belgeler herkesi şoke etti.

1985’te Sapanca yolunda iz kayboldu – 35 yıl sonra araçta bulunan belgeler herkesi şoke etti.

..
.

Gizli Kayıp: Elif Yılmaz’ın Hikayesi

1985 Yılının Sisli Kasım Akşamı

1985 yılının kasım ayında, Sakarya’daki karanlık ve sisli yolda bir kayboluşun peşinden gizemli bir hikaye başlayacaktı. Bu kayboluş sadece bir kadının değil, tüm bir ailenin ve hatta Türkiye’nin yıllar süren acı dolu bekleyişini simgeliyordu. Polis memuru Elif Yılmaz, o dönemin cesur ve idealist genç polislerinden biriydi. O gece, yola çıktığında, hayatı hiçbir zaman eskisi gibi olmayacaktı.

Çocukluk ve Polis Olma Kararı

Elif Yılmaz, 1959 doğumlu, İstanbul Beyoğlu’nda işçi bir ailenin kızıydı. Babası Mehmet Yılmaz, tersane işçisiydi; annesi Fatma Hanım ise terzi olarak geçimini sağlıyordu. Elif, çocukluğunda, ailesinin maddi zorlukları arasında büyümüş ama hep büyük hayaller kurmuştu. Küçük yaşlarından itibaren adaletsizliğe karşı duyduğu öfke, onu hep doğru yoldan sapmamaya zorladı. Bu nedenle arkadaşları ona “hakim” lakabını takmıştı. Her zaman adaletin yanında duruyor, hiç haksızlığa göz yummuyordu.

Lise yıllarını çok başarılı bir şekilde tamamlayan Elif, üniversiteye gitmek istemişti. Ancak ailesinin maddi durumu nedeniyle bu hayali gerçekleşemedi. 1978 yılında, polis koleji sınavlarını kazanarak polislik mesleğine adım attı. Ailesi başta bu karara karşı çıkmıştı, ancak Elif kararlıydı. Onun amacı, bu ülkede adaleti sağlamak ve herkesin hakkını korumaktı.

Polislik Kariyerinin Başlangıcı

1980 yılında polis okulundan mezun olduktan sonra İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne atandı. Çalışkan, dürüst ve vicdanlı oluşu, kısa süre içinde komutanlarının gözünde büyük takdir topladı. Elif, İstanbul’daki zorlu görevleri başarıyla tamamladıktan sonra, 1983 yılında Sakarya İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık Şubesi’ne atanmıştı. Burada da önemli başarılar elde etti ve çok önemli bir soruşturmanın başına geçti.

Kaçakçılık Çetesi ve Elif’in Kararlılığı

Sakarya’da faaliyet gösteren büyük bir kaçakçılık çetesi vardı. Çetenin, İstanbul ile Ankara arasındaki karayolunu kullanarak silah, uyuşturucu ve kaçak eşya taşıdığı bilgisi Elif’in elindeydi. Çete lideri Hasan Kara, 40’lı yaşlarının ortasında, deneyimli bir suçluydu. Elif, altı ay boyunca çeteyi takip etti, güzergahlarını öğrendi ve kimlerle işbirliği yaptıklarını tespit etti. En önemlisi ise, çetenin polisten içerdeki işbirlikçileri aracılığıyla bilgi aldığıydı. Elif, bu bilgiyi edindiğinde bir hayli tedirgin olmuştu. Komiser yardımcısı Kemal Arslan, sürekli olarak ona dikkatli olmasını ve çetenin çok tehlikeli olduğunu söylüyordu.

Ancak Elif, kararlıydı. Bu çeteyi çökertmek ve içerdeki hainleri bulmak için her şeyi göze almıştı. Fakat o, henüz bilmiyordu ki Hasan Kara çetesi, onu hedef almıştı. Çete, Elif’i takip ettiriyordu. Nerede yaşadığını, hangi güzergahları kullandığını, ne zaman eve gittiğini öğrenmişlerdi. Çetenin lideri Hasan Kara, Elif’in çok meraklı olduğunu düşünüyor ve öğrenebileceği her şeyi öğrenmişti. Elif’i susturmak gerekiyordu.

Son Görev: Sapanca Yolu

15 Kasım 1985 akşamı, hava oldukça soğuktu ve sis, görüş mesafesini neredeyse sıfıra indirmişti. Elif, o gün normal mesaisini yapmış ve akşam saatlerinde karakoldan çıkmıştı. Üzerinde lacivert paltosu, beyaz kazak ve kot pantolonu vardı. Elif, her akşam olduğu gibi Sapanca yolunu kullanarak evine gitmeye karar verdi. Yolun ilk 10 dakikası normal geçti, ancak sonra dikiz aynasında bir şey fark etti. Arkasında siyah bir araç vardı ve Elif, bu aracın karakoldan çıktığından beri peşinden geldiğini fark etti. Başta tesadüf olabileceğini düşündü, ancak içinde kötü bir his vardı. Sapanca kavşağına geldiğinde, sağa döndü. Arkadaki araç da onunla aynı yönü takip etti. Şimdi, Elif emin olmuştu, takip ediliyordu.

Kalbi hızla çarpmaya başladı. Telsizini alarak karakolu aradı ve takip edildiğini bildirdi. Sapanca yolunda olduğunu söyledi. Karakoldaki nöbetçi memur, Elif’i sakinleştirmeye çalıştı ve en yakın karakola gitmesini önerdi. Ancak çok geçti. Arkada ikinci bir araç daha belirdi ve Elif, iki araç arasında sıkışmıştı. Aracın önü aniden yavaşladı, Elif fren yapmak zorunda kaldı ve o anda arkadaki araç da yaklaştı. Elif, kaçış yolu kalmadığını fark etti. Telsizle yardım istedi, ancak sis yüzünden yolu tam göremiyordu.

Siyah araçlardan çıkan adamlar silahlarını çekmişti. Elif arabasını sağa kırarak yol kenarından geçmeye çalıştı ama sis, onu engelliyordu. Sonunda, Elif’in arabası yoldan çıktı ve Sapanca gölüne doğru yuvarlandı. O, son kez telsizle yardım istedi, ancak bu, onun son sözleri oldu.

Elif’in Kayboluşu ve Ailenin Bekleyişi

Karakoldaki nöbetçi memur, Elif’in son yardım çağrısını aldığında büyük bir panik yaşandı. Derhal komiser yardımcısı Kemal Arslan’a haber verildi ve tüm ekipler Sapanca yoluna gönderildi. Elif’in tehlikede olduğu biliniyordu, ancak sis yüzünden arama çok zorlaşıyordu. Gece boyunca süren aramalara rağmen, Elif’in arabasından hiçbir iz bulunamadı. Sanki o yeryüzünden silinmişti.

Sabah, sis kalktığında büyük bir arama operasyonu başlatıldı. 150 polis memuru, 10 köpek ve 5 helikopter seferber oldu. Tüm Sakarya ili arandı, ancak Elif’ten ne bir iz, ne de bir haber vardı. Türkiye’nin dört bir yanındaki medya, kaybolan kadın polis hikayesini büyük bir heyecanla takip etti. Elif’in ailesi, arkadaşları ve meslektaşları büyük bir umut içindeydi. Ancak yıl geçtikçe, Elif’in kaybolmuş olması, tüm ailenin hayatını karartmıştı.

35 Yıl Sonra Gerçek Ortaya Çıkıyor

35 yıl sonra, 2020 yılında, Sapanca gölünde bir çevre temizliği başlatıldı. Müsilaj (deniz salyası) yüzeyin tamamını kaplamıştı ve binlerce balık ölmüş, su kirliliği had safhaya ulaşmıştı. Çevre Bakanlığı, özel dalgıçlar aracılığıyla gölde temizlik çalışmaları başlattı. Mehmet Özkan adlı bir dalgıç, rutin temizlik için suya daldığında, 35 metre derinlikte çok garip bir şey fark etti. Müsilaj tabakasının altındaki beyaz bir Renault Taurus aracı gördü. Plakayı temizlediğinde, bu aracın 35 yıl önce kaybolan polis memuru Elif Yılmaz’a ait olduğunu fark etti.

Dalgıç Mehmet Özkan hemen su yüzeyine çıkarak acil durum çağrısı yaptı. Sakarya İl Emniyet Müdürlüğü’nden ekipler, olay yerine geldi. Aracın etrafındaki müsilaj temizlendi ve 35 yıl boyunca gölde bekleyen bu araç, Elif Yılmaz’ın kaybolan arabasıydı. Araç neredeyse mükemmel durumda korunmuştu. Yapılan incelemeler sonucunda, Elif’in iskeleti, yanında kişisel eşyalarıyla birlikte bulundu. Ancak en önemli bulgu, aracın torpido gözünde bulunan su geçirmez çantada yer alan belgelerdi.

35 Yıl Sonra Adalet

Bu belgeler, çetenin operasyon planlarını, içindeki polis işbirlikçilerinin isimlerini ve Elif’in öldürülme planını içeriyordu. Elif’in ölümünün kaza olmadığı, çete tarafından kasıtlı olarak öldürüldüğü ortaya çıktı. 35 yıl boyunca kaybolmuş olan Elif’in gizemi çözülmüş ve adalet yerini bulmuştu.

Sonuç

Elif’in ailesi, 35 yıl sonra gerçeği öğrendiğinde büyük bir acı ve aynı zamanda bir rahatlama yaşadı. Elif’in anısı, her yıl ölüm yıldönümünde düzenlenen anma törenleriyle yaşatılacak, Sakarya’da bir park ve İstanbul’da bir anıt ona adanacaktı. Elif, sadece bir polis memuru değil, dürüstlüğün, cesaretin ve adaletin simgesi olarak hatırlanacak ve anılacaktır.

Related Posts

Our Privacy policy

https://rb.goc5.com - © 2026 News