23 TÜRK REHİNE 47 GÜN DEAŞ ELİNDE KALDI! 😱 Bordo Bereliler Çölde BULDU
.
.
Çöl Fırtınası: Rakka Operasyonu ve Bordo Bereliler
Bölüm 1: Karanlık Bir Şafak ve Kaybolan Umutlar
Suriye’nin kuzeyinde, Halep’in tozlu yollarından birinde yükselen bir inşaat şantiyesi, o sabah her zamankinden daha sessizdi. Türk bir müteahhit firmanın inşa ettiği bu hastane binası, bölge halkı için umut, orada çalışan 23 Türk işçi ve mühendis için ise ekmek kapısıydı. Bölge, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) nüfuz alanı içinde olduğu için herkes kendini güvende hissediyordu. Ta ki saatler sabahın 05:30’unu gösterene kadar.
DEAŞ’ın “Çöl Kartalları” adını verdiği eli kanlı terör birimi, en zayıf anı beklemişti: Nöbet değişimi saati. 32 militan, dört koldan ağır silahlarla saldırdı. Şantiyeyi koruyan 5 özel güvenlik görevlisi, aslanlar gibi çarpıştı. İçlerinden biri, mermisi bitene kadar 4 militanı etkisiz hale getirdi ancak sayıca üstün düşman karşısında 5 kahraman da şehit düştü. 23 sivil vatandaş, başlarına çuvallar geçirilerek üç farklı pikaba bindirildi ve Rakka’nın derinliklerine, çölün ıssızlığına doğru kaçırıldı. Ankara’ya haber ulaştığında, Türkiye için 47 gün sürecek olan o büyük bekleyiş başlamıştı.
Bölüm 2: Ankara’da Uykusuz Geceler ve Bayraktar’ın Gözleri
Ankara’daki Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) operasyon merkezinde ışıklar o günden sonra hiç sönmedi. Analistler, sahadan gelen her istihbarat kırıntısını birleştiriyordu. Ancak en büyük koz, gökyüzündeydi: Bayraktar TB2.
8.000 metre yükseklikte, motor sesi bile duyulmayan bu çelik kanatlı gözcüler, Suriye çölünün her santimetresini tarıyordu. İlk ipucu, kaçırılmadan 6 saat sonra bir çobanın ifadesiyle geldi. İkinci ipucu ise Rakka güneyindeki bir kasabada, büyük miktarda su ve yiyecek alan şüpheli bir konvoydu. 3. günün sonunda, Bayraktar’ın ısı kameraları terk edilmiş bir çiftlik binasında 15’ten fazla insan sinyali tespit etti. Burası, Rakka’nın 70 km güneyinde, medeniyetten kopuk, her yanı kum tepeleriyle çevrili bir “hayalet çiftlik” idi. Rehinelerin yeri netleşmişti.

Bölüm 3: Bordo Bereliler Sahneye Çıkıyor
Operasyonun zorluğu, hedefin Türk sınırından tam 120 km içeride olmasıydı. Arada hem DEAŞ hem de YPG kontrol noktaları vardı. Bu görevi sadece tek bir birlik başarabilirdi: Özel Kuvvetler Komutanlığı.
Ankara Gölbaşı’ndaki karargahta alarm verildi. Operasyonun liderliğine 12 yıllık tecrübesiyle Yüzbaşı Kaan ve birliğin en iyi keskin nişancısı olan Yüzbaşı Emre seçildi. Toplam 24 bordo bereli; patlayıcı uzmanları, sıhhiyeciler ve taarruz elemanlarından oluşan bu elit tim, “Önce vatan, sonra can” diyerek hazırlıklarını tamamladı. Plan basitti ama hata payı sıfırdı: İki Cougar helikopteriyle sızma yapılacak, 15 km yürünecek, baskın gerçekleştirilecek ve Şafak sökmeden tahliye tamamlanacaktı.
Bölüm 4: Çölün Ortasında Sessiz Yürüyüş
Gece saat 23:00’da helikopterler havalandı. Radar altına inmek için kum tepelerinin arasından, yerden sadece 30 metre yükseklikte uçuyorlardı. Bir helikopterin motorunda yağ basıncı uyarısı belirmesine rağmen, Yüzbaşı Kaan “Devam ediyoruz!” emrini verdi. Çünkü 23 canın beklemeye tahammülü yoktu.
İniş noktasından sonra başlayan 15 kilometrelik yürüyüş, tam bir dayanıklılık testiydi. Sırtlarında 35 kiloluk teçhizatla, +32 derecelik çöl sıcağında, sessizliği bozmadan ilerlediler. Yüzbaşı Kaan timini Alfa ve Bravo olarak ikiye böldü. Yol üzerindeki bir DEAŞ nöbet noktası, bordo berelilerin süngüleriyle tek bir ses çıkmadan imha edildi. Saat 05:15’te, güneş ufukta belirmeden hemen önce, tim çiftlik binasını kuşattı.
Bölüm 5: “Türk Geldi!” – Bodrumdaki Mucize
Yüzbaşı Kaan telsizden o tek kelimeyi fısıldadı: “Başla.”
Aynı anda üç keskin nişancı tüfeği patladı. Çatıdaki ve kapıdaki nöbetçiler yere yığıldı. Alfa grubu plastik patlayıcılarla kapıyı havaya uçurup içeri daldı. Bina içindeki çatışma kısa ama şiddetliydi. Bodrum katına inen ağır demir kapının önüne gelindiğinde içeriden hıçkırıklar duyuluyordu. Kapı menteşelerinden patlatıldı.
İçerideki manzara yürek burkucuydu. 23 Türk vatandaşı, 47 gündür güneş görmemiş yüzleri, zayıflamış bedenleri ve bağlı elleriyle duvara dizilmişlerdi. Bir militan silahını rehinelerden birine doğrulttuğu anda, Yüzbaşı Kaan’ın tek kurşunuyla etkisiz hale getirildi. Diğer militan ise bordo berelilerin heybetini görünce silahını bırakıp teslim oldu.
Rehinelerden mühendis Ahmet Yılmaz, o anı daha sonra şöyle anlatacaktı: “Kapı patladığında öleceğimizi sandık. Ama içeri giren o maskeli adamların ‘Türk askeri geldi, korkmayın!’ diye bağırdığını duyduğumuzda, dünyalar bizim oldu. O an ölmüş olan umudumuz yeniden dirildi.”
Bölüm 6: Tahliye ve Büyük Başarı
Zaman daralıyordu. DEAŞ takviye birlikleri araçlarla bölgeye yaklaşmaya başlamıştı. Yüzbaşı Emre ve keskin nişancılar, 800 metreden araçların motor bloklarını vurarak düşmanı durdurdu. Bordo bereliler, rehineleri ortalarına alarak, kendi sularını ve enerji barlarını onlarla paylaşarak helikopter pistine doğru koştular.
Helikopterler havalandığında saat 07:05’ti. Türk hava sahasına girildiğinde pilotun sesi telsizden yankılandı: “Türk hava sahasındayız, görev tamamlandı!” 58 saat süren bu soluksuz operasyon, tek bir zayiat bile verilmeden başarıyla sonuçlanmıştı.
Bölüm 7: Sessiz Kahramanların Mirası
Şanlıurfa’daki askeri hastanede ailelerin kavuşma anı, tüm Türkiye’yi yasa boğan o 47 günü bir anda unutturmuştu. Anneler oğullarına, çocuklar babalarına sarılırken; Yüzbaşı Kaan ve timi sessizce hastane koridorundan ayrıldılar. Onlar için madalya ya da alkış değil, vatandaşlarının sağ salim evine dönmesi en büyük ödüldü.
Bu operasyon; Türk devletinin ne kadar güçlü, Türk istihbaratının ne kadar keskin ve Türk askerinin ne kadar merhametli olduğunu tüm dünyaya kanıtlamıştı. Rakka çölündeki o hayalet çiftlik binası, şimdi sadece boş kovanlar ve menteşesinden kopmuş bir demir kapıdan ibaret. Ama o bodrum katındaki duvarlar, bordo berelilerin “Vatan sizi bekliyor” nidasını asla unutmayacak.
Var olsun Türk Silahlı Kuvvetleri! Var olsun gökyüzünün ve yerin sessiz muhafızları! Onlar her gün oradalar; biz uykumuzdayken, onlar vatan nöbetindeler.