Amerikalı general F-16 geçmişimi hafife aldı — görev kaydımı izleyince odada ölüm sessizliği oldu

GÖKYÜZÜNDEKİ KANIT

Bir F-16 Kadın Pilotu ve Sessizliği Bozan Gerçek

1. Bölüm: Sessizliğin Başladığı An

Konya Hava Üssü, yazın sonuna yaklaşan bir Eylül sabahı. Brifing odasının kliması hafif hafif uğulduyor, odadaki onlarca subayın nefesiyle karışan, neredeyse elle tutulur bir gerginlik havada asılı duruyordu. Masanın başında, ABD Hava Kuvvetleri’nden gelen General McAllister, gri saçları ve soğuk mavi gözleriyle Türk pilotlar arasında geziniyordu. Oda, çoğunluğu erkeklerden oluşan Türk ve NATO subaylarıyla doluydu. Ben de aralarındaydım.

Amerikalı general bir an bana döndü, gözlerini gözlerime dikti.
— Gerçekten F-16 uçuruyor musunuz, yoksa burada sadece protokol gereği mi bulunuyorsunuz?

O an, zaman durdu. Odanın içindeki hava ağırlaştı. Kimse kımıldamadı. Bir sandalye hafifçe gıcırdadı. Herkesin gözleri bana çevrilmişti. Yıllardır alıştığım, ama asla tam olarak kabullenemediğim o şüphe, küçümseme ve inançsızlık karışımı bakışlar. Sadece kadın olduğum için, burada olmamın “süs” ya da “protokol” gereği olduğu varsayımı…

Öfkeyle değil, soğukkanlılıkla cevap verdim:
— Evet general, F-16 uçuruyorum. Görev kayıtlarım ve uçuş loglarım incelenmek üzere hazır.

General dudaklarını büzdü, hafifçe başını salladı.
— O halde, kaydınızı izlemek ilginç olacak.

Amerikalı general F-16 geçmişimi hafife aldı — görev kaydımı izleyince  odada ölüm sessizliği oldu

2. Bölüm: Gökyüzüne Açılan Yol

Benim adım Meryem. 32 yaşındayım. Türk Hava Kuvvetleri’nde yüzbaşıyım. Adana’da doğdum, büyüdüm. Babam yıllarca İncirlik Üssü’nde uçak bakım teknisyeni olarak çalıştı. Çocukluğum, pistten kalkan savaş uçaklarının gürültüsüyle, gökyüzüne doğru yükselen F-16’ların titreşimini yerde hissetmekle geçti. O uçaklar benim için sadece birer savaş makinesi değildi. Disiplin, güç ve hassasiyetin sembolüydü.

Henüz 10 yaşındayken kararımı vermiştim: “Bir gün ben de o uçaklardan birini uçuracağım.” Annem, bu hayalimi duyunca gözleri dolmuştu. Babam ise, “Eğer bu yolu seçiyorsan, her erkekten 10 kat daha iyi olmalısın,” demişti.

İstanbul’daki Hava Harp Okulu’na 19 yaşında girdim. Fiziksel ve psikolojik sınavlardan, akademik testlerden geçmek kolay değildi. Kadın olduğum için her hareketim, her hatam büyütülüyordu. Bir erkek pilot hata yaptığında “bireysel başarısızlık” sayılırdı. Ben hata yaptığımda ise, “kadınların bu işi yapamayacağının kanıtı” olarak görülürdü.

Şikayet etmenin zayıflık sayılacağını, öfkemi yutmayı, diğerlerinden daha çok çalışmayı, teknik kılavuzları ezberlemeyi, acil durum prosedürlerini gece gündüz tekrar etmeyi öğrendim. Yorgunluk, yalnızlık ve her an kanıtlamak zorunda olmak… Akademideki ilk yıl, vazgeçmeyi düşündüğüm çok an oldu. Ama beni ayakta tutan, bana gerçekten inanan birkaç eğitmen ve içimdeki inatçı çocuktu.

3. Bölüm: İlk Uçuşlar ve Gerçek Mücadele

Mezun olduktan sonra F-16 ileri uçuş eğitimi için seçildim. O an, hayallerimin gerçeğe dönüştüğü andı. F-16, dünyanın en çevik ve ölümcül savaş uçaklarından biri. Ama aynı zamanda hata affetmeyen, pilotun her hareketini anında cezalandırabilen bir makine.

İlk uçuşumda, motorun gücünü, kalkıştaki ivmeyi, gökyüzüne yükselirken içimdeki korku ve heyecanı asla unutamam. G kuvveti vücudumu koltuğa bastırırken, nefes almak bile bilinçli bir çaba gerektiriyordu. Her manevra, milimetrik hesap ve mutlak soğukkanlılık istiyordu.
Başarılı olana kadar defalarca simülasyon, defalarca uçuş… Her uçuş sonrası saatlerce analiz, her hatanın tekrar tekrar incelenmesi.

Zamanla F-16’nın tepkilerini, kontrollerin direncini, göstergelerin dilini okumayı öğrendim. Dışarıdan bakıldığında bir makineyle bütünleşmiş bir pilot, içeride ise her an sorgulanan, her başarıya rağmen tekrar tekrar kanıtlamak zorunda kalan bir kadındım.

4. Bölüm: Konya’da Tatbikat ve General’in Gölgesi

Konya Hava Üssü, Türkiye’nin en stratejik üslerinden biri. Burada Türk ve müttefik pilotlar, karmaşık hava muharebe tatbikatları yapar. Benim yüzlerce uçuş saatim, devriye, önleme, keşif ve saldırı görevlerim vardı. Ama hala F-16 uçuran az sayıdaki kadından biriydim.

Tatbikatlar, ulusal gururun ve kişisel rekabetin zirveye çıktığı anlardır. Her ülke, pilotlarının en iyisi olduğunu göstermek ister. Amerikalı pilotlar genellikle “altın standart” olarak görülür. Türk pilotlar ise saldırganlıkları, teknik becerileriyle tanınır. Kadın bir pilot olarak, ciddiye alınmak için yeterince saldırgan, ama “duygusal” ya da “kontrolsüz” olarak etiketlenmeyecek kadar dengeli olmak zorundaydım.

General McAllister’in küçümseyici sorusu, aslında tek bir adamın önyargısından fazlasıydı. Silahlı kuvvetlerde kadınların sürekli meşruiyet mücadelesinin bir yansımasıydı.

5. Bölüm: Görev, Kanıt ve Sessizlik

Tatbikatın en zorlu senaryosu, simüle edilmiş hava savunma sistemleri tarafından korunan yer hedeflerine saldırıydı. Görevim, ana saldırı grubunun girmesinden önce düşman bataryalarını tespit edip etkisiz hale getirmek, alçak ve hızlı uçmaktı.

Kalkıştan önce, rotayı, araziyi, görsel referansları ezberledim. Uçuş kıyafeti, acil durum ekipmanı, kask… Her ayrıntı hayatiydi. Hangarda uçağımı kontrol ettim, fırlatma koltuğuna oturdum, motoru çalıştırdım. Pistte hızlanırken, F-16’nın gücünü iliklerime kadar hissettim. Burnu kaldırıp gökyüzüne yükseldim.

Görev sırasında, alçak irtifada arazinin şeklini kalkan gibi kullandım. Simüle bataryaları tespit ettim, anti-radar füzelerini “ateşledim.” Savunma manevralarıyla düşman radarlarından kaçtım. Kanatçımla mükemmel koordinasyonla, 10 dakikadan kısa sürede üç hedefi etkisiz hale getirdik.

Tatbikat sonrası çözümlemede, kontrolörler ve görev komutanı performansımızı “örnek” olarak değerlendirdi. Ama ben biliyordum, asıl sınav daha yeni başlıyordu.

6. Bölüm: Odanın Sessizliği

Tatbikat bitiminden birkaç gün sonra, Amerikalı generalin seçtiği pilotlarla özel bir toplantı yapacağı duyuruldu. Listede ben de vardım. Geceden uykum kaçtı. Sabah, operasyon odasına erkenden gittim. Diğer pilotlarla kısa selamlaşmalar, gergin bekleyiş…

General içeri girdi. Önce genel başarıdan söz etti, sonra bireysel performanslara geçti. Sırasıyla pilotların uçuş kayıtlarını, telemetri verilerini, taktik kararlarını ekrana yansıttı. Herkese birkaç dakika ayırdı. Sonunda bana döndü.

— Yüzbaşı Meryem, sizin uçuş kayıtlarınızı izlemek istiyorum.

Ekranda, benim hava savunma bastırma görevim açıldı. Üç boyutlu yörüngem, radar izleri, manevralarım, saldırı ve savunma kararlarım adım adım analiz edildi. General, her anı detaylıca inceledi.
— Bu kadar az uçuş saatiyle böyle bir teknik yeterlilik ve taktik disiplin… Nadir gördüğüm bir şey, dedi.

Odadaki sessizlik ölüm gibiydi. Kimse kımıldamıyordu. General,
— Yargı hatası yaptım. Yeteneğinizi sorgulamakta yanılmışım. Bu kaydı, üstlerime pilotların bireysel yeteneklerinin cinsiyet fark etmeksizin değerlendirilmesi gerektiğini göstermek için kullanacağım, dedi.

7. Bölüm: Zaferin Sessizliği ve Gerçek Yalnızlık

O an, yılların yükü üzerimden kalktı. Memnuniyet, hak edilmiş bir zaferin huzuru… Ama aynı zamanda içimde daha derin bir duygu vardı: Bu, sadece bir adamın önyargısını kırmak değildi. Yıllarca tekrar tekrar kanıtlamak zorunda kaldığım, her başarıdan sonra yeniden başlayan bir mücadeleydi.

General toplantıdan sonra yanıma geldi.
— İlk toplantıda size karşı önyargılı davrandığım için özür dilerim. Sınırlı deneyimlere dayanan beklentilerim vardı. Siz bu beklentileri çürüttünüz.

Onun sözleri, belki kariyerimin en anlamlı “teşekkürü”ydü. Ama biliyordum ki, mücadele bitmemişti. Her yeni görev, her yeni ortam, yeni bir sınav olacaktı.

8. Bölüm: Devam Eden Mücadele

Takip eden aylarda, komutanım beni ileri kurslara, eğitmenliklere, taktik geliştirme ekiplerine atadı. Kadın bir pilot olarak, başarılarım sadece bana değil, benden sonra gelecek kadınlara da yol açıyordu. Her yeni görev, her yeni tatbikat, tekrar tekrar kanıtlamak anlamına geliyordu.

Başarısız olduğum anlar da oldu. Hatalarımı kişisel yetersizlik olarak değil, öğrenme fırsatı olarak görmeyi öğrendim. Kendime karşı daha nazik olmayı, mükemmeliyetçiliğin sürdürülemez olduğunu kabul ettim.

Yavaş yavaş, bana şüpheyle bakanlar saygı duymaya, beni ekibin deneyimli bir üyesi olarak görmeye başladı. Ama biliyordum, bu sürekli bir mücadeleydi. Her yeni durumda, her yeni insan grubunda, başa dönmek mümkündü.

9. Bölüm: Geleceğe Mektup

Bazen genç kadınlardan mesajlar alıyorum. “Gerçekten mümkün mü?”, “Fedakarlıklar değiyor mu?” diye soruyorlar. Onlara dürüst oluyorum: “Evet, çok zor. Ama seviyorsan, mücadele etmeye değer. Seninle birlikte yol biraz daha kolaylaşacak.”

O toplantıdaki anı, Amerikalı generalin kaydımı izleyip sessizliğe gömüldüğü o anı hep hatırlayacağım. Çünkü o an, sadece benim değil, benden sonra gelecek tüm kadınların yolunu biraz daha aydınlattı.

10. Bölüm: Sonsöz

Geriye dönüp baktığımda, gökyüzüne bakarak hayal kuran küçük kızdan, Konya semalarında F-16 uçuran bir yüzbaşıya uzanan bir yol görüyorum. Bu yol, hayal ettiğimden daha zorlu, daha yalnız, ama çok daha anlamlı.

Çünkü mesele sadece uçmak değil. Mesele, engelleri yıkmak, önyargılara karşı direnmek ve sonunda gerçeklerin, verilerin, emeğin sessizliği bozduğu o anı yaşamak.

Ve biliyorum ki, hangi gökyüzünde olursam olayım, kendimi tekrar tekrar kanıtlamam gerekse de, gerçeğin sonunda sessizliği bozacağını asla unutmayacağım.

SON

Related Posts

Our Privacy policy

https://rb.goc5.com - © 2026 News