BORDO BERELİ 14 AY TERÖRİST GİBİ YAŞADI! 💀 PKK Kampında Kimse Fark Etmedi | 43 Hedef Vuruldu
.
.
BORDO BERELİ – GÖLGE KUZGUN
On Dört Ay Düşmanın Kalbinde Yaşayan Adamın Hikâyesi
Kandil Dağı’nın eteklerinde, bin dokuz yüz metre rakımda, gecenin soğuğu kemiklere işlerken bir adam gözlerini açtı. Uyandığında ilk duyduğu şey, etrafındaki on iki kişinin düzenli nefes alışverişiydi. Aynı mağarada, aynı karanlıkta, aynı kokuyla uyanalı tam on dört ay olmuştu.
Onlar için bu adam sıradan bir militan, isimsiz bir “yoldaş”tı.
Oysa gerçekte, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin bugüne kadar yürüttüğü en tehlikeli sızma operasyonunun merkezindeki isimdi.
O adam… bir bordo bereliydi.
Adı artık Serhat Kaya değildi.
Resmî kayıtlarda Serhat, bir eğitim kazasında hayatını kaybetmişti. Ankara’da boş bir tabut toprağa verilmiş, annesi oğlunun adını son kez fısıldayarak gözyaşı dökmüştü.
Ama o gece, Kandil’de uyanan adamın adı Rıza Demir’di.
Ve o gece, Ankara’ya kırk üçüncü ve son hedefin koordinatlarını gönderecekti.

1. GÖREV
2015 yılının Mart ayında, Ankara’da isimsiz bir binanın penceresiz bir odasında bir dosya masanın üzerine bırakıldı. Dosyada uydu görüntüleri vardı. Kuzey Irak’taki PKK kamplarının genel yerleri biliniyordu ama iç yapıları, komuta zinciri, silah depoları ve kritik merkezler hâlâ karanlıktaydı.
İHA’lar gökyüzünden izliyordu.
Sinyal istihbaratı dinliyordu.
Ama dağ… dağ sırlarını vermiyordu.
Tek çözüm belliydi: İnsan istihbaratı.
İçeriden biri.
Operasyonun kod adı o gün kondu: GÖLGE KUZGUN.
Bu görev, herkesin kaldırabileceği bir görev değildi. Fiziksel güç yetmezdi. Bir insanın kimliğini silip, başka bir insan olarak yaşamayı kabul etmesi gerekiyordu. Aylarca, belki yıllarca, düşmanın arasında… tek başına.
Dosya, Hakkâri’de dağ timine komuta eden bir üsteğmenin önüne kondu.
Serhat Kaya, otuz iki yaşındaydı. Doğu Anadolu’da büyümüş, Kürtçeyi ana dili gibi konuşuyordu. Bordo bereli eğitimini birincilikle bitirmişti. Stres altında soğukkanlılığı, eğitim raporlarında özellikle vurgulanıyordu.
Ankara’daki brifingde karşısındaki adam ona tek bir soru sordu:
— Ölümden korkar mısın?
Serhat cevap vermeden önce sustu. Uzun bir sessizlik oldu.
— Korkarım, dedi sonunda.
— Ama başarısızlıktan daha çok korkarım.
O anda, Serhat Kaya resmen öldü.
2. RIZA DEMİR
Yeni kimlik titizlikle inşa edildi.
Diyarbakır doğumlu, yirmi dokuz yaşında, işsiz bir inşaat işçisi. Ailesi yoksul, kardeşi güvenlik güçleriyle çatışmada ölmüş. Devlete öfke duyan, dağa çıkmaya karar vermiş biri.
Bu hikâye güçlüydü çünkü tamamen yalan değildi.
Rıza Demir gerçekten yaşamıştı. 2013 yılında İstanbul’da bir trafik kazasında ölmüştü. Ailesi taşınmış, iz kaybolmuştu. Şimdi Serhat, o adamın hayatını devralıyordu.
Altı ay süren hazırlık döneminde Serhat her gün on iki saat eğitim aldı. PKK ideolojisi, iç jargon, davranış kalıpları, komutanların isimleri… Sakal bıraktı, kilo verdi, yürüyüşünü değiştirdi.
Aynaya baktığında artık Serhat’ı görmüyordu.
Rıza’ya bakıyordu.
En kritik detay ise iletişimdi.
Elektronik cihaz taşımak imkânsızdı. Çözüm, bir azı dişinin içine yerleştirilen mikro bir vericiydi. Serhat, her gece dilini belirli bir düzenle dişine bastırarak Mors alfabesiyle koordinat gönderecekti.
Tek yönlüydü.
Gönderirdi.
Ama asla cevap alamazdı.
3. DAĞA ÇIKIŞ
2015 Eylül’ünde, Serhat sınırı geçti.
Uludere’den, dağ yoluyla Kuzey Irak’a… Yanında kimlik yoktu. Para yoktu. Sadece yeni hayatı vardı.
Zap bölgesinde yakalandı.
Üç gün sorgulandı.
— Neden geldin?
— Kardeşim öldürüldü.
— Kime öfkelisin?
— Devlete.
Her kelime kusursuzdu. Çünkü Serhat artık Rıza’ydı.
Kabul edildi.
Ama güven… aylar alacaktı.
4. CEHENNEMİN İÇİNDE
İlk altı ay cehennemdi.
Odun taşıdı.
Mağara temizledi.
Aşağılandı.
Şikâyet etmedi.
Geceleri herkes uyuduğunda, karanlıkta dişine bastırarak Ankara’ya koordinatlar gönderdi. Ana karargâh, silah depoları, iletişim merkezi…
Ankara’da bir yeraltı merkezinde, altı kişilik bir ekip bu sinyalleri dinliyordu. Ekibin başında Yüzbaşı Elif Yıldırım vardı.
Her gece saat üçte kulaklıklarını takar, sinyal beklerdi.
Sinyal geldiğinde rahatlar,
gelmediğinde kabus başlardı.
Bir gece sinyal kesildi.
Üç gece.
Dördüncü gece geldiğinde Elif sessizce ağladı.
Kimse görmedi.
Görmemeliydi.
5. KIRILMA
Bir gece kampa esir bir Türk askeri getirildi.
Serhat onu gördüğünde içi parçalandı.
Bir şey yapamadı.
Yapmamalıydı.
O gece koordinat gönderemedi.
Ertesi sabah asker yoktu.
O günden sonra Serhat değişti. Daha soğuk, daha kararlı oldu.
Bu görevi bitirecekti.
Ne pahasına olursa olsun.
6. ŞÜPHE
Aylar geçti. Serhat artık silahlı nöbet tutuyordu. Eğitimlere katılıyordu. Ama kampın güvenlik sorumlusu Koçer şüphelenmeye başlamıştı.
Bir gece Serhat’ı ağzını oynatırken yakaladı.
— Ne yapıyorsun?
— Dua ediyorum.
Koçer uzun süre baktı. Sonra gitti.
Ama dosya hazırlanıyordu.
7. SON KOORDİNATLAR
On birinci ayda Serhat, Kandil’in iç kesimlerine alındı. Üst düzey bir komutanın gelişiyle kamp hareketlendi. Adamın kod adı Şahin’di.
Serhat onun kaldığı mağaranın yerini gönderdi.
Sonra aracını.
Alternatif barınağını.
İletişim odasını.
Kırk üçüncü koordinat gönderildiğinde Serhat biliyordu: Görev bitmişti.
Ama çıkış… en zor kısımdı.
8. AÇIĞA ÇIKIŞ
Kaçıştan bir gece önce Koçer onu çadırına çağırdı.
Masaya fotoğraflar atıldı.
— Rıza Demir 2013’te öldü.
— Sen kimsin?
Serhat cevap vermedi.
Dört saniyede her şey oldu. Silahlar alındı, Koçer rehin alındı, karanlıkta koşu başladı.
Kurşun omzunu sıyırdı.
Bacağına isabet etti.
Durmadı.
Şafakta helikopter sesleri duyuldu.
İki Sikorsky dağın arkasından belirdi.
Serhat içeri atladığında, on dört ay sonra ilk kez Türk bayrağını gördü.
Gözleri doldu.
Ama ağlamadı.
9. SON
Aylarca tedavi gördü. Fiziksel yaralar iyileşti, ruhu daha uzun sürdü. Aynaya baktığında hâlâ Rıza’yı gördüğü günler oldu.
2016 Temmuz’unda, Kandil’e yönelik büyük hava operasyonu başladı. Gönderdiği kırk üç koordinat tek tek vuruldu.
Serhat’ın adı kamuoyuna açıklanmadı. Resmî kayıtlarda hâlâ ölüydü.
Yıllar sonra annesi gerçeği öğrendi. Ne hissettiğini kimse bilmedi.
Serhat bugün nerede, kimse bilmiyor.
Ama bir şey kesin:
En zoru öldürmek değildir.
En zoru, her gün düşmanın yanında uyanıp insan kalmaktır.