CIA Türk Mühendisi 3 Yıl İzledi — Ama Adam Zaten Onları İzliyordu
.
.
Gölgedeki Mühendis
Washington, kışın son günlerinden birini yaşıyordu. Şehrin üstüne gri bir gökyüzü çökmüş, Potomac Nehri’nin üzerinden gelen rüzgâr sokakları keskin bir soğukla doldurmuştu. Georgetown mahallesindeki dar taş sokaklarda insanlar hızlı adımlarla yürürken küçük kafelerden yayılan kahve kokusu havaya karışıyordu.
Saat 14.07’de Wisconsin Avenue üzerindeki eski bir kafede iki adam karşılıklı oturuyordu.
Masadaki fincanlardan ince buhar yükseliyordu.
Adamların biri ellili yaşlarının başındaydı. Gri saçları arkaya doğru taranmış, lacivert paltosunun yakası hafifçe kaldırılmıştı. Yüzündeki çizgiler yılların verdiği bir alışkanlığı yansıtıyordu: dikkatli bakmak, çok konuşmadan gözlemlemek.
Adı Richard Holloway’di.
Resmi kayıtlara göre Georgetown Üniversitesi Havacılık Mühendisliği bölümünde profesördü.
Karşısındaki adam ise daha gençti.
Otuz beş yaşlarında, kısa kesilmiş siyah saçlı, sakin yüzlü biriydi. İnce çerçeveli gözlüğünün arkasındaki bakışları sürekli çevreyi inceliyordu.
Adı Kerim Yılmaz’dı.
Türkiye’den gelmiş bir mühendis.
Masada birkaç saniye sessizlik oldu.
Garson iki fincan Amerikan kahvesi bıraktı ve uzaklaştı.
Holloway kahvesinden bir yudum aldı.

Sonra cebinden bir kartvizit çıkarıp masaya bıraktı.
“Tanıştığımıza memnun oldum Kerim Bey,” dedi.
Kerim kartvizite baktı ama eline almadı.
Kartta şu yazıyordu:
Dr. Richard Holloway
Georgetown University
Department of Aerospace Engineering
Kerim fincandaki kahveyi yavaşça karıştırdı.
“Ben de memnun oldum,” dedi kısa bir ses tonuyla.
Holloway gülümsedi.
“Türkiye’de yaptığınız çalışmalar oldukça dikkat çekici.”
Kerim kaşlarını kaldırdı.
“Öyle mi?”
“Evet,” dedi Holloway. “Özellikle ASELSAN’daki radar projeleri.”
Kerim cevap vermedi.
Kafenin camından dışarı baktı.
Sokakta insanlar yürüyordu.
Ama kimse fark etmiyordu ki karşı binanın ikinci katında yarı aralık bir pencereden bu buluşmayı izleyen bir kamera vardı.
Ve o kamerayı tutan eller Amerikalı değildi.
Kerim Yılmaz 1984 yılında Ankara’da doğmuştu.
Babası Türk Hava Kuvvetleri’nde elektronik sistem teknisyeniydi.
Annesi ise üniversitede kimya dersleri veriyordu.
Çocukluğu askeri lojmanların düzenli ve disiplinli ortamında geçti.
Sabah erken kalkmak, programlı yaşamak, sorumluluk almak onun için doğal bir alışkanlıktı.
Lise yıllarında matematikte olağanüstü bir yetenek gösterdi.
Öğretmenleri onu matematik olimpiyatlarına hazırladı.
2001 yılında Türkiye birincisi oldu.
Bu başarı ona Ortadoğu Teknik Üniversitesi’nin kapısını açtı.
Elektrik ve Elektronik Mühendisliği bölümünü kazandı.
Üniversite yıllarında arkadaşları onu garip bir lakapla çağırıyordu.
“Görünmez adam.”
Çünkü Kerim dikkat çekmeyi sevmezdi.
Kalabalık ortamlardan uzak durur, çoğu zaman kütüphanede çalışırdı.
Ama çevresindeki her şeyi dikkatle izlerdi.
Bu alışkanlık yıllar sonra çok daha önemli bir role dönüşecekti.
2006 yılında mezun olduktan sonra ASELSAN’da işe başladı.
Radar sistemleri bölümüne atandı.
İlk yıllarında gösterdiği performans üstlerinin dikkatini çekti.
Karmaşık teknik problemleri çözme yeteneği, uzun saatler çalışabilmesi ve en önemlisi gizliliğe verdiği önem onu farklı kılıyordu.
2009 yılında yüksek lisans için Amerika’ya gönderildi.
Georgia Teknoloji Enstitüsü.
Atlanta’da iki yıl geçirdi.
Bu iki yıl Kerim için yalnızca akademik bir dönem değildi.
Aynı zamanda bir gözlem süreciydi.
Konferanslarda tanıştığı bazı akademisyenlerin soruları teknik merakın ötesine geçiyordu.
“Türkiye’de hangi projelerde çalışıyorsunuz?”
“Radar sistemlerinde hangi frekansları kullanıyorsunuz?”
“ASELSAN’ın yeni programları hakkında ne düşünüyorsunuz?”
Kerim bu soruların sıradan olmadığını anlamıştı.
Ama hiçbir tepki vermedi.
Sadece not aldı.
İsimleri hafızasına kaydetti.
Sessizce gözlemledi.
2011’de Türkiye’ye döndüğünde ASELSAN’daki görevine devam etti.
Artık daha önemli projelerde çalışıyordu.
Milli muharip uçak projesinin radar sistemleri üzerinde çalışan ekibin bir parçasıydı.
Bu proje Türkiye’nin savunma sanayi tarihindeki en kritik adımlardan biriydi.
Ve Kerim bu projenin merkezindeydi.
2015 yılının Eylül ayında Ankara’da düzenlenen bir güvenlik brifingi Kerim’in hayatını değiştirdi.
Toplantı savunma sanayi çalışanlarına yönelik rutin bir güvenlik sunumuydu.
Ama toplantı bittikten sonra Kerim’e özel bir görüşme teklif edildi.
Küçük bir odada iki kişi onu bekliyordu.
Birinin adı söylenmedi.
Diğeri kendini sadece “Koordinatör” olarak tanıttı.
Koordinatör doğrudan konuya girdi.
“Amerika’da bulunduğunuz yıllarda bazı kişiler sizinle temas kurmaya çalışmış.”
Kerim sakin kaldı.
“Evet.”
“Bunları neden raporlamadınız?”
Kerim cevap verdi.
“Raporladım. ASELSAN güvenlik birimine.”
Koordinatör hafifçe gülümsedi.
“Evet, raporları gördük. Ama yazılı raporlar bize her şeyi anlatmaz.”
Kerim sessiz kaldı.
Koordinatör devam etti.
“Sizin gözlemlerinizi merak ediyoruz.”
O görüşme Kerim’in hayatındaki dönüm noktasıydı.
Çünkü o günden sonra Kerim sadece bir mühendis değildi.
Aynı zamanda bir gözlemciydi.
Bir kontra istihbarat unsuru.
Görevi basitti.
Yabancı istihbarat servislerinin kendisine yaklaşma girişimlerini izlemek.
Bu temasları raporlamak.
Ve gerektiğinde yönlendirmek.
Kerim teklifi kabul etti.
Ama bu kararın onu üç yıl sürecek tehlikeli bir oyunun içine sokacağını henüz bilmiyordu.
2017 yılında Dubai’de düzenlenen bir savunma fuarında Kerim ilk ciddi temasını yaşadı.
Gece otelin lobisinde bir adam ona yaklaştı.
Kendini savunma sanayi danışmanı olarak tanıttı.
Adının Michael Torres olduğunu söyledi.
Türkiye’nin radar teknolojileri hakkında konuşmak istediğini belirtti.
Kerim nazik ama mesafeli davrandı.
Torres kartvizitini bıraktı.
“Belki bir gün Washington’da görüşürüz.”
Kerim kartvizitin fotoğrafını çekip Ankara’ya gönderdi.
Cevap 24 saat içinde geldi.
Torres gerçek bir isim değildi.
Adam CIA ile bağlantılıydı.
O anda oyun başlamıştı.
2019 yılında Washington’da yapılan buluşma bu sürecin en kritik anıydı.
Holloway’in teklifi basitti.
Georgetown’da misafir araştırmacı pozisyonu.
İki yıl boyunca akademik çalışma.
Yüksek maaş ve araştırma fonu.
Ama teklifin gerçek amacı farklıydı.
Amerikan istihbaratı Kerim’den bilgi almak istiyordu.
Ankara’da yapılan toplantıda Kerim’e iki seçenek sunuldu.
Teklifi reddedip normal hayatına dönmek.
Ya da kabul edip operasyonun parçası olmak.
Kerim uzun süre düşündü.
Sonra tek bir cümle söyledi.
“Kabul ediyorum.”
2019 yazında Kerim Washington’a taşındı.
Georgetown Üniversitesi’ndeki laboratuvara yerleşti.
İlk aylar sessiz geçti.
Holloway düzenli olarak onunla görüşüyordu.
Bazen akademik sohbetler, bazen tanıştırmalar.
Bu tanıştırılan insanlar hep aynı tipe sahipti.
İyi giyimli, orta yaşlı, çok soru soran ama kendileri hakkında az konuşan kişiler.
Kerim hepsinin isimlerini Ankara’ya gönderdi.
2020’nin başlarında ilk ciddi talep geldi.
Virginia’da bir evde yapılan toplantıda Bob adında biri Kerim’e doğrudan sordu.
“Milli uçak projesindeki radar malzemeleri hakkında konuşmak istiyoruz.”
Kerim temkinli davrandı.
Ama Ankara’dan gelen talimat açıktı.
“Ver. Ama bizim hazırladığımızı ver.”
Türk mühendisler iki gün içinde sahte teknik doküman hazırladı.
Gerçeğe çok benzeyen ama kritik hatalar içeren veriler.
Kerim dosyayı teslim etti.
Bob memnundu.
Kerim’e 50.000 dolar verdi.
Ama asıl kazanç para değildi.
Bilgiydi.
Kerim üç yıl boyunca Amerikan ağının iç yapısını öğrendi.
Kimlerin çalıştığını.
Hangi yöntemleri kullandıklarını.
Hangi Türk mühendisleri hedef aldıklarını.
Her şeyi Ankara’ya raporladı.
2021 yılında Kerim’in çıkış planı devreye girdi.
Resmi gerekçe hazırdı.
Annesinin sağlık sorunu.
Türkiye’ye dönmesi gerekiyordu.
Washington’dan ayrılmadan önce Bob son bir görüşme istedi.
Bir parkta buluştular.
Bob ona bir telefon numarası verdi.
“Türkiye’ye dönsen bile bağlantımız kopmayacak.”
Kerim numarayı ezberledi.
Sonra kağıdı yuttu.
Bob gülümsedi.
“Profesyonelce.”
Kerim cevap vermedi.
Sadece yürüyüp gitti.
22 Mart 2021.
Türk Hava Yolları’nın Washington-İstanbul uçağı havalandı.
Kerim pencere kenarında oturuyordu.
Atlantik’in üzerinde uçarken gözlerini kapattı.
Üç yıl boyunca taşıdığı maskenin ağırlığı nihayet kalkıyordu.
İstanbul’a indiğinde onu bekleyen araç bir taksi değildi.
Siyah camlı bir minibüs.
İçinde teşkilat yetkilileri vardı.
Kerim araca bindi.
Kapı kapandı.
Araç sessizce uzaklaştı.
Sonraki iki gün boyunca Kerim kapsamlı bir briefing verdi.
Topladığı bilgiler yüzlerce sayfalık rapora dönüştü.
Bu bilgiler sayesinde Türk savunma sanayinde sessiz bir güvenlik operasyonu başlatıldı.
Amerikan istihbaratının hedef aldığı kişiler tespit edildi.
Bazıları görev değiştirdi.
Bazıları emekli oldu.
Bazıları başka ülkelere gönderildi.
Hiçbiri gürültü çıkarmadı.
Hepsi sessizce gerçekleşti.
Washington’da ise başka bir hikâye yazılıyordu.
Bob emekliye ayrıldı.
Holloway üniversitedeki görevini kaybetti.
Operasyon ağı dağıtıldı.
Bugün resmi kayıtlara göre Kerim Yılmaz hâlâ ASELSAN’da kıdemli mühendis olarak çalışıyor.
Ama bu kayıtların ne kadarının gerçek olduğunu çok az kişi biliyor.
Kerim konuşmuyor.
Hiç konuşmadı.
Arkadaşları hâlâ ona aynı lakapla sesleniyor.
“Görünmez adam.”
Çünkü bazı insanlar gölgede yaşar.
Ve bazı savaşlar sessizce kazanılır.
Kerim Yılmaz üç yıl boyunca izlenmişti.
Ama aslında o da onları izliyordu.
Ve sonunda avcılar av olmuştu.
Sessizce.
Kimse fark etmeden.
İstihbarat dünyasında en büyük zaferler bazen tek bir silah sesi bile duyulmadan kazanılır.
Ve o zaferlerin kahramanları çoğu zaman kimse tarafından tanınmaz.
Ama gölgelerde onların hikâyeleri yaşamaya devam eder.
News
Pınar Altuğ 2. kez anne oluyor ikizlere hamile olduğunu öğrendi Yağmur Atacan mutluluktan ağladı
Pınar Altuğ 2. kez anne oluyor ikizlere hamile olduğunu öğrendi Yağmur Atacan mutluluktan ağladı . . Pınar Altuğ’dan Sürpriz Haber: Ünlü Oyuncu Yeniden Anne Oluyor mu? İşte Tüm Detaylar Magazin dünyasında son günlerin en çok konuşulan gelişmelerinden biri, ünlü oyuncu…
Ameliyat olan İbrahim Tatlıses’ten kahreden acı haber geldi doktor son durumu paylaştı çok acı haber
Ameliyat olan İbrahim Tatlıses’ten kahreden acı haber geldi doktor son durumu paylaştı çok acı haber . . İbrahim Tatlıses Ameliyat Oldu: Sağlık Durumu, Hastane Süreci ve Son Gelişmeler Türk müziğinin en önemli isimlerinden biri olan İbrahim Tatlıses’in sağlık durumuna ilişkin…
İbrahim Tatlıses’ten acı haber geldi kızı Dilan Çıtak acı haberi böyle verdi Hülya Avşar yıkıldı şok
İbrahim Tatlıses’ten acı haber geldi kızı Dilan Çıtak acı haberi böyle verdi Hülya Avşar yıkıldı şok . . İbrahim Tatlıses Yoğun Bakımda: Aile Bir Araya Geldi, Duygusal Açıklamalar Peş Peşe Geldi Türk müziğinin efsane isimlerinden İbrahim Tatlıses’in sağlık durumuna ilişkin…
İtalyan kadınlar Nazi canavarlarını bekliyordu — ama bunun yerine FEB’in Brezilyalı askerleriyle karşılaştılar.
İtalyan kadınlar Nazi canavarlarını bekliyordu — ama bunun yerine FEB’in Brezilyalı askerleriyle karşılaştılar. . . 1944 sonbaharı, İtalya’nın kuzeyinde küçük ve yorgun bir köy… Savaş, bu köyün sokaklarına sadece asker getirmemişti; korkuyu, açlığı ve sessizliği de beraberinde getirmişti. Kadınlar yıllardır…
Alman bir binbaşı teslim olmayı reddettiğinde Brezilyalı askerler ne yaptı?
Alman bir binbaşı teslim olmayı reddettiğinde Brezilyalı askerler ne yaptı? . . Duman Tüten Yılan 28 Nisan 1945 sabahı, İtalya’nın küçük bir kasabası olan Fornovo’nun üstünde gri bir gökyüzü asılıydı. Bahar gelmişti ama savaş, toprağın kokusunu değiştirmişti. Çiçeklerin kokusu yerine…
Kocam ve abim hastaneye yarı ölü halde getirildi… Ben ise onları affetmemeye karar veren hemşireydim
Kocam ve abim hastaneye yarı ölü halde getirildi… Ben ise onları affetmemeye karar veren hemşireydim . . O Gece Acil Serviste Cehennem Kapısı Açıldı Dünyadaki en büyük acının, insanın kendi evladını kendi elleriyle toprağa vermesi olduğunu sanırdım. Ben Elif. Yıllarını…
End of content
No more pages to load