(FINAL: PART 2) ABD’deki Alçak Uçuş Yarışmasında Türk Pilot Küçümsendi… Yaptığı Tüm Dünyayı Şoke Etti!

BÖLÜM 2 – “REKORDAN SONRA BAŞLAYAN SAVAŞ”

Kartal’ın F-16’sı pistten yumuşacık bir dokunuşla teker kesip yavaşlarken, Edwards üssünün betonuna yapışmış bütün bakışlar tek bir noktada kilitlenmişti: Uçağın karnı… hâlâ gözlerinin önündeydi. 2,1 metre.

İnsan beyni bazı rakamları, tıpkı yüksek sesli bir patlama gibi reddeder. O an herkesin yüzünde aynı ifade vardı: “İmkânsız.” İmkânsız gördükleri şey, bir pilotun yeteneğinden çok, kendi gururlarının çöküşüydü.

Resmî ölçüm ekranda belirdiğinde, tribündeki alkış ilk anda yükseldi. Fakat alkışın içinde garip bir çatlak vardı. Sanki herkes alkışlıyordu ama herkes aynı anda bir şeyi düşünüyordu:

“Bunu gerçekten yaptı mı… yoksa cihazlar mı yanlış?”

Çünkü bu tür yarışmalarda rekor kırmak, bazen bir başarının doğuşu değil, bir cadı avının başlangıcı olurdu.

1) Alkışın Ardındaki Sinsi Fısıltı

Kartal kokpitten indiğinde Nevada güneşi yüzüne çarptı. Kaskını çıkardı, yüzünü rüzgâra verdi. Onu bekleyen ilk kişi, organizasyonun baş gözlemcisi olan emekli bir ABD Hava Kuvvetleri albayıydı: Harrington.

Harrington tokalaşırken gülümsedi ama gözleri gülmüyordu.

“Yüzbaşı Kartal… tebrikler,” dedi.

Kartal sakin bir sesle, “Sağ olun,” diye cevap verdi.

Aralarında birkaç saniyelik bir sessizlik oluştu. Harrington o sessizliğin içine bir cümle bıraktı. Kibar, pürüzsüz ve tehlikeli:

“Bu seviyede bir uçuş… telemetri doğrulaması gerektirir.”

Kartal’ın yüzü değişmedi.

“Tabii,” dedi.

“Doğrulayın.”

Harrington’ın yanında duran teknik ekip şefi, kulaklığını düzelterek araya girdi:

“Bazı sensörler… kum yansıması nedeniyle yanıltıcı veri üretebilir.”

Mueller biraz öteden duydu, kaşları kalktı. Smith ise gözlerini kısmış, sanki bir satranç taşını inceliyordu.

Albay Johnson, Kartal’a yaklaşmadan önce kendi ekibine bir şey fısıldadı. Yüzündeki ifade, gururunun kırılmasından çok, itibarının tehdit edilmesinden kaynaklanıyordu.

“Bu iş burada bitmedi,” der gibiydi.

Kartal bunu anladı. Çünkü Kartal’ın eğitimi sadece vadilerde uçmayı öğretmemişti; insanın yüzündeki maskeleri okumayı da öğretmişti.

2) “Tekrar Uç” Tuzağı

Öğleden sonra brifing odasında toplanıldı. Harita masası, 5 kilometrelik hat, güvenlik minimumları, rüzgâr raporları… Hepsi ekrana yansıtıldı.

Harrington söz aldı:

“Bugünkü uçuşlar tamamlandı. Ancak rekor uçuşu için ikinci bir doğrulama koşusu öneriyoruz.”

Johnson hemen atladı:

“Kesinlikle! Bu standart prosedür olmalı.”

Mueller başını salladı:

“Evet. Alman hassasiyetiyle ölçüm yapılmadan… bu rakam kabul edilemez.”

Smith daha ölçülüydü ama o da destek verdi:

“Güvenilirlik için gerekli.”

Kartal, hepsini dinledi. Sırtını sandalyeye yasladı. Yüzünde ne sinir ne de şaşkınlık vardı.

“Yarın mı?” diye sordu sadece.

Harrington gülümsedi:

“Bu akşamüstü.”

İşte o cümlede, saklı bir bıçak vardı.

Akşamüstü… Nevada çölünde rüzgâr değişir. Termaller yükselir, kum tabakası dalgalanır, görüş çizgisi parazitlenir. En riskli zaman. Eğer Kartal o saatte tekrar uçarsa ve bir milim hata yaparsa, “Rekor tesadüfmüş” diyeceklerdi. Daha kötüsü: uçağın karnı yere sürtse bile, “Türk pilot güvenliği hiçe saydı” diye manşet atacaklardı.

Kartal bunu biliyordu. Ve tam da bu yüzden, odayı bir anda sessizliğe gömdü:

“Tamam.”

Johnson’ın yüzünde küçük bir zafer gölgesi geçti.

“Harika,” dedi.

Kartal gözlerini Johnson’a çevirdi.

“Yalnız,” dedi, “aynı şartları istiyorum.”

Harrington kaşlarını kaldırdı:

“Ne gibi?”

Kartal net konuştu:

“Bağımsız bir telemetri ekibi.”

“NATO gözlemcisi.”

“Ve… benim seçtiğim bir Türk tekniker.”

O an odadaki hava değişti. Çünkü Kartal sadece uçuşu değil, oyunu da kontrol etmeye başlamıştı.

3) Görünmez Engel: “Protokol”

Harrington boğazını temizledi:

“Bu yarışma ABD organizasyonunda… protokoller var.”

Kartal başını eğdi.

“Protokol,” dedi sakin bir alayla, “bazen gerçeği saklamak için kullanılır.”

Johnson sinirlendi:

“Ne demek istiyorsun?”

Kartal cevap vermedi. Sadece çantasından küçük bir dosya çıkardı.

Dosyada, uçuş öncesi kontrol listeleri vardı. Uçağın bakım kayıtları, yakıt ölçümleri, altimetre kalibrasyon tarihleri, hatta kullanılan hava basınç sensörünün seri numarası…

Kartal dosyayı masaya koydu.

“Benim protokolüm bu,” dedi.

“Uçuşu bununla yaptım.”

“Yeniden de bununla yaparım.”

Harrington, dosyaya bakınca yüzü bir an gerildi. Çünkü bu kadar detay, sıradan bir pilotun değil, bir disiplin makinesinin işiydi.

Smith içinden “Bu adam hazırlanmış,” diye düşündü.

Mueller’in aklına ise daha karanlık bir şey geldi:
“Belki de… bu adam bizi baştan beri bekliyordu.”

4) Türk Tekniker: Gizli Anahtar

Kartal’ın “Türk tekniker” talebi kabul edilmek zorunda kaldı. Çünkü NATO gözlemcisi şartı Harrington’ın da işine geliyordu; sonuç “temiz” görünmeliydi.

İki saat sonra hangarın önüne, sivil kıyafetli bir Türk adam geldi. Elinde küçük bir metal çanta vardı. Üs girişinde kimliğini gösterdiğinde, güvenlik görevlisi şaşırdı:

“Bu adam… nereden çıktı?”

Adam, sakin bir sesle konuştu:

“Yüzbaşı Kartal’ın ekibi.”

Adı Başçavuş Cem’di. Hava Kuvvetleri’nde yıllarca test uçuş ekibiyle çalışmış, NATO görevlerine katılmış, “uçak konuşur, tekniker anlar” diyenlerden biriydi.

Kartal, Cem’i görünce sadece başıyla selam verdi.

“Hazır mıyız?” diye sordu.

Cem’in gözleri bir an pistin ötesine kaydı. Orada Johnson’ın teknikerleri, bir şeyler fısıldaşıyordu.

“Hazırız,” dedi Cem.

“Ve yalnız değiliz.”

Kartal kaşını kaldırdı.

Cem, metal çantasını açtı. İçinde küçük bir cihaz vardı: bağımsız altimetre doğrulama modülü. Çip gibi bir şey. Uçağın sistemine müdahale etmiyordu, sadece dışarıdan okuma yapıyordu. Bunu takmak, “hile”yi engellemenin en iyi yoluydu.

Kartal ilk kez hafifçe gülümsedi.

“Güzel,” dedi.

“Bugün sadece uçmayacağız.”

“Bugün… ispatlayacağız.”

5) Sabotaj Kokusu

Akşamüstüne doğru, hangarda garip bir hareketlilik başladı. Kartal’ın uçağının etrafında dolaşan bazı personeller, gereğinden fazla “meraklı”ydı. Bir Amerikalı tekniker, uçağın burun kısmına fazla yaklaştı.

Cem hemen araya girdi.

“Bir sorun mu var?” diye sordu İngilizce.

Tekniker gülümsedi.

“Hayır hayır… sadece kontrol.”

Cem’in yüzü gülmedi.

“Kontrolü ben yapıyorum.”

Adam geri çekildi ama giderken omzunun üzerinden baktı. Bakışında “Seni not aldım” vardı.

Kartal bunu gördü. Bir şey demedi. Uçağın altına eğildi. Elini kumdan gelen sıcaklığa bastı. Sonra gözlerini kapattı.

Anadolu’da, bir vadi uçuşunda öğretmeninin söylediği cümleyi hatırladı:

“Evlat, rüzgârı düşman sanma.”

“Düşmanın… insanın niyetidir.”

6) İkinci Uçuş: Daha Zor, Daha Kirli

Saat 17:10’da kule izin verdi. Rüzgâr raporu değişmişti. Yan rüzgâr artmış, sıcaklık dalgası yükselmişti.

Johnson kendi ekibine fısıldadı:

“Bu sefer o kadar alçalamaz.”

Mueller içinden hesap yaptı:

“2,1 metre… bu şartlarda… intihar.”

Smith ise sessizdi. Çünkü o, Kartal’ın gözündeki şeyi görmüştü: korku değil, kontrol.

Kartal kokpite oturdu. Kaskını taktı. Nefes alışverişi bile düzenliydi.

Kule:

“Kartal, doğrulama koşusu için onaylandın. Güvenlik minimumu 10 metre.”

Kartal’ın sesi telsizden geldi:

“Anlaşıldı.”

Motor sesi yükseldi. F-16 pistte ilerledi. Kalkış.

Ve yine… Kartal uçağı fazla yükseltmedi.

Beş kilometrelik hatta yaklaştığında alçalmaya başladı.

Ama bu sefer, önce 6, sonra 4, sonra 3 metre…

Tribünler susmuştu. Kamera operatörleri nefesini tutmuştu.

Cem hangarda, bağımsız cihazın ekranına bakıyordu. Yanında NATO gözlemcisi vardı.

Ekranda sayılar akıyordu.

Kartal 2,6 metreye indiğinde, yan rüzgâr uçağı bir an “itmeye” çalıştı. Uçağın burunu hafifçe sola kaydı.

Johnson’ın ağzından istemsiz bir cümle çıktı:

“Şimdi düşecek…”

Ama Kartal düşmedi.

Küçücük bir kanat düzeltmesi.

Mikro bir gaz ayarı.

Uçak… sanki görünmez bir rayın üstündeymiş gibi tekrar çizgiye oturdu.

Kulede panik başladı.

“Kartal, yüksekliğin kritik!”

Kartal sakindi.

“Kule,” dedi, “ben kritik olanı biliyorum.”

Altimetre…

2,2 metre.

NATO gözlemcisinin gözleri büyüdü.

Cem’in dudaklarından bir fısıltı çıktı:

“Yine yaptı…”

Kartal, 5 kilometreyi 2,2 metrede tamamladı.

Belki ilk rekoru geçememişti. Ama bu, artık “tesadüf” olamayacak kadar yakındı.

Ve asıl önemlisi: bağımsız cihaz da aynı şeyi söylüyordu.

Kartal pistten çıkıp yüksekliğe yükseldi. İnişi yine kusursuzdu.

Teker koyduğu an, üste yayılan sessizlik… alkıştan daha yüksek bir şeydi.

7) O Büyük Yüzleşme

Brifing odasında bu kez kimse gülmüyordu.

Harrington raporu okudu:

“Bağımsız modül doğruladı.”

“NATO gözlemcisi imzaladı.”

“Her şey temiz.”

Johnson’ın yüzü bembeyazdı. Çünkü artık kaçacak yer kalmamıştı.

Mueller, Kartal’a dönüp sadece şunu söyledi:

“Bu… eğitim meselesi.”

Smith başını eğdi:

“Bu… karakter meselesi.”

Kartal masaya bakıyordu. Ellerini birleştirmişti. Sanki konuşmak istemiyordu.

Ama Harrington son bir cümle daha ekledi. Daha tehlikeli:

“Yine de… bu kadar alçak uçuş güvenlik tartışması yaratabilir.”

Kartal başını kaldırdı.

İlk kez sesi biraz sertleşti.

“Güvenlik,” dedi, “sadece yükseklik rakamı değildir.”

“Güvenlik, kibri yönetebilmektir.”

“Bu sabah biriniz yanlış tedavi kararı verseydi, ‘ben profesörüm’ diyerek… bir insan ölürdü.”

“Burada da aynı.”

“Eğer bir pilot kendini bilmezse, teknoloji onu kurtarmaz.”

O an odada herkes sustu. Çünkü Kartal’ın sözleri, sadece yarışma için değildi.

Bu sözler, onların egosunu yüzüne çarpıyordu.

8) Gece Gelen Zarf

O akşam Kartal’ın odasına bir görevli geldi. Kapıyı çaldı, elinde zarf vardı.

“Yüzbaşı Kartal… size iletmem istendi.”

Kartal zarfı aldı. Üstünde isim yoktu. Sadece üssün iç posta kodu.

İçinden tek bir kağıt çıktı:

“Yarın sabah 06:00’da hangar 7. Tek başına gel.”

Kartal kağıdı okudu. Gülümsedi mi? Hayır.

Ama gözleri daha da keskinleşti.

Cem’i aradı.

“Bir şey oluyor,” dedi.

Cem hiç şaşırmadı.

“Biliyorum.”

“Çünkü bazı insanlar… yenilgiyi kabul etmez.”

Kartal pencereye yürüdü. Nevada çölü karanlıktı. Ama o karanlığın içinde, sanki yeni bir yarışma başlıyordu.

Bu sefer pistte değil.

Bu sefer gökyüzünde değil.

Bu sefer… insanların niyetinde.

Kartal, sakin bir nefes aldı.

“Tamam,” dedi kendi kendine.

“Gelelim.”

Ve gece, bir sonraki günün gölgesini büyüterek uzadı.

Related Posts

Our Privacy policy

https://rb.goc5.com - © 2026 News