(FINAL: PART 2) Türk Konvoyu – Cehennemin Ortasında Tuzağa Düştü

Bölüm 2 – Barışın Bedeli

1. Sıcak Topraklarda Yeni Bir Sabah

Sanga Vadisi’nde güneş, kavurucu bir öfkeyle doğdu. Kenan Albay ve Türk birliği, köyün hemen dışında, BM bayrağıyla donatılmış kampta yeni bir güne başlıyordu. Geceden kalan hafif bir serinlik, yerini hızla yakıcı sıcağa bırakırken, askerler su kuyusunun başında sıraya dizilmişti. Herkesin yüzünde bir huzur ve yorgunluk vardı. Kenan, sabah çayını içerken köyün çocuklarından biri yanına yaklaştı, elinde bir defter tutuyordu. Defterin kapağında, Türk bayrağı ve altına kömürle çizilmiş bir barış işareti vardı. Çocuk, Kenan’a defteri uzattı, “Bunu sizden öğrendim,” dedi, utangaç bir tebessümle.

2. Kırılgan Barış ve Tehditler

Ateşkesin üzerinden iki hafta geçmişti. Vadide görece bir huzur hakimdi, fakat herkes bunun ne kadar süreceğinden emin değildi. Bir gece, köyün hemen dışında silah sesleri duyuldu. Kenan Albay, Binbaşı Elif ve tercüman Yusuf hızla olay yerine gittiler. Bir grup maskeli adam, köye yaklaşmaya çalışmış, köylülerden ikisini kaçırmıştı. Olayın arkasında, eski isyancı liderlerinden “Kara Musa” lakaplı bir adam vardı. Kara Musa, ateşkesi tanımıyor, Türk birliğini vadiden çıkarmak için tehditler savuruyordu.

Kenan, köy meydanında topladığı köylülere, “Korkmayın, biz buradayız. Barış kolay kazanılmaz, ama birlikte savunursak kaybetmeyiz,” dedi. Geceleri devriyeler sıklaştırıldı, ama Kenan silah yerine diyalogu, korku yerine güveni seçmeye kararlıydı.

3. Elif’in Mücadelesi ve Küçük Bir Mucize

Binbaşı Elif, köydeki sağlık sorunlarıyla boğuşurken, bir yandan da köyün kadınlarına hijyen eğitimi vermeye başladı. Özellikle hamile kadınlar ve bebekler için özel bir bakım programı başlattı. Bir gün, ağır hasta bir kadın getirildi: Amina. Yüksek ateşi vardı, durumu kritikti. Elif, günlerce başında bekledi, ilaçlar yetmedi. Kenan, Ankara’daki askeri hastaneye acil yardım çağrısı yaptı. Türk Hava Kuvvetleri’ne ait bir helikopter, gece yarısı köyün üstünde belirdi. Amina, Elif’in ellerinde hayata döndü. Köylüler, Türk askerine minnetle bakıyordu.

4. Kara Musa’nın Saldırısı ve Sessiz Direniş

Bir sabah, köyün dışındaki ormanlık alanda patlama sesi duyuldu. Kara Musa’nın adamları, BM konvoyuna saldırı düzenlemişti. İki asker hafif yaralandı. Kenan, hemen olay yerine gitti. Saldırganlar kaçarken, köylülerden biri gizlice Kenan’a yaklaştı: “Onlar gece dağdaki eski madende toplanıyorlar,” dedi.

Kenan, çatışmadan kaçınmak için bir plan yaptı. Gece, Yusuf ve Elif ile birlikte köyün yaşlılarıyla toplandı. “Bizim savaşımız, silahla değil, akılla kazanılır,” dedi. Ertesi sabah, köyün gençleri, isyancıların maden yoluna barış sembolleri çizdi. Türk birliği, madenin çevresine görünmeden nöbet tuttu. Kara Musa’nın adamları, sabah bu işaretleri görünce şaşırdı. İçlerinden biri, Kenan’ın köydeki konuşmalarını duymuştu. “Belki de barış mümkündür,” dedi sessizce.

5. Uluslararası Kriz: BM Heyeti ve Medya

Vadideki gelişmeler, Birleşmiş Milletler’in dikkatini çekti. Bir sabah, BM’den üst düzey bir heyet ve uluslararası gazeteciler köye geldi. Kenan Albay, BM yetkilileriyle birlikte köyde bir gezi düzenledi. Elif, sağlık çadırında çocuklarla ilgilenirken, Kenan köyün yaşlı bilgesiyle çay içiyordu.

Bir Fransız gazeteci, Kenan’a yaklaştı: “Albay, buradaki barışı nasıl sağladınız? Silahı bırakmak risk değil mi?” Kenan gülümsedi: “Bazen en büyük risk, insanlara güvenmektir. Ama güvenmeden barış olmaz.” Gazeteciler, köydeki çocukların Türk askerleriyle futbol oynadığını, kadınların Elif’e sarılarak teşekkür ettiğini fotoğrafladı. Dünya basını, Sanga Vadisi’nde Türk birliğinin “sessiz zaferini” konuşmaya başladı.

6. Barışın Bedeli: Bir Kaybın Ardından

Barış kırılgandı. Bir gece, köyün dışındaki nöbetçi askerlerden biri, Kara Musa’nın pususunda şehit oldu. Kenan, sabah tüm birliği topladı. Herkesin gözleri doluydu. Kenan, şehit askerin tabutunun başında, “Barış uğruna kaybetmek, savaşta kazanmaktan daha onurludur,” dedi. Köylüler, askerlerin yasına ortak oldu. O gün, köyde ne şarkı söylendi ne de çocuklar oynadı. Sessizlik, yasın ve dayanışmanın sesi oldu.

7. Umut ve Direniş

Kayıptan sonra, köyde bir korku dalgası yayıldı. Fakat Kenan, pes etmedi. Elif, köydeki çocuklarla birlikte bir duvar resmi başlattı. Duvara, Türk ve Afrikalı çocuklar el ele tutuşmuş şekilde çizildi. Altına büyük harflerle “Barış” yazıldı. Bu resim, köyün yeni simgesi oldu.

Kara Musa, köylülerin Türk birliğine olan desteğini görünce, adamları arasında huzursuzluk başladı. Bazı isyancılar, köye gizlice gelip Türk askerlerinden yardım istemeye başladı. Kenan, onları silahsız kabul etti. “Barış isteyen herkes bizimle,” dedi.

8. Bir Barış Zirvesi

BM heyeti, vadideki barış çabalarını örnek göstererek, bölgedeki diğer isyancı grupları da masaya davet etti. Kenan Albay, köyün meydanında, BM bayrağı altında bir barış zirvesine ev sahipliği yaptı. Tercüman Yusuf, farklı dillerde barış mesajları çevirdi. Elif, kadınlara sağlık eğitimi verirken, çocuklar barış şarkıları söyledi.

Kara Musa, ilk kez silahsız olarak köye geldi. Kenan’la göz göze geldi. İkisi de geçmişin acılarını taşıyordu. Kenan, elini uzattı: “Gelin, bu topraklarda yeni bir sayfa açalım.” Kara Musa, kısa bir tereddütten sonra elini sıktı. O an, köy meydanında herkes alkışladı. Sessiz bir devrim yaşanıyordu.

9. Kenan’ın İçsel Yolculuğu ve Bir Mektup

O gece, Kenan çadırında, Ankara’daki oğlu Murat’tan gelen bir mektubu okudu. “Baba, televizyonda seni gördüm. Annemle gurur duyuyoruz. Senin gibi cesur olmak istiyorum ama en çok barışçıl olmayı istiyorum.” Kenan’ın gözleri doldu. O an, bütün yorgunluğuna rağmen doğru yolda olduğunu hissetti.

10. Yeni Bir Hayat

Aylar geçti. Sanga Vadisi’nde barış kalıcı hale gelmeye başladı. Köyde yeni bir okul açıldı. Elif ve köyün kadınları, sağlık ocağı kurdu. Kenan, köyün yaşlısıyla birlikte, yeni doğan bir bebeğe “Barış” adını verdi. Çocuklar artık korkmadan oynuyor, köyde geceleri müzik sesi yükseliyordu.

Kara Musa, eski adamlarıyla birlikte köyde çalışmaya başladı. Vadinin her köşesinde, Türk askerlerinin açtığı kuyular, diktiği fidanlar, yaptığı köprüler vardı. Her biri, barışın sessiz izleriyle doluydu.

11. Eve Dönüş ve Miras

Görev süresi dolduğunda, Kenan Albay ve birliği Ankara’ya döndü. Köylüler, askerleri gözyaşları ve dualarla uğurladı. Elif, köyde birkaç ay daha kalmaya karar verdi. Kenan, Ankara’da oğlunu ve eşini kucakladı. Onlara Sanga Vadisi’nden getirdiği küçük bir taş ve bir çocuk çizimi verdi. “Bu, barışın en gerçek hediyesi,” dedi.

12. Sonsöz: Barışın Sessizliği

Kenan’ın hikayesi, Sanga Vadisi’nde bir efsane oldu. BM raporlarında, Türk askeri birliğinin barışçıl müdahalesi örnek gösterildi. Vadide, geceleri anneler çocuklarına “Dandini dandini dastana…” ninnisini söylerken, köy meydanında barış duvarı hâlâ parlıyordu.

Kenan, bir gün oğluna şöyle dedi: “Barış, bir kahramanın zaferi değil, insanlığın ortak sessizliğidir. En güzel zafer, silahın değil, insanın sustuğu gündür.”

Ve Sanga Vadisi’nde, barışın melodisi asla susmadı.

SON

Related Posts

Our Privacy policy

https://rb.goc5.com - © 2026 News