Gariban Sanılan Kadın – Trende Rezil Edildi – Omuzundaki Rütbeyi Görünce Kanı Dondu!

.

GÖLGELERİN ARDINDA: ASENA’NIN YOLCULUĞU

1. Bölüm: Trende Başlayan Fırtına

Doğu Ekspresi, Ankara’dan Kars’a uzanan o uzun hat üzerinde, kışın en sert günlerinden birinde ağır ağır ilerliyordu. Kar, Anadolu’nun bozkırlarını bembeyaz bir örtüyle kaplamış, trenin içi ise yolcuların sıcak nefesleriyle buğulanmıştı. Kompartımanlarda kimi insanlar uyukluyor, kimi kitap okuyor, kimileri ise camdan dışarıya, sonsuzmuş gibi görünen kar tarlasına bakıyordu.

Asena Güçlü, trenin birinci mevki kompartımanında, pencere kenarında oturuyordu. Üzerinde sade bir trençkot, altında ise eski bir askeri pantolon vardı. Yorgunluğu yüzünden okunuyordu. Gözleri uzaklara dalmış, geçmişin gölgeleriyle boğuşuyordu. Yanındaki koltuğa koyduğu küçük çantasında, sadece bir kaç parça eşya ve bir dosya vardı. Bu yolculuk, onun için bir kaçış değil, bir hesaplaşma yolculuğuydu.

Kompartımanın kapısı açıldı. İçeri, pahalı bir İtalyan takım elbise giymiş, bileğinde altın bir saat taşıyan, kırklı yaşlarında bir adam girdi. Yanında, üzerinde marka kıyafetler olan genç bir kadın vardı. Adam, Asena’nın yanındaki koltuğa göz ucuyla baktı, sonra kibirli bir sesle konuştu:

Gariban Sanılan Kadın - Trende Rezil Edildi - Omuzundaki Rütbeyi Görünce  Kanı Dondu! - YouTube

— Hanımefendi, bu kompartıman birinci mevki. Biletinizi yanlış almış olmayasınız?

Asena, cevap vermedi. Adam, kadının sessizliğini bir zafiyet olarak yorumladı:

— Altınızdaki pantolon da askeriye işi galiba. Emekli misiniz yoksa birilerine özenenlerden mi?

Kompartımandaki diğer yolcular, olan biteni izlemeye başlamıştı. Kimisi telefonunu çıkarıp kayda almak için fırsat kolluyordu. Asena, içindeki sabrı zorlayan bu seslere karşılık vermedi. Ancak adam ısrarcıydı:

— Devletin parasıyla birinci mevkide seyahat etmek de yeni moda. Vergilerimizle saltanat sürülüyor, değil mi?

Kadının yüzünde tek bir kas dahi oynamadı. Ancak o an, adamın yanında oturan genç kadın, Asena’nın çantasının kenarından sarkan küçük bir rozet gördü. Rozetin üzerinde, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin simgesi ve dört yıldız parlıyordu.

Genç kadın, fısıltıyla adamın kulağına eğildi:

— Baba, galiba bu kadın bir general…

Adam, bir an durakladı. Ardından Asena’nın trençkotunun düğmelerini çözdüğünü, altından kusursuz ütülenmiş bir askeri üniformanın çıktığını gördü. Omuzlarında dört yıldız, göğsünde “Orgeneral Asena Güçlü” yazılı isimlik. Kompartımanda bir anda ölüm sessizliği oldu.

Adamın yüzü bembeyaz kesildi. Kibirli bakışları, yerini utanç, korku ve şaşkınlığa bıraktı. Telefonunu kayda alan yolcular, cihazlarını indirdi. Asena ayağa kalktı, adamın gözlerinin içine baktı:

— Siz de askersiniz, değil mi? Albay Murat Gürkan.

Adam, titreyen bir sesle cevap verdi:

— Komutanım… Tanıyamadım… Özür dilerim.

Asena, sadece başını salladı. Adam, hayatında ilk defa gerçek anlamda küçük düşürüldüğünü hissetti. O an, sadece bir kadına değil, bir komutana, bir insana karşı ne kadar yüzeysel davrandığını fark etti.

2. Bölüm: Geçmişin Yükü

Trenin yolculuğu devam ederken, Asena pencereye döndü. Camdan dışarıya bakarken, zihni 20 yıl öncesine, Hakkari’deki bir çatışmaya gitti. O zamanlar genç bir binbaşıydı. Birlikte görev yaptığı, kibirli, genç bir teğmen vardı: Murat Gürkan. O gün, Asena’nın verdiği geri çekilme emrine karşı gelmiş, birliği pusunun içine sürüklemişti. Sonuç: Birçok genç asker şehit olmuştu. O günün acısı, Asena’nın hayatında hiç dinmeyen bir yara olarak kalmıştı.

Asena, orduda yükselirken cam tavanları değil, çelikten duvarları yıkmak zorunda kalmıştı. Kadın bir asker olarak, her terfi için iki kat fazla çalışmış, iki kat fazla mücadele etmişti. Ama o günkü kayıplar, onun omuzlarına, yıldızlarından daha ağır bir yük bırakmıştı.

Murat Gürkan ise, ailesinin etkisiyle olayın üstünü örtmüş, kariyerinde hızla yükselmişti. O günün gerçekleri, bir raporla, birkaç yalan tanık ifadesiyle tarihe gömülmüştü. Ama Asena, hiçbir zaman unutmadı.

3. Bölüm: Hesaplaşma

Tren Kars’a yaklaştığında, Asena bir karar verdi. Olayı yeniden açacaktı. Adalet, ne kadar gecikirse geciksin, yerini bulmalıydı. Kars’ta, komutanlar için düzenlenen bir toplantıya katılacaktı. Orada, Murat Gürkan da bulunacaktı.

İstasyonda, Asena’yı bir yaver karşıladı ve ona bir dosya zarfı verdi. Zarfın üzerinde, “Hakkari 1995 Olayı – Yeniden Soruşturma Komisyonu” yazıyordu. Asena, bu süreci başlatmak için yıllarca beklemişti.

Aynı anda, Murat Gürkan da bir zarf aldı. İçinde, 20 yıl önceki olayla ilgili yeniden ifade vermesi için çağrı vardı. Komisyon başkanı ise, Orgeneral Asena Güçlü’ydü.

4. Bölüm: Gerçeklerin Yüzleşmesi

Komisyonun toplandığı salonda, Murat Gürkan, Asena’nın karşısında oturdu. Salonda eski askerler, şehit aileleri ve genç subaylar vardı.

İlk olarak Murat Gürkan konuştu. Yıllardır ezberlediği yalanı tekrar etti: “O gün, karmaşa vardı. Ben kahramanca inisiyatif aldım, birlik büyük bir kayıptan kurtuldu.”

Ardından, olayın yaşandığı gün orada olan eski takım komutanı Kenan Aksoy tanık olarak çağrıldı. Kenan, gözleri dolu dolu, gerçekleri anlattı:

— O gün binbaşı Asena, geri çekilme emri verdi. Ama Murat Gürkan, komutanına itaatsizlik etti. Askerleri pusunun içine sürdü. Benim arkadaşlarım, kardeşlerim orada öldü. Fırat Yılmaz, Murat’ı kurtarmaya çalışırken şehit düştü.

Komisyonda, Asena’nın bulduğu eski telsiz kayıtları da dinletildi. Kayıtlarda Asena’nın geri çekilme emri açıkça duyuluyordu. Murat’ın ise, “Hücum!” diye emir verdiği, iletişimi bilerek kestiği ortaya çıktı.

Salonda sessizlik oldu. Murat’ın yüzü bembeyaz kesildi. Yıllardır sakladığı yalan, birkaç dakika içinde çürütülmüştü.

5. Bölüm: Affetmek ve Cezalandırmak

Komisyonun son tanığı, şehit asker Fırat Yılmaz’ın annesi Ayşe Hanım’dı. Elinde oğlunun son mektubu vardı. Gözyaşları içinde okudu:

— Komutanım Asena, bana bir anne gibi sahip çıktı. Onun yanında kendimi güvende hissediyorum. Ama yeni takım komutanımız Murat Gürkan’dan korkuyorum. Çok hırslı, tehlikeli işler yapıyor.

Ayşe Hanım, Murat Gürkan’ın önünde durdu. Ona tokat atmadı, hakaret etmedi. Sadece şunu söyledi:

Gariban Sanılan Kadın - Trende Rezil Edildi - Omuzundaki Rütbeyi Görünce  Kanı Dondu! - YouTube

— Oğlumun hayalini sen yok ettin. Ama bundan sonra, onun yerine başkalarının hayatını kurtaracaksın. Pişmanlıkla değil, eylemlerinle ödeyeceksin.

Komisyon, Murat Gürkan’a resmi bir ceza vermedi. Ama onun için en ağır ceza, gerçeklerle yüzleşmek ve hayatının geri kalanında bu yükü taşımaktı.

6. Bölüm: Yeni Hayatlar, Yeni Umutlar

Asena, komisyonun ardından Ayşe Hanım’ı şehitliğe götürdü. Fırat’ın mezarı başında asker selamı verdi, gözyaşlarını saklamadan ağladı. Ayşe Hanım, oğlunun mezarına bir çiçek bıraktı ve dedi ki:

— Oğlum, artık huzur içinde uyu. Gerçek ortaya çıktı.

Murat Gürkan ise, emekli oldu. Tüm mal varlığını satarak, şehit ailelerine yardım eden bir vakıf kurdu. Hayatının geri kalanını, başkalarının acılarını dindirmeye adadı. Yıllar boyunca, her şehitlikte, her askeri törende, Fırat’ın adını anarak, onun için dua etti.

Asena, orduda reformlara öncülük etti. Kadın askerlerin haklarını savundu, genç subaylara liderlik etti. Onun hikayesi, sadece bir intikam değil, adaletin, affetmenin ve değişimin hikayesiydi.

7. Bölüm: Sonsöz

Yıllar geçti. Asena, Ayşe Hanım ve Murat Gürkan, bir anma töreninde tekrar bir araya geldiler. Aralarındaki bağ, acıdan doğmuştu ama artık umut ve dayanışmayla örülmüştü.

Asena, genç bir subaya döndü ve dedi ki:

— Gerçekten güçlü olmak, hatalarla yüzleşmekten ve onları düzeltmekten geçer. Unutma, rütbe omuzda değil, yürekte taşınır.

Tren yolculuğunda başlayan küçük bir kibir, bir ömür boyu sürecek bir değişimin, bir toplumun vicdanında yankılanacak bir adaletin fitilini ateşlemişti.

Ve o fitil, sonsuza kadar yanmaya devam edecekti.

SON

Related Posts

Our Privacy policy

https://rb.goc5.com - © 2026 News