Gizli CEO mağazasına giriyor – ağlayan kasiyer buluyor ama sonra her şey daha da kötüleşiyor
.
.
Dürüstlüğün Mucizesi: Gizli CEO’nun Mağazasında Yaşananlar

I. Bölüm: Görünmeyen Gerçekler
Can Bozdoğan, Türkiye’nin en büyük süpermarket zincirinin CEO’su, bir sabah lüks ofisinde kahvesini içerken huzursuzdu. Onca yıl boyunca sıfırdan kurduğu Bereket Market, artık 15 milyar TL ciroya ulaşmıştı. Ancak Can, şirketinin gerçek yüzünü göremediğini hissediyordu. 15.000 çalışan, yüzlerce mağaza… Ama son yıllarda, gerçeklikten uzaklaşmıştı. Raporlar, tablolar, toplantılar… Her şey rakamlardan ibaretti. İnsanların ne yaşadığını bilmiyordu.
Bir sabah, farklı bir şey yapmaya karar verdi. Sıradan bir müşteri gibi giyinip İstanbul’un en sorunlu şubelerinden birine gidecek, mağazayı kendi gözleriyle görecekti. Kot pantolon, tişört, sade bir ceket… Kimse onu tanımayacaktı.
Esenler’deki mağazanın kapısından içeri girdiğinde, ilk dikkatini çeken şey raflardaki eksiklikler oldu. Yarım boş raflar, tozlu ürünler, kirli zeminler… Ama asıl sarsıcı olan kasaya geldiğinde yaşandı. 3 numaralı kasada, yaklaşık 25 yaşında genç bir kadın, Elif Yılmaz, gözleri yaşlı bir şekilde çalışıyordu. Kumral saçlı, yeşil gözlü Elif, ağlamasına rağmen müşterilere gülümsemeye çalışıyordu.
Can sıraya girdi, Elif’i izledi. Elif titreyen ellerle ürünleri geçirirken, gözyaşlarına rağmen nazik ve profesyoneldi. Sırası geldiğinde Can, “Hanımefendi, iyi misiniz?” diye sordu. Elif daha da ağlamaya başladı. “Affedersiniz efendim… Kızım hastanede, ilaçlarını bile alamıyorum.”
Can’ın kalbi sızladı. “Ne oldu?” diye sordu. Elif, müdürün kendisini duymadığından emin olmak için etrafına bakıp fısıldadı: “Kızım Zeynep, 4 yaşında. Hastanede yatıyor. Ateşi çok yüksek, ilaçlar çok pahalı. Maaşım ise henüz yatmadı.” Can şok oldu. Sözleşmelere göre kasiyerler en az 22 bin TL almalıydı. Elif ise ayda sadece 13 bin TL alıyordu.
II. Bölüm: Karanlıkta Kalanlar
Can, mağazadan çıktı. Öfkeden beyni zonkluyordu. Asistanını aradı, Esenler mağazasının tüm ödeme verilerini istedi. Veriler geldiğinde, mağaza müdürü Hakan Demir’in çalışanların maaşlarının yarısını zimmetine geçirdiğini, iki yılda 3 milyon TL’den fazla çaldığını gördü.
Can hemen müdahale etmedi. Önce sorunun ne kadar yaygın olduğunu anlamak istedi. Mağazaya geri döndü, rafların arkasından çalışanları gözlemledi. Meyve reyonundaki bir çocuk, “Maaşım iki haftadır gecikti,” dedi. Temizlikteki bir kadın ise, “Benimki üç haftadır,” diye yanıtladı. Şikayet edenleri Demir kovmakla tehdit ediyordu. Can her şeyi cep telefonuyla kaydediyordu.
Öğle arasında Elif’in hastaneye gittiğini gördü. Onu takip etti ve hastane yatağında küçük Zeynep’in ateşler içinde yattığını, Elif’in gözyaşlarıyla kızına sarıldığını izledi. Can bir karar verdi: Hakan Demir’i sadece işten atmayacak, Elif’in ve kızının hayatını sonsuza dek değiştirecekti.
III. Bölüm: Dönüm Noktası
Ertesi gün Can tekrar mağazaya gitti. Müdür aleyhine somut deliller toplamak istiyordu. Koridorlarda gizlenip çalışanların konuşmalarını dinledi. Herkes maaşlarının eksik yattığından şikayetçiydi. Elif işe geri döndüğünde, Can ona yaklaştı. “Kızınız nasıl?” diye sordu. Elif, “Daha kötüye gidiyor. Doktorlar ilaçlar olmadan…,” diyemeden ağlamaya başladı.
Can ona, “Eczaneye gidelim, ilaçları ben alacağım,” dedi. Elif inanamadı. “Neden benim için bunu yapasınız ki?” diye sordu. Can, “Ben de babayım. Bir evladın acı çekmesini görmek ne demek biliyorum,” dedi. Eczaneye gittiler, Can ilaçları ödedi. Elif teşekkür etti, “Hepsini size geri ödeyeceğim,” dedi. Can, “Bana bir borcunuz yok. Ama müdürünüzü ifşa etmeme yardım eder misiniz?” diye sordu.
Elif korktu. “Maaşlarımızı çaldığını biliyorum. Ama ona yardım ettiğimi öğrenirse beni kovar.” Can, “Bana güvenin. Her şey bittiğinde iş konusunda endişelenmenize gerek kalmayacak,” dedi.
Can ona bir plan açıkladı: Müdürün itiraf etmesini sağlamalıydı. Elif, Hakan Demir’in ofisine girdi. “Maaşlarımıza ne yaptığınızı biliyorum. Payımı istiyorum,” dedi. Hakan önce inkar etti, sonra öfkeyle “O parayı kendime alıyorum çünkü hak ediyorum. Burayı yönetmek cehennem,” dedi. Elif her şeyi kaydetti. Can ihtiyacı olan kanıtlara sahipti. Hakan, Elif’i kovdu. Elif ağlamaya başladı: “Hasta bir kızım var…” Hakan, “Bunlar benim sorunum değil. Eşyalarını topla ve git,” dedi.
Can daha fazla dayanamadı. Ofise girdi. “Benim adım Can Bozdoğan ve burası senin ofisin değil,” dedi. Hakan’ın yüzü bembeyaz kesildi. Can telefonunu gösterdi. “Her şeyi kaydettim. Senin itirafını, hırsızlıkları, her şeyi.” Hakan ağlamaya başladı. “Ekonomik sorunlarım vardı…” Can, “İşten kovuldun ve seni hırsızlık suçundan şikayet ediyorum. Polis birazdan gelecek,” dedi.
IV. Bölüm: Değişimin Başlangıcı
Hakan Demir polis tarafından götürüldü. Can mağazadaki tüm çalışanlara döndü: “Bugünden itibaren her şey değişecek. Hak ettiğiniz maaşları alacaksınız.” Çalışanlar alkışladı. Elif’e, “Kasiyer şefi olmanızı istiyorum. Maaş: aylık 44 bin TL,” dedi. Elif heyecandan bayıldı. Can ona bir sürpriz daha yaptı: “Kızınız Zeynep’in tüm sağlık masrafları şirket tarafından karşılanacak.”
Elif sevinçten ağladı. “Siz bir meleksiniz,” dedi. Can, “Hayır Elif, asıl melek sizsiniz. Mağazalarımda gerçekten neler olduğunu bana gösterdiniz,” dedi.
Sonraki günlerde Can, sorunun sadece o mağazayla sınırlı olmadığını fark etti. Diğer 15 yönetici de çalışanların maaşlarını çalıyordu. Hepsini işten çıkardı, şikayetçi oldu. Şirketin kontrol sistemini baştan aşağı değiştirdi. Kendi kendine, “Bir daha gerçeklerden bu kadar kopmayacağım,” diye söz verdi.
V. Bölüm: Yeni Hayat
3 ay sonra Esenler’deki mağazayı tekrar ziyaret etti. Raflar dolu, yerler tertemiz, çalışanlar gülümsüyordu. 3 numaralı kasada Elif, tüm mağazayı aydınlatan bir gülümsemeyle çalışıyordu. “Zeynep nasıldır?” diye sordu Can. “Harika. Tamamen iyileşti,” dedi Elif. Can ona hayatının en büyük teklifini yapmaya hazırlanıyordu.
6 ay sonra Elif’i İstanbul Levent’teki genel merkez ofisine çağırdı. Elif gergindi. “Yanlış bir şey mi yaptım?” dedi. Can, “Tam aksine her şeyi doğru yaptınız,” dedi. Elif’e bir klasör gösterdi. “Ortadoğu ve Güney Anadolu bölgelerinin tüm süpermarketlerinin müdürlüğünü teklif ediyorum. Ayda 175 bin TL maaş, şirket aracı, lojmanı, yıllık 3 milyon TL’ye kadar ikramiye…”
Elif şaşkınlıkla oturdu. “Yapamam. Bu çok fazla…” dedi. Can, “Beni dinleyin. Siz her şeyi değiştirmeme yardım edebilirsiniz. Tüm mağazalarımızı gezecek, çalışanlara iyi muamele görüp görmediğini denetleyecek, kimsenin bir daha hırsızlık yapmadığından emin olacaksınız,” dedi.
“Zeynep mümkün olan en iyi eğitimi alacak. Özel okul, üniversite, her şeyi şirket karşılayacak.” Elif ağladı. “Bir yıl önce çaresizdim. Kızım için ilaç bile alamıyordum. Şimdi Zeynep’e benim hiç sahip olamadığım her şeyi verebilirim.” Elif teklifi kabul etti.
VI. Bölüm: Şans ve Dürüstlük
İki yıl sonra Elif Yılmaz, Türkiye’nin en saygın yöneticilerinden biri olmuştu. Bereket Market zinciri, çalışanlara nasıl davranılması gerektiğinin örneği haline gelmişti. Adil maaşlar, sağlık sigortası, çalışan çocukları için şirket kreşleri… Zeynep özel bir okulda mutlu, sağlıklı bir çocuktu. Elif, şirketin tahsis ettiği bir BMW kullanıyor, bahçeli bir villada yaşıyordu. Ama nereden geldiğini asla unutmuyordu.
Her ay Esenler’deki mağazayı ziyaret ediyordu. Yönetici olarak değil, eski çalışma arkadaşlarının dostu olarak. Bir gün kasada yaşlı bir adamın kartı reddedildi. Elif, “Ben öderim amcacığım, merak etmeyin,” dedi. “Hepimizin yardıma ihtiyacı olabilir,” diyerek iki yıl önce Candan duyduğu sözleri tekrarladı.
Can uzaktan izledi ve gülümsedi. Elif, sadece harika bir yönetici değil, mütevazılık ve cömertlik değerlerini asla unutmamış bir insandı. O gece Elif eve döndü, Zeynep’e yatmadan önce bir hikaye okudu. “Anne, gerçekten bir zamanlar fakir miydik?” diye sordu Zeynep. “Evet tatlım.” “Peki nasıl zengin olduk?” Elif gözlerine bakarak, “Zengin olmadık Zeynep, şanslı olduk. Fark ne ki? Zenginlerin parası vardır, şanslıların ise ihtiyaç duyduklarında onlara yardım eden insanları.”
Zeynep gülümsedi ve uykuya daldı. Elif pencereden dışarı bakıp o öğleden sonrayı düşündü. Hasta kızı için umutsuzca kasada ağladığı o anı… Şimdi her şey değişmişti. Çünkü onda özel bir şeyi, dürüstlüğü gören bir insanla karşılaşmıştı. Ve keşfetmişti ki, dürüstlük sonunda her zaman mükafatlandırılır.
Son