İngiliz Komutan ‘Türkler Gece Operasyonu Bilmez’ Dedi! 🌙 4 Saat Sonra 18 Hedef Sessizce Vuruldu!
.
.
İngiliz Komutan ‘Türkler Gece Operasyonu Bilmez’ Dedi! 4 Saat Sonra 18 Hedef Sessizce Vuruldu!
Norveç’in kuzeyindeki soğuk ormanlarda, zifiri karanlıkta, İngiliz albay Richard Thorn gözlüğünü çıkardı ve arkasındaki subaylara döndü. Sesi biraz daha sertleşmişti. “Türkler gece operasyonlarını bizim seviyemizde yapamazlar,” dedi. Sözleri, tatbikat komuta merkezindeki telsizlerden yankılandı. Bu, Thorn’ın NATO’nun en prestijli özel harekât tatbikatı olan Kuzey Yıldırım Tatbikatı’nın 4. günüydü. O, 27 yıllık deneyimine güvenerek Türk özel kuvvetlerinin başarısız olacağını düşünüyor, çünkü gece operasyonlarında Batı’nın tartışmasız lider olduğunu biliyordu.
Albay, İngiliz Özel Kuvvetler Komutanı’nın yanında hafifçe gülümsediğini fark etti. “Türk ekibi hâlâ başlamadı bile,” dedi Thorn, tatbikatta henüz 7 hedefi etkisiz hale getirebilmiş İngiliz özel Hava Servisi’nin ekibini göz önüne alarak. “Gece operasyonları gerçekten çok farklı bir iş. Gündüz çok başarılılar ama bu gece… Burası başka bir oyun.”
NATO’nun en prestijli tatbikatının 4. gününde, İngilizler, Amerikalılar ve Almanlar, hedeflerini bir bir etkisiz hale getirirken, Türk ekibi hala harekete geçmemişti. Saat gece 11:00’e yaklaşıyordu ve operasyon penceresi açılmak üzereydi. Hedeflerin bulunduğu ormanda, ekranlarda yer alan 18 simüle edilmiş düşman hedefine dair hiçbir ilerleme yoktu. Her hedef gelişmiş sensörler, termal gizleme sistemleri ve karşı gözetleme ekipmanlarıyla korunuyordu. Bu, sadece bir tatbikat değildi, aynı zamanda prestij meselesiydi. Herhangi bir hata, bir yanlışlık, otomatik olarak başarısızlık demekti.

Türk ekibi ise tatbikat alanının güney ucundaki hazırlık bölgesinde bekliyordu. Türk Deniz Kuvvetleri’nin seçkin SAT komandoları, özel olarak eğitilmiş 12 kişilik bir timdi. Komutanları Yüzbaşı Murat Kaya, ekibine son talimatlarını veriyordu. Murat Kaya’nın sesi sakindi ama her kelimesi netti, “18 hedef var. 4 saatimiz var. Sessizlik zorunlu. Hedeflere yaklaşırken alarm vermek, herhangi bir ses çıkarmak başarısızlık anlamına gelir. Her şey çok dikkatli yapılmalı.” Ekip üyeleri başlarıyla onayladılar. Gelişmiş gece görüş sistemleri, susturuculu silahlar ve termal maskeleme ekipmanları vardı. Ama asıl silahları yıllardır geliştirdikleri sessiz hareket teknikleriydi.
Türk özel harekât biriminin gece operasyonları konusundaki bilgi ve deneyimleri, NATO içinde çok az kişi tarafından bilinen sırlar arasında yer alıyordu. Batılı ekipler gece operasyonlarında teknolojiye güveniyor, gelişmiş gece görüş sistemleri, insansız hava araçları (İHA) desteği ve gerçek zamanlı istihbarat kullanıyordu. Ancak Türkler, geceyi doğal bir kalkan olarak kullanarak, teknolojiye bağımlı olmadan, insanın doğasına en uygun şekilde hareket etmeyi tercih ediyorlardı.
Yüzbaşı Kaya’nın ekibi tatbikata başlamadan önce, 3 yıl boyunca çok özel bir eğitim programından geçmişti. Bu eğitim, Türk Deniz Kuvvetlerinin Foça’daki eğitim merkezinde yapılan “Karanlık Ustalık” programını kapsıyordu. Bu program, altı aşamadan oluşuyordu: karanlık odalarda uzun süre kalma, gece görüş ekipmanları olmadan doğal ay ışığı ile navigasyon yapma, ses disiplini, termal gizleme teknikleri ve senkronize infiltrasyon gibi zorlu aşamalardan geçerek, her operatör 1200 saatlik gece eğitimi almıştı.
Saat gece 11:30’daydı. Yüzbaşı Kaya ekibine son talimatları verdikten sonra telsizle komuta merkezine tek bir kelime söyledi: “Başla.” O an, 12 karanlık siluet saniyeler içinde ormana karıştı. Kontrol merkezindeki ekranlar, Türk ekibinin GPS sinyallerini takip ediyordu, ancak termal görüntüler neredeyse görünmezdi. Ekranlardaki İngiliz gözlemciler, “Termal imzaları çok zayıf,” dedi. Thorn, “Muhtemelen çok yavaş hareket ediyorlar,” diye düşündü ama yanılıyordu. Türk ekibi çok yavaş hareket etmiyordu, sadece farklı hareket ediyorlardı.
Türk SAT komandolarının gece operasyon doktrini, Batı’dakilerden temelden farklıydı. Türkler, her adımda sensörleri, gözleri ve vücutlarını doğal çevre ile senkronize ederek hareket ediyorlardı. Her hareket bir ritim halindeydi, her adım önceden hesaplanmıştı. Aşırı yavaş değillerdi ama öngörülemez bir ritimde ilerliyorlardı. Türk ekibi, gölge hareketi adı verilen bir teknik kullanıyordu. İnsan gözünün ve sensörlerin algılama eşiklerini hesaplayarak, tam algı sınırında hareket ediyorlardı. Her şey doğa ile uyumlu, her şey sessizdi.
İlk hedef, ormanın derinliklerinde bir kaya formasyonunun arkasına gizlenmişti. Sensörleri yaklaşan herhangi bir hareketi tespit edecek şekilde kalibre edilmişti. Batılı ekipler bu hedefe ulaşmak için saatler harcamış, çoğu zaman alarm tetiklemişti. Ancak Türk ekibi, sadece 40 dakika içinde hedefin 30 metre gerisine ulaştı ve hiçbir alarm vermedi. Her hareketleri tam zamanında, sessizdi. İlk simüle atış yapıldı, hedef etkisiz hale getirildi. Kontrol merkezindeki ekranlar değişti. İlk hedef temizdi.
İngiliz subayları şaşkındı. Hedeflerin hızla ve sessizce etkisiz hale getirilmesi karşısında, şaşkınlıkları giderek arttı. Türk ekibinin 18 hedefi başarıyla yok etmesi için geçen süre ise yalnızca 3 saat 17 dakika olmuştu. İngiliz albayı Thorn, bu başarının ardından, gözleri ekrandan bir an bile ayırmadan “Türkler, gece operasyonlarını gerçekten başardılar” dedi. O an, geceyi sadece teknolojiyle değil, zihinle de nasıl domine ettiklerini gördü.
Tatbikatın sonunda, Türk ekibinin başarısı tüm NATO komuta heyeti tarafından takdir edilmiştir. Norveçli General Eric Haugen, Türk ekibini “Son 10 yılın en başarılı gece operasyonu” olarak tanımladı. Ardından, batılı özel kuvvetler de Türklerin eğitim metotlarına ilgi göstermeye başladı. NATO’nun gece harekât el kitabı yeniden revize edilerek, Türk SAT komandolarının teknikleri bu alanda yeni bir standart haline geldi.
Bir yıl sonra, gerçek bir operasyon gerçekleşti. 2023 sonbaharında, Orta Doğu’da bir terör örgütünün 14 üst düzey komutanı, sınırda gizli bir toplantı yapıyordu. Türk ekibi, bu operasyonda da aynı başarıyı göstererek, 18 hedefi 4 saatlik bir pencerede, tamamen sessiz ve iz bırakmadan etkisiz hale getirdi. Hem teknolojiyi, hem de zihniyetin gücünü kullanarak.