İzmir, 1983: 9 yaşındaki Zeynep Arslan’ı amcası aldı —13 yıl sonra aileyi sarsan gerçek ortaya çıktı
.
.
Zeynep’in Hikayesi
1983 yılında, İzmir’in soğuk bir kış gecesinde, 9 yaşındaki Zeynep Arslan, amcası Cengiz’in kapısını çaldı. Elinde sadece sarı bir naylon poşet ve tek gözü eksik bir oyuncak ayı vardı. O an, hayatının değişeceğinden habersizdi. Cengiz, Zeynep’i evine almıştı ama evin içinde saklanan karanlık bir sır vardı. Zeynep, o sırra dair hiçbir şey bilmeden, 13 yıl boyunca o evde yaşamaya devam etti.
Zeynep, evin içinde duyduğu fısıltılar, duvarların arkasından gelen ağlama sesleri ve amcasının her gece aynı takıntıyla kontrol ettiği kilitler hakkında merak içindeydi. Her şeyin normal olduğunu düşünmeye çalıştı ama içindeki boşluk hissi, ona farklı bir şeylerin olduğunu hissettiriyordu. Geceleri, uykuya dalmadan önce, o gri kapının ardında ne olduğunu düşünmeden edemiyordu. Cengiz, o kapının asla açılmaması gerektiğini ona sıkı sıkıya tembih etmişti.
Bir gece, yangın çıktığında her şey değişti. İtfaiyeciler, yangını söndürmek için eve girdiğinde, o yasaklı kapıyı kırdılar. İçeriden çıkan tek bir fotoğraf, Zeynep’i geçmişiyle yüzleştirdi. Yüzü şiddetle çizilmiş, yırtılmış bir fotoğraf, Zeynep’in kalbinde derin yaralar açtı. O an, Zeynep’in annesinin kim olduğunu ve o korkunç gecede neler olduğunu öğrenme zamanı gelmişti.

Zeynep, amcasının neden kendini bu şekilde işkence ettiğini anlamaya çalışıyordu. Cengiz, o gece olanları anlatmak istemedi ama Zeynep, merakının peşinden gitmekten vazgeçmedi. Kendi geçmişini öğrenmek için elinden gelen her şeyi yapmalıydı. Zeynep, Cengiz’in ona sunduğu hayatın gerçekte ne kadar sahte olduğunu anlamaya başladı.
Zeynep, okula başladığında, diğer çocukların kendisinden uzak durduğunu hissetti. Okulda, sessiz bir kız olarak tanınmaya başladı. Arkadaş edinmekte zorlanıyordu. Cengiz’in evinde yaşadığı korkular, Zeynep’in sosyal hayatını da olumsuz etkiliyordu. Okulda, sevgi öğretmeni ona özel ilgi göstermeye başladı ama Zeynep, öğretmeninin endişelerini hissetmesine rağmen, gerçekleri paylaşmaktan korkuyordu.
Bir gün, Zeynep’in okulda yaşadığı olayı, sevgi öğretmeni fark etti. Zeynep’in evdeki durumunu merak eden öğretmeni, ona yardım etmek istiyordu ama Zeynep, onunla konuşmaktan çekiniyordu. Zeynep, Cengiz’in ona ne kadar sıkı kurallar koyduğunu ve bu kuralların nedenini düşündükçe, içinde büyüyen rahatsızlık hissi artıyordu.
Zeynep, evdeki kuralların normal olmadığını biliyordu. Cengiz’in her gece kapıları kontrol etmesi, ona bir şeylerin yanlış gittiğini hissettiriyordu. Gece yarısı, Zeynep’in uyanık kaldığı bir gece, rüzgarın sesiyle birlikte, o korkunç ağlama sesini tekrar duydu. Bu sefer, sesi daha net bir şekilde duyuyordu. O an, Zeynep, o sesi takip etmeye karar verdi.
Gecenin karanlığında, o gri kapıya doğru yürüdü. Kapının altından sızan hafif ışık, Zeynep’in kalbini hızlandırdı. Korkuyordu ama merak daha güçlüydü. Kapıyı açmak için elini uzattığında, kapının kilidinin açık olduğunu fark etti. Zeynep, kapıyı yavaşça açtı ve içeri girdi. O odanın karanlığı, ona annesinin kaybolduğu anı hatırlattı.
Odanın içinde, annesine ait fotoğraflar vardı. Zeynep, fotoğrafları inceledikçe, annesinin gülümseyen yüzü ona tanıdık geliyordu. Ama bir şey daha vardı; annesinin yüzü, o korkunç anı hatırlatıyordu. Zeynep, o an geçmişiyle yüzleşti. Annesinin ölümüne tanık olmuştu ve Cengiz, onu korumak için her şeyi yapmıştı.
Zeynep, o gece annesinin sesini duydu. “Kurtar beni.” diye fısıldıyordu. O an, Zeynep’in içindeki tüm korkular yerle bir oldu. Kendi geçmişiyle yüzleşmek zorundaydı. Cengiz’in ona sunduğu hayatın gerçek yüzünü öğrenmek için cesaret buldu. Zeynep, Cengiz ile yüzleşmeye karar verdi.
Zeynep, Cengiz’in yanına döndüğünde, ona her şeyi sormaya başladı. Cengiz, Zeynep’in gözlerinde gördüğü korkuyu ve öfkeyi hissetti. Zeynep, Cengiz’e annesinin ölümünü nasıl sakladığını, neden ona yalan söylediğini sordu. Cengiz, gözyaşları içinde gerçeği anlatmaya başladı. Annesinin öldüğünü, onu kurtaramadığını ve her zaman Zeynep’i korumak için savaştığını itiraf etti.
Zeynep, Cengiz’in pişmanlığını gördü. O an, Cengiz’in aslında bir canavar olmadığını, sadece korkan bir insan olduğunu anladı. Cengiz, Zeynep’i korumak için her şeyi feda etmişti ama Zeynep, onun bu fedakarlığını anlamakta zorlanıyordu. Cengiz, Zeynep’in mutlu olması için kendi acısını saklamıştı.
Zeynep, Cengiz’e sarıldı. O an, geçmişin yükü hafifledi. İkisi de birbirlerinin acısını paylaştılar. Zeynep, Cengiz’in ona sunduğu hayatın gerçek olduğunu anladı. Artık geçmişin zincirlerinden kurtulmuşlardı. Affetmek, Zeynep için bir yoldu. Cengiz’in ona sunduğu hayatı kabul etti ve geçmişin acısını geride bıraktı.
Zeynep, hayatına devam etmeye karar verdi. Cengiz, ona destek oldu. İkisi de birlikte yeni bir başlangıç yapmaya hazırdılar. Zeynep, üniversiteye gitmeye karar verdi. Psikoloji okumak istiyordu çünkü diğer kayıp çocuklara yardım etmek istiyordu. Cengiz, Zeynep’in yanında durdu ve ona destek oldu.
Zeynep, geçmişin acısını geride bırakmak için mücadele etti. Cengiz, Zeynep’in hayatındaki en büyük destekçisi oldu. İkisi de birlikte, geçmişin yükünden kurtulmak için savaştılar. Zeynep, annesinin anısını yaşatmak için her zaman elinden geleni yaptı. Cengiz, Zeynep’in annesinin hatırasını korumak için her zaman yanında oldu.
Zeynep, sonunda annesinin mezarını ziyaret etti. Cengiz ile birlikte, annesinin anısını yaşatmak için oradaydılar. Zeynep, annesine olan sevgisini dile getirdi. Cengiz, Zeynep’in annesinin anısını onurlandırmak için her zaman yanında olacağını söyledi. Zeynep, annesinin hatırasını yaşatmaya kararlıydı.
Zeynep ve Cengiz, birlikte yeni bir hayata adım attılar. Geçmişin yükünden kurtulmuşlardı ve artık geleceğe umutla bakıyorlardı. Zeynep, annesinin sevgi dolu anılarını yaşatmaya kararlıydı ve Cengiz, ona her zaman destek olacaktı. Bu hikaye, Zeynep’in ve Cengiz’in sevgi dolu bir geleceğe doğru yürüdüklerinin hikayesiydi.