Kaptan başıma su şişesi boşalttı — fakat amiral odasında beni görünce bir kelime bile edemedi

Kaptan başıma su şişesi boşalttı — fakat amiral odasında beni görünce bir kelime bile edemedi

.
.

I. Çocukluk ve Hayaller

Adana’nın dar sokaklarında, sıcak yaz günlerinde gökyüzüne bakarak büyüdüm. Babam kamyon tamircisi, annem tekstil işçisi. Mahallemdeki kadınlar sabahları pazara gider, akşamları çocuklarına yemek hazırlar, hayatları ev ile iş arasında sıkışıp kalırdı. Ben ise hep daha fazlasını istedim. Uçaklar, helikopterler, askeri konvoylar gökyüzünden geçerken, içimde bir şeyler kıpırdanırdı. Hayalim, bir gün o gökyüzünde izlenen değil, izleyen olmaktı.

Askeri akademi sınavına gireceğimi açıkladığımda, annem üç gün ağladı. Babam ise aylarca benimle konuşmadı. “Hiçbir kadın bu yolu seçmemeli,” dedi. “Kırılırsın, pişman olursun, geri dönersin.” Ama ben dönmedim. Sınavı geçtim, Ankara’daki akademiye girdim. Beş yıl boyunca her küçümseyici bakışa, her acı yoruma, her zorlu teste direndim.

II. Akademide Direniş

Akademide ilk günümde, üniformamı giyip sıraya girdiğimde, etrafımdaki erkeklerin gözlerinde merak, tiksinti ve şüphe gördüm. Lojistik ve operasyonlar subayı olarak mezun oldum. Kayseri hava üssüne atandım. Orada, dağların eteğinde, kurak ovaların ortasında, kışın cildi kesen rüzgarlarla çevrili bir ortamda, kendimi kanıtlamak için yeni bir mücadele başladı.

Kaptan başıma su şişesi boşalttı — fakat amiral odasında beni görünce bir  kelime bile edemedi

İşim teknikti, disiplin gerektiriyordu. Ama kusursuz olmak saygı görmek anlamına gelmiyordu. Sessiz bir dirençle karşılaştım. Masamdan kaybolan raporlar, sorgulanan emirler, çağrılmadığım toplantılar… Tüm bunların merkezinde Yüzbaşı Yılmaz vardı. Kadınların silahlı kuvvetlerde olmasına, karar verici pozisyonlarda bulunmasına inanmıyordu. Her gün bana orada olmayı hak etmediğimi hatırlatıyordu.

III. Kayseri’de Aşağılama ve Karar

Bir gün, eğitim avlusunda diz çökmüş haldeyken başımdan aşağı buz gibi su döktü. Üniformam sırılsıklam oldu. Diğer askerler sessizce izledi. O an, aşağılanmanın sınırları aşıldığını, artık dayanıklılığımın değil, onurumun hedefte olduğunu anladım. O gün bir karar verdim. Sadece hayatta kalmayacak, hepsine düşündüklerinden daha fazlası olduğumu gösterecektim. Duygusal değil, stratejik ve geri dönüşü olmayan bir şekilde.

Denetim yaklaşırken, Kayseri üssündeki tüm süreçleri kusursuzca düzenledim. Eski kayıtlardaki tutarsızlıkları, usulsüzlükleri görünür kıldım. Denetim ekibi geldiğinde, her şey hazırdı. Albay, malzeme kayıtlarındaki usulsüzlükleri, sorumlulukların açıklığa kavuşturulması gerektiğini söyledi. Yüzbaşı Yılmaz savunmaya çalıştı ama tuzağa düşmüştü.

IV. Ankara’ya Transfer ve Yeni Bir Başlangıç

İki hafta sonra Ankara’ya geçici transfer emri aldım. Genel komutanlıkta, üç amiralle karşılaştım. Belgeleri incelediler, Kayseri’deki deneyimim hakkında sorular sordular. Dirençle nasıl başa çıktığımı, işimin kalitesini nasıl koruduğumu sordular. Objektif cevaplar verdim. Amiral Demir, “Silahlı kuvvetlerin geliştirmesi gereken tutum budur,” dedi. Ankara’da, ülkedeki tüm üsler için lojistik ve operasyonel süreçlerin yeniden formülasyonunda çalışacağım bir pozisyon teklif edildi.

Bu, ani bir rütbe terfii değildi ama sorumluluk ve görünürlükte büyük bir adımdı. Artık direniş, aleni aşağılamalarda değil, politik engellemelerde ve stratejik kararlarda yaşanacaktı.

V. Liderlik Programı ve Kabul Mücadelesi

Nisan sonunda liderlik geliştirme programı başladı. Kara, deniz ve hava kuvvetlerinden seçilen 22 subaydan üçü kadındı, en genç ise bendim. İlk günlerde düşük profil tuttum. Katkıda bulundum, öneriler sundum, ama çoğu zaman görmezden gelindim. Simülasyonlarda teknik olarak sağlam önerilerim küçümsendi, ama sonuçlar haklı olduğumu gösterdi.

Bir katılımcı, Erdem adında bir kaptan, analizlerimi takdir etti. Onunla stratejik lojistik teorileri üzerine tartışmalar yaptık. Programın sadece teknik yetkinlikleri öğrenmekle ilgili olmadığını, ağ kurmak ve karmaşık kurumsal yapıda konumlanmakla ilgili olduğunu anladım.

VI. Gaziantep’te Saha Egzersizi ve Operasyonel Zafer

Haziran’da Gaziantep’te bir operasyonel üsse gönderildik. 30 askeri barındıran ileri bir karakolun lojistiğini koordine ettim. Malzemelerin düzenli ulaşmasını, ekipmanın korunmasını, acil durumların hızla karşılanmasını sağladım. Askerler bana güvenmeye başladı. Eğitmenler, operasyonel mükemmelliğimi övdü. Bu, ilk kamusal övgümdü.

Ama gerçek test, yıl sonunda stratejik liderlik pozisyonları için nihai değerlendirme olacaktı. Orta ölçekli üslerde lojistik süreç optimizasyonu üzerine bir proje geliştirdim. Gerçek zamanlı izleme, otomatik yenileme siparişleri ve entegre envanter sistemi önerdim. Proje onaylandı ve Kayseri’de pilot olarak uygulandı.

VII. Kayseri’ye Dönüş: Zaferin Sessizliği

Eylül başında Kayseri’ye döndüm. Yüzbaşı Yılmaz artık orada değildi. Yeni komutan adil ve destekleyiciydi. Sistemin kurulumu altı hafta sürdü. Sonuçlar raporlarda görünmeye başladı. Ekim sonunda sistem tamamen operasyoneldi. Yarbay Ahmet, çalışmamı alenen övdü. Eski askerler beni saygıyla selamladı. Bir çavuş, su olayına tanık olduğu için pişman olduğunu söyledi. Teşekkür ettim ama artık geçerliliğimi başkalarının onayından değil, sonuçlardan alıyordum.

VIII. Ankara’da Stratejik Reformlar ve Büyük Fırsat

Kasım başında Amiral Demir, Kara Kuvvetleri generali ve Deniz Kuvvetleri koramiraliyle toplantıya çağırdı. Silahlı kuvvetlerin entegre operasyonlar doktrini için özel bir ekip kuruyorlardı ve ben de bu ekibe davet edildim. Bu, sadece terfi değil, ülke çapında binlerce askeri etkileyecek sistemler üzerinde etki sahibi olma fırsatıydı.

Aralıkta liderlik programı törenle sona erdi. Annem törene geldi, babam gelmedi ama gurur duyduğunu iletti. Törende adım stratejik liderlik pozisyonuna tavsiye edilenler arasında açıklandı. Kabulde, Amiral Demir beni üç amiral ile özel bir odaya çağırdı. Beklenenden önce binbaşı olacağımı ve dönüşüm ekibinin yardımcı koordinatörü olarak atanacağımı söylediler.

IX. Yüzbaşı Yılmaz ile Son Karşılaşma

Ocak ayında genel komutanlıkta stratejik planlama toplantısına katıldım. Odaya Yüzbaşı Yılmaz girdi. Artık idari bir pozisyondaydı, soruşturuluyordu. Sunumumu yaptım, reformları anlattım. Yılmaz, eski raporlardaki tutarsızlıkları açıklamaya çalıştı. Amiraller, en iyi raporun benim tarafımdan hazırlandığını söyledi. Yılmaz bana baktı, ama gözlerini kaçırdı ve hızla odadan çıktı. O anda, aşağılanmanın beni yok etmediğini, güçlendirdiğini anladı.

X. Reformların Yayılması ve Yeni Bir Dönem

Sonraki aylarda reformların uygulanmasına odaklandım. Farklı üslere seyahat ettim, ekipleri koordine ettim, eğitimleri denetledim. Değişiklikler yavaş ama sağlam şekilde gerçekleşti. Her optimize edilen süreç, her eğitimli ekip işin değdiğinin kanıtıydı.

Artık kişisel geçerlilik aramıyordum. Amacım, silahlı kuvvetlere giren bir sonraki kadının yaşadıklarımı yaşamak zorunda kalmayacağı bir gelecek inşa etmekti. Yetkinliğin cinsiyetten bağımsız olarak tanınacağı, saygının önyargılara değil sonuçlara dayalı olacağı bir yer.

XI. Epilog: Küllerden Yükselmek

Bugün geriye dönüp baktığımda, Kayseri’de başıma su dökülen o günün yörüngemi tanımlayan an olduğunu görüyorum. Beni yok ettiği için değil, tam olarak neye dayanabildiğimi bana gösterdiği için. Ama en önemlisi, dayanmanın yeterli olmadığını, değişim için yakıta dönüştürmem gerektiğini öğretti.

Benim adım Masal. 28 yaşındayım. Türk Silahlı Kuvvetleri binbaşısıyım ve ülkenin tüm askeri sistemini etkileyen yapısal reformları koordine eden genel komutanlıkta çalışıyorum. Askeri geleneği olmayan bir aileden, küçümsendiğim, güvenilmediğim bir ortamdan geldim. Ama buradayım ve zorluklara rağmen değil, onlar sayesinde buradayım.

Her engel bana bir şey öğretti. Her aşağılanma beni güçlendirdi. Ve şimdi bu gücü, kişisel geçerlilik için değil, bir sonraki kadının işinde değerlendirileceği, yetkinliğiyle saygı göreceği ve sonuçlarıyla tanınacağı bir gelecek inşa etmek için kullanıyorum.

Bu benim amacım ve devam etme gücüm olduğu sürece bunun için çalışmaya devam edeceğim.

SON

Related Posts

Our Privacy policy

https://rb.goc5.com - © 2026 News