Direncin Gücü – Masal’ın Hikayesi
Masal, soğuk bir sabahın erken saatlerinde, Kayseri Hava Üssü’nün eğitim avlusunda diz çökerek başından aşağı dökülen buz gibi suyu hissetti. Üniforması sırılsıklam olmuştu, su boynundan ve sırtından aşağı süzüldü. Yüzbaşı Yılmaz, şişenin tamamını başına boşaltırken, suyun acımasızca vücudunda hissettirdiği soğuk, Masal’ı bir kez daha test etmeye hazırlanıyordu. Yılmaz, suyu dökerken Masal’a bir yandan da gözleriyle ‘zayıflık göstermenizi bekliyorum’ der gibiydi. Ancak Masal, hiç bir şey göstermedi. Soğuk su, eğitim salınımındaki terle ve toprakla birleşerek vücudunu yakarken, o sadece dimdik durmayı başardı.
Etrafındaki askerler, onun bu halini sessizce gözlüyorlardı. Kimse doğrudan bakmaya cesaret edemiyordu ama gözlerinden, tavırlarından, havadaki gerilimden ne düşündüklerini hissediyordu. Yüzbaşı Yılmaz, şişeyi yere fırlatıp arkasını dönerek gitti. Geriye sadece betonun üzerinde yankılanan çizmelerinin sesi kaldı.

Masal orada, su damlaları vücudunda damlarken bir karar verdi. Bu ortamda sadece hayatta kalmakla yetinmeyecekti. Onlara, herhangi birinin hayal edemeyeceği kadar güçlü olduğunu gösterecekti. Çalışma istasyonuna gittiğinde, gözlerinde azim vardı. Hiçbir şey olmamış gibi dosyalarını düzenleyip envanterleri kontrol etmeye başladı.
Masal’ın adı, Kayseri Hava Üssü’nde sadece birkaç kişiye biliniyordu ama o, her gün kendini kanıtlamak zorunda kalıyordu. Onun gibi bir kadının silahlı kuvvetlerde var olabileceği fikri hala bazıları için yabancıydı. Adana’nın sıcak yazlarında büyüyen Masal, kadınların kendi yolunu çizebilmesi gerektiğine inanıyordu. Ancak ailesi ve çevresi ona farklı bir hayat dayatmıştı. Babası kamyon tamircisiydi, annesi ise tekstil fabrikasında çalışıyordu. Masal, tek çocuktu ve küçükken hep evde kalması, bir kocaya ve çocuklara bakması gerektiği söylenmişti. Ama o, her zaman daha fazlasını hayal etmişti. Uçakları, helikopterleri, askeri operasyonları hayal etmişti.
Bir gün, askeri akademi sınavına gireceğini açıkladığında ailesi buna şiddetle karşı çıkmıştı. Annesi üç gün boyunca ağlamış, babası ise ona bir daha hiç konuşmamıştı. Hayatını mahvettiğini, askerlik gibi zor bir yolun onu yalnızca kırılmaya ve aşağılanmaya götüreceğini söylemişlerdi. Ama Masal asla vazgeçmedi. Sınavı geçti, Ankara’daki askeri akademiye girdi ve beş yıl boyunca tüm engellere, küçümsemelere, eleştirilere karşı koyarak eğitimini tamamladı.
Kayseri Hava Üssü’ne atandığında, burası Masal için sadece bir askeri üs değil, aynı zamanda hayatta kalma mücadelesinin de başladığı yerdi. Burada, silahlı kuvvetlerin en sert ve geleneksel yönleriyle yüzleşmeye başlamıştı. Yüzbaşı Yılmaz gibi subaylar, kadınların orada olmalarını her zaman küçümsemişlerdi. Lojistik ve operasyon subayı olarak görev yaparken, Masal ne olursa olsun her gün mükemmel olmaya çalıştı. Ama kusursuz olmak, saygı görmek demek değildi.
Kayseri Üssünde Zorluklar ve Direnişin Gücü – Devam
Masal, Kayseri Hava Üssü’ne atandıktan sonra ilk haftalarda, kadın bir subayın varlığına alışmakta zorlanan birçok askeri personel ile karşılaştı. İlk zamanlar, özellikle Yüzbaşı Yılmaz’ın yaptığı gibi, küçük ama etkili engellerle karşılaştı. Her gün, daha fazla çalışarak ve daha fazla mücadele ederek, herkesin önünde durup hakkını savunmak zorunda kaldı.
Yüzbaşı Yılmaz, ona karşı küçük bir kıskançlık ve düşmanlık besliyordu. Masal’ın başarısını küçümsemek için her fırsatı değerlendiriyor, raporlarını bile sorguluyor, verdiği emirleri sürekli olarak yavaşlatmaya çalışıyordu. Bir gün, eğitim alanındaki raporları gözden geçirirken, Masal’ın raporlarının eksik olduğunu iddia etti. Aslında her şey mükemmel bir şekilde düzenlenmişti, ama Yılmaz, onun raporlarına takılacak bir şeyler bulmaya kararlıydı. Masal, Yılmaz’ın bakışlarını hissettiği anlarda, her zaman durdu, derin bir nefes aldı ve bütün dikkatini işe odakladı. Her engeli bir fırsata dönüştürmeye çalıştı, çünkü bunun ötesinde başka bir yol yoktu.
Bir gün, Kayseri üssünde rutin bir denetim sırasında, Yüzbaşı Yılmaz, Masal’ın başına yine bir sınav koymaya karar verdi. Yüzbaşı, Masal’a 30 kiloluk mühimmat kutusunu, kavurucu güneş altında 2 kilometre boyunca taşımayı emretti. Diğer erkek askerler, yüklerini bölüşerek taşırken, Masal yalnız başına bu zorlu görevi yerine getirmek zorunda kaldı. Yavaşlamadı, durmadı. Sadece görevine odaklandı. Bir diğer eğitim sırasında ise, Masal, yanlış yazım hataları bulduğu bir raporu gözden geçirmesi için çağrıldı. Yüzbaşı Yılmaz, Masal’ın raporlarında yaptığı tek bir küçük yazım hatasından dolayı onu cezalandırmaya çalıştı. Masal, bu durumla da başa çıkmayı başardı, çünkü vazgeçmek asla bir seçenek değildi.
Yüzbaşı Yılmaz’ın tavırları, Masal’ın onurunu sürekli olarak test etse de, her zaman sabırla karşılık verdi. Tüm bu zorluklar, onun daha güçlü olmasına ve her gün sabırla daha fazla çalışmasına neden oldu. Masal, hiçbir zaman ağlamadı, hiçbir zaman şikayet etmedi. Gücünü, disiplinini ve içindeki kararlılığı, Yılmaz’ın ona yaptığı her haksızlıkla daha da pekiştirdi.
Ancak bir gün, Yüzbaşı Yılmaz’ın sınavı, bir adım daha ileri gitmek zorunda kaldı. Masal, o sabah eğitim alanında diz çökerek beklerken, Yılmaz, başından aşağı buz gibi su döktü. Bu, onu hem fiziksel hem de psikolojik olarak test etmenin ötesine geçen bir hareketti. Yılmaz, şişeyi Masal’ın kafasına boşaltırken, onu küçümsemenin, onun direncini kırmanın bir yolunu arıyordu. Masal, dizlerinin üzerinde ıslak şekilde dururken, etrafındaki diğer askerlerin bakışlarını hissetti. Kimse doğrudan bakmaya cesaret edemiyordu, ama gözlerindeki gerilimi hissediyordu.
Masal, orada diz çökerek, bir karar verdi. Ne olursa olsun, ona dayatılan bu aşağılanmayı kabul etmeyecekti. Yavaşça ayağa kalktı. Su hala üniformasından damlıyordu, ama o, hiçbir şeyin onu durdurmasına izin vermeyecekti. Diğer askerler, korku veya rahatsızlıkla ona bakıyorlardı, ama Masal, her şeyin ötesinde bir amaçla hareket etti. Hızla soyunma odasına gitti, ıslak üniformasını çıkardı, duş aldı, temiz bir üniforma giydi ve her şey olmuş gibi çalışma istasyonuna döndü. Kimse ona bir şey sormadı, kimse nasıl olduğunu merak etmedi. O yalnızdı ama bu yalnızlık, ona güç veriyordu.
Masal, Kayseri’deki ilk günlerinden itibaren bir amaca hizmet ediyordu. Askeri eğitimdeki becerileri, lojistikteki derin bilgisi ve disiplinli çalışması onu, her zaman zorlu görevler için en yetkin subaylardan biri haline getirmişti. Ancak onurlu bir asker olarak saygı görmek, zaman zaman toplumun ve orduyu yöneten kişilerin engelleriyle yüzleşmek anlamına geliyordu. O, her zaman hazır ve dikkatli olmaya devam etti. Hedefi sadece kendini kanıtlamak değil, tüm bu yaşadığı süreçlerin ardından gelecek olan kadınlar için bir yol açmaktı.