“Kendi evinin BODRUMUNDA 18 YIL! Kocası karısını ESİR tuttu… Komşular şüphelenmedi!”

“Kendi evinin BODRUMUNDA 18 YIL! Kocası karısını ESİR tuttu… Komşular şüphelenmedi!”

.
.

Bodrumdaki Hayat: 18 Yıllık Esaret

Kasım ayının ortasında, Sorocaba’nın sessiz bir mahallesinde, güneş yavaşça batarken, komşular evlerine çekilmişti. Herkes için sıradan bir akşamdı. Ancak 47 numaralı evin duvarlarının ardında, kimsenin bilmediği karanlık bir sır gizleniyordu.

Sebastiana Aparecida Groppo, evin bodrumunda, küçük ve nemli bir odada oturuyordu. Zaman onun için çoktan durmuştu. Yıllar önce, kocası João Batista Groppo tarafından buraya kilitlenmişti. İlk başta, birkaç gün süreceğini düşünmüştü. Ancak günler haftalara, haftalar aylara ve aylar yıllara dönüştü. Dış dünyadan kopmuş, komşuların sadece birkaç metre ötesinde, kimsenin fark etmediği bir hayatta sıkışıp kalmıştı.

Sessiz Çığlıklar

Sebastiana, bodrumdaki yatağında otururken, zaman zaman yukarıdan gelen ayak seslerini dinlerdi. Her sabah João, kahvaltısını hazırlar, bodrumun kapısını açar ve yiyecekleri içeri bırakırdı. Kısa bir konuşma, bazen tek bir kelime. Sonra kapı tekrar kapanır, kilitlenirdi. Sebastiana için günler birbirinin aynısıydı. Odanın köşesindeki pencere tahtalarla çivilenmişti. Işık sadece tavandaki küçük bir ampulden geliyordu. Duvarda, Sebastiana’nın tırnaklarıyla çizdiği yüzlerce iz vardı; her biri geçen bir günü, kaybolan bir umudu simgeliyordu.

Başlangıçta direndi, bağırdı, kapıya vurdu. Ancak bodrum kalın duvarlara sahipti ve yukarıdaki João, televizyonun sesini yükselterek çığlıkları bastırıyordu. Komşular bazen gece gelen garip sesleri duydular, ama kimse şüphelenmedi. Herkes João’nun yalnız yaşadığını, karısının bir hastanede tedavi gördüğünü düşünüyordu. João, komşulara nazik davranıyor, bahçesini düzenli tutuyor, vergilerini zamanında ödüyordu. Kimse onun bir canavar olabileceğini hayal bile etmiyordu.

Zamanın Akışı

Sebastiana için zaman bir labirentti. Başlangıçta, günleri saydı. Sonra ayları. Bir defterde, umut dolu cümleler yazdı: “Bugün bahar geldi, belki kapı açılır.” “João bana bir kitap getirdi, ama okumama izin vermedi.” “Annemin doğum günü, onu çok özledim.” Ancak yıllar geçtikçe, umut yerini çaresizliğe bıraktı. Defterin son sayfalarında sadece kısa cümleler vardı: “Beni serbest bırak.” “Dayanamıyorum.” “Artık ışık görmek istiyorum.”

Bodrumdaki yaşam, Sebastiana’nın bedeninde de izler bıraktı. Kasları zayıfladı, cildi soldu. Güneş ışığı eksikliği kemiklerini kırılgan hale getirdi. Dişleri çürüdü, saçları döküldü. Psikolojik olarak, Sebastiana içe kapandı. Konuşmak, hareket etmek, hatta hayal kurmak bile zorlaştı.

João’nun Dünyası

Yukarıda, João Batista Groppo kendi dünyasında yaşıyordu. İşini evden yürütüyor, alışverişe çıkıyor, komşularla sohbet ediyordu. Herkes için örnek bir adamdı. Kimse onun bodrumda birini tuttuğunu bilmiyordu. Zaman zaman, mahallede Sebastiana’nın akıbeti sorulsa, João “Hastanede, tedavi görüyor” derdi. Kimse ısrar etmezdi, herkes kendi hayatına devam ederdi.

João için kontrol her şeydi. Sebastiana’nın hayatının her yönünü yönetmek, ona güç veriyordu. Bodrumdaki küçük odanın anahtarı her zaman cebindeydi. Yiyecekleri, suyu, havayı o kontrol ediyordu. Dışarıdan bakıldığında, sıradan bir adamdı. Ama bodrumda bir kadının hayatı onun ellerindeydi.

Bir Gece, Bir Telefon

Yıllar sonra, bir gece mahallede bir telefon çaldı. İsimsiz bir kişi, polise 47 numaralı evden garip sesler geldiğini bildirdi. Polis, rutin bir kontrol için eve geldi. João kapıyı açtı, sakin ve nazikti. Polisler evin her köşesini kontrol etti. Her şey normal görünüyordu. Ancak bodrumun kapısı kapalıydı. Anahtarın kaybolduğunu söyledi João. Polisler ısrar edince, anahtarı çıkardı. Kapı açıldığında, Sebastiana’nın zayıf bedeni, solgun yüzü ve korku dolu gözleriyle karşılaştılar.

Sebastiana, yıllar sonra ilk kez dışarıdan bir insan gördü. Gözleri ışığa alışkın değildi, konuşmakta zorlandı. Polisler onu hastaneye kaldırdı. João hemen tutuklandı.

Gerçek Ortaya Çıkıyor

Hastanede yapılan muayenede, Sebastiana’nın 18 yıl boyunca bodrumda tutulduğu ortaya çıktı. Vücudu yetersiz beslenmeden harap olmuştu. Psikologlar, uzun süreli izolasyonun izlerini hemen fark etti. Sebastiana, temel sosyal becerilerini kaybetmişti. Konuşmak, yürümek, insanlarla iletişim kurmak onun için yeniden öğrenilmesi gereken şeylerdi.

Mahkemede, João Batista Groppo’nun savunması çürüdü. “Onu koruyordum, hastaydı” dedi. Ancak doktor raporları, Sebastiana’nın hiçbir zaman tehlikeli olmadığını, sadece depresyon geçirdiğini gösteriyordu. Mahkeme, João’yu yasa dışı özgürlükten yoksun bırakma ve işkence suçlarından 30 yıl hapis cezasına çarptırdı.

Yeniden Doğuş

Sebastiana için iyileşme uzun ve acı verici bir yolculuktu. Rehabilitasyon merkezinde, yürümeyi, konuşmayı, insanlara güvenmeyi yeniden öğrendi. İlk başta, güneş ışığı bile ona yabancıydı. Terapistler, ona dünyanın güvenli olabileceğini, insanların iyi olabileceğini anlattılar. Yavaşça, Sebastiana yeni bir hayata başladı. Kız kardeşiyle birlikte yaşamaya başladı, parkta yürümeye, kitap okumaya, arkadaş edinmeye çalıştı.

Komşular, yıllarca gözlerinin önünde olan bu trajediyi anlamakta zorlandılar. Herkes suçluluk duydu. “Daha dikkatli olmalıydık,” dedi Barbara, “Ona yardım edebilirdik.” Mahallede, Sebastiana’nın hikayesi uzun süre konuşuldu. Medya, bu olay üzerinden aile içi şiddet ve gizli kontrolün ne kadar tehlikeli olabileceğini tartıştı.

Son

Sebastiana’nın hikayesi, bize canavarların her zaman canavar gibi görünmediğini hatırlatıyor. Bazen bahçesini biçen, komşularla selamlaşan, sıradan görünen insanlar en büyük kötülüğü yapabilir. Ama umut, en karanlık bodrumda bile var olabilir. Bir telefon, bir soru, bir cesaret anı bir hayatı kurtarabilir.

Sebastiana, özgürlüğüne kavuştuğunda, “Hayatım artık yeniden başlıyor,” dedi. Ve güneş ışığı, yıllar sonra ilk kez yüzüne vurdu.

SON

Related Posts

Our Privacy policy

https://rb.goc5.com - © 2026 News