KOMŞULAR evden gelen tuhaf KOKUYU fark etti… Gördükleri KORKU FİLMİNDEN BETERDİ!
.
.
Koku
Ağustos 2009, Cleveland, Ohio. Mount Pleasant’ın sessiz, yoksul bir mahallesinde yaz sıcağı herkesi bunaltıyordu. Fakat Imperial Caddesi’nde, bunaltıcı havadan daha ağır bir şey vardı: kokuydu bu. Tatlımsı, mide bulandıran, insanın içine işleyen bir çürüme kokusu. Komşular iki yıldır şikayet ediyordu. Kışın pencereler kapanınca katlanılırdı ama yazın, herkesin hayatını zehir ediyordu.
Belediyeye telefonlar yağdı. Kimi fabrika atığı dedi, kimi kanalizasyon dedikodusu yaydı, kimi de arsalarda ölmüş hayvanlardan şüphelendi. Ama kimse, kokunun kaynağını bulacak cesareti gösteremedi. Şehir yetkilileri ise kağıt üzerinde şikayetleri kaydedip dosyaları dolaba kaldırdı.
Sessizlik ve Gölge
12205 numaralı gri evin önünden kimse geçmek istemezdi. Pencereleri sıkıca kapalı, panjurları daima inik, bahçesi aylarca biçilmemiş otlarla doluydu. Evde Anthony Sowell adında, ellili yaşlarda, sessiz bir adam yaşıyordu. Kimseyle konuşmaz, göz göze gelmezdi. Geceleri çıkıp eski arabasıyla hurda toplar, gündüzleri evinde kaybolurdu.
Komşular ondan korkmazdı; daha çok yok sayarlardı. Bir keresinde, arka bahçede bir şeyler gömerken gören olmuştu ama kimse önemsememişti. Mahallede herkesin kendi derdi vardı; kimsenin başını derde sokmaya niyeti yoktu.

Kaybolan Kadınlar
2007 yazında, mahallede kadınlar kaybolmaya başladı. Önce Crystal, sonra Tishana, ardından LeShanda, Michelle, Kim, Nancy… Hepsi yoksul, çoğu uyuşturucu bağımlısı, çoğu sokakta yaşayan, çoğu siyahi kadınlardı. Polis dosyaları birikti, ama kimse dosyaları birleştirmedi. Kayıp bildirimleri geç geliyordu; aileler alışkındı, çünkü bu kadınlar bazen haftalarca ortadan kaybolurdu. Kimse onları aramıyordu. Kimse, kayboluşlarının ardında bir örüntü aramıyordu.
Koku Artıyor
2009 yazında, koku artık dayanılmaz bir hâl aldı. Mahalleli pencerelerini kapadı, klima parasını dert etmeden çalıştırdı, sandal ağacı mumları yaktı. Fakat hiçbir şey kokuyu bastıramıyordu. Bir televizyon ekibi geldi, haberi yaptı, şehir yetkilileri yine söz verdi, yine kimse gelmedi.
Ev ise hâlâ sessizdi. Anthony, gündüzleri görünmüyor, geceleri ise hurda toplamaya devam ediyordu. Marketten ekmek, konserve ve ucuz viski alıyor, kasiyerlerle tek kelime konuşmadan çıkıyordu. Herkes onu sıradan, yalnız bir adam sanıyordu.
Kaçış
29 Eylül 2009 akşamı, Latundra adında bir kadın, Imperial Caddesi’nde yalın ayak, yırtık elbiseler içinde, boynunda kırmızı izlerle sokağa fırladı. Çığlık atıyor, yardım istiyordu. Komşular pencerelerinden baktı, kimisi polisi aradı. On dakika sonra devriye geldi; Latundra, bir adamın evinde saldırıya uğradığını, boğulmak üzereyken kaçmayı başardığını anlattı. Adres: 12205. Adamın adı: Anthony.
Polis, Anthony’nin sabıka kaydını inceledi. 1989’da bir kadına saldırmaktan 15 yıl hapis yatmıştı. 2005’te serbest kalmış, cinsel suçlu olarak kaydedilmişti. O zamandan beri adını bildirmiş, kurallara uymuş, kimseye görünmeden yaşamıştı.
Gerçek Ortaya Çıkıyor
1 Kasım 2009 sabahı, polisler 12205 numaralı evin önünde toplandı. Kapı çalındı, açan olmadı. Arama izniyle içeri girildi. Kapı açılır açılmaz o koku, bir dalga gibi içeri doldu. Polisler maskeyle ancak ilerleyebildi. Evin her köşesi çöple, eski eşyalarla, şişelerle doluydu. İkinci kattaki yatak odasında, battaniyeye sarılmış bir kadın cesedi bulundu. Oturma odasında, kanepenin altında siyah bir çöp torbası; içinde bir başka kadın. Bodrumda, köşede üst üste yığılmış iki kadın kalıntısı daha…
Arka bahçede, köpekler gömülü cesetleri buldu. Toplamda 11 kadın. Hepsi kayıp dosyalarındaki kadınlardı. Kimi bir yıldan fazla, kimi birkaç aydır oradaydı.
Anthony ise kayıptı. Şehirde saklanıyor, kimseyle konuşmuyordu. Bir ay sonra bir devriye memuru onu kaldırımda yürürken buldu. Direnmedi, kaçmadı. Sadece durdu ve teslim oldu.
Sorgu
Sorgu odasında Anthony’nin yüzü sakindi. Dedektifler ona evinde buldukları kadınların fotoğraflarını gösterdi. “Hatırlamıyorum,” dedi. “Birçok kadın tanıyordum. Hepsini isimleriyle hatırlamıyorum.” Kanıtlar gösterilince, “Evet, bazen birlikte içerdik. Bazen işler kontrolden çıkardı,” dedi. “İstemedim. Sadece oldu.”
Dedektifler, Anthony’nin duygusuzluğuna şaşırdı. Ne pişmanlık, ne korku, ne de öfke. Sanki hava durumunu konuşuyordu. Avukatı, onun akıl sağlığının yerinde olmadığını iddia etti. Psikiyatristler ise onun doğruyla yanlışı ayırt edebildiğine, eylemlerinin farkında olduğuna karar verdi.
Mahkeme ve Sonrası
Dava haftalarca sürdü. Latundra, yaşadıklarını mahkemede anlattı. Komşular, yıllarca süren kokudan, barbekü partilerinden, Anthony’nin yardımsever ama mesafeli tavrından bahsetti. Adli tıp uzmanları, 11 kadının boğularak öldürüldüğünü, çoğunun uyuşturucu bağımlısı olduğunu, sosyal desteği olmayan kadınlar olduklarını anlattı.
Jüri, Anthony’yi 85 suçtan suçlu buldu. Savcı idam cezası istedi. Yargıç, idamı onayladı. Anthony, cezaevinde yıllarca temyiz bekledi. 2021’de, idam infaz edilmeden, hastanede öldü.
Boş Arazi
Imperial Caddesi’ndeki ev yıkıldı. Yerinde boş bir arazi kaldı. Komşular, oraya çiçekler bıraktı. Kimi dua etti, kimi sadece sessizce durdu. Şehir, kayıp kadınlar için bir anıt dikmedi. Ama herkes, o arazinin altında yatan hikâyeyi biliyordu.
Polis protokolleri değişti. Artık cinsel suçluların evleri düzenli olarak denetleniyor, kayıp bildirimi gelen herkes için alarm veriliyordu. Ama kaybolan hayatlar geri gelmedi.
Epilog
Pamela Walker, yıllar sonra bir gazeteciye şunları söyledi:
“Yıllarca o adamın yanında yaşadık. Selam verirdi. Kimse ondan korkmazdı. Ama şimdi, her gece penceremi kapatırken aynı şeyi düşünüyorum: Gerçek canavarlar bazen en sıradan yüzlerin ardına saklanır.”
Ve Imperial Caddesi’nde, yaz gecelerinde hâlâ hafif bir koku kaldı. O koku, unutulmaması gereken bir geçmişin sessiz hatırasıydı.
SON