MİT Bizi Bulamaz’ Dedi Canlı Yayın Açtı! 😱 23 Dakika Sonra Kapısı Çalındı YAKALANDI

MİT Bizi Bulamaz’ Dedi Canlı Yayın Açtı! 😱 23 Dakika Sonra Kapısı Çalındı YAKALANDI

.
.

ÖZGÜVEN TUZAĞI: 29 DAKİKALIK GERİ SAYIM

Bölüm 1: Ankara’nın Derinliklerinde Sessiz Bir Alarm

2024 yılının Şubat ayıydı. Ankara’da, Milli İstihbarat Teşkilatı’nın (MİT) siber istihbarat merkezinde hava her zamanki gibi serindi ancak içerideki gerilim, odanın ısısını birkaç derece artırıyordu. Burası, dış dünyadan tamamen izole edilmiş, sadece bilgisayar fanlarının monoton uğultusunun ve klavye seslerinin duyulduğu bir yerdi. Duvarlardaki dev ekranlarda, dünyanın dört bir yanından akan veriler, haritalar ve karmaşık kod dizinleri yanıp sönüyordu.

Saat tam 23:00’te, merkezdeki bir terminalde kırmızı bir uyarı ışığı belirdi. Analiz odasındaki üç uzman, aynı anda tek bir ekrana odaklandı. Ekranın tam ortasında, teşkilatın veri tabanında “Öncelikli Kırmızı” olarak işaretlenmiş bir yüz belirdi: Mehmet Aslan.

Mehmet Aslan, 42 yaşındaydı. Sekiz yıldır aranan, terör örgütü PKK’nın sözde “Dijital Propaganda Koordinatörü” olarak bilinen kritik bir figürdü. O an, Suriye’nin kuzeyindeki Kamışlı şehrinde, loş aydınlatılmış küçük bir odada telefonunun kamerasını açmış ve canlı yayın butonuna basmıştı. 1300 kilometre ötedeki Ankara’da ise bu hareket, bir satranç oyununun son hamlesi için start vermişti.

Siber İstihbarat Başkanlığı Ekip Lideri Deniz, kulaklığını düzelterek analistinin masasına doğru eğildi. “Başladı mı?” diye sordu sesi fısıltı gibiydi ama otorite doluydu. Genç analist sadece başını sallamakla yetindi; parmakları çoktan klavye üzerinde bir virtüöz gibi hareket etmeye başlamıştı.

Bölüm 2: Dijital Bir Hayaletin Ayak İzleri

Mehmet Aslan’ın hikayesi, teşkilatın tozlu dosyalarında 2018 yılının Mart ayına kadar uzanıyordu. O dönemde sadece “Velat” kod adıyla bilinen gizemli bir isimdi. Berlin’den Viyana’ya, oradan İstanbul ve Kamışlı’ya uzanan bir dijital ağ kurmuştu. Sahte hesaplar, propaganda siteleri ve şifreli mesajlaşma grupları üzerinden örgütün dijital stratejisini yönetiyordu.

Teşkilat için Aslan, “profesyonel bir hayalet” demekti. Her ay farklı bir şehirde, her hafta farklı bir IP adresiyle ortaya çıkıyordu. Asla aynı dijital yolu iki kez kullanmıyor, teknolojik imkanları bir kalkan gibi kullanıyordu. Berlin’de tespit edildiğinde üç gün sonra kaybolmuş, Viyana’da iz bıraktığında bir haftada yok olmuştu.

Ancak 2020 yılında dünya çapında başlayan pandemi, bu hareketli hayaletin kanatlarını kırdı. Sınırların kapanmasıyla Aslan, Kamışlı bölgesinde sabit bir noktaya sığınmak zorunda kaldı. Yine de tedbiri elden bırakmıyordu: Sabit hatlar üzerinden internete bağlanıyor, VPN (Sanal Özel Ağ) kullanıyor ve konumunu sürekli maskeliyordu.

Bölüm 3: Rutinlerin Gücü ve “Özgüven Tuzağı”

MİT’in siber analiz birimi, Aslan’ı doğrudan aramak yerine onun psikolojik profilini ve dijital davranış paternlerini incelemeye odaklandı. Deniz ve ekibi bir şeyi keşfetmişti: Her insan, ne kadar profesyonel olursa olsun, bir rutin geliştirirdi.

Altı ay süren titiz analizler sonucunda Aslan’ın bir “açığı” olduğu fark edildi. Her ayın ilk Cuma gecesi mutlaka canlı yayın açıyordu. Propaganda yapmak için video akışı gerekiyordu ve bu kadar yoğun bir veri akışı, en güçlü VPN katmanlarını bile zorlayacak bir “iz” bırakıyordu.

2023’ün sonlarına doğru Aslan’ın özgüveni artmaya başlamıştı. Hiç yakalanmamış olması, onda bir yenilmezlik hissi yaratmıştı. Kamışlı’da kendine profesyonel bir stüdyo kurmuş, yeşil ekranlar ve aydınlatma sistemleri yerleştirmişti. Artık sabit bir hedef haline gelmişti. Deniz o dönemdeki toplantıda şunu söylemişti: “Adam artık saklanmıyor, meydan okuyor. Ve bu onun sonu olacak.”

Bölüm 4: Büyük Gece: 29 Dakikalık Takip

Saat 23:04. Canlı yayının 4. dakikası.

Mehmet Aslan ekranda konuşmaya başladı. İzleyici sayısı hızla artıyor, 14 bini geçiyordu. “Türk devleti ne kadar uğraşsa da bizi bulamaz,” diyordu alaycı bir gülümsemeyle. “Biz teknolojiyi onlardan daha iyi kullanıyoruz.”

Ankara’daki odada Deniz kronometreyi çalıştırdı. Şimdi bir zamana karşı yarış başlıyordu. VPN katmanlarını aşmak, gerçek sunucuyu bulmak ve fiziksel adresi tespit etmek için minimum 15 dakikaya ihtiyaçları vardı.

14. Dakika: İlk beş VPN katmanı ve şifreleme algoritmaları aşıldı. Gerçek sunucuya ulaşıldı. Sinyal, Kamışlı’nın güneyinden geliyordu.

19. Dakika: Bölge daraltıldı. Şehit Caddesi üzerindeki binalardan birinde sinyal yoğunlaşıyordu.

21. Dakika: Analiz ekibi caddenin doğu tarafındaki iki katlı binalara odaklandı.

22. Dakika: Genç analist Elif, bir detay fark etti. “Efendim, orta binanın ikinci katından gelen sinyal diğerlerinden %18 daha güçlü. Bu, yüksek bant genişliği kullanan bir yayın cihazının imzası.”

Deniz tereddüt etmedi. Suriye’deki saha ekibine şifreli mesajı gönderdi: “Hedef tespit edildi. Şehit Caddesi, Numara 47, İkinci Kat. Derhal harekete geçin.”

Bölüm 5: Kamışlı Sokaklarında Sessiz Adımlar

Saat 23:26’da, Kamışlı’daki güvenli bir evde bekleyen dört kişilik tim, Ankara’dan gelen mesajla harekete geçti. Onlar, bu an için yedi aydır bölgede gizli görevdeydiler. Araçlarına binip motoru çalıştırmaları ve hedef binaya ulaşmaları sadece 42 saniye sürdü.

Binanın önüne vardıklarında çevredeki sessizliği bozmamaya çalıştılar. Kapı kilitli değildi; sakinler hala binaya girip çıkıyordu. Tim merdivenleri tırmanırken ayak sesleri adeta yoktu. Nefeslerini kontrol ederek ikinci kata ulaştılar. Koridorda dört kapı vardı.

Ankara’da Elif, gelen sinyal şiddetini milimetrik olarak ölçüyordu. “En soldaki daire, numara 5,” dedi kulaklıktan tim liderine. Tim lideri kapıya kulak verdi. İçeriden Mehmet Aslan’ın sesi geliyordu. Hala canlı yayındaydı.

Bölüm 6: Kapı Çalınıyor

Saat 23:31. Canlı yayının 31. dakikası.

Aslan, 16 binden fazla izleyiciye “Biz burada özgürce çalışıyoruz, hiçbir güç bizi durduramaz,” diyordu. Tam o anda, Ankara’daki Deniz’in “Devam edin” emriyle tim lideri kapıyı sert bir tekmeyle açtı.

Yayını izleyen binlerce kişi, Aslan’ın başını aniden kapıya doğru çevirdiğini gördü. Yüzündeki ifade saniyeler içinde değişti: Önce büyük bir şaşkınlık, sonra buz gibi bir korku ve ardından derin bir panik. Kameranın açısına giren dört profesyonel figürü gördüğünde elleri kendiliğinden havaya kalktı.

Dünya tarihinde bir ilk yaşanıyordu; 16 bin kişi bir terör örgütü yöneticisinin kelepçelenme anını canlı yayında izliyordu. Yayın kesilmeden önceki son görüntü, Aslan’ın titreyen ellerine takılan çelik kelepçelerdi. Saat 23:33’te yayın sona erdi. Ankara’daki operasyon merkezinde alkış sesleri değil, derin ve huzurlu bir sessizlik vardı. Yedi yıllık takip bitmişti.

Bölüm 7: Hayaletin Bilgisayarı

Operasyonun ertesi günü elde edilen veriler, teşkilatı bile şoka uğrattı. Aslan’ın bilgisayarından çıkan arşiv, örgütün dijital beyninin ne kadar derinlere sızdığını gösteriyordu:

3278 farklı sosyal medya hesabının şifreleri.

164 örgüt üyesinin gerçek kimlikleri ve gizli iletişim bilgileri.

47 farklı finansal hesabın detayları.

Gelecek altı ay için planlanmış devasa bir propaganda takvimi.

Bu bilgiler ışığında takip eden üç ay içinde MİT, 112 hesabı kapattı, 37 propaganda sitesini çökertti ve 23 kilit ismi daha farklı ülkelerde yakalattı. Örgütün dijital altyapısı adeta felç olmuştu.

Bölüm 8: “Bizi Nasıl Buldunuz?”

Yakalandıktan sonra tam 20 saat boyunca ağzını bıçak açmayan Mehmet Aslan, sorgunun 21. saatinde başını kaldırıp karşısındaki görevliye baktı. Sesi kısıktı. “Siz beni nasıl buldunuz? Teknik olarak imkansızdı.”

Sorgulama görevlisi sadece gülümsedi. “Sen bize tam olarak nerede olduğunu bizzat kendin söyledin, Mehmet. Her canlı yayında, her cümlede bize bir adres verdin. Biz sadece senin o ‘teknik üstünlüğüne’ olan aşırı güvenini, yani kendi özgüvenini sana karşı bir tuzak olarak kullandık. Sen konuştuğunu sanıyordun, oysa biz seni dinliyorduk.”

Aslan’ın bilgisayarındaki notlarda şu cümle bulunmuştu: “Türk istihbaratı eski yöntemlerle çalışıyor, konum tespiti yapacak teknolojileri yok.” Bu büyük yanılgı, onun sonu olmuştu.

Bölüm 9: Bir Ders Olarak 29 Dakika

Bugün, o 29 dakikalık operasyon kaydı, istihbarat okullarında ders materyali olarak kullanılıyor. Genç analistlere öğretilen ders net: “Düşmanının sana en değerli bilgiyi vermesini istiyorsan, önce ona güvende olduğunu hissettir.”

Mehmet Aslan vakası, siber dünyada hiçbir şeyin gerçekten gizli kalmayacağını, ancak en büyük güvenlik açığının yazılımlar değil “insan psikolojisi” olduğunu kanıtladı. 29 dakikada bir dijital ağ çökmüş, bir hayalet somutlaşmış ve adaletin önüne çıkarılmıştı.

Kamışlı sokakları o geceden sonra daha sessizdi ama Ankara’daki o karanlık analiz odasında ekranlar hiç kapanmadı. Çünkü bir dosya kapandığında, bir yenisi mutlaka açılırdı.

Related Posts

Our Privacy policy

https://rb.goc5.com - © 2026 News