MOSSAD “TÜRK PİLOTU İŞE ALACAĞIZ” DEDİ! 😱 Teşkilat Sahte Şirkete Sızdı | 11 Ajan Deşifre

MOSSAD “TÜRK PİLOTU İŞE ALACAĞIZ” DEDİ! 😱 Teşkilat Sahte Şirkete Sızdı | 11 Ajan Deşifre

.
.
MOSSAD "TÜRK PİLOTU İŞE ALACAĞIZ" DEDİ! 😱 Teşkilat Sahte Şirkete Sızdı | 11  Ajan Deşifre - YouTube

İstanbul’un iş dünyasının kalbi sayılan İstanbul Levent’te, cam cepheli modern bir plazanın yedinci katında yer alan ofis, dışarıdan bakıldığında sıradan bir danışmanlık şirketine aitti. Kapının yanında parlak metal bir plaket duruyordu: “Aeroglobal Danışmanlık Limited.” İçeride minimalist dekorasyon, pahalı tablolar ve ağır bir sessizlik vardı.

O sabah saat 10:00’da kapı açıldı.

İçeri lacivert takım elbiseli, dik duruşlu bir adam girdi. Elinde siyah bir dosya vardı. Dosyanın içinde özgeçmiş, uçuş saatleri ve sertifikalar yer alıyordu.

Adı Yüzbaşı Mehmet Yıldırım’dı.

En azından bu ofisteki herkes öyle sanıyordu.

Karşısında oturan adam İngilizce konuşuyordu. Sarışın, kırklı yaşlarının başında, ölçülü gülümseyen biri. Kendini Thomas Anderson olarak tanıttı. Masanın arkasındaki camdan İstanbul’un silueti görünüyordu; uzakta Boğaz parlıyordu.

Ama bu odada görünenlerden çok daha fazlası vardı.

Binlerce kilometre ötede, Ankara Gölbaşı’ndaki yüksek güvenlikli karargahta on iki kişilik bir ekip ekranlara kilitlenmişti. Mehmet’in ceket düğmesine yerleştirilmiş mikro kamera, odayı canlı aktarıyordu. Kravat iğnesine gizlenmiş ses modülü her kelimeyi kaydediyordu.

Çünkü Mehmet burada iş başvurusu yapmaya gelmemişti.

Ve karşısındaki adam da insan kaynakları müdürü değildi.


Zürih’te Başlayan Hikâye

Her şey üç ay önce Zürih’te başlamıştı.

Göl kenarındaki lüks Baur au Lac’ın barında iki adam alçak sesle konuşuyordu. Eylül yağmuru camlara vuruyor, içerideki sarı ışık göle yansıyordu.

Köşedeki masada oturan ve gazete okuyor gibi görünen üçüncü kişi aslında konuşulan her kelimeyi dinliyordu.

Kod adı Osman’dı.

On iki yıldır Avrupa masasında görev yapan deneyimli bir saha operatörüydü. İbranicesi kusursuzdu. O gece duyduğu cümle onu harekete geçirdi:

“Türkiye’de yeni bir şirket kuruyoruz. Eski pilotları işe alacağız.”

Konuşan kişiler sıradan iş insanları değildi. Osman bunu anında anlamıştı. Ertesi sabah Ankara’ya şifreli rapor geçti.

Ankara’daki analiz toplantısında tablo netleşti: Operasyonun arkasında Mossad vardı.

Plan basitti ama tehlikeliydi. İstanbul’da sahte bir havacılık danışmanlık şirketi kurulacak, özellikle Türk Hava Kuvvetleri’nde görev yapmış ya da yeni ayrılmış pilotlara ulaşılacaktı. Hedef; radar sistemleri, uçuş prosedürleri, taktikler ve operasyon bölgeleri hakkında bilgi toplamaktı.

Karar verildi.

Bu tuzak içeriden çökertilecekti.


Seçilen Adam

Yüzbaşı Mehmet Yıldırım gerçek bir F-16 pilotuydu. Konya’daki 3. Ana Jet Üssü’nde görev yapmış, Kuzey Irak operasyonlarında uçmuştu. Ancak iki yıl önce aktif görevden ayrılarak teşkilata transfer edilmişti.

Gölbaşı’ndaki eğitim süreci zorluydu.

Yalan makinesi testleri.
Karşı sorgu teknikleri.
Aksan eğitimi.
Dijital iz silme yöntemleri.

Eğitmeni ona bir gün şöyle demişti:

“Gökyüzünde düşman radarda görünür. İstihbaratta ise karşında oturur.”

Mehmet bu sözün ağırlığını şimdi daha iyi anlıyordu.


Dijital Yem

Ekim ayında LinkedIn’de sahte ama inandırıcı bir profil açıldı.

“Eski F-16 pilotu. 600 saat uçuş. Danışmanlık hizmetlerine açık.”

On gün sonra mesaj geldi.

David Miller.

Aeroglobal Danışmanlık.

Ankara’daki siber ekip şirketi inceledi. Web sitesi üç ay önce açılmıştı. Sunucu bağlantıları İsrail merkezli veri merkezlerine uzanıyordu. Aynı şirket en az yedi eski pilota daha ulaşmıştı.

Bu sistematik bir toplama operasyonuydu.


Levent’te İlk Temas

Kasım ayının ikinci haftasında Mehmet ilk yüz yüze görüşmeye gitti.

Thomas Anderson nazik, kontrollü ve profesyoneldi. Uçuş saatlerini, görev bölgelerini, eğitim süreçlerini ayrıntılı şekilde sordu.

Ankara’daki yüz tanıma yazılımı birkaç saniyede gerçeği ortaya çıkardı.

Thomas Anderson’ın gerçek adı Avile Levi’ydi.

Mossad’ın teknoloji toplama biriminde görevli kıdemli bir operatör.

O an operasyon resmen başlamış oldu.


Bükreş’te Üç Saat

İkinci görüşme için Mehmet Bükreş’e davet edildi. Toplantı lüks Athénée Palace Hilton’da yapıldı.

Sorular doğrudan askeri nitelikteydi:

– APG-68 radar sisteminin sınırları
– Elektronik karşı önlem taktikleri
– Düşük irtifa prosedürleri
– Suriye ve Irak operasyon rotaları

Mehmet önceden hazırlanmış senaryoya sadık kaldı.

Yanıtlarının %60’ı doğru, %40’ı bilinçli şekilde hatalıydı.

Radar tepki süresi 3 saniye yerine 5 saniye denildi.
Bazı taktik manevralar bilinçli olarak değiştirildi.

Bu küçük farklar stratejik planlamada ciddi sonuçlar doğurabilirdi.

Toplantı sonunda teklif geldi:

Aylık 5.000 dolar.
Ödemeler kripto para ile.
Tam gizlilik.

Mehmet kabul etti.


Ağın Haritası

Ankara’daki siber ekip Aeroglobal’in dijital altyapısını çözmeye başladı.

E-posta sunucuları.
Şifreli mesajlaşma uygulamaları.
Kripto transferleri.

Aralık ortasında tablo netleşti.

Operasyon yalnızca İstanbul’da değildi.

İzmir, Konya ve Ankara’da hücreler vardı.

Toplam 11 operatör Türkiye’de aktifti.

En kritik nokta İzmir Çiğli’deydi.

Çiğli 2. Ana Jet Üssü yakınında kiralanmış bir daireden üs izleniyordu. Teleskoplu kamera ve rutin notları ele geçirildi.


Operasyon Güneş Tutulması

28 Aralık sabahı saat 06:00.

Kod adı: Güneş Tutulması.

Dört şehirde eş zamanlı baskın.

Levent’te kapılar kırıldı.
Ankara Çankaya’daki villaya girildi.
İzmir’de daire basıldı.
Konya’da bir villa kuşatıldı.

Bilgisayarların güç kabloları anında çekildi. Olası veri silme yazılımlarına karşı önlem alındı.

Toplam 11 operatör gözaltına alındı.

Ankara’daki villada gizli bir oda bulundu. İçinde sinyal kesiciler, sahte pasaport ekipmanı ve askeri üniformalar vardı.


Dijital Şok

Ele geçirilen veriler 23 terabaytı buldu.

97 pilotun dosyası.
Radar koordinatları.
Üs planları.
Günlük rutinler.

Kripto analizleri iki yılda 800.000 dolar transfer edildiğini gösterdi.

Operasyonun en kritik sonucu şuydu:

Mossad yanlış bilgiye maruz kalmıştı.

Mehmet ve diğer operatörler bilinçli şekilde yanıltıcı taktikler aktarmıştı.


Sorgu

Avile Levi ilk başta sakindi.

“Diplomatik dokunulmazlığım var.”

Yanıt netti:

“Sahte kimlikle ülkeye giriş yaptınız.”

Bükreş kayıtları gösterildiğinde sessizleşti.

Saatler süren sorguda operasyonun iki yıldır sürdüğü ortaya çıktı.


Uluslararası Yansımalar

İsrail iddiaları reddetti.

Türkiye belgeleri müttefiklerle paylaştı. Konu NATO içinde tartışıldı. Diplomatik kanallarda temaslar yoğunlaştı.

Ancak kamuoyuna sadece kısa bir açıklama yapıldı:

“Yabancı istihbarat ağı çökertildi.”


Mehmet’in Sessizliği

Operasyon tamamlandıktan sonra Mehmet Ankara’ya döndü.

Ailesi onun masa başı görev yaptığını sanıyordu.

Babası telefonda sordu:

“İşler nasıl oğlum?”

“Rutin baba.”

Oysa altı ay boyunca düşman ajanlarının arasında yaşamıştı.

Bir akşam Gölbaşı’ndaki evinin balkonunda gökyüzüne baktı. Uçuş günlerini düşündü. Kokpitteki titreşimi, motor sesini, bulutları.

Şimdi başka bir savaşın içindeydi.

Görünmeyen bir savaş.


Boş Ofis

Levent’teki Aeroglobal ofisi mühürlendi.

Plaket söküldü.
Sunucular incelendi.
Gizli kameralar çıkarıldı.

Bina sessizliğe gömüldü.

Ama istihbarat dünyasında hiçbir boşluk uzun sürmezdi.

Başka şehirlerde başka şirketler kurulacaktı.

Başka ajanlar gelecekti.

Ve bir yerlerde yine biri gülümseyerek el sıkışacaktı.

Ama Ankara artık hazırdı.

Çünkü bazı savaşlar gökyüzünde değil, gölgelerde kazanılır.

Ve o gölgelerde nöbet hiç bitmezdi.

Related Posts

Our Privacy policy

https://rb.goc5.com - © 2026 News