Navy SEAL’ler ‘Bize Eğitim Veremezsiniz’ Dedi — Türk SAT’çı Ders Verdi!
.
.
Bölüm 1: Akdeniz’deki Tatbikat
Akdeniz’in serin sularında, NATO’nun en prestijli deniz operasyonu için hazırlıklar tüm hızıyla sürüyordu. 2025 yılının en kapsamlı denizaltı savunma tatbikatı olan “Mavi Kalkan”, 12 ülkeden deniz kuvvetlerini bir araya getirmişti. Türk Deniz Kuvvetleri’nden TCG Anadolu amfibi hücum gemisi, bu tatbikatta önemli bir rol üstleniyordu. Ancak, tatbikatın gerçek odak noktası su altı özel harekat birimlerinin performansı olacaktı.
Amerikan Navy SEAL komutanı Yüzbaşı Merkes Thompson, 20 yıllık deneyimiyle bu tatbikatta yer alıyordu. Irak, Afganistan ve Atlantik’te sayısız gizli operasyon gerçekleştirmişti. Kendine güveni tamdı ve SEAL’ların dünyanın en iyi su altı komando birimi olduğuna inanıyordu. Ancak, tatbikatın başlangıcında, Türk SAT komandolarının varlığını öğrendiğinde, yüzündeki ifade değişti. Türk timinin lideri Üsteymen Mert Koral, TCG Anadolu’nun güvertesinde kendi ekibiyle final hazırlıklarını yapıyordu.
Mert, 32 yaşında ve 10 yıldan fazla süredir Türk Su Altı Komando Timleri’nde görev yapıyordu. Doğu Akdeniz’deki kaçakçılık operasyonları, Ege’deki arama kurtarma görevleri ve Libya kıyılarındaki gizli operasyonlarda edindiği tecrübe, onu NATO’nun en deneyimli su altı uzmanlarından biri haline getirmişti. Mert’in yanında bulunan Assubay Başçavuş Kerim Polat ve Assubay Üst Çavuş Emre Şahin, ekibin en deneyimli elemanlarıydı. Üçü de son beş yılda birlikte çalışmış, kelimesiz iletişim kurabilecek düzeyde uyum geliştirmişlerdi.

Bölüm 2: Tatbikatın İlk Aşaması
Sabah saat 09:00’da tüm komutanlar USS Nevada’da düzenlenen operasyon briefinginde bir araya geldi. Amiral Carlos Mendasyon, tatbikatın üç ana aşamasını açıkladı. İlk aşama, düşman denizaltısının tespiti ve takibi; ikinci aşama, sızma operasyonu; üçüncü aşama ise kurtarma görevi koordinasyonuydu. Her aşama, farklı zorluklar içeriyordu ve timler hem bireysel performans hem de takım çalışması açısından değerlendirilecekti.
Thompson, briefing sırasında diğer tim liderlerini gözlemledi. İngiliz SPS komutanı deneyimli görünüyordu, İtalyan ve Fransız liderler de profesyonel tavırlarıyla dikkat çekiyordu. Ancak gözleri Türk tim liderine takıldığında, hafif bir şüphe belirdi. Mert, sessizce dinliyor, zihninde operasyonun detaylarını planlıyordu. Akdeniz sularında 10 yıldır operasyon yapıyordu ve bu bölgenin akıntılarını, sıcaklık katmanlarını, deniz dibi topografyasını iyi tanıyordu.
Birinci aşama saat 11:00’de başladı. Hedef, suya daldırılmış bir nötr denizaltının koordinatlarının tespit edilmesi ve 20 dakika boyunca takip edilmesiydi. Türk timinin yaklaşımı, tamamen farklıydı. Mert, teknolojik avantajdan ziyade bölgesel bilgi ve sezgisel yaklaşımı tercih etti. Akdeniz’in bu bölümündeki akıntı döngülerini biliyordu. Ekibine sessizce işaret vererek, diğer timlerin araştırmadığı bir bölgeye yöneldi. 15 dakika sonra Türk timi, denizaltıyla ilk teması kurdu. Mert’in sezgisi doğru çıkmıştı.
Bölüm 3: İkinci Aşama ve Gerçek Zorluklar
İkinci aşama, daha karmaşık bir sızma operasyonuydu. Her tim, simüle edilmiş bir düşman tesisine sızma gerçekleştirecekti. Bu aşama, sualtı yaklaşım, gizlilik, koordineli hareket ve hedef imha becerilerini test ediyordu. Türk SAT komandolarının ikinci aşama performansı herkesi şaşırttı. Mert’in liderliğinde ekip, hiç kimsenin tahmin etmediği bir strateji geliştirdi. Teknolojik dezavantajı yaratıcılık ve bölgesel bilgi ile kapatmaya çalıştılar.
Tatbikat sırasında, Türk timinin mükemmel uyumu dikkat çekti. Hiç konuşmadan, sadece göz teması ve vücut diliyle koordine oluyorlardı. Bu sessiz uyum, düşman simülasyonunu tamamen şaşırttı. Mert, sabırla bekleyerek düşman güvenlik rotasyonlarını inceledi. En zayıf anı tespit etti ve tam o anda cerrahi hassasiyetle hareket etti. İkinci aşamanın sonunda skorlar çok yakındı. SEAL’lar hız konusunda öndeydi, ancak Türk timinin hassasiyet ve uyum konusundaki performansı dikkat çekiyordu.
Bölüm 4: Gerçek Acil Durum
Üçüncü aşama, kurtarma operasyonu koordinasyonu olacaktı. Ancak bu aşamada beklenmedik bir zorluk ortaya çıktı. Tatbikat sırasında gerçek bir acil durum yaşandı. İtalyan fırkateyninden bir denizci gerçekten yaralandı ve acil medikal müdahale gerekti. Tatbikat aniden gerçek hayat kurtarma operasyonuna dönüştü. Amiral Mendasyon, telsizden duyurdu: “Gerçek medikal acil durum. Tüm timler gerçek kurtarma operasyonuna geçiyor.”
Bu kritik anda, gerçek deneyim farkları ortaya çıkmaya başladı. SEAL timi, standart prosedürleri uygulamak zorundaydı. Ancak Türk SAT komandoları, bu durumda sakinlik ve hassasiyetlerini koruyarak hareket ettiler. Mert ve ekibi, koordinasyonları mükemmeldi. Gerçek acil durum stresi altında bile sakinliklerini koruyabiliyorlardı. Mert’in liderliği, diğer timlerle koordinasyon kurarken hem kendi ekibini yönetiyor hem de genel operasyona katkı sağlıyordu.
Bölüm 5: İşbirliği ve Gelecek
Operasyon başarıyla tamamlandıktan sonra, tüm timler USS Nevada’ya geri döndü. Medikal müdahale başarılıydı ve yaralının durumu stabil hale getirilmişti. Ancak asıl etki, herkesin bu gerçek operasyon sırasında sergilediği performansta ortaya çıkmıştı. Amiral Mendasyon, tüm liderleri topladı ve Türk SAT komandolarının bu operasyondaki olağanüstü liderlik, koordinasyon ve bölgesel uzmanlık sergilediklerini vurguladı.
Thomson, Mert’e yaklaşarak, “Bugünkü operasyonunuz gerçekten etkileyiciydi. Özellikle gerçek acil durumdaki liderliğiniz nasıl bu kadar sakin kalabildiniz?” diye sordu. Mert, mütevazı bir gülümsemeyle cevap verdi: “Komutan, bizim bu sularda 10 yıldır operasyon yapıyoruz. Akdeniz bizim evimiz. Burada yaşanan her durum bizim için tanıdık.”
Yemek sırasında Thomson, Mert’le uzun sohbet etme fırsatı buldu. Türk SAT komandolarının eğitim yöntemlerini, operasyonel deneyimlerini ve bölgesel uzmanlıklarını öğrenmeye çalıştı. Akşamın sonunda, Thomson resmi bir konuşma yaptı ve önyargılarının yanlış olduğunu anladığını belirtti. “Deneyim, bölgesel bilgi, tim uyumu ve en önemlisi liderlik kalitesi belirleyici faktörlerdir,” dedi.
Mert, “Bizim de sizlerden öğreneceğimiz çok şey var. Bu tür tatbikatların amacı zaten bu. Birbirimizin güçlü yönlerini öğrenmek ve müttefik olarak güçlenmek,” diye yanıtladı.
Thomson, gelecekte Türk SAT komandolarıyla düzenli işbirliği yapma taraftarı olduğunu belirtti. Çünkü o gün öğrenmişti ki gerçek güç, başkalarının zayıflığında değil, birlikte güçlenmekte saklıdır. Akdeniz’in mavi sularında, her gün o tatbikatta öğrenilen derslerin ışığında ortak operasyonlar gerçekleşiyordu. En büyük zafer, düşmanı yenmek değil, müttefiki güçlendirmekti.