PKK’NIN SİLAH TEKNİSYENİ 5 YIL KANDİL’DE SAKLANIYORDU! 🎯 Drone Görüntüsünden Tespit Edildi

PKK’NIN SİLAH TEKNİSYENİ 5 YIL KANDİL’DE SAKLANIYORDU! 🎯 Drone Görüntüsünden Tespit Edildi

.
.

GÖKYÜZÜNDEKİ GÖZ VE ZİNCİRİN KOPUŞU: “USTAM” OPERASYONU

Bölüm 1: Sekiz Bin Metredeki Sessizlik

Ankara’nın kalbinde, dış dünyadan tamamen izole edilmiş, sadece bilgisayar fanlarının monoton uğultusunun duyulduğu bir analiz merkezinde hava elektriklidir. Dev ekranlarda, Kuzey Irak’ın sarp dağlarından, Zagrosların karlı zirvelerinden gelen siyah-beyaz termal görüntüler akmaktadır. Bir Bayraktar TB2, tam 8.000 metre yükseklikte, bulutların üzerinde sessiz bir kartal gibi dönmektedir.

Analistlerin gözleri tek bir noktaya kilitlenmiştir: Kandil’in derinliklerinde, meşe ağaçlarının arasına ustalıkla gizlenmiş, sıradan bir çoban kulübesi gibi görünen o yapıya. Ancak bu kulübe, bölgedeki yüzlerce benzerinden farklıdır. TB2’nin gelişmiş termal kamerası, kulübenin içinden yayılan alışılmadık bir ısı imzasını rapor etmektedir. Bu, bir ısınma sobasının yaydığı rastgele bir sıcaklık değil; metal işleme ekipmanlarının, lehim havyalarının ve profesyonel bir atölyenin düzenli ısı dağılımıdır.

On dört aydır süren sabırlı bekleyiş, o günün sabahında bambaşka bir boyuta evrilecektir. Çünkü teşkilat, “Ustam” kod adını verdiği o hayaletin peşindedir.

Bölüm 2: Teknik Bir Parmak İzi: “Ustam” Kimdi?

Her şey 2021 yılının dondurucu bir kış sabahında, Hakkari kırsalında ele geçirilen bir dizi El Yapımı Patlayıcı (EYP) ile başlamıştı. Bomba imha uzmanları düzenekleri etkisiz hale getirirken bir şeyi fark ettiler: Bu patlayıcılar, standart bir terör örgütü militanının elinden çıkmış olamazdı.

Düzeneklerdeki devre tasarımı kusursuzdu. Lehim noktaları, ancak yüksek eğitimli bir elektronik mühendisinin elinden çıkabilecek bir estetiğe ve sağlamlığa sahipti. Tetikleme mekanizmaları, alışılmışın dışında bir sofistike yapı barındırıyordu. Ankara’daki kriminal laboratuvarlarda yapılan incelemeler tek bir gerçeği işaret ediyordu: Örgütün içinde “Ustam” olarak anılan profesyonel bir zihin vardı.

Bu adam sıradan bir bombacı değil, bir teknoloji mimarıydı. Şırnak’ta, Mardin’de ve Siirt’te farklı zamanlarda ortaya çıkan sofistike bombaların hepsinde aynı “teknik parmak izi” vardı. Teşkilat için artık bu adamın kim olduğunu bulmak, sadece bir güvenlik meselesi değil, stratejik bir zorunluluktu.

Bölüm 3: Bir Mühendisin Karanlık Yolu

2022 sonbaharında Diyarbakır’da gerçekleştirilen kritik bir sorgu, yapbozun ilk büyük parçasını yerine koydu. Yakalanan bir kurye, Kandil’in derinliklerinde yaşayan, “Delil” kod adıyla bilinen ve tüm üst düzey yöneticilerin saygı duyduğu bir “silah ustasından” bahsetti. Bu adam nadiren dışarı çıkıyor, sürekli laboratuvar benzeri bir yerde çalışıyordu.

Teşkilatın arşivleri tarandı, kayıp başvuruları incelendi. Ve sonunda o isme ulaşıldı: Ferhat Aslan.

Aslan’ın hikayesi trajik bir zıtlık barındırıyordu. 1978 Diyarbakır doğumlu olan Aslan, Türkiye’nin en saygın üniversitelerinden birinde Elektrik-Elektronik Mühendisliği okumuştu. Mezun olduktan sonra ülkenin en prestijli savunma sanayi firmalarından birinde mühendis olarak çalışmaya başlamıştı. Ancak 2010 yılında, hiçbir iz bırakmadan, sessizce ortadan kaybolmuştu. Ailesinin yıllarca süren aramaları sonuçsuz kalmıştı. Şimdi anlaşılıyordu ki, o yetenekli mühendis, bilgisini ölüm kusan düzenekler tasarlamak için dağa taşımıştı.

Bölüm 4: Üç Saniyelik Hata

2023 yılının Ocak ayı geldiğinde, Kandil’de mevsim normallerinin üzerinde bir sıcaklık yaşanıyordu. TB2, aylardır izlediği o şüpheli kulübenin üzerinde tur atarken, beklenen o an geldi. Saat sabah 06:00 civarıydı.

Ferhat Aslan, her sabahki rutiniyle kulübenin kapısını açtı. Normalde yüzünü kalın bir şapka ve atkıyla tamamen gizleyen bu adam, o sabah havanın sıcaklığıyla bir anlık rehavete kapıldı. Atkısını aşağı indirdi ve yüzünü doğan güneşe doğru çevirdi. Temiz bir nefes aldı.

O an sadece 3 saniye sürdü.

Ancak 8.000 metre yukarıdaki TB2’nin kamerası için bu, sonsuzluk kadar uzundu. Kristal netliğindeki görüntü anında Ankara’ya aktarıldı. Yüz tanıma sistemi saniyeler içinde tarama yaptı: %89 eşleşme oranıyla pozitif tespit. Hedef artık bir silüet değil, yaşayan bir bedendi.

Bölüm 5: Ağın Haritalanması

Teşkilat hemen düğmeye basmadı. Ferhat Aslan’ı etkisiz hale getirmek önemliydi, ancak onun kurduğu lojistik ağı çökertmek daha kritikti. TB2 haftalarca aslanın günlük rutinini bir cerrah titizliğiyle haritalandırdı.

Aslan’ın her 14 günde bir motosikletli bir kurye ile buluştuğu görüldü. Kurye, elinde orta boy bir çantayla geliyor ve kısa bir görüşmenin ardından ayrılıyordu. Bu kurye, gökyüzündeki görünmez gözler tarafından profesyonelce takip edildi. Rota netleşti: Kandil’den çıkan malzemeler Süleymaniye üzerinden Duhok’a, oradan da Türkiye sınırına yakın gizli dağıtım noktalarına ulaştırılıyordu.

Duhok’taki o ev, ağın merkeziydi. Operasyon planı artık hazırdı: Zincirin tüm halkaları aynı anda kırılacaktı.

Bölüm 6: 17 Mayıs Sabahı: “Ateş!”

2024 yılının 17 Mayıs sabahı, saat 04:30’da Ankara’daki komuta merkezinde nefesler tutulmuştu. Operasyon koordineliydi. Hedef: Kandil’deki atölye, yoldaki kurye ve Duhok’taki dağıtım evi.

Saat tam 05:00’te Ferhat Aslan kulübesinden dışarı çıktı. Gökyüzündeki TB2’nin lazer işaretleyicisi artık onun göğsündeydi. Komuta merkezindeki dış operasyonlar başkanı, tarihe geçecek o tek kelimeyi söyledi: — “Ateş!”

TB2’nin kanat altındaki MAM-L akıllı mühimmatı sessizce süzülmeye başladı. Saniyeler sonra kulübe büyük bir patlamayla sarsıldı. Yapı tamamen çökmüştü; “Ustam”ın on yıllık karanlık laboratuvarı artık bir enkaz yığınıydı.

Aynı anda, Duhok’taki eve Türk Özel Kuvvetleri tarafından profesyonel bir baskın düzenlendi. Üç terörist sağ olarak ele geçirildi. Süleymaniye yolundaki kurye ise önceden belirlenen noktada durdurularak gözaltına alındı. Zincir tamamen kopmuştu.

Bölüm 7: Enkazdan Gelen Gerçekler

Operasyon sonrası bölgeden elde edilen bulgular, tehlikenin boyutunu bir kez daha gözler önüne serdi. Enkazda yarım kalmış patlayıcı şemaları, dijital depolama cihazları ve malzeme listeleri bulundu. Yapılan analizler, Aslan’ın 5 yıl içinde 100’den fazla sofistike düzenek ürettiğini, bunların bir kısmının yurt dışına bile ihraç edildiğini ortaya koydu.

Duhok’ta yakalananların sorguları, örgütün lojistik yapısına dair paha biçilmez bilgiler sağladı. Bu bilgiler, takip eden aylarda 12 farklı başarılı operasyonun kapısını açtı.

Bölüm 8: Bitmeyen Nöbet

Ferhat Aslan’ın hikayesi sona ermişti ama gökyüzündeki nöbet hiç bitmedi. TB2, Kandil’in üzerinde dönmeye devam ediyordu. Çünkü teşkilat biliyordu ki; bir dosya kapandığında yenisi açılırdı.

Ankara’daki monitörlerde yeni görüntüler belirmeye başladı. Başka bir kulübe, başka bir rutin ve belki de başka bir “usta” adayı… Ancak bir gerçek değişmedi: Teşkilatın sabrı, teknolojisi ve kararlılığı karşısında hiçbir hata sonsuza kadar gizli kalamazdı. 3 saniyelik bir anlık dikkati, yılların hesabını kesmeye yetiyordu.

Güneş Kandil’in ardından her doğduğunda, gökyüzünde bir yerlerde görünmez bir göz, adaletin vaktini beklemeye devam edecekti.

Related Posts

Our Privacy policy

https://rb.goc5.com - © 2026 News