Rütbesiz Kadın – Kibirli Tuğgeneralin Hışmına Uğradı – Kim Olduğunu Öğrenince Donakaldı
.
I. Kışla Koridorunda Başlayan Fırtına
Hakkari’nin Yüksekova ilçesi, Cilo Dağları’nın eteklerinde, buz gibi bir sabah. Komando Tugayı’nın koridorlarında, bir kadının sessiz adımları yankılanıyor. Üzerinde rütbesiz, sade bir kamuflaj; elinde eski bir fotoğraf çerçevesinin gevşeyen vidasını sıkmak için küçük bir tornavida. Kimse onun kim olduğunu bilmiyor; herkes onu sıradan bir personel, belki bir bakım görevlisi sanıyor.
O sırada, yeni atanmış Tuğgeneral Kenan Sancaktar, omuzlarında parlayan yıldızlarla, emir subayları ve astsubayların arasında koridorda beliriyor. Otoriteyi ilk günden hissettirmek isteyen Sancaktar, kadını kaba bir şekilde kenara itiyor:
“Çekil şuradan kadın. Görmüyor musun? Komutanın geçiyor.”
Kadın sendeleyip duvara çarpıyor ama dimdik duruyor. O anı görenler şaşkın; kimse bir şey söyleyemiyor. Sancaktar, “Disiplin böyle sağlanır” diye düşünüyor. Kadın ise sessizce işini bitirip uzaklaşıyor. Henüz kimse bilmiyor: O kadın, TSK’nın özel kuvvetler komutanı, dört yıldızlı orgeneral Asena Gürtürk’tür.
II. Asena Paşa’nın Liderlik Felsefesi
Asena Paşa, 47 yaşında, TSK’da en tepeye ulaşmış nadir kadın komutanlardan biri. Onun liderliği, protokolde poz vermek, törenlerde boy göstermekten ibaret değil. Sahada, askerinin ayağındaki postaldan, koğuşun penceresindeki buhara kadar her ayrıntıyı bizzat denetler. Güvenlik, onun için gösterişli tatbikatlardan daha önemlidir.

O sabah, kalorifer dairesindeki su sızıntısını, elektrik panosundaki tozu, yangın vanasının eskimiş contasını not defterine yazıyor. Her ayrıntı, bir felaketi önleyebilir. Askerleri arasında “Asena Paşa uyumaz, gezer” diye bir efsane vardır. Her asker onun ilgisini, sahiplenmesini hisseder.
III. Tuğgeneralin İlk Günü ve Kibir
Kenan Sancaktar, Harp Akademisi’nden beri kadınlara karşı üstten bakan tavrıyla tanınır. Rütbenin, otoritenin ve disiplinin her şey olduğuna inanır. Tugaya ilk adımını attığı gün, koridorda rütbesiz kadına omuz attığında, aslında kendi kariyerinin sonunu başlatır. O an, sadece bir saygısızlık değil, yeni düzenin acımasız bir ilanıdır.
Sancaktar, makamında oturup ilk günkü hareketinden gurur duyar. “Disiplin gevşerse her şey biter,” diye düşünür. Emir subayları ise, yaşanan olayı içlerinde bir huzursuzlukla hatırlar. Henüz kimse gerçekleri bilmiyor.
IV. Devir Teslim Töreni: Gerçek Ortaya Çıkıyor
Birkaç saat sonra, Tugay’ın büyük toplantı salonunda devir teslim töreni başlıyor. Salonun kapısından dört yıldızlı, şık tören üniformasıyla Asena Paşa giriyor. Herkes ayağa kalkıyor; Sancaktar da mecburen selam duruyor. Sabah omuz attığı kadının, özel kuvvetler komutanı olduğunu fark edince yüzü bembeyaz kesiliyor.
Asena Paşa, “İlk kez tanışmamıza memnun oldum,” diyerek hem büyüklük gösteriyor hem de sabahki olayı unutmadığını ima ediyor. Sancaktar konuşmakta zorlanıyor; sesi titriyor. Salonda tuhaf bir atmosfer var.
V. Toplantı ve Güvenlik Krizi
Bir hafta sonra, müşterek harekat tatbikatı toplantısı. Sancaktar, kendini kanıtlamak için özenle hazırladığı sunumu yapıyor. Ama en önemli kısım, güvenlik denetim sonuçları eksik. Asena Paşa, sorularıyla onu köşeye sıkıştırıyor:
“Tu Generalim, geçen haftanın güvenlik denetim sonuçlarını göremiyorum. Açıklama yapabilir misiniz?”
Sancaktar, “Veriler henüz toplanmadı,” diye gevelemeye başlıyor. Asena Paşa, “Operasyonlar insan hayatı ile ilgilidir. Güvenlik verilerinin eksik olması operasyonları durdurmak için yeterli bir sebeptir,” diyerek salonu buz kesiyor.
Güvenlik denetimi ihmal edilmiş; patlayıcı madde yönetimi, acil çıkış yolları, yangın tüpleri, hiçbir şey usulüne uygun kontrol edilmemiş. Asena Paşa, “Güvenlik bir seçenek değil, zorunluluktur,” diyerek Sancaktar’ı kamuoyu önünde küçük düşürüyor.
VI. Teftiş ve Gerçeklerin Ortaya Çıkışı
Asena Paşa, gelen isimsiz notlarla teftiş kurulu başkanını arıyor. Birliğin yangın tüplerinin tarihi geçmiş, ranzalar arası mesafe dar, acil çıkış levhaları bozuk. Teftiş heyeti baskın yapıyor; güvenlik denetimlerinde kasıtlı gizleme, raporlarda sahtecilik, bütçe ihlali tespit ediliyor.
Astlar, subaylar, hepsi itiraf ediyor: “Komutan, güvenlik denetimi sonuçlarını kötü olduğu için rapordan çıkarmamızı istedi.” Sancaktar’ın imzası belgelerde net. Müfettişler, “Büyük bir felaket kıl payı atlatıldı,” diyor.
VII. Kibir ve Çöküş
Sancaktar, odasında endişeyle hukuk müşavirini arıyor. Bahaneler üretmeye çalışıyor ama kendi kibri ve sorumsuzluğu yüzünden köşeye sıkışıyor. O an, koridorda Asena Paşa’ya omuz attığı sahne tekrar tekrar gözlerinin önünden geçiyor.
Teftiş heyeti, tüm bulguları Genelkurmay’a sunuyor. Sancaktar’ın görevden alınması ve yüksek disiplin kuruluna sevk edilmesi teklif ediliyor. Salonda herkes şok içinde; Sancaktar ayağa kalkamıyor, bacakları titriyor. Kariyerinin bittiği an.
Asena Paşa, “Bir asker, silah arkadaşının canını korumak zorundadır. Bu görev kişisel gururdan çok daha önemlidir,” diyerek noktayı koyuyor. Sancaktar’ın son kalan öz saygısı da paramparça oluyor.
VIII. Yeniden Doğuş: Birliğin Toparlanması
Sancaktar’ın gidişinin ardından Tugay hızla toparlanıyor. Yeni komutan, alçak gönüllü ve çalışkan biri. Eksik yangın tüpleri yenileniyor, ranzalar arasındaki mesafe yönetmeliğe uygun hale getiriliyor, acil çıkış levhaları tamir ediliyor. Askerler kendini daha güvende hissediyor.