Sadece kadın asker olduğum için beni alaya aldılar — Bordo Berelinin selamı tüm masayı dondurdu
.
Kısa Bir Hikaye: “Kırmızı Bere”
Bir zamanlar, Türkiye’nin güneyinde yer alan Adana’da, Defne adında genç bir kadın yaşardı. 28 yaşında, Türk Silahlı Kuvvetleri’nde görev yapıyordu. Defne, askeri bir ailede büyümüş, babası uçak tamircisi, annesi ise emekli askerlere üniforma diken bir kadındı. Küçüklüğünden beri askerlik hikayeleri dinleyerek büyümüş, disiplin, onur ve fedakarlık değerlerini içselleştirmişti.
Defne, 22 yaşında Ankara’daki Askeri Akademi’ye girmeye karar verdi. Kadınların askeri yaşamda yer almasının zor olduğu bir dönemde, kendisini kanıtlamak için büyük bir azimle çalıştı. Akademideki ilk gününde, erkek arkadaşlarının arasında kendini bir parça yabancı gibi hissetse de, kararlılığını hiç kaybetmedi. Fiziksel ve psikolojik testleri başarıyla geçerek mezun oldu.
Mezuniyetinin ardından, Suriye sınırına yakın Gaziantep’teki bir askeri üste görevlendirildi. Burada, gergin bir ortamda, devriye görevleri, güvenlik denetimleri ve istihbarat birimleriyle koordinasyon sağlamak zorundaydı. Defne, resmi görevinde lojistik koordinasyon ve taktik destek sorumlusu olarak çalışıyordu, ancak pratikte her türlü görevi üstleniyordu.
Bir gün, özel harekat birimleriyle birlikte çalışmak üzere görevlendirildi. Bu, Defne için büyük bir fırsattı ama aynı zamanda büyük bir sorumluluktu. Bordo berelilerin yanında çalışmak, onun için hem bir onur hem de bir meydan okumaydı. Defne, bu birimlerin disiplinini ve yetkinliğini çok iyi biliyordu. Her gün, o birimlerin arasında geçerken, kendini daha fazla kanıtlamak için çabalıyordu.
Ancak, kadın olmanın getirdiği zorluklar da peşini bırakmıyordu. Üstleri, bazen ona şüpheyle bakıyor, bazen de onu sadece bir istatistik olarak görüyordu. Özellikle yeni gelen bir yüzbaşının, toplantılarda Defne’nin yeteneklerini sorgulaması, onu derinden yaralıyordu. Ama Defne, her seferinde kendini kanıtlamak için daha fazla çalışmaya karar verdi.

Zamanla, bazı erkek meslektaşlarının saygısını kazanmayı başardı. Ancak, hala bazıları onu bir süs eşyası olarak görmeye devam ediyordu. Bir gün, bir operasyon sırasında, şüpheli bir hareketlilikle karşılaştılar. Defne, telsizden müdahale ederek alternatif bir rota önerdi. Başta dikkate alınmadı ama ısrarcı oldu ve sonunda önerisi kabul edildi. Operasyon başarıyla sonuçlandı ve bu, onun için bir dönüm noktasıydı.
Defne, Ankara’ya transfer edildiğinde, burada daha idari bir pozisyonda çalışmaya başladı. Ancak, sahadaki gerilimi, gerçek katkıda bulunma hissini özlüyordu. Eğitimleri koordine ederken, sürekli olarak kendini geliştirmeye çalıştı. Bir gün, bir toplantıda, kadınların askeri operasyonlarda yer alması gerektiği hakkında yapılan yorumlar onu derinden etkiledi. O sırada, özel kuvvetlerden bir grup subay toplantıya girdi ve Defne’ye selam verdi. Bu, onun için çok anlamlıydı. O an, tüm çabalarının görüldüğünü hissetti.
Aylar geçtikçe, Defne’nin kariyeri ilerlemeye devam etti. Bir gün, albayı tarafından özel bir görev için çağrıldı. Özel kuvvetler, Erzurum’daki ileri düzey bir eğitim döngüsüne gözlemci olarak katılmasını istiyordu. Bu, onun için büyük bir fırsattı ama aynı zamanda büyük bir sorumluluktu. Defne, bu eğitimde yer almak için hazırlık yapmaya başladı.
Eğitim gününde, Defne, bordo berelilerin zorlu antrenmanlarına katıldı. İlk günler acımasızdı ama o, vazgeçmedi. Her gün, kendisini daha fazla zorlayarak, hem fiziksel hem de zihinsel olarak güçlendi. Bir gün, bir operatör yaralandığında, ona yardımcı oldu. Bu, onun için büyük bir tatmin kaynağıydı.
Eğitim sonunda, Defne, gözlemci olarak görevini başarıyla tamamladı. Bu, onun için sadece bir başarı değil, aynı zamanda kadınların askeri alanda nasıl yer alabileceğinin bir örneğiydi. Dönüş yolunda, Defne, artık sadece kendisi için değil, diğer kadınlar için de bir yol açtığını hissetti.
Ankara’ya döndüğünde, albayı ona yeni bir pozisyon teklif etti. Bu, stratejik planlama ve taktik koordinasyon subayı olarak görev yapacağı bir pozisyondu. Defne, bu teklifi kabul etti ve yeni görevine başladı. Artık, sadece bir kadın subay değil, aynı zamanda ordunun önemli bir parçasıydı.
Sonunda, Defne, askeri kariyerinde önemli bir yere sahip oldu. Diğer kadın subaylar için bir örnek haline geldi. Onun hikayesi, azim, disiplin ve yetkinliğin önemini vurguladı. Defne, artık sadece kendisi için değil, tüm kadınlar için bir ilham kaynağıydı. Ve o, her zaman hatırlayacağı bir ders aldı: “Saygı, imtiyaz değil, iyi yapılmış işin doğal sonucudur.”