TÜRK DEAŞ’LI 7000 KM ÖTEDE GİZLENİYORDU! 💀 Teşkilat Pakistan’da Yakaladı | ISI Ortak Operasyon
.
.
Özgür Altun’un Kaçışı: Bir Terörist ve Onun Peşindeki Adalet
1987 yılı, Trabzon’un sessiz bir köyünde, 10 yaşındaki Aylin Kaya, sabah yatağından uyanıp annesinin neşeli sesini duymak için her zamanki gibi kalkmıştı. Ancak, bu sıradan sabah, Aylin’in kayboluşuyla bir trajedinin başlangıcına dönüşecekti. Ne yazık ki, bu kayboluş köydeki halkı derinden etkilemiş ve yıllar süren bir sessizlikle sonuçlanmıştı. Ancak 22 yıl sonra, bir mektup ile ortaya çıkan gerçek, tüm köyün temellerini sarstı ve bir adamın geçmişiyle yüzleşmesi için hayatının sonunu getirdi.
Kaçan Adam: Özgür Altun’un Yükselişi
Özgür Altun, Türkiye’de sıradan bir hayat yaşarken, internetin sunduğu imkanlar sayesinde radikal fikirlerle tanıştı ve kısa sürede bunlara kapıldı. Bu fikirler, onu Türkiye’den uzaklara, Ortadoğu’nun en tehlikeli coğrafyasına sürükledi. Ailesi, Özgür’ün kaybolduğunda nereye gittiğini bilmiyordu. Bir gün, telefonunu kapatıp evden ayrılmış, hiçbir iz bırakmadan ortadan kaybolmuştu. Yola çıkarken tek düşündüğü şey, radikal bir ideolojiye sahip bir savaşçı olarak yeni bir hayat kurmaktı.
Suriye’ye, ardından Irak’a ve nihayetinde Afganistan’a ulaşan Özgür Altun, burada IŞİD’in sözde Horasan Vilayetinde en üst düzey Türk yöneticisi olarak görevlendirildi. Dijital dünyada son derece yetenekliydi ve bu yeteneğini örgütün propagandasını yapmak, sosyal medya üzerinden militan devşirmek ve terör eylemlerini yücelten videolar üretmek için kullanıyordu. Ancak Altun’un rolü sadece bu kadarla sınırlı değildi. Avrupa ve Orta Asya’dan Afganistan ve Pakistan’a militan taşıyan gizli bir transfer hattını da organize ediyordu.

Özgür Altun, IŞİD’in sözde Horasan Vilayeti için en önemli isimlerden biriydi. Hem medya sorumlusu olarak propaganda yapıyor hem de Avrupa’dan gelen radikal gençleri Afganistan’a yerleştiriyordu. Kısa sürede örgüt içinde hızla yükseldi ve kendisini önemli bir pozisyonda buldu. Ancak bir gün, dijital izlerin izlenmesiyle her şey değişecekti.
Gerçek Ortaya Çıkıyor: Altun’un Planları
IŞİD’in en üst düzey Türk yöneticisi olan Özgür Altun, bir yandan dünya çapında militan transferleri düzenlerken, diğer yandan konser salonlarına yönelik saldırı talimatları veriyordu. Dijital izler, Altun’un sadece propaganda yapmakla kalmayıp, aynı zamanda sivillere yönelik saldırıların planlarını da yönettiğini gösteriyordu. Bir yandan propaganda videosu çekiyor, diğer yandan dünyanın dört bir yanında masum insanları hedef alıyordu.
Altun, her bir talimatını şifreli mesajlar yoluyla gönderiyor ve hedeflerin listesini belirliyordu. Türkiye ve Avrupa’daki konser salonları, Altun’un hedef listesindeydi. Altun’un hedefleri o kadar büyük ve korkunçtu ki, her geçen gün dünya, IŞİD’in yeni saldırılarının habercisi oluyordu. Ankara’daki güvenlik birimleri, Altun’un yapacağı bir sonraki eylemi önceden tahmin edemediği için endişeliydi. IŞİD’in, Türkiye’ye ve Avrupa’ya yönelik tehditleri gerçekti. Altun, konser salonlarına yapılacak saldırıların arkasındaki isimdi.
Dijital İzler ve Altun’un Takibi
Altun, kendini güvenli bir yer olarak Afganistan’da, dağlık bir bölgenin derinliklerinde, dünyanın en tehlikeli yerlerinden birinde saklıyordu. Ancak dünya onu izliyordu. Türkiye’nin istihbarat birimleri, her adımını dijital izler üzerinden takip ediyordu. Yıllarca süren gizli istihbarat çalışmaları, sonunda Altun’un nerede olduğunu açığa çıkardı. Afganistan’dan Pakistan’a geçmeye hazırlanan bu adam, güvenliğini zayıflattığı her an biraz daha yakalanma riskiyle karşı karşıyaydı.
Altun’un dijital izlerini takip eden istihbarat birimleri, onu bir adım daha yakından izlemeye başladı. Altun’un Türkiye ve Avrupa’daki konser salonlarına yönelik saldırı talimatlarını, istihbarat birimleri daha dikkatli bir şekilde analiz etti. Altun’un hedef listesinde olan konser salonları, daha önce hiç karşılaşmadığı bir tehditle karşı karşıya kalacaktı.
Pakistan’ın Yardımı ve Altun’un Yakalanışı
IŞİD’in sözde Horasan Vilayeti’nde faaliyet gösteren Özgür Altun, Pakistan sınırına doğru harekete geçtiğinde, Türkiye ve Pakistan’ın istihbarat birimleri arasında kurulan gizli hat devreye girdi. Pakistan’ın istihbarat teşkilatının desteğiyle, operasyon için hazırlıklar hızla tamamlandı. Pakistan’ın da, IŞİD’in hedefinde olduğunu bilerek bu operasyona katılacağına dair güvence verdiği anda, operasyon için kritik bir fırsat doğmuştu.
Sınır bölgesinde hareket eden Altun, en büyük tuzağa doğru ilerliyordu. Her şey bir anda değişti. Pakistan’ın istihbarat teşkilatının hazırlığı ve Türkiye’nin sağladığı bilgi ile Altun’un tam geçiş noktasında bir tuzak kuruldu. Altun, kendini güvenli sanıyordu, ancak ona bekleyen sürprizin farkında değildi.
Altun’un Sorgusu ve İtirafları
Altun’un yakalanması, uluslararası güvenlik açısından büyük bir başarıydı. Artık, dünya çapında terörist bir yönetici olan bu adamın dijital materyalleri elindeydi. Altun’un verdiği bilgiler, sadece geçmişteki terörist faaliyetleri değil, aynı zamanda gelecekteki tehditleri de ortaya koydu. Altun’un itirafları, örgütün gizli yapılanmasını, militan transferlerini ve hedef seçimini gözler önüne serdi.
Altun, Türkiye’ye geri gönderildiğinde, örgütün militan transferini nasıl organize ettiğini, propagandayı nasıl yönettiğini ve dünya çapındaki saldırıları nasıl organize ettiğini tek tek anlattı. Onun verdiği bilgiler sayesinde IŞİD’in Türkiye’ye yönelik eylem planları boşa çıkarıldı. Ayrıca, IŞİD’in gençleri nasıl radikalleştirdiği ve örgüte katılmak üzere nasıl eğittiği ortaya çıktı.
Yeni Tehdit: Yahya ve Gören
Altun’un sorgusunda, örgütün içinde kendisiyle birlikte çalışan bir başka Türk kökenli yöneticiden daha bahsedildi. Bu kişi, Yahya kod adıyla bilinen Mehmet Görend’i temsil ediyordu. Görend, IŞİD içinde yüksek bir pozisyona ulaşmış, intihar eylemleri düzenlemek üzere görevlendirilmişti. Altun’un verdiği bilgiler sayesinde, yeni bir tehlike ortaya çıktı: Yahya’nın Avrupa ve Türkiye’deki sivillere yönelik bir intihar saldırısı planı yapıyor olması.
Türkiye’nin güvenlik birimleri, Altun’un verdiği bilgileri değerlendirerek Yahya’nın konumunu ve planlarını çözdü. Görend, IŞİD adına intihar eylemleri gerçekleştirmek üzere görevlendirilmişti. Bu, Türkiye için büyük bir tehdit oluşturuyordu.
Son Operasyon: Görend’in Yakalanışı
Altun’un verdiği bilgilerle Türkiye, ve Pakistan istihbarat birimleri, Görend’i izlemek için harekete geçti. Görend’in en son konumunun tespit edilmesinin ardından, iki ülke arasındaki istihbarat işbirliği sayesinde operasyon hızla başlatıldı. Görend, son bir hamle yapmadan önce yakalanarak Türkiye’ye getirildi.
Altun ve Görend’in yakalanması, IŞİD’in Türkiye’ye yönelik tehditlerini boşa çıkarmıştı. Ancak bu başarı, sadece bu iki kişiyi yakalamakla sınırlı değildi. Altun’un ve Görend’in itirafları, örgütün dijital ağına, militan transferlerine ve intihar eylemlerine dair bilgi sağladı. Bu, IŞİD’in Avrupa ve Türkiye’deki eylemlerinin engellenmesi adına büyük bir zaferdi.
Sonuç: Teşkilatın Mücadelesi ve Gelecek Tehditler
Altun’un ve Görend’in yakalanması, dünya çapında büyük bir başarıydı. Ancak bu başarı, sadece bir adımdı. Teşkilatın terörle mücadelesi, asla bitmeyen bir süreçti. Yeni tehditler her zaman vardı. IŞİD, dünya çapında terörist faaliyetlerde bulunmaya devam ediyordu ve onun ağındaki diğer liderler de birer birer yakalanacaktı.
Her bir operasyon, yeni bir tehdit ve yeni bir tehlike ortaya çıkarıyordu. Ancak dünya, bu tehditlerle mücadele etmek için her geçen gün daha güçlü hale geliyordu. Türkiye ve Pakistan’ın ortak istihbarat çabaları, IŞİD’in gelecekteki eylemlerini engellemek adına önemli bir örnek teşkil ediyordu.
Ve her geçen gün, dünyanın dört bir yanındaki analistler, yeni bir terör tehdidine karşı harekete geçmek için iz sürmeye devam ediyordu. Çünkü tehlike her zaman bir adım ötede, ancak adalet asla peşini bırakmazdı.