Türk Pilotu Simülatörde Bile Tutunamaz” Dedi! 😮 23 Dakika Sonra NATO Rekoru Kırıldı! 🇹🇷
.
.
Amerikan Poligonunda Kimse Hedefi Vuramadı — Ta Ki Bir Bordo Bereli Tüfeği Eline Alana Kadar
2022 yılının soğuk bir Şubat sabahı, Almanya’nın Ramstein Hava Üssü’nde, 14 farklı ülkeden gelen hava kuvvetlerinin elit pilotları, büyük bir tatbikata katılmak üzere toplanmıştı. Çelik hedefler 1800 metredeydi ve saatlerdir kimse bu hedefi vuramamıştı. Herkes, dünya çapındaki en iyi nişancılardan oluşan bir ekipten bahsediyordu, ancak başarısızlıklar birikiyordu. Hava soğuktu, rüzgar keskin, ve uçaklar kalkış yapmaya hazır bekliyordu. Herkes odaklanmış, ama bir o kadar da gergindi.
Ve işte o anda, herkesin dikkatini çeken bir adam, o sabah poligona geldi. 84 yaşındaki Ahmet Yıldız, Türkiye’den gelen emekli bir bordo bereliydi. Hiçbir şeyden haberi yoktu; çünkü o, eğitim için bile olsa, poligona yalnızca izinsiz girebilecek bir sivil olarak kabul edilmişti. Almanya’dan, İngiltere’den ve Amerika’dan gelen profesyonel pilotlar, Ahmet’in ne kadar büyük bir insan olduğundan habersizdi.
Türk pilotu hemen tanıyan, onu tanıyan kimse yoktu. Fakat, o an, kimse fark etmiyordu ama Ahmet Yıldız, Ramstein Hava Üssü’ndeki en önemli isim olacaktı. Uzun bir yoldan sonra, ilk olarak, Almanya’nın kıdemli komutanı Oberst Klaus Weideman’ın hakaret dolu sözleriyle karşılaştı: “Sizin uçağınız bu senaryoyu kaldıramaz. Belki simülatörde bile tutunamazsınız.”

Weideman’ın sözleri, odadaki Amerikalı ve İngiliz pilotlar tarafından alayla karşılandı. Ahmet Yıldız sessizce odadan çıktı. Ancak o an, 23 dakika sonra, kimse “Türk pilotu” olarak bilinen birinin bu tatbikatın tarihine nasıl damgasını vuracağını bilemezdi. Çünkü Ahmet Yıldız, yalnızca eski bir bordo bereli değil, aynı zamanda yaşamını dağlarda, zorluklarla geçirmiş, doğayı ve hava koşullarını okuma konusunda usta bir askerdir. Kısa bir süre sonra, 14 yıl boyunca geçirdiği kaçış sonrasında, Ahmet, NATO’nun en önemli tatbikatı olan Arctic Resolve’de büyük bir sürpriz yapacaktı.
Bordo Bereli’nin Yükselişi
Ahmet Yıldız’ın hikayesi Ramstein’dan çok önce başlamıştı. 1985’te Kayseri’nin küçük bir kasabasında doğan Ahmet, küçük yaşlardan itibaren gökyüzüne büyük bir ilgi besliyordu. Babası Türk Hava Kuvvetlerinde subay olarak görev yapmış, emekli olduktan sonra ise kasabada bir bakkal dükkanı açmıştı. Fakat Ahmet, gökyüzünü izlemeyi hep sürdürdü. Çocukken, askeri uçakların sesini duyduğunda ne yapıyorsa yapıyor, hemen durup gökyüzünü tarıyordu.
Uçakların isimlerini öğrenmişti, F-4 Phantom, F-5 Freedom Fighter, F-16 Fighting Falcon… Her birinin siluetini ezbere bilir ve onları izlemekten büyük keyif alırdı. Bu hayali ona babası aşılamıştı. Ahmet’in hayatı askeri uçaklarla başlamıştı. 18 yaşında Hava Harp Okulu’na giren Ahmet, burada dört yıl boyunca Türkiye’nin en zorlu askeri eğitimlerinden birini tamamladı ve sınıf birincisi olarak mezun oldu. Temel jet eğitimini Çili’de, ileri jet eğitimini ise Akıncı’da aldı. Mezuniyetinin ardından Bandırma’ya ilk görevine atandı.
Ege Hava Sahası’nda, Yunan uçaklarıyla sayısız angajman yaşadı ve her karşılaşma ona bir ders, her manevra bir tecrübe kattı. 29 yaşında Diyarbakır’a tayin oldu ve gerçek savaşla tanıştı. Fakat kimse o dönemde, Ahmet’in bu tür senaryolar için mükemmel bir şekilde eğitildiğini bilmeyordu. O, sınırları aşan bir pilot, tecrübesiyle her türlü hava savunma sisteminin üstesinden gelebilecek yeteneğe sahipti.
Ramstein’de Başlayan Gerçek Mücadele
2022 yılında NATO’nun Arctic Resolve tatbikatına Türkiye sadece bir pilotla katıldı: Binbaşı Kaan Türkmen. 37 yaşındaki Kaan, Diyarbakır’ın 8. Ana jet komutanlığından gelen, 4700 uçuş saatiyle deneyimli bir F-16 pilotuydu. Ancak Ramstein’deki tatbikat için bu bilgiler, Amerikalı ve İngiliz pilotlar için bir anlam ifade etmiyordu. Türkiye, NATO’nun güneydoğu kanadındaki bir ülke olarak kabul ediliyordu. Pilotları güçlüydü ama en iyisi asla değillerdi.
Ahmet Yıldız’ın hikayesi, Kaan’ın hikayesinin ilham kaynağıydı. Yıldız’ın eğitimleri, hayatındaki en kritik görevleri, savaş sırasında kazandığı bilgisi, her pilotun bilmesi gereken derslerdi. 2016 yılında, Suriye’deki Rus yapımı S-400 sistemlerinin bulunduğu bölgede alçak irtifa uçuşu yapmış, 2015’teki ilk Suriye görevinde Rusya’nın gelişmiş savunma sistemlerini aşmak zorunda kalmıştı. Bu tecrübeler onu, her türlü simülasyona göre çok daha deneyimli hale getirmişti.
Ramstein’daki senaryo, Kaan için oldukça tanıdık bir durumdu. Son derece zorlu bir testin içerisinde, elektronik karıştırma ve saldırı sistemlerinin etrafından geçerken, manevra yapmak her pilot için bir ölüm kalım meselesiydi. Ancak Kaan, her zaman olduğu gibi, görevini titizlikle yerine getirmek için hazırdı.
Tatbikatın Şok Sonucu
Ramstein Hava Üssü’ndeki tatbikatın ilk aşamaları, her ülkenin pilotları için oldukça zorlayıcı geçti. Amerikalı ve İngiliz pilotlar görevlerini başarılı bir şekilde yerine getirmiş, fakat çoğu zaman elektronik sistemlere takılmıştı. Kaan ise, tüm bu sistemlerin dışına çıkarak, eski tecrübelerine dayanarak atışına başladı.
O sabah, kontrol kulesinde bekleyen başçavuşlar ve komutanlar, Kaan Türkmen’in uçağını fark ettiğinde büyük bir şok yaşadı. Kaan, eğitimdeki diğer pilotlardan farklı olarak, uçuşunu en düşük irtifada gerçekleştirmiş, dağlar arasındaki dar vadilerden geçerek hedefe ulaşmayı başarmıştı. Diğer pilotlar geniş manevralarla hedefi geçmeye çalışırken, Kaan cesurca, en dar geçitten geçerek, elektronik karıştırma sistemlerinin olduğu bölgeyi hedef almıştı.
Tatbikatın sonunda, Kaan’ın süresi 23 dakika 47 saniye olarak belirlendi ve bu, tüm tatbikatın tarihindeki en hızlı süreydi. Diğer pilotlar, bu kadar tecrübeli bir pilotu ancak hayal edebilirlerdi. Kaan’ın uçuşu, en düşük irtifada, en yüksek hızda ve en riskli rotada yapılmış bir başarıydı. Kontrol kulesinde sessizlik hakimdi. Kaan, uçağını piste indirdiğinde, tüm pilotlar ve komutanlar ona büyük bir saygı gösterdi.
Başçavuş Anderson, Kaan’a doğru yürüdü ve ona elini uzattı. “Dostum, hayatımda böyle bir uçuş görmedim,” dedi. “O vadiden geçişin inanılmazdı.”
Kaan, sessizce başını sallayarak, “Bunu 10 yıldır yapıyorum,” dedi. “Tek fark bugün simülasyondu.”
Sonuç: Gökyüzünde Eşitlik
O gün, NATO komutanları, Türk Hava Kuvvetlerinin ne kadar güçlü olduğunu ve pilotlarının mükemmel yeteneklere sahip olduğunu fark etti. Kaan Türkmen, sadece bir pilot değil, aynı zamanda bir liderdi. Gökyüzü, sınıfların ve bayrakların ötesindeydi; orada sadece yetenek konuşuyordu.
Alman komutan Weideman, Kaan’a yaklaşarak özür diledi ve onun performansını hayatı boyunca unutmayacağını söyledi. Bu, sadece bir uçuş tatbikatı değildi; aynı zamanda uluslararası bir saygı ve kıskanılan bir başarı hikayesiydi. Kaan’ın gökyüzünde kazandığı zafer, her bir pilotun bilmesi gereken en büyük dersiydi: “Saygı, her zaman yetenekle kazanılır; bayraklarla değil.”