TÜRK SİHA’SI WAGNER’İ AVLADI! 6 Saat Takip Etti 3 Zırhlı Araç Vuruldu 12 Paralı Asker Öldü
.
I. Tahran’da Bir Endişe
2020 yılı Eylül ayı. Tahran Üniversitesi’nde nükleer fizik profesörü Fahrettin Kazimi, çalışma masasının başında, uluslararası bir konferans davet mektubunu okuyor. 45 yaşında, İran’ın sivil nükleer enerji programında güvenlik sistemlerini geliştirmiş, onlarca makale yayınlamış tanınmış bir bilim insanı. Eşi, “Fahrettin, Mossad İranlı bilimcileri hedef alıyor, emin misin?” diye endişeyle soruyor.
Fahrettin gülümsüyor: “Türkiye güvenli bir ülke. Konferans uluslararası, endişelenme.”
Bir gün sonra uçak bileti alınıyor. İstanbul’da konferansa katılacak, sunum yapacak.
II. Tel Aviv’de Planlanan Ölüm
Aynı gün, Tel Aviv’de Mossad karargahında Benjamin Levi kırmızı bir dosya üzerinde çalışıyor. 50 yaşında, İran masasının başında, onlarca suikast operasyonunun planlayıcısı. “Doktor Fahrettin Kazimi, İran nükleer enerji programı, İstanbul’da konferansa katılacak. Fırsat.”
Benjamin ekibini topluyor: “İstanbul’a gideceksiniz. Araba bombası sabah otelden çıkarken motor çalıştırıldığında patlayacak. Temiz iş, iz yok.”
İki ajan seçiliyor, pasaportlar hazırlanıyor, bombalar paketleniyor.

III. İstanbul’da Karşı İstihbarat
Eylül 9. İstanbul Atatürk Havalimanı. Benjamin Levi, İngiliz pasaportuyla John Taylor adıyla giriş yapıyor. Taksim’de bir otele yerleşiyor. Aynı gün iki ajan daha farklı uçuşlarla geliyor, farklı otellere yerleşiyor.
Ama Mossad bilmiyor; Türk istihbaratı onları izliyor. Ankara’daki MİT, İsrail’in iç trafiğini takip etmiş, Benjamin Levi’nin İstanbul’a hareket ettiğini öğrenmiş. İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne acil bilgi veriliyor.
Komiser Hakan Tekin, 46 yaşında, 20 yıllık deneyimiyle masasında istihbarat raporunu okuyor. “Benjamin Levi, iki ajan daha, hedef Doktor Fahrettin Kazimi. Suikast planı muhtemelen araba bombası.” Hakan ekibini topluyor: “Mossad İstanbul’da bir İranlı bilimciyi öldürmeye çalışacak. Biz onu koruyacağız, Mossad ajanlarını yakalayacağız. Türk toprağında suikast kabul edilmez.”
Ekibin başında özel harekatçı Zeliha Arslan var. 34 yaşında, onlarca operasyonda görev almış, kararlı ve soğukkanlı.
IV. Koruma ve Takip Başlıyor
Eylül 11. Fahrettin İstanbul’a geliyor. Gümrükten geçiyor, bavulunu alıyor, Şişli’deki oteline taksiyle gidiyor. 10 metre gerisinde Zeliha ve iki polis, sivil kıyafetle onu izliyor. Otele varınca çevre güvenliği sağlanıyor, gizli gözetim başlıyor.
Aynı akşam Benjamin Levi ve iki ajan Taksim’de bir kafede buluşuyor, otelin planını tartışıyorlar. “Yarın sabah erken otoparka gireceğiz. Arabasının altına C4 yerleştireceğiz. Sabah 8’de otelden çıkacak, arabaya binecek, motoru çalıştırınca patlayacak.”
Ama bilmiyorlar ki, Hakan Tekin onları da izletiyor. Zeliha’ya talimat: “Yarın gece otoparkta operasyon olabilir. Hazır olun. Kamera yerleştirin, gizli gözetim başlatın.”
V. Mossad’ın Gecesi, Türk Polisinin Tuzakları
Eylül 12. Gün boyunca Fahrettin konferansta sunumlar yapıyor. Benjamin ve iki ajan otelin çevresini inceliyor, otoparkın girişini ve güvenlik kameralarını tespit ediyor.
Gece yarısı. Benjamin Levi ve iki ajan karanlıkta otel otoparkına yaklaşıyorlar. Güvenlik kameralarının kör noktasından giriyor, Fahrettin’in arabasını buluyorlar. Benjamin çantasından C4 patlayıcıyı çıkarıyor, diğer iki ajanla birlikte arabanın altına uzanıyorlar. Bombayı motorun altına yerleştiriyorlar.
O sırada, otoparkın çıkışında Hakan Tekin, Zeliha Arslan ve 8 polis bekliyor. Silahları hazır. Hakan telsizden emri veriyor: “Bombayı yerleştirmeye başladılar. Bekliyoruz. Otoparktan çıkmaya çalıştıklarında müdahale edeceğiz.”
15 dakika sonra Benjamin ve iki ajan bombayı yerleştiriyor, otoparkın çıkışına doğru yürüyorlar. Hakan ve ekibi çıkışı kapatıyor, silahlarını çekiyor: “Dur polis! Ellerinizi kaldırın!”
Benjamin şoke oluyor, kaçmaya çalışıyor ama Zeliha onun yolunu kesiyor, silahını başına doğrultuyor: “Hareket etme!” Diğer iki ajan da kaçmaya çalışıyor ama polisler onları çevreliyor, direnme imkânı yok. Üç Mossad ajanı yere yatırılıyor, kelepçeleniyor.
VI. Bomba İmhası ve Kurtuluş
Hakan, Fahrettin’in arabasının altındaki bombayı inceliyor, bomba imha ekibini çağırıyor. C4 patlayıcı, zamanlanmış tetikleyiciyle sabah 8’de patlamak üzere ayarlanmış. Bomba imha ekibi geliyor, bombayı güvenli şekilde söküp etkisiz hale getiriyor.
Sabah. Fahrettin otel odasında uyanıyor, kahvaltı yapıyor, arabasına binmek için otoparka iniyor. Hakan yanına geliyor, kendini tanıtıyor: “Doktor Kazimi, ben komiser Hakan Tekin. Sizi koruma altına aldık.”
Fahrettin şaşkın: “Ne oldu?”
Hakan açıklıyor: “Dün gece Mossad ajanları arabanıza bomba yerleştirmeye çalıştı. Onları yakaladık, bombayı imha ettik. Siz güvendesiniz.”
Fahrettin titreyen bir sesle: “Yani ölüyordum?”
Hakan: “Evet ama Türk polisi sizi korudu. Türk toprağında kimse size zarar veremez.”
VII. Sorgu ve Diplomatik Kriz
Üç Mossad ajanı İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde sorgulanıyor. Benjamin Levi hiçbir şey söylemiyor ama pasaportlar, bomba malzemeleri, telsizler kanıt olarak dosyada. Hakan Ankara’ya rapor gönderiyor: “Üç Mossad ajanı gözaltında, suikast planı engellendi, Doktor Fahrettin Kazimi güvende.”
Eylül 14. Ankara. Dışişleri Bakanlığı, İsrail Büyükelçiliği’ni çağırıyor, sert bir protesto veriyor: “İstanbul’da üç Mossad ajanınızı yakaladık. Bir İranlı bilimciyi öldürmeye çalışıyorlardı. Bu egemenlik ihlalidir, kabul edilemez.”
İsrail büyükelçisi sessiz, kanıtlar ortada, inkar edilemiyor. Türkiye BM’ye şikayet dilekçesi veriyor. Uluslararası basın olayı geniş şekilde duyuruyor.
İsrail hükümeti resmi bir açıklama yapmıyor ama diplomatik kanallarla özür iletiyor.
VIII. Eve Dönüş ve Son Söz
Eylül 20. Fahrettin Kazimi konferansı tamamlıyor, Tahran’a geri dönüyor. Ailesine kavuşuyor, eşine sarılıyor: “Türk polisi hayatımı kurtardı. Mossad beni öldürecekti ama Türkiye beni korudu.”
IX. Epilog: Uluslararası Yankı ve Mesaj
Mossad yıllardır İranlı bilimcileri hedef alıyor, suikastlar, bombalı saldırılar, gizemli ölümler. Eylül ayında sıra Fahrettin Kazimi’ye gelmişti. Ama Türk istihbaratı ve polisi, Mossad’ın planını bozdu. Üç ajan yakalandı, bomba imha edildi, suikast engellendi.
Türkiye dünyaya bir mesaj verdi: “Türk toprağında suikast kabul edilmez.”
İstanbul’da Mossad denedi ama başaramadı. Çünkü karşılarında Türk polisi vardı.