“Türkiye Balistik Füze Yapamazsınız” Dedi! 🚀 3 Yıl Sonra Test Başarılı Olunca ŞOK OLDU!
.
.
**“Yapamazsınız” Dediler
Ama 3 Yıl Sonra Gök Gürledi**
Ankara’da, kalın perdelerle kapatılmış bir toplantı odasında zaman neredeyse duruyordu. Masanın etrafında oturan on iki kişi, karşılarındaki Amerikalı diplomata bakıyordu. Kimse konuşmuyordu. Klimanın çıkardığı hafif uğultu ve masanın üzerinde duran cam sürahinin içindeki suyun titrek sesi dışında odada tek bir ses yoktu.
Yıl 2019’du.
Türkiye, uzun menzilli balistik füze geliştirme programı için teknoloji transferi talebini resmi olarak iletmişti. Masanın başında oturan Savunma Sanayii Başkanlığı yetkilisi, kalemini elinde çeviriyor, yüzünden tek bir duygu okunmuyordu.
Amerikalı diplomat elindeki dosyayı yavaşça kapattı. Kapağın çıkardığı tok ses, odadaki gerginliği daha da artırdı. Öne doğru eğildi. Sözlerini dikkatle seçiyordu ama tonunda gizlenemeyen bir kesinlik vardı.

“Beyler,” dedi, “bunu söylemek benim için de kolay değil. Ancak Türkiye’nin üç yüz kilometrenin üzerinde menzile sahip balistik füze geliştirmesi, Füze Teknolojisi Kontrol Rejimi kapsamında ciddi bir sorun teşkil ediyor. Açık konuşmak gerekirse… siz bu teknolojiye sahip olamazsınız.”
Masadaki hava bir anlığına daha da ağırlaştı.
Savunma Sanayii Başkanlığı yetkilisi, notlarına bakmadan cevap verdi:
“Ama İran, Suriye, hatta Ermenistan bile balistik füzelere sahip. Bizim bulunduğumuz coğrafya sürekli tehdit altında.”
Amerikalı diplomat hafifçe gülümsedi. Bu, dostça bir gülümseme değildi. Kibar ama küçümseyen bir ifadeydi.
“İran bu sistemleri otuz yıldır geliştiriyor. Suriye eski Sovyet teknolojilerini kullanıyor. Sizin sıfırdan, beş yüz kilometrenin üzerinde menzile sahip bir füze sistemi geliştirmeniz en az on yıl alır. Belki daha fazla. Bu iş sandığınız kadar kolay değil.”
Toplantı orada bitti.
Ama hikâye orada başlamıştı.
Roketsan – Aynı Akşam
Ankara’dan Roketsan tesislerine dönen araç konvoyunda kimse konuşmuyordu. Söylenen sözler kulaklarda çınlıyordu: “Yapamazsınız.”
Tesise girildiğinde mühendisler toplantı salonunda toplandı. Aktarılan cümleler odada yankılandığında kısa bir sessizlik oldu.
Sonra bir mühendis konuştu.
“Teknik olarak mümkün mü?”
Bir başkası devam etti:
“Zaman çizelgesi nasıl olur?”
Bir diğeri fısıldadı:
“Dış destek olmadan?”
Sorular ardı ardına geliyordu ama herkesin zihninde tek bir soru vardı:
Tamamen yerli imkânlarla, 500 kilometrenin üzerinde menzile sahip, hassas güdümlü bir balistik füze yapılabilir miydi?
Projenin kodu konuldu: Kısa Menzilli Balistik Füze Programı.
Adı henüz belli değildi. Ama kaderi yazılmaya başlamıştı.
2020 – İlk Prototip
Mart 2020’de Roketsan’ın Ankara yakınlarındaki tesislerinde ilk prototip hazırlıkları başladı. Füze 6,5 metre uzunluğundaydı. Çapı 610 milimetreydi. Yaklaşık 2300 kilogram ağırlığındaydı.
Ama bu sıradan bir roket değildi.
Hipersonik hızlara ulaşacaktı. Koordinata dayalı güdüm sistemiyle 10 metre hassasiyetle hedef vuracaktı. Ve en önemlisi, hava savunma sistemlerinden etkilenmeyecekti.
Proje ekibinin başında 49 yaşındaki kıdemli mühendis Mehmet vardı. Sabahları saat altıda ofisine gelirdi. Bir gün masasında gece vardiyasından bırakılmış bir rapor buldu.
Katı yakıt motorunda titreşim problemi vardı.
“Teoride mükemmel,” dedi Mehmet raporu incelerken. “Ama simülasyonlarda beklenmeyen rezonans oluşuyor.”
Genç mühendis itiraz etti:
“Amonyum perklorat oranını artırırsak itme gücü artar ama kontrol zorlaşır.”
Mehmet başını salladı.
“Tam tersi. Daha hızlı çıkış, daha erken atmosfer dışı geçiş demek. Sürtünme azalır. Kontrol kolaylaşır.”
Ama teknik sorunlar daha başlangıçtı.
Ambargo ve Kriz
Türkiye, MTCR üyesi olduğu için 300 kilometre üzeri menzilli füzeler için yabancı teknoloji alamıyordu. Motor, güdüm, harp başlığı, ayırma mekanizması… Her şey sıfırdan tasarlanmalıydı.
Haziran 2020’de güdüm sistemi krizi patlak verdi. Füze simülasyonlarında hedef sapması 150 metreydi. Bu kabul edilemezdi.
Üç hafta boyunca ekip neredeyse uyumadı. Sorun bulundu: Füze atmosfer dışına çıktığında uydu sinyali kayboluyordu. Çözüm, atalet seyrüsefer sistemiydi. Uydu sinyali kesildiğinde füze kendi ivme ve yön bilgisiyle rotasını koruyacaktı.
Ağustos ayında ikinci kriz geldi. Bu kez politikti.
ABD, diplomatik kanallardan uyarı gönderdi:
“Bu program bölgesel dengeleri bozabilir.”
Ama asıl darbe Eylül’de geldi. Kritik alt bileşenler için ihracat lisansları askıya alındı. Yüksek sıcaklığa dayanıklı seramikler, özel alaşımlar, jet valfler…
Proje neredeyse duruyordu.
Savunma Sanayii Başkanlığı toplantısında Mehmet net konuştu:
“Yurt dışından alamıyoruz. Yerli üretim için en az sekiz ay gerekiyor.”
“O kadar bekler mi?” diye soruldu.
“Beklemek zorunda. Ama bu süre boşa gitmeyecek.”
Toplantıdan sonra genç mühendis sordu:
“Hocam, gerçekten başarabilir miyiz?”
Mehmet Ankara’nın gece ışıklarına baktı.
“Otuz yıl önce İHA yapamayız dediler. Şimdi ihraç ediyoruz. Sekiz ay mı? Üretmek zorundayız.”
Dönüm Noktası
Ocak 2021’de İran’dan atılan bir balistik füze Erbil yakınlarına düştü. Hedef Amerikan üssüydü. Mesaj açıktı.
Ankara’da alarm zilleri çaldı.
Tayfun projesi hızlandırıldı.
Mart’ta yerli bileşenler tamamlandı. Nisan’da ikinci prototip hazırdı. Mayıs’ta test tarihi belirlendi.
18 Ekim 2022.
Yer: Rize–Artvin Havalimanı.
Test Gecesi
17 Ekim akşamı sivil uçuşlar durduruldu. Karadeniz’de Deniz Kuvvetleri gemileri koridoru güvence altına aldı. Pistte beyaz-gri boyalı füze mobil rampada bekliyordu.
Saat 04.00.
“Onay Ankara’dan geldi.”
Mehmet mikrofona eğildi.
“Ateşleyin.”
Alev ve duman yükseldi. Füze önce ağır ağır, sonra hızla gökyüzüne tırmandı. On saniye içinde gözden kayboldu.
“İlk aşama motoru çalışıyor.”
Füze 80 kilometre irtifaya ulaştı. Hızı Mach 7,5’ti. Hipersonikti.
Terminal faz başladı.
Karadeniz’deki hedef nokta radarda belirdi.
Füze, hedefin 9,3 metre yakınına düştü.
Kontrol merkezinde önce sessizlik oldu. Sonra alkışlar patladı.
Mehmet’in aklına üç yıl önceki söz geldi:
“En az on yıl alır.”
Üç yıl on ay sürmüştü.
Dünya Uyanıyor
ABD açıklama yaptı:
“Endişeliyiz.”
Ama artık çok geçti.
Mayıs 2023’te ikinci test yapıldı. Bu kez Ankara sessiz değildi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan konuştu:
“Kimse bize yapamazsınız diyemez.”
Yeni hedef konuldu: 1000 km.
Projenin adı: CENK.
Mehmet ekibine baktı.
“Hazır mıyız?”
“Bize yapamaz dediklerinde daha iyi yapıyoruz.”
2025’te hedef büyüdü.
2000 km.
2500 km.
Artık soru şu değildi:
Türkiye yapabilir mi?
Soru şuydu:
Daha ne kadar ileri gidecek?
Mehmet masasındaki notu okudu:
“Yapamazsınız dediler. Yanıldılar.
Şimdi ‘bu kadar ileri gidemezsiniz’ diyorlar.
Yine yanılacaklar.”
Ve Roketsan’da ışıklar bir kez daha sabaha kadar yanmaya devam etti.
Çünkü bazı projeler bitmez.
Sadece bir sonraki menzile geçilir.