Bakü’de Suikast Planlandı — MİT Uyardı, Azerbaycan Ekibi Son Anda Engelledi

Bakü’de Suikast Planlandı — MİT Uyardı, Azerbaycan Ekibi Son Anda Engelledi

Karanlık Gece: Bakü’de Bir Suikastın Gölgesinde

Bölüm 1: Sessiz Bekleyiş

Bakü’de bir otel odasında üç kişi vardı. Üçüncü kattaki bu oda, birkaç gündür aynı sessizliğe sahipti. Konuşan yoktu, hareket yoktu. Sadece tek bir şey bekleniyordu: Bir telefon. O telefon çaldığı anda başlayacak süreç, sıradan bir operasyon değildi. Hedef, Azerbaycan Devlet Güvenlik Servisi’nin üst düzey yöneticilerinden biriydi. Planlanmış suikast iki gün sonra hayata geçirilecekti.

Fakat o odadaki üç kişi önemli bir gerçeği bilmiyordu. Onları izleyen başka bir yapı vardı. Ankara’dan sessiz, sistemli ve sabırlı bir şekilde Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) iki ay önce şifreli bir iletişimi çözerek süreci başlatmıştı. Yabancı bir hattan gelen tek bir kelime dikkat çekmişti: “Bakü.” Ardından ikinci bir kelime daha belirdi: “Karanlık gece.” Bu, planlanan operasyonun koduydu.

MİT vakit kaybetmeden Azerbaycan’ı bilgilendirdi. İki kardeş ülke, kimsenin duymadığı bir karşı hamle sürecine girdi. Kamuoyunda hiçbir şey görünmedi. Fuarlar yapıldı, trafik aktı, sokaklar her zamanki gibiydi. Ama derinde başka bir gerçek vardı. O gece bir suikast engellendi.

Bölüm 2: Ankara’da Alarm

Ankara’daki MİT merkezinde saat sabaha karşı 5’ti. Nöbetçi ekip görev başındaydı. Dinleme birimi her zamanki gibi binlerce sinyali tarıyordu. Her gün olduğu gibi o sabahta yüz binlerce veri satırı akıp gidiyor, çoğu birkaç saniye içinde eleniyordu. Ancak o gün bir sinyal diğerlerinden ayrıldı.

Analist Elif, 32 yaşındaydı. 7 yıldır MİT’te görev yapıyordu. Elektronik istihbarat üzerine uzmanlaşmıştı, karmaşık şifreleme yöntemlerini çözmesiyle tanınıyordu. O sabah ekranda bir düzensizlik fark etti. Belirli bir frekansta eşit olmayan aralıklarla gönderilen bir sinyal serisi görünüyordu. Kaynağı açık değildi ama kullanılan şifreleme yapısı Elif’e tanıdık geldi. Daha önce başka bir yabancı istihbarat servisinin mesajlarında benzer bir yöntem görmüştü.

Sinyali büyütüp ham veriyi çekti. Ekranda harfler, sayılar ve semboller karışık biçimde duruyordu. İlk bakışta anlamsızdı ama dizilimde bir düzen olduğu belliydi. Önce ana algoritmayı tespit etti, birinci katmanı çözdü. İkinci katman daha karmaşıktı ama deneyimi sayesinde orayı da geçti. Üçüncü katmanda durdu. Bu seviye, sıradan bir saha mesajı için kullanılmayacak kadar üst düzey bir güvenlik seviyesiydi. Durumu tek başına ilerletmemeye karar verdi. Amiri Yusuf’a haber verdi.

Yusuf, 45 yaşında, yıllarca sahada çalışmış, şimdi merkezde koordinasyondan sorumlu bir isimdi. Ekrana baktı, birkaç saniye sessiz kaldı. Kullanılan yöntem ciddi bir operasyon hazırlığına işaret ediyordu. Kripto çözüm ekibi çağrıldı. Çalışma yaklaşık üç saat sürdü. Sonunda mesaj ortaya çıktı: “Bakü, hedef onaylandı. Tarih 26. Ekip hazır.”

Yusuf cümleleri bir kez daha okudu. Bakü Azerbaycan’ın başkentiydi. 26 ifadesi, içinde bulunulan ayın 26. gününü işaret ediyordu. Yaklaşık üç hafta sonraydı. Hedef kimdi? Ekip kimlerden oluşuyordu? Hangi ülke bu ağı yönetiyordu? Henüz belli değildi. Ancak bir gerçek açıktı: Bu planlanmış bir operasyondu ve Türkiye’nin en yakın müttefiklerinden biri risk altındaydı.

Bölüm 3: İki Kardeş Ülkenin İşbirliği

Mesaj aynı sabah MİT Başkanlığı’na iletildi. Saat 09:00’da acil değerlendirme toplantısı yapıldı. Sinyalin teknik incelemesi derinleştirildi, coğrafi iz sürme sistemi devreye alındı. İlk belirlemeye göre mesaj, Orta Avrupa’daki bir sunucu üzerinden geçmişti. Ancak daha detaylı analiz, asıl kaynağın daha doğuda bir hat olabileceğini gösterdi. Araya yerleştirilmiş aracı sunucular kullanıldığı anlaşıldı.

Toplantıda iki ihtimal öne çıktı: Birincisi, bu mesaj gerçek bir suikast hazırlığıydı ve Bakü’de üst düzey bir isim hedef alınmıştı. İkincisi, bu bir aldatma operasyonuydu. İstihbarat servislerinin kaynak ve zamanını tüketmek için kurgulanmış bir sahte sinyal olabilirdi. Yine de Azerbaycan söz konusu olduğunda hata payı bırakılamazdı. Karar verildi: Bakü uyarılacaktı.

Öğleden sonra MİT Başkanlığı’ndan güvenli hatla Azerbaycan Devlet Güvenlik Servisi’ne ulaşıldı. Mesajın içeriği ayrıntılı biçimde aktarıldı. İlk tepki doğal olarak temkinliydi. Ancak Türkiye’den gelen uyarılar, geçmiş deneyimler nedeniyle ciddiye alınırdı. MİT’in daha önce paylaştığı bilgiler hem terör saldırılarının hem de bazı suikast planlarının engellenmesinde kritik rol oynamıştı. İki ülke arasında sadece resmi dostluk değil, sahada da gerçek bir güven ilişkisi vardı.

Azerbaycan tarafı hızlı hareket etti. Bakü’deki tüm kritik tesisler, devlet binaları ve üst düzey yetkililerin güzergahları gözden geçirildi. Son haftalarda şehre giriş yapan yabancı grupların listesi çıkarıldı. Otel kayıtları incelendi. Hangi ülkelerden kimler gelmişti? Ne kadar kalmışlardı? Rezervasyonlarda olağan dışı bir durum var mıydı? Tüm bu başlıklar tek tek kontrol edildi.

Bölüm 4: Sinyal Takibi ve Zamanla Yarış

Aynı anda Ankara’da da çalışma devam etti. Elif yakaladığı frekansı bırakmadı. Aynı hattan yeni bir iletişim kurulup kurulmayacağını izlemeyi sürdürdü. Ekran karşısında geçen her saat belirsizliği büyütüyordu. İstihbaratta sabır çoğu zaman en güçlü araçtı. Küçük bir ayrıntı, bir kelime, bir saniyelik gecikme bile yeni bir kapı açabilirdi.

Üç gün sonra sistem, aynı frekanstan yeniden hareketlilik tespit etti. Yeni mesaj bir öncekinden daha kısaydı: “Ekip yerleşti, gözetleme başladı.” Artık ortada sadece bir ihtimal değil, ilerleyen bir plan vardı. Bir ekip Bakü’ye girmişti, hedefi takip etmeye başlamıştı. Bu, hazırlık safhasından fiili uygulama safhasına geçildiğinin işaretiydi.

Yusuf bu kez hiç vakit kaybetmedi. Azerbaycan’a ikinci bir rapor gönderildi. Bu raporda “Ekip sahada, gözetleme aşamasına geçtiler. Hedef büyük ihtimalle üst düzey bir isim. Güvenlik seviyesinin en üst düzeye çıkarılması önerilir,” ifadesi yer aldı.

Bakü’de alarm seviyesi yükseltildi. Devlet Güvenlik Servisi, kritik konumdaki tüm isimlerin koruma tedbirlerini artırdı. Güzergahlar değiştirildi, bazı toplantılar ertelendi, bazı programlar iptal edildi. Açık alan etkinlikleri yeniden değerlendirildi. Görünürde hayat normal akıyordu ama güvenlik birimlerinde herkesin dikkati en üst seviyeye çıkmıştı.

Bölüm 5: Bakü’de Saha Operasyonu

Bakü’de görevli Reşit, 40 yaşındaydı. Azerbaycan Devlet Güvenlik Servisi’nde 18 yılı geride bırakmıştı. Terörle mücadele, karşı istihbarat ve kritik koruma görevlerinde uzun bir geçmişe sahipti. O sabah kendisine özel bir dosya verildi: Ankara’nın gönderdiği uyarı dosyası.

Amaç nettir: Bakü’ye giren suikast ekibini bulmak. Ankara’dan gelen bilgiler sınırlıydı. Bir ekip şehre ulaşmıştı, gözetleme aşamasına geçilmişti. Hedef üst düzey bir yetkiliydi ve tarih ayın 26’sıydı. Ancak hangi yetkili olduğuna dair hiçbir bilgi yoktu.

Reşit ekibini hızlıca topladı. Altı kişilik saha timi şehrin kritik bölgelerine dağıldı. Araştırmanın ilk adımı otellerdi. Bakü’de yüzlerce otel vardı. Ancak hepsini kontrol etmek mümkündü. Kriterler belirlendi: Son iki hafta içinde giriş yapan yabancılar, üç kişi ve üzeri grup halinde gelenler, uzun süreli konaklayan ama kent içinde az hareket edenler, nakit ödemeyi tercih edenler. Bu profil, profesyonel bir ekip ihtimalini yükseltiyordu.

İlk taramada 23 grup şüpheli göründü. Ancak çoğu kısa inceleme sonrası elendi. Turist aileleri, iş insanları veya akademisyenlerdi. Geriye üç grup kaldı: Üç Avrupalı erkek, iki Ortadoğulu ve dört Rus.

Bölüm 6: Takip ve Analiz

Reşit ilk olarak Avrupa grubunu izlemeye aldı. Sabah 09:00’da otelden çıkıyorlardı. Dışarıdan bakıldığında şehir gezisi yapıyorlarmış gibi görünüyordu. Ancak davranışları turistik bir programdan uzaktı. Sık sık duruyor, çevreyi kontrol ediyor, telefonla kısa mesajlar gönderiyor ve devlet binalarının bulunduğu bölgelerde fazlaca zaman geçiriyorlardı. İçlerinden biri diğerlerine göre daha dikkat çekiyordu: 30’lu yaşlarında atletik yapılı, kısa saçlı bir adam. Sürekli tetikteydi.

Reşit bu kişinin fotoğrafını çekip Ankara’ya gönderdi. MİT’in yüz tanıma sistemi devreye alındı. Yaklaşık bir saat sonra yanıt geldi. Sistem adamı daha önce farklı ülkelerde yürütülen karanlık operasyonlarda tespit edilen bir profesyonelle eşleştirdi. Kimliğinin sahte olduğu biliniyordu. Paralı asker değil, paralı ajan kategorisindeydi. Suikast türü görevlerde görülmüştü. Bu ilk ciddi işaretti.

İkinci grup, Ortadoğulu iki erkekti. Daha pasif bir profil çiziyorlardı. Otelden sık çıkmıyorlardı, televizyon izliyor, yemek sipariş ediyor, düşük profil tutuyorlardı. Reşit bu tür pasif profillerin bazen en tehlikeli olanlar olduğunu biliyordu. Ancak ilk bakışta dışarıdan büyük bir hazırlık belirtisi yoktu.

Üçüncü grup, Rus pasaportlu dört kişiden oluşuyordu. İlgisini en çok çeken bu grup oldu. İçlerinden biri sürekli şehirde dolaşıyordu. Rotaları düzensizdi. Bir gün kuzeyde, ertesi gün güneyde aniden ortaya çıkıyordu sanki. Rastgele geziyormuş gibi görünse de Reşit’in tecrübesi bunun bir aldatma taktiği olabileceğini düşündürdü.

Bölüm 7: Kritik Tespitler

Ertesi gün tablo netleşti. Adam aslında rastgele dolaşmıyordu. Her karmaşık güzergahın sonunda aynı noktaya uğruyordu. O nokta, Azerbaycan İçişleri Bakanlığı’nın hemen yanındaki sokaktı. Burada her seferinde birkaç saniyeliğine yavaşlıyor, çevreyi süzüyor ve bölgeden uzaklaşıyordu. Hiçbir zaman fotoğraf çekmiyor, kayıt almıyordu. Yalnızca gözlem yapıyordu. Bu davranış profesyonel bir keşif çalışmasına işaret ediyordu.

Reşit iki grubu öncelikli risk kategorisine aldı: Avrupalılar ve Ruslar. Rapor Devlet Güvenlik Servisi’ne sunuldu. Her iki grubun da eş zamanlı takibe alınmasına karar verildi. Telefon sinyalleri dinlenecek, internet bağlantıları incelenecek, kimlerle temas kurdukları tespit edilecekti.

Ankara’da Elif ve MİT’in siber ekibi de devreye girdi. Şüphelilerin telefonlarına erişim sağlamak için çalışmaya başladılar. Kullanılan cihazlar profesyoneldi. Gelişmiş güvenlik uygulamaları, gizli hatlar ve çok katmanlı şifreleme bulunuyordu. Buna rağmen en sağlam sistemlerin bile küçük bir zayıf noktası olabilirdi.

Üç gün sonra bu zayıf nokta ortaya çıktı. Rus ekipten biri, bir anlık hatayla şifreli iletişim yerine sıradan bir mesajlaşma uygulamasını açtı. Gönderdiği mesaj kısa ama belirleyiciydi: “Rota netleşti. 26. Sabah 8. Hedef araca biner binmez hazır olun.”

Bu bilgi operasyonun tüm yapısını ortaya çıkarıyordu. Hedefin sabah saat 8:00’de aracına bineceği anı bekliyorlardı. Bu tür suikast planlarında en savunmasız nokta genellikle evden çıkış anıydı.

Bölüm 8: Hedefin Tespiti ve Planın Sonu

Ancak kritik bir eksik hâlâ duruyordu. Hedefin kim olduğu bilinmiyordu. Azerbaycan güvenlik servisi tüm üst düzey yetkililerin programlarını inceledi. Sekiz farklı isim sabah 8 civarında evlerinden çıkıyordu. Hepsi devlet koruması altındaydı ve farklı rotaları vardı.

Reşit, Rus ajanının sürekli uğradığı sokağı tekrar değerlendirdi. O sokaktan yalnızca bir üst düzey yetkili geçiyordu: Devlet Güvenlik Servisi Başkan Yardımcısı Elçin Memmidov. Elçin, 30 yılı aşkın deneyimi olan bir güvenlik bürokratıydı. Yerel ve uluslararası birçok tehdidin bertaraf edilmesinde kritik rol üstlenmişti. Bu konumu onu doğal bir hedef haline getiriyordu.

Reşit elde edilen tüm verileri Ankara’ya gönderdi. MİT değerlendirmesi, Azerbaycan tarafının tespitini doğruladı. Hedef kesindi. Artık planın tüm parçaları tamamlanmıştı. Tarih belliydi, saat belliydi, hedef belliydi. Geriye tek bir soru kalıyordu: Suikast nasıl engellenecekti?

Erken müdahale riski vardı. Ekip fark edilirse iz bırakmadan kaybolabilirdi. Geç müdahale ise kabul edilemezdi. Önümüzde dört gün vardı. Dört gün içinde hem hedef korunacak hem de operasyon boşa çıkarılacaktı.

Bölüm 9: Son Hazırlıklar

Reşit ekibiyle tüm olasılıkları masaya yatırdı. Uygulanacak plan hem Azerbaycan’ın güvenlik yapısını hem de Türkiye-Azerbaycan işbirliğinin gücünü temsil edecekti ve bu süreçte bir hata payı yoktu.

Bakü’de takvim 24. güne gelmişti. Suikast planlanan tarihe 48 saat kalmıştı. Reşit ve ekibi son hazırlıkları tamamlamak için merkezde toplandı. Kurulacak düzen basitti ama risk yüksekti. Elçin’in günlük programı değiştirilmeyecekti. Çünkü rota değiştiği anda profesyonel bir ekip tehlikeyi sezer, planı iptal eder ya da erteleyebilirdi. O durumda ağı yeniden bulmak çok daha zor hale gelirdi.

Bu nedenle Elçin her zamanki gibi sabah 8:00’de evinden çıkacaktı, resmi aracıyla yola koyulacak, İçişleri Bakanlığı’nın bulunduğu bölgedeki ana caddeye girecekti. Fark ise görünmeyen koruma kalkanında olacaktı. Reşit’in timi güzergahın kritik noktalarına dağılacak, suikast ekibi hamle yaptığı anda müdahale edecekti.

Plan ayrıntılı bir rapor halinde Ankara’ya gönderildi. MİT planı prensipte uygun buldu ancak net bir uyarı ekledi: “Profesyonel yapılar her zaman bir B planına sahip olur. Sadece ana senaryoya değil, yedek ihtimallere de hazırlıklı olun.”

Bölüm 10: Oyalama ve Gerçek Tehdit

Reşit bu uyarının ne anlama geldiğini biliyordu. Tek bir saldırı modeli beklenmezdi. Alternatif ekipler, farklı saldırı biçimleri, aldatma hamleleri devreye girebilirdi.

Ekip akşam saatlerinde masanın etrafında toplandı ve olası senaryolar tek tek çıkarıldı. Birinci senaryo araç saldırısı ihtimaliydi. Güzergah üzerinde yol altına yerleştirilen düzenek veya araca önceden yerleştirilmiş bir patlayıcı düşünülüyordu.

İkinci senaryo keskin nişancı ihtimaliydi. Güzergah boyunca bir binadan Elçin’in aracına doğrudan atış yapılması riskine karşı hazırlık yapılmalıydı.

Üçüncü senaryo sahte kontrol noktasıydı. Polis veya güvenlik görevlisi kılığında bir ekip aracı durdurup yakın mesafeden saldırı girişiminde bulunabilirdi.

Her senaryo için ayrı tedbir paketi oluşturuldu. Elçin’in aracı sabah saatinden önce teknik kontrolden geçecekti. Patlayıcı arama köpekleri kullanılacaktı. Rota üzerindeki binalar, özellikle yüksek katlı olanlar, önceden taranacaktı. Çatılar, balkonlar ve kritik pencereler kontrol listesine alındı. Yol üzerinde gerçek güvenlik güçleri konuşlandırılacak, resmi görevli olmayan hiçbir unsurun aracı durdurmasına izin verilmeyecekti.

Bölüm 11: Son Gece ve Saldırı

    güne gelindiğinde operasyonda geriye 24 saat kalmıştı. Reşit neredeyse hiç uyumadı. Geceyi merkezde dosyaların ve ekranların arasında geçirdi. MİT’ten gelen sinyal raporlarını, şüpheli hareket kayıtlarını ve telefon izlerini yeniden inceledi.

O sırada önceki günlere ait raporlardan biri dikkatini çekti. Rus ekibinden birinin iki gün önce bir kargo şirketine gittiği bilgisi vardı. İlk incelemede sıradan görünmüş, detaylandırılmamıştı.

Reşit bu ziyareti yeniden açtırdı. Kargo kayıtları incelendi. Çoğu rutin gönderiydi. Ancak bir teslimat diğerlerinden ayrılıyordu. İçişleri Bakanlığı’na yakın bir apartmana büyük boyutlu bir paket gönderilmişti. İçerik kısmında sadece “elektronik ekipman” ifadesi yer alıyordu.

Reşit bu bilginin ciddiyetini hemen fark etti. Suikast ekibi bakanlık bölgesine yakın bir daire kiralamış ve ekipmanı kargo üzerinden içeri sokmuş olabilirdi. Keskin nişancı ihtimali bu kez daha somut bir zemine oturdu.

Hemen saha yönlendirildi. Apartman çevresinde sessiz bir kuşatma kuruldu. Kapıcıyla kısa bir görüşme yapıldı. Üçüncü kattaki bir dairenin iki hafta önce yabancı bir kişi tarafından kısa süreliğine kiralandığı öğrenildi. Ödeme nakit yapılmıştı. Çoğu zaman daire boş görünmüştü. Sadece bir kez kargo teslimatı gerçekleşmişti.

Bu bilgiler şüpheyi teyit etmeye yetti. Reşit gece beklenmeden hareket edilmesi talimatını verdi. Plan saatler sonra uygulanacak suikastın hazırlık noktasını daha başlamadan etkisiz hale getirmekti.

Gece yarısına doğru özel tim binaya girdi. Merdivenler sessiz adımlarla çıkıldı. Üçüncü katta durdular. Kapı önünde kısa bir dinleme yapıldı. İçeriden belirgin bir ses gelmiyordu. Ancak ışık açıktı. Verilen işaretle kapı kırıldı. Tim içeri girdi.

İçeride iki kişi bulundu. Biri pencere kenarındaydı, diğeri masanın başında oturuyordu. Masanın üzerinde dürbünlü uzun namlulu bir tüfek duruyordu. Tüfek, İçişleri Bakanlığı bölgesine bakan caddeye doğrudan atış açısı sağlayacak şekilde konumlandırılmıştı.

İki şüpheli de silaha yönelmedi, ellerini kaldırdı ve sessizce teslim oldu. Üzerinde sahte kimlikler bulundu. Odada temel yaşam malzemeleri ve operasyon hazırlığına ait belgeler vardı. İlk bakışta sabah için son kontrolleri yaparken yakalanmış bir keskin nişancı ekibi izlenimi veriyorlardı.

Bölüm 12: Gerçek Planın Ortaya Çıkışı

Reşit tüfeği yakından inceledi. Kullanılan model, uzun menzilli hassas atışlar için tercih edilen bir silahtı. Daire ile Elçin’in aracının geçeceği güzergah arasındaki mesafe dikkate alındığında atış penceresinin elverişli olduğu hesaplandı. Bu dairenin boş bırakılması halinde sabah 8:00’de ölümcül bir atış yapılma ihtimali yüksekti.

Yine de sahne Reşit’in zihninde bazı soru işaretleri bıraktı. İki şüpheli, beklenenden hızlı teslim olmuştu. Ne kaçmaya çalışmış ne de silaha davranmışlardı. Bu rahatlık, deneyimli bir ajanın gözünde uyumsuzluk anlamına geliyordu.

Kısa bir sorgu için şüphelilerden biri yan odaya alındı. Adam kimlik sorularına yanıt vermedi. Sadece kısa bir cümle kurdu ve Rusça konuştu: “Yanlış yere odaklandınız.”

Bu ifade tabloyu tamamen değiştirdi. Reşit bunun bir oyalama hattı olabileceğini düşündü. Keskin nişancı dairesi, asıl ekipten dikkatleri uzaklaştırmak için hazırlanmış bir yem olabilirdi.

Hemen diğer şüpheli grupların durumları kontrol edildi. Birkaç dakika sonra ilk rapor geldi. Avrupalı grubun kaldığı otel odaları boştu. Eşyalar toplanmış, odalar terk edilmişti. Sistemde sabah erken saatli bir çıkış kaydı da yoktu. İzler kesilmişti.

Senaryonun yönü netleşti. Rus grubun keskin nişancı dairesi, güvenlik birimlerini üzerine çekmek için organize edilmişti. Asıl suikast hazırlığı, Avrupalı ekip üzerinden yürütülecekti.

Bölüm 13: Son Dakika ve Saldırı

Reşit, Elçin’in rotasını bir kez daha adım adım inceledi. Evden çıkış noktası, ana caddeye bağlandığı hat, İçişleri Bakanlığı’na kadar geçen üç kilometrelik güzergah. Çok sayıda bina, sayısız pencere ve farklı saldırı noktası mevcuttu. Ancak bir kavşak öne çıkıyordu.

Elçin’in aracı her sabah bu kavşakta kırmızı ışıkta kısa süreli duraklıyordu. Ortalama 30 saniyelik bir bekleme süresi vardı. Araç o an hareketsiz kalıyor, hız ve manevra avantajını kaybediyordu.

Reşit bu noktayı suikast için en uygun kesişim noktası olarak işaretledi. Yeni plan derhal güncellendi. Kavşak ve çevresi gün ağırmadan önce kontrol altına alınacaktı. Çevredeki binalar hızla taranacak, kavşağa bakan pencereler ve çatılar denetlenecekti.

Bölüm 14: Saldırının Engellenişi

Saatler ilerlerken Bakü yavaş yavaş sabaha hazırlanıyordu. Operasyonda ise zaman daha hızlı akıyordu.

Saat 4’ü geçtiğinde kritik eşik olan son dört saate girilmişti. Reşit ve ekibi için bu artık teoriden pratiğe geçiş anıydı. Bu sabah ya bir suikast önlenecek ya da Azerbaycan’ın güvenlik yapısında ağır bir yara açılacaktı. Aynı zamanda Türkiye-Azerbaycan işbirliğinin sahadaki sınavı verilecekti.

Karar noktası yaklaşırken herkes görev yerindeydi. Sabah saat 6.30’du. Bakü’de trafik yeni yeni hareketleniyordu. Şehir dışarıdan bakıldığında sıradan bir güne hazırlanıyordu. Ancak Reşit ve ekibi için bu haftalardır beklenen kritik gündü.

Kavşak çevresinde 12 kişilik ekip konuşlanmıştı. Çevredeki altı bina önceden taranmış, herhangi bir şüpheli durum tespit edilmemişti. Buna rağmen Avrupalı ekibin kaybolmuş olması, tehlikenin hâlâ çok yakın olduğunu gösteriyordu.

Elçin sabah rutinini tamamladıktan sonra saat 7.45’te evinden çıktı. Durumdan haberdardı. Reşit kendisini önceki gece bilgilendirmişti. Elçin, “Sakin bir tonla görevimize devam edeceğiz,” demişti. Uzun yıllar boyunca tehdit altında çalışmış biri için bu olağan bir durumdu.

Resmi araca bindikten sonra güzergah değişmedi. Şoför her zamanki rotayı izledi. Araç İçişleri Bakanlığı bölgesine doğru ilerlerken Reşit telsiz hattındaydı. Ekibe son bilgileri aktardı: “Hedef hareket halinde. İki dakika sonra kavşakta.”

Kavşak çevresindeki ajanlar kendi örtü pozisyonlarını aldı. Biri çiçek satıcısı gibi görünüyordu. Biri park etmiş taksinin içindeydi. Bir diğeri cadde üzerindeki kafenin önünde oturuyordu. Her biri sıradan vatandaş gibi görünse de hepsi operasyon için hazır durumdaydı.

Saat 8’e yaklaşırken Elçin’in aracı kavşağa girdi. Işık kırmızıya döndü ve araç durdu. Bu planlanan 30 saniyelik duraklamaydı. Reşit çevreyi taradı. Belirgin bir hareket yoktu. Fakat suikast girişimlerinde en kritik detaylar çoğu zaman sessiz anlarda ortaya çıkardı.

10 saniye geçti. Ardından 20 saniye. Hâlâ olağanüstü bir durum görünmüyordu. Tam o anda Reşit’in gözü karşı binanın üçüncü katındaki pencerede beliren hafif bir hareketi yakaladı. Perde kısa bir an kımıldadı. Arkasında bir siluet belirdi. Telsize hızla bilgi geçti: “Karşı bina üçüncü kat. Temas noktası.”

Ekip binaya doğru hareket etti. Merdivenlere yöneldiler. Ancak saldırgan penceredeydi ve elindeki silah pozisyonu alınmıştı. Reşit durumu değerlendirdi ve aynı anda ikinci bir komut verdi: “Araç hareket etsin. Işık kırmızı da olsa devam.”

Şoför komutu tereddütsüz uyguladı. Araç hızla kavşaktan çıktı. Tam bu sırada üçüncü kattaki pencereden tek bir atış yapıldı. Kurşun arka camı deldi. Elçinin başının hemen yanından geçip koltuğa saplandı. Koruma refleksle Elçin’i aşağı çekti. Araç bölgeden uzaklaştırıldı ve güvenli noktaya yönlendirildi.

Bu sırada Reşit’in ekibi üçüncü kata ulaştı. Kapı kırılarak içeri girildi. Odada iki kişi vardı. Elinde susturuculu tabanca bulunan saldırgan geri çekilmiş, diğer kişi ise ellerini kaldırmıştı. İkisi de yakalandı. Odada operasyon için kullanılan ekipman, belgeler ve elektronik cihazlar bulundu. Reşit odaya girdiğinde saldırı ekibi etkisiz hale getirilmişti.

Yapılan ilk incelemede bu iki kişinin Avrupalı ekip olduğu netleşti. Rotayı değiştirdikleri, otelden sessizce ayrıldıkları ve sabah için bu daireyi hazırladıkları anlaşıldı.

Bölüm 15: Zafer ve Sonuçlar

Elçin güvenli merkeze götürüldü. Tıbbi kontrolden geçti. Fiziksel bir yaralanma yoktu. Kısa süre sonra Reşit’i aradı. “Teşekkür ederim,” dedi. Reşit, “Bana değil, birlikte çalıştığımız ekiplere,” yanıtını verdi. “Ankara’nın katkısı olmasaydı bu bilgi zinciri oluşmazdı.”

Aynı dakikalarda Bakü’den Ankara’ya operasyonun sonucu iletildi. MİT merkezinde Yusuf ve Elif bilgilendirildi. İki ay süren takip zincirinin başarıyla tamamlandığını öğrendiklerinde saatlerdir süren gerginlik yerini kontrollü bir rahatlamaya bıraktı.

Operasyonun ardından Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı kısa bir açıklama yaptı:
“Devletimizin üst düzey yetkilisine yönelik saldırı girişimi önlenmiştir. İstihbarat birimlerimizin koordineli çalışması olası bir felaketin önüne geçmiştir. Kardeş ülke Türkiye’nin desteği değerlidir.”

Türkiye Dışişleri Bakanlığı da karşı açıklama yayınladı:
“Azerbaycan’ın güvenliği Türkiye’nin güvenliğidir. İki ülke arasındaki işbirliği her alanda devam edecektir.”

Bölüm 16: Soruşturmalar ve Yeni Dönem

Yakalanan saldırganların sorgularında başlangıçta bilgi alınamadı. Ancak odadan ele geçirilen dijital materyaller çözüldükçe parçalar yerine oturdu. Mesaj geçmişleri, kullanılan hatlar ve şifreli dosyalar incelendi. Sürecin arkasında yabancı bir istihbarat servisinin bulunduğuna işaret eden teknik veriler bulundu. Kesin isim açıklanmadı. Ancak motivasyonun Türkiye-Azerbaycan işbirliğini hedef almak olduğu değerlendirildi.

Operasyonun ardından iki ülke istihbarat birimleri arasında yeni protokoller yürürlüğe alındı. Ortak analiz hatları kuruldu. Anlık veri paylaşım sistemleri genişletildi ve Bakü ile Ankara arasında ortak bir operasyon koordinasyon masası oluşturuldu. Bundan sonra benzer tehditlerin daha erken tespit edilebilmesi için altyapı güçlendirildi.

Bakü’de o sabah bir suikast girişimi engellendi. Bir hayat kurtarıldı ama aslında daha geniş bir sonuç elde edildi. İki ülke arasındaki güven zinciri sahada bir kez daha pekiştirildi.

SON

Related Posts

Our Privacy policy

https://rb.goc5.com - © 2026 News