“Amin… Daha Hızlı, Daha Güçlü, Lütfen!” Çiftçi Donakaldı — Sonra Tutkunun Gücüne Yenik Düştü!
1. Bölüm: Kaderin Tuzakları
Yeni Meksika’nın kavurucu güneşi altında, Las Cruces yakınlarında, Rio Grande’nin kenarında, Eli Tronor yalnız başına at sürüyordu. Yaşlı bir çiftçiydi; hayatın darbeleriyle sertleşmiş, yüzünde yılların kuruttuğu çizgiler, bedeninde haydutlarla girdiği kavgaların izleri vardı. On yıl önce eşini toprağa vermiş, kalbini de onunla birlikte gömmüştü. Küçük bir çiftliği, birkaç baş sığırı ve sadık atı Book dışında dünyada kimsesi yoktu.
.
.
.

Eli çok konuşmazdı, dostluk peşinde koşmazdı. Ama o gün, kader ona beklenmedik bir oyun oynadı.
Kurak arazide ilerlerken, büyük bir kayanın yanında siyah bir siluet gördü. Bir kadın, genç bir rahibe, siyah giysisi rüzgarda dalgalanıyordu. Solgun yüzü altın sarısı manzarayla tezat oluşturuyordu. Eli, Book’u durdurdu, dikkatle yaklaştı. Kadın, elleriyle kayaya tutunmuş, bedeni titreyerek inliyordu.
2. Bölüm: Yasak Ateş
“…Amin… Daha hızlı, daha güçlü…” diye mırıldanıyordu genç kadın, sesi titrek ve ateşliydi. Eli kaşlarını çattı; bu bir dua değildi. Çölde hastalık görmüştü ama bu farklıydı. Atından indi, yaklaştı:
“Hanımefendi, iyi misiniz?” diye sordu, Teksas aksanı belirgin. Kadın başını kaldırdı; gözleri cam gibi, yanakları ateşten kırmızıydı.
“Lütfen… yardım edin… İçimde bir iblis var,” dedi ve yere yığıldı.
Eli düşünmeden onu kucağına aldı. Hafifti ama vücudu ateş gibi yanıyordu. Atına bindirdi, Rio Grande boyunca çiftliğine doğru sürdü. Yol boyunca kadın, günah ve vücudundaki dayanılmaz sıcaklıkla ilgili sayıklamalar ediyordu. Eli kiliseye bağlı biri değildi ama bir şeylerin ters gittiğini anlamıştı. Bu sadece ateş değildi; genç kadının zihni ve bedeni bir savaştaydı.
Çiftliğe vardığında, onu adobe evin yatağına yatırdı. Nehirden aldığı soğuk suyla bezler hazırladı, alnındaki örtüyü çıkarıp serinletti. Kadının adı Maria Elena’ydı; Meksika’dan sınırı geçip Las Cruces’teki misyona hizmet için gönderilmiş bir rahibeydi. Bir gezgin satıcıdan mucizevi bir tonik almıştı; şifa beklerken, korkunç bir ateş ve utanç getirmişti.
3. Bölüm: Günahın Zehri
Gece boyunca Eli onun başında nöbet tuttu, su içirdi, bezleri değiştirdi. Maria Elena, ateşli sayıklamalarında tonik yüzünden “yasak arzular” hissettiğini, içindeki ateşin kendisini utandırdığını itiraf etti.
“Bu bir günah… ama durduramıyorum,” diye ağladı. Eli, hayatın acımasızlığını bilen biri olarak anladı; bu bir büyü değil, zehirlenmeydi. Bir sahtekar, zavallı kızı zehirlemişti.
Sabah olduğunda Maria Elena daha sakin, ama bitkin uyandı.
“Teşekkür ederim, Bay Tronor. Ne olduğunu bilmiyorum, sadece acıyı ve utancı hatırlıyorum.”
Eli başını salladı:
“Senin suçun değil. Bunu yapanı bulacağız.”
Birlikte eşyalarını incelediler. Altın etiketli boş bir şişe buldular: “Sallas Crow’un Mucize Tonik’i.” Sallas Crow, bölgede şüpheli ilaçlar satan, sahtekar bir gezgin olarak biliniyordu. Eli, onun yüzünden hastalananları duymuştu. Önce Maria Elena’yı iyileştirdi, ona fasulye çorbası ve tortilla yaptı, kendi çiftlik hikayelerini anlattı.
4. Bölüm: İftira ve İsyan
İki gün boyunca Maria Elena çiftlikte dinlendi. 25 yaşında, Chihuahua’dan gelmiş, Tanrı’ya adanmış bir kadındı ama artık inancından şüphe ediyordu.
“Tanrı beni terk etti,” dedi bir gece ateş başında.
Eli bir sigara yakıp baktı:
“Tanrı terk etmez. İnsanlar hata yapar. Sana gerçeği bulmanda yardım edeceğim.”
Üçüncü gün, Sallas Crow çiftliğe geldi; arabasında şişeler dolusu tonik vardı.
“Yalnız çiftçi! Mucize tonik ister misin?” diye alay etti. Eli tabancasını çekti:
“Bu zehir, Crow. Rahibeyi zehirledin!”
Sallas Crow, Maria Elena’yı görünce irkildi ama hemen kendini toparladı.
“Saçmalık! Patentli ilaç. Yan etkileri varsa manevi zayıflıktandır,” dedi. Sonra tehdit etti:
“Beni şikayet edersen, kasabaya senin bir rahibeyi baştan çıkardığını yayarım. Skandal olur! Bana 100 dolar ver, giderim.”
Eli parayı reddetti. Crow gülerek uzaklaştı:
“Göreceksin, çiftçi. İtibar cam gibi kırılır.”
5. Bölüm: Kasabanın Ateşi
Ertesi gün Eli ve Maria Elena, Las Cruces kasabasına gittiler. Misyona vardıklarında, yaşlı rahip Thomas onları kaygıyla karşıladı.
“Nerede kaldın, kızım? Korktuk.”
Maria Elena olanları anlattı, utanç verici detayları gizledi. Rahip, başka rahibelerin de tonikten sonra hastalandığını söyledi.
Bu sırada Crow kasabada söylentiler yaymaya başlamıştı:
“Tronor’un çiftliğinde bir rahibe gördüm. Çok yakındılar!”
Dedikodular hızla yayıldı. Dükkanlarda kadınlar fısıldadı:
“Bir rahibe ve dul bir çiftçi… Skandal!”
Rahip Thomas bile Eli’yi sorguladı:
“Kilise günahı affetmez. Gerçekse ceza gelir.”
Eli öfkelendi ama kendini tuttu:
“Yalan! Crow zehirledi, şimdi iftira atıyor.”
Maria Elena, misyonda bakışlardan kaçıyordu.
“Herkes beni yargılıyor,” dedi Eli’ye. Eli söz verdi:
“Seni koruyacağım. Kanıt bulacağız.”
6. Bölüm: Hesaplaşma
Crow meydanda tonik satmaya devam etti. Ama başka mağdurlar da ortaya çıktı.
Çiftçi José Ramírez: “Sırt ağrım için aldım, halüsinasyon ve ateş yaptı.”
Dul Carmen: “Kızım içti, garip davrandı.”
Eli bir toplantı düzenledi:
“Crow’un mucizesi zehirdir. Kaç kişi daha acı çekecek?”
Maria Elena cesaretle konuştu:
“Ben de mağdurum. Bu benim günahım değil, onun suçu!”
Rahip Thomas davayı destekledi. Crow ise silahlı adamlar tuttu, meydanda Eli’ye saldırdı. Eli hızlı davrandı, birini havaya ateş ederek silahsız bıraktı. Kasabanın şerifi Harlen araya girdi:
“Yeter! Crow, belgelerini göster.”
Crow’un arabasında sahte etiketler, arsenik ve ham afyon bulundu. Kanıtlar kesinleşti. Mağdurlar şahitlik etti. Kasaba, dedikodularla bölünmüşken, şimdi Crow’a karşı birleşti.
“Hırsız! Zehirci!” diye bağırdılar.
Harlen onu tutukladı:
“İdam seni bekliyor, Crow. Dolandırıcılık, zehirleme, şantaj!”
7. Bölüm: Yeni Başlangıç

Crow hapse girince kasabaya huzur geldi. Ama Maria Elena için hiçbir şey eskisi gibi olamayacaktı. Misyon ona utanç ve acıyı hatırlatıyordu.
“Oraya dönemem, Eli. Tanrı beni başka bir yola çağırıyor,” dedi.
Mesilla adlı küçük bir kasabada, sınırda bir klinik açmaya karar verdi. Göçmenlere, sahtekarların mağdurlarına, acı çekenlere yardım edecekti.
“Yargılamadan bedenleri ve ruhları iyileştireceğim.”
Eli ona yardım etti; çiftlikten raflar yaptı, malzeme getirdi. Son gece, yıldızların altında oturdular. Aşk sözü yoktu, sadece minnet vardı.
“Beni kurtardın, Eli. Sen iyi bir adamsın.”
Eli gülümsedi:
“Sen de güçlü bir kadınsın. Git ve iyilik yap.”
Birbirlerine sarılıp vedalaştılar. Eli çiftliğine yalnız döndü, ama huzurluydu. Maria Elena kliniğinde hayat kurtardı. Bazen, çöl gecelerinde birbirlerini düşündüler; Rio Grande gibi hayat onları yeniden birleştirir mi bilinmezdi. Ama ikisi de artık özgürdü.