M48 Tankları Beş Parmak Dağlarını AŞTIĞINDA  İmkansız Denilen Rota GEÇİLDİ!

.
.

Giriş

Kıbrıs’ın kuzeyinde, Beş Parmak Dağları’nın 1024 metre yüksekliğinde, 1974’ten bu yana bir tank sessizce Akdeniz’e bakıyor. Birçok kişi bu tankı gördüğünde, bunun bir efsane olduğunu düşünüyor. Çünkü, buraya bir tankın çıkması fiziksel olarak imkansız gibi görünüyor. Ancak bu bir efsane değil, belgelenmiş bir gerçek. Bu tankın nasıl bu noktaya çıktığı, kimin sürdüğü ve neden bir daha indirilemediği, Kıbrıs Barış Harekatı’nın en çarpıcı hikayelerinden biri olarak kayıtlara geçmiş durumda.

Kıbrıs’ta Gerilim ve Harekât Başlangıcı

Kıbrıs, 1974 yılına gelindiğinde, toplumlar arası gerilim zirveye ulaşmıştı. Yunanistan’daki askeri cunta tarafından desteklenen EOKA-B militanları, 15 Temmuz 1974’te Kıbrıs Cumhurbaşkanı Makarios’a karşı darbe gerçekleştirdi. Darbenin hemen ardından Nikos Samsun, adanın başına getirildi ve Yunanistan’a ilhak hedefini savunmaya başladı. Bu durum, adada yaşayan 150.000’den fazla Kıbrıs Türk’ünün güvenliğini doğrudan tehdit eder hale geldi.

Türkiye, 1960 Garanti Antlaşması’nın 4. maddesi gereği, adada güvenliği sağlamak için diplomatik girişimlerde bulundu. Ancak, İngiltere’nin olumsuz yanıtı üzerine, askeri müdahale kararı alındı. Başbakan Bülent Ecevit, 20 Temmuz 1974 sabahı saat 6:10’da yaptığı açıklamada, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Kıbrıs’a harekât başlattığını duyurdu. Bu harekâtın ilk aşamasında paraşütçüler ve komandolar adaya indi, ardından denizden amfibi çıkarma yapıldı.

Birinci Harekatın Zorlukları ve Rum Direnişi

Rum kuvvetleri özellikle Beş Parmak Dağları’nda ve Gerne Boğazı bölgesinde sert bir direniş gösterdi. Batılı askeri uzmanlar, Beş Parmak Dağları üzerindeki Rum mevzilerinin mükemmel tahkimatları nedeniyle, bu bölgenin 6 aydan önce düşmeyeceğini raporlarken, Türk kuvvetleri yalnızca 24 saat içerisinde bu mevzileri ele geçirdi. Bu, Kıbrıs Barış Harekatı’nın en önemli anlarından biriydi. Ancak, bu harekâtı anlamadan önce, Kıbrıs’ta o dönemde yaşananları bilmek gerekiyor.

İkinci Harekat ve Beş Parmak Dağlarındaki Tank

    harekât, 22 Temmuz 1974’te Birleşmiş Milletlerin ateşkes kararıyla durduruldu. Ancak, Cenevre’de yapılan barış görüşmeleri sonuçsuz kaldı ve Rum ve Yunan askerleri, anlaşmaya rağmen Türk bölgelerinden çekilmedi. Bunun üzerine, 14 Ağustos 1974’te ikinci harekât başladı. Bu harekâtın amacı, Mausa’dan Levke’ye kadar olan hattı almak ve Kıbrıs Türklerinin güvenliğini kalıcı olarak sağlamak için kuzeydeki bölgeleri ele geçirmekti.

Bu harekâtın en kritik anlarından biri, 2 Ağustos 1974’te Beş Parmak Dağları’nda yaşandı. Türk kuvvetleri, Beş Parmak Dağları’na tırmanmak için büyük bir çaba sarf etti. Bu dağ, adanın kuzeyindeki tek doğal engeldi ve bu noktada tankların ilerlemesi fiziksel olarak imkansız gibiydi. Ancak, 28. Tümen’in tank taburu, zor şartlara rağmen buraya tırmandı.

Tankın Zorlu Yükselişi ve Çetin Mücadele

Tank, Beş Parmak Dağları’na tırmanırken, düşman ateşi altında ilerlemeye devam etti. Tankın komutanı, Mahmut Şanlık, ve mürettebatı, dağa tırmanırken sürekli ateş altındaydılar. Tankın içinde büyük bir mücadele veriliyordu. Her taraftan ateş geliyordu, ancak Türk askeri buna karşılık vererek ilerlemeye devam etti. Dağa tırmanırken, tank bir mayına basarak havaya kalktı ve paletleri zarar gördü, ancak tank hareket etmeye devam etti. Bu, tankın zirveye ulaşma mücadelesinin ne kadar zor olduğunu gösteren bir andı.

Tankın Zirveye Ulaşması ve Sonrası

Beş Parmak Dağları’nın zirvesine ulaşan tank, burada mahsur kaldı. Tankın mürettebatı, 1024 metre yükseklikte, sarp kayalıkların üzerinde mahsur kaldılar. Ancak, mürettebat pes etmedi ve 6 saat boyunca tankın içinde savaşa devam ettiler. Dağa tırmanırken yaşadıkları zorlukları anlatan Abdülkadir Kurt, mayın patlaması sırasında ayağından yaralandığını ancak bunu fark etmeden savaşa devam ettiğini belirtti.

Tank, 6 saat boyunca hareketsiz kaldı, ancak mürettebat hiçbir şekilde geri çekilmedi. Onlar için bir geri çekilme seçeneği yoktu çünkü geldikleri yol, tankla geri dönülemeyecek kadar dar ve sarptı. Mürettebat, ya ölecek ya da düşmana fırsat vermeyeceklerini düşündü ve savaşa devam ettiler. Bu, Türk askerinin azmi ve kararlılığını simgeleyen bir anıdır.

Beş Parmak Dağlarındaki Tankın Tarihsel Önemi

Tank, 2 Ağustos 1974’teki Lapta Muharebeleri sırasında, Beş Parmak Dağları’ndaki zor şartlar altında Türk kuvvetlerine büyük destek sağladı. O dönemde, tankın bu kadar zorlu bir yolculuğu tamamlaması, askeri tarihte ender rastlanan bir başarıydı. Tankın komutanı Abdülkadir Kurt’un ve diğer mürettebatın azmi, bu tankın sembolik bir kahramanlık anıtı haline gelmesini sağladı.

Sonuç

Beş Parmak Dağları’ndaki tank, sadece bir askeri araç değil, aynı zamanda bir cesaret, kararlılık ve zaferin sembolüdür. Abdülkadir Kurt ve diğer mürettebatın kahramanlıkları, sadece bir tankın zirveye tırmanışını değil, aynı zamanda Türk Silahlı Kuvvetleri’nin tüm zorluklara rağmen gösterdiği üstünlüğü de simgeliyor. Bu tank, 1974’ten bu yana durduğu yerden, bir halkın özgürlüğü için verilen mücadelenin simgesi olmaya devam ediyor. Bugün, o tankın durduğu noktada, geçmişin kahramanlıkları hala yaşıyor ve tarihe altın harflerle kazınan bir hikaye olarak hatırlanıyor.