(FINAL: PART 2) Türk Askeri – ‘Bu Cüce mi Bizi Temsil Edecek?’ Dediler – Tek Hamlesiyle Kışlayı Sessizliğe Boğdu

II. Bölüm: Fırtınanın İçinde Bir Yıldız

I. Yeni Arkadaşlar, Eski Düşmanlar

Kampın ikinci haftası başladığında, hava iyice ısınmış, gündüzleri tozlu rüzgarlar, geceleri ise kemikleri sızlatan bir serinlik çökmüştü. Kıvanç Demir, günlerdir her sabah aynı saatte uyanıyor, kimseye aldırmadan kendi disiplinini sürdürüyordu. Yavaş yavaş, bazı askerler onun etrafında toplanmaya başlamıştı. Özellikle Hintli Ravi ve Laoslu Somchai ile aralarında sessiz bir dostluk gelişmişti.

Bir gece, Filipinli bir asker olan Miguel, Kıvanç’ın yanına yanaştı. “Senin gibi sessiz bir adamı daha önce hiç görmedim. Herkes seni küçümsedi ama sen her testte öne çıktın. Sır nedir?” diye sordu. Kıvanç, kısa bir tebessümle cevapladı: “Sır yok. Sadece vazgeçmemek.”

Miguel bu cevabı kafasında evirip çevirdi. O gece çadırda bu cümleyi kendi dilinde fısıldadı: “Never give up.”

Ama herkes dost değildi. Özellikle Doğu Avrupalı Ivan’ın yakın arkadaşı, Ukraynalı Andrei, Kıvanç’a karşı açıkça küçümseyici davranıyor, arada sırada arkasından “cüce” diye fısıldıyor, Kıvanç’ın her hareketini izliyordu. Bir gün yemekhanede, Andrei tepsisini Kıvanç’ın önüne sertçe bıraktı ve “Senin gibi biri bizim ülkemizde asker olamazdı,” dedi. Kıvanç başını kaldırmadan, göz göze gelmeden sadece “Belki de bu yüzden buradayım,” dedi.

O an, etraftaki birkaç asker gülümsemekten kendini alamadı. Çünkü Kıvanç’ın cevabı, en yüksek sesle söylenen hakaretten daha büyük bir etki yaratmıştı.

II. Gece Baskını – Gerçek Savaşın Gölgesi

Kampın üçüncü haftasında, gece yarısı tatbikatı düzenlendi. Askerler, uykularından sirenlerle uyandırıldı. Her ülkenin temsilcisi kendi takımını toplayacak, zifiri karanlıkta ormanın içine dalacak ve hedef noktaya ulaşacaktı. Hedef, ormanın ortasında kırmızı bir bayrak ve yanında dijital bir kod cihazıydı. Kodu ilk çözen takım, gerçek bir askeri başarıya imza atacaktı.

Kıvanç, Ravi, Somchai ve Miguel ile aynı takıma düştü. Andrei ise Ivan’ın liderliğindeki başka bir gruptaydı. Ormanda ilerlerken, herkes birbirine yol gösteriyor, bazen tartışmalar çıkıyordu. Kıvanç ise haritayı sessizce okuyor, kimseye yüksek sesle komut vermiyordu. Ravi bir ara yolunu kaybettiğinde Kıvanç el fenerini yakmadan, yıldızlara bakarak yön belirledi. Somchai, “Sen pusula mısın?” diye sordu. Kıvanç, “Hayır. Sadece dikkatliyim,” dedi.

Gece ilerledikçe, Andrei’nin grubu öne geçti. Ama bir çamur bataklığında takıldılar. Ivan bağırıyor, Andrei ise suçu başkasına atıyordu. Kıvanç’ın grubu ise yavaş ama istikrarlı bir şekilde ilerliyordu. Sonunda, hedefe en yakın noktaya geldiklerinde, dijital kod cihazını buldular. Ancak cihaz bozuktu, ekranda hata vardı. Herkes panikledi.

Kıvanç, cihazı söktü, içindeki pilleri çıkardı, cebinden kendi küçük not defterinden yedek bir pil aldı ve cihazı çalıştırdı. Kod ekrana geldi. Miguel hayretle baktı: “Bunu nasıl düşündün?” Kıvanç sadece omuz silkti: “Hazırlıklı olmak iyidir.”

O gece, Kıvanç’ın takımı birinci oldu. Ertesi sabah, kamp komutanı Türk askerinin adını yüksek sesle okudu. Kıvanç’ın adı yankılanırken, kampta bir sessizlik oldu. Herkes artık onunla alay etmeye cesaret edemiyordu.

III. Yabancı Basının Gözünde Türk Askeri

Tatbikat sonrası, kampta uluslararası askeri gözlemciler ve gazeteciler dolaşmaya başladı. Birleşmiş Milletler’den gelen bir kadın muhabir, Kıvanç’a yaklaşıp röportaj yapmak istedi. “Senin hikayen diğerlerinden farklı. Nasıl bu kadar dirençli olabiliyorsun?” diye sordu.

Kıvanç önce cevap vermek istemedi. Sonra kısa bir cümle kurdu: “Benim için önemli olan tek şey, görevimi en iyi şekilde yapmak. Gerisi önemli değil.”

Muhabir, bu kısa cevabı not aldı, ama asıl dikkatini çeken Kıvanç’ın elleriydi: Parmaklarında toprak, tırnaklarının arasında çamur izleri vardı. Gerçekten çalışan, mücadele eden bir askerin elleriydi bunlar.

Ertesi gün uluslararası askeri haberlerde “Türk Askerinin Sessiz Gücü” başlıklı bir makale yayımlandı. Kıvanç’ın fotoğrafı, arka planda yükselen bayraklarla birlikte, birçok ülkenin sosyal medya hesaplarında paylaşıldı. Yorumlar arasında en çok dikkat çeken ise şu oldu: “Gerçek kahramanlar, en sessiz olanlardır.”

IV. Sürpriz Ziyaretçiler ve Kriz

Bir gün kampı, üst düzey bir NATO komutanı ziyaret etti. Her ülkenin temsilcisiyle tek tek tokalaştı. Kıvanç’ın elini sıktığında bir an durdu, “Senin hakkında çok şey duydum. Sessizliğinle herkesi susturmuşsun,” dedi. Kıvanç yine sadece başını salladı.

Tam o sırada, kampın dışında bir alarm çaldı. Sınır bölgesinde bir yangın çıkmıştı. Askerlerden bir grup, yangın bölgesine gönderildi. Kıvanç gönüllü oldu. Ravi, Miguel ve Somchai de onunla gitmek istedi.

Yangın bölgesinde, rüzgar ters yönden esiyordu ve duman görüşü neredeyse sıfıra indiriyordu. Bir grup asker panikledi, bazıları geri çekilmek istedi. Kıvanç ise hiç tereddüt etmeden, yere kapanıp, ıslak bir bezle ağzını kapattı, ardından diğerlerine de aynı şeyi yapmalarını işaret etti. Ravi, “Onun dediğini yapın!” diye bağırdı.

Kıvanç, alevlerin arasından bir yaralı askeri sırtına aldı ve güvenli bölgeye taşıdı. Somchai ve Miguel de diğer yaralıları kurtardı. Yangın söndürüldüğünde, herkesin yüzü kapkara olmuştu. Ama en çok duman yutmuş olan Kıvanç’tı. Yine de tek kelime etmeden, herkesin su içmesini, ilk yardım almasını sağladı.

Dönüşte, kamp komutanı ona madalya vermek istedi. Kıvanç kabul etmedi. “Ben görevimi yaptım,” dedi.

V. Dönüm Noktası: Saygının Zirvesi

Kampın son haftasında, büyük bir askeri gösteri düzenlendi. Her ülke kendi özel taktiklerini ve geleneksel dövüş sanatlarını gösterecekti. Türk ekibi olarak Kıvanç tek başına sahneye çıktı. Elinde sadece bir komando bıçağı ve küçük bir Türk bayrağı vardı.

Sahnenin ortasında, önce kısa bir selam verdi. Sonra, hiçbir müzik olmadan, nefesini düzenleyerek, bıçağıyla bir dizi hareket yaptı. Her hamle, yılların disiplininin ve sessiz gücünün bir göstergesiydi. En sonunda, bıçağı yere koydu, bayrağı öpüp göğsüne bastı ve selam verdi.

Tüm kamp birkaç saniye sessiz kaldı. Ardından, önce birkaç kişi, sonra herkes ayağa kalkıp alkışladı. O an, Kıvanç Demir’in adı sadece bir “küçük adam” olarak değil, gerçek bir asker olarak hafızalara kazındı.

VI. Kapanış ve Veda

Kampın son günü, herkes hatıra fotoğrafları çekti, birbirine küçük hediyeler verdi. Ivan, Kıvanç’ın yanına geldi. Elini uzattı, “Sana karşı ön yargılıydım. Ama sen bana gerçek gücün ne olduğunu gösterdin,” dedi. Kıvanç elini sıktı, “Her zaman gücünü göstermek zorunda değilsin. Bazen sadece devam etmek yeter,” dedi.

Miguel, Ravi ve Somchai ona kendi ülkelerinin küçük bayraklarını hediye etti. “Bunlar bizim dostluğumuzun simgesi,” dediler.

Kıvanç, dönüş yolunda, çantasındaki küçük Türk bayrağının yanına bu bayrakları da koydu. O artık sadece Türkiye’yi değil, sessizliğin gücünü de temsil ediyordu.

VII. Türkiye’ye Dönüş ve Sıradan Günler

Türkiye’ye döndüğünde kimse onu havaalanında karşılamadı. Birliğine gitti, eski görevine döndü. Genç askerler ona hayranlıkla bakıyordu ama kimse onun yaşadıklarını tam olarak bilmiyordu. Sadece bir gün, bir acemi er ona, “Komutanım, gerçekten o büyük uluslararası kampa katılan siz miydiniz?” diye sordu. Kıvanç sadece başını salladı.

Bir başka gün, eski bir arkadaşına rastladı. “Hala sessiz misin?” diye takıldı arkadaşı. Kıvanç gülümsedi: “Bazen sessizlik, en yüksek sestir.”

VIII. Efsaneleşen Hikaye

Aylar sonra, kampın diğer ülkelerindeki askerler, kendi birliklerinde Kıvanç’ın hikayesini anlatmaya devam ediyordu. “Bir Türk vardı, sessizdi ama herkesi susturdu,” diyorlardı. Sosyal medyada, “The Silent Turk” etiketiyle bazı antrenman videoları ve fotoğraflar paylaşıldı. Ama Kıvanç bunların hiçbirini görmedi. Çünkü o, şöhret için değil, görev için yaşamıştı.

Yıllar sonra, yeni bir uluslararası kamp başladığında, yeni katılanlara bir efsane anlatıldı: “Boyuna bakıp küçümsediğiniz biri, bir gün sizin kahramanınız olabilir.”

Ve bir gün, başka bir Türk askeri, başka bir kampa gittiğinde, arkasından fısıltılar yükseldi: “Bunlar hep böyle mi olur?” Ve cevabı hep aynıydı: “Evet, çünkü onlar vazgeçmez.”

SON

Related Posts

Our Privacy policy

https://rb.goc5.com - © 2026 News