(PART 2) Hemşire son vardiyasında işten çıkarıldı. Ardından iki helikopter indi: “Sana şimdi ihtiyacımız var”

(PART 2) Hemşire son vardiyasında işten çıkarıldı. Ardından iki helikopter indi: “Sana şimdi ihtiyacımız var”

Karanlıkta Işık – Deniz Kara’nın Hikayesi (2. Bölüm)

Deniz ve Mehmet’in askeri araçla kampa dönüşü, geride bırakılan tehlikelerle dolu bir yolculuktu. Araç kampın içine girdiğinde, kampın girişinde bekleyen askerler ve sağlık görevlileri hemen yardıma koştu. Cem, Deniz’in omzundaki yarayı görünce yüzü korkuyla gerildi, ama Deniz’in gözlerinde hâlâ kararlılık vardı.

Kampın hastane çadırında Deniz’in omzuna pansuman yapıldı, kanaması durduruldu. Cem, Deniz’in yanına oturdu, ona su verdi. “Buraya geldiğinden beri üç hayat kurtardın,” dedi. “Ama kendini de düşünmelisin.”

Deniz başını salladı. “Burada kendimi düşünmek için zaman yok, Cem. Elif’in babası yanında, şimdi iyileşme şansı var.”

O gece kamp sessizdi. Askerler nöbet tutuyor, sağlık görevlileri yaralılarla ilgileniyordu. Deniz, çadırında uyumaya çalıştı ama gözlerini her kapattığında Mehmet’in acılı yüzü, Elif’in solgun bakışları gözlerinin önünde canlanıyordu. Yorgunluğun ve acının arasında, bir huzur vardı; çünkü yaptığı işin anlamını ilk kez bu kadar derinden hissediyordu.

Sabah güneş doğarken, kamp hareketlenmeye başladı. Komutan Tarık, Deniz’i yanına çağırdı. “Dün geceki operasyonun detaylarını rapor etmem gerekiyor,” dedi. “Ama senin cesaretin, buradaki herkesin moralini yükseltti.”

Deniz, olayları detaylıca anlattı. Mehmet’in yarasını, binadan kaçışlarını, araca ulaşana kadar yaşadıklarını… Tarık, Deniz’in anlatımını dikkatle dinledi, ardından kısa bir süre sessiz kaldı. “Senin gibi insanlara ihtiyacımız var,” dedi. “Ama prosedürleri de unutmamalısın.”

Deniz başını eğdi. “Biliyorum. Ama bazen prosedürler bir hayat kurtarmanın önüne geçiyor.”

Tarık gülümsedi. “Belki de bu yüzden senin gibi insanlar gerçek kahraman oluyor.”

O gün Elif’in ameliyat sonrası kontrolleri yapıldı. Mehmet, bacağı alçıda ve ağrıları azalmış bir şekilde kızının yanında oturuyordu. Elif, Deniz’i görünce gülümsedi. “Babam yanımda, artık korkmuyorum,” dedi.

Deniz, Elif’in başını okşadı. “Artık güvendesin. Ama iyileşmek için dinlenmen gerek.”

Mehmet, Deniz’e minnetle baktı. “Bize umut verdiniz. Sadece hayatımızı değil, inancımızı da kurtardınız.”

Kampın içinde haberler hızla yayıldı. Deniz’in operasyonu, diplomatın kurtarılması ve Elif’in hayata tutunması, herkesin dilindeydi. Uluslararası yardım kuruluşları, medya ve askeri yetkililer Deniz’in cesaretini konuşuyordu. Deniz ise sessizce kampın köşesinde oturuyor, yeni gelen yaralılarla ilgileniyordu.

Üç gün sonra, Mehmet ve Elif Ankara’ya sevk edildi. Ayrılmadan önce Mehmet, Deniz’in elini tuttu. “Sizi asla unutmayacağız,” dedi. Elif ise küçük bir kağıda Deniz’in bir resmini çizmişti, ona hediye etti. “Sen benim meleğimsin,” dedi.

Deniz, onları uğurladıktan sonra kampın içinde yürüdü. Komutan Tarık yanına geldi. “Sana bir teklifim var,” dedi. “İnsani yardım ekibimizin lideri olmanı istiyoruz. Saha operasyonlarında tecrüben ve cesaretin çok değerli.”

Deniz bir an düşündü. Eski hayatı, hastane koridorları, kaybettiği işi… Sonra Elif’in gülümsemesini hatırladı. “Kabul ediyorum,” dedi.

Birkaç gün sonra Konya’ya döndü. Havalimanında onu bekleyen gazeteciler, kameralar ve insanlar vardı. Deniz, soruları cevaplamadı, sadece sessizce yürüdü. Çünkü yaptığı şeyin kahramanlık değil, insanlık olduğunu biliyordu.

Evine döndüğünde kapısında bir zarf buldu. Konya Devlet Hastanesi’nden bir mektuptu. “Sayın Deniz Kara, özür dileriz. İşinize geri dönmenizi rica ediyoruz.” Deniz mektubu yırttı. Artık o hastaneye ait olmadığını biliyordu.

Ertesi gün uluslararası bir insani yardım kuruluşu Deniz’i aradı. “Sizinle çalışmak istiyoruz. Dünya çapında saha operasyonlarında…” Deniz düşünmeden kabul etti. Birkaç hafta sonra başka bir ülkeye gitmek için hazırlık yapıyordu.

Uçağa binmeden önce Elif ve Mehmet onu görmeye geldi. Elif, Deniz’e sarıldı. “Geri gelecek misin?” diye sordu.

“Her zaman,” dedi Deniz. “Ama şimdi başka çocukların da bana ihtiyacı var.”

Elif cebinden küçük bir kağıt çıkardı. Üzerinde Deniz’in çizilmiş bir resmi vardı. “Sen benim kahramanımsın,” dedi.

Deniz gözyaşlarını tutamadı. Uçağa bindi, pencereden dışarı baktı. Konya küçülüyordu, eski hayatı, eski acıları geride kalıyordu. Ama yeni bir hayat, yeni bir amaç başlıyordu.

Bu hikaye tüm sağlık çalışanlarına adanmıştır. Onlar üniformalar olmadan, madalyalar olmadan, sadece insanlık içgüdüsüyle hayat kurtarırlar.

Gerçek kahramanlar görmediğimiz yerlerde sessizce çalışırlar.

SON

Related Posts

Our Privacy policy

https://rb.goc5.com - © 2026 News