Rodrigo’nun İkinci Şansı

Karşılaşma
Rodrigo, yeni nişanlısıyla birlikte huzurlu bir şekilde at sürerken onu gördü. Eski eşi Gabriela, kocaman yedi aylık hamile karnıyla odun taşıyordu. O anda, zihninde hızlıca hesaplar yaptı ve kanı dondu; çünkü o bebeğin kendi çocuğu olduğunu anladı ve bundan hiç haberi olmamıştı.
Bir zamanlar boşanmalar büyük skandallardı. Ayrılmak, iki aile için de utanç anlamına gelirdi; boşanmış kadınlar sokakta parmakla gösterilir, boşanmış erkeklere ise güvenilmezdi. Fakat istisnalar da vardı. Bazen boşanma, şiddet ya da ihanet yüzünden değil, sadece uyumsuzluk yüzünden olurdu. İki iyi insan, hayattan farklı şeyler istediklerinde yollarını ayırmak zorunda kalırdı. Rodrigo ve Gabriela da bu nadir örneklerden biriydi.
Genç yaşta evlenmişlerdi; Rodrigo yirmi altı, Gabriela yirmi üç yaşındaydı. Birbirlerine âşık olduklarını düşünmüşlerdi. İlk yıllar güzeldi. Gabriela’nın babasından kalan on hektarlık verimli bir araziyi birlikte işletiyorlardı. Meyve ağaçları, ekim alanları, mütevazı ama sıcak bir evleri vardı. Gabriela toprağı seviyordu. Güneşle birlikte kalkar, elleriyle çalışır, her ağacı, her taşı, her köşeyi tanırdı. Onun için bu, hayatta ihtiyacı olan her şeydi: çalışacak toprak, başını sokacak bir ev, sofrada yemek.
Ama Rodrigo daha fazlasını istemeye başladı. Daha fazla arazi almak, şehirde işler kurmak, işçi çalıştırmak, bir imparatorluk inşa etmek istiyordu. Gabriela ise bunların hiçbirini istemiyordu.
— Yeterince var, Rodrigo. Neden daha fazlasına ihtiyacın var? — Çünkü büyük bir şey inşa etmek istiyorum. Nesiller boyu sürecek bir şey.
Gabriela cevap verdi: — Sahip olduğumuz toprak nesiller boyu sürebilir, yeter ki iyi bakalım.
Rodrigo dinlemiyordu. Gabriela da taviz vermiyordu. Tartışmalar sıklaştı; şiddetli değildi ama acı vericiydi. Her biri farklı yöne çekiyordu ipi, ta ki sekiz yılın ardından bir gün masaya oturup üzgün gözlerle birbirlerine bakana kadar.
— Böyle devam edemeyiz, dedi Rodrigo yorgun bir sesle. — Biliyorum, dedi Gabriela gözleri yaşlı. Ben başka bir şey istiyorum, sen başka bir şey. Hiçbirimiz değişmeyecek. — Hayır, değişmeyeceğiz.
— O zaman ne yapacağız?
Gabriela derin bir nefes aldı: — Dostça boşanalım. Kin tutmadan, çünkü birbirimize hâlâ yeterince saygımız var.
Ve öyle yaptılar. Boşanma medeni şekilde gerçekleşti. Rodrigo, Gabriela’nın çok sevdiği küçük çiftliği ona bıraktı. Kendi hissesini aldı ve yolları ayrıldı. Gabriela toprağında kaldı, istediği gibi çalıştı. Rodrigo ise yakın bir şehre taşındı, işlerini büyüttü, yeni yerler aldı, çalışanlar tuttu, hayalini kurduğu hayatı yaşamaya başladı.
Boşanmadan üç hafta sonra Rodrigo, Valentina ile tanıştı. Valentina, zengin bir toprak sahibinin kızıydı; güzel, eğitimli, zarif ve en önemlisi, Rodrigo’nun büyüklük hayalini paylaşıyordu. Altı ay sonra nişanlandılar. Rodrigo, gerçek eşini bulduğunu sandı; kendisini anlayan, aynı şeyleri isteyen biri.
O sırada Gabriela, boşanmadan üç hafta sonra hamile olduğunu öğrendi. Rodrigo bunu bilmiyordu. Gabriela ona söylemeye çalışmıştı. Rodrigo’nun kapısını çaldığında Valentina açmış ve soğuk bir sesle, “Rodrigo seni görmek istemiyor. Yeni hayatını kuruyor,” demişti. Gabriela, kalbi kırık ve gururu incinmiş bir şekilde, eğer Rodrigo onu üç haftada unutabiliyorsa, kendi çocuğunu da tek başına büyütebileceğini düşündü. Ve bir daha geri dönmedi.
Ayrılık ve Yalnızlık
Gabriela sekiz ay boyunca toprağında çalıştı. Karnı büyüdü, kasaba halkı ona acıyarak bakıyordu, bazıları ise yargılayarak. Ama Gabriela başını hep dik tuttu. Yardımı vardı; elli yaşındaki dul komşusu Don Vicente, ağır işlerde ona destek oluyordu. Kasabanın ebesi Doña Carmen, düzenli olarak kontrol ediyordu. Bebek sağlıklıydı, Gabriela da öyle.
Bir bahar günü, güneş sıcak ve hava çiçek kokarken, Rodrigo eski çiftliğin yakınındaki yolda at sürüyordu. Yanında Valentina vardı, Rodrigo ona satın almayı planladığı toprakları gösteriyordu. O anda Gabriela’yı gördü; evinden ahıra doğru odun taşıyordu, karnı kocaman, doğuma çok az kalmıştı.
Rodrigo dizginleri çekti, atı aniden durdu. Valentina şaşkınlıkla baktı: — Ne oldu?
Rodrigo cevap vermedi. Gözleri Gabriela’ya kilitlenmişti. Gabriela henüz onları görmemişti, dikkatlice yürüyordu. Rodrigo kafasında hızlıca hesap yaptı: boşanmadan sekiz ay geçmişti, Gabriela yedi aylık hamileydi, belki sekiz. O bebek kesinlikle onundu ve bundan haberi yoktu.
Rodrigo atından indi, bacakları titriyordu. Valentina da indi, endişeliydi: — Rodrigo, neyin var? Çok solgunsun.
Ama Rodrigo hızlı adımlarla Gabriela’ya doğru yürüdü. Gabriela onu yarı yolda fark etti, durdu. Yüzünde şaşkınlık, ardından korku, öfke, utanç belirdi. Rodrigo önünde durdu, önce karnına, sonra yüzüne baktı.
— Gabriela. Gabriela gururla başını kaldırdı: — Rodrigo. — Hamilesin. — Her zamanki gibi gözlemcisin. — Kaç aylık? — Neredeyse sekiz.
Rodrigo bir kez daha hesap yaptı, bacakları titredi: — Bu… Bu benim çocuğum.
Soru değildi, bir gerçekti. Gabriela cevap vermedi ama gözlerinde her şey yazılıydı.
— Neden söylemedin? — Denedim. — Ne zaman? — Hiç gelmedin. — Geldim, boşanmadan üç hafta sonra. Kapını çaldım, nişanlın açtı. Bana “Rodrigo seni görmek istemiyor, yeni hayatını kuruyor” dedi.
Gabriela ellerini yumruk yaptı: — Seni geri kazanmaya gelmedim, hamile olduğumu söylemeye geldim. Ama üç haftada beni unutmuş olduğunu görünce, senin bilmen gerekmediğine karar verdim.
Rodrigo’nun sesi titredi: — Bilmem gerekirdi. Bu benim çocuğum. — Senin çocuğun mu? Ben sekiz aydır taşıyorum, her gün onun geleceği için çalışıyorum, her gece tek başıma onun tekmelerini hissediyorum. Sen ise yeni hayatınla çok meşguldün. — Bilmiyordum. — Bilirdin, eğer bu kadar hızlı hareket etmeseydin. Üç hafta, Rodrigo. Üç hafta ve yeni birini buldun.
Valentina araya girdi: — Ben bir yedek değilim, ben daha iyisiyim.
Gabriela ona küçümseyerek baktı: — Daha iyi olan yalan söyleyip manipüle ediyor demek ki.
Rodrigo ellerini kaldırdı: — Yeter! Bu çok fazla.
Gabriela’ya döndü, gerçekten ilk kez aylardır ona baktı. Daha zayıftı, yüzü yorgundu, ellerinde yeni nasırlar vardı, kıyafetleri basit ve yamalıydı. Rodrigo’yu suçluluk duygusu sardı.
— Gabriela, lütfen yardım etmeme izin ver. Para, iş, ne istersen. — Hiçbir şeye ihtiyacım yok senden. — Var. Sekiz aylık hamileyken odun taşıyorsun, bu güvenli değil. — Yardımım var. Don Vicente ağır işleri yapıyor, bu odunu da taşıyabiliyorum. Ama taşımak zorunda olmamalısın. — Burası benim toprağım, evim, çocuğum. — Bizim çocuğumuzdu, şimdi benim. Çünkü onu yalnız başıma büyütmeyi seçtim ve yalnız büyüteceğim. — Yapamazsın. — Yapabilirim ve yapacağım.
Gabriela odunları topladı, gözleri acı ve kararlılıkla doluydu: — Sen hayatına devam ettin, yeni nişanlını, büyük hayallerini buldun. Bu senin istediğin şeydi. Ben de yoluma devam ettim, toprağım, sade hayatım ve bu bebeğimle. Geri dönmene ihtiyacım yok, ne suçluluk ne de mecburiyet için. — Suçluluk değil, sorumluluk. Bu benim çocuğum. — Öyleydi. Ama kapını bana kapattığında, başka biriyle nişanlandığında, hayatında bana yer bırakmadığında, bu bölümde artık söz hakkın kalmadı.
Gabriela eve doğru yürüdü, Rodrigo ise olduğu yerde kaldı, yıkılmış, kafası karışık, suçlu.
Hesaplaşma ve Değişim
O gece Rodrigo uyuyamadı. Şehirdeki büyük evinde tavana bakarak düşünceleriyle boğuştu. Baba olacaktı, aslında zaten babaydı; ama çocuğunun annesi onu hayatına istemiyordu. Yanında Valentina huzurla uyuyordu, sanki olağanüstü bir şey olmamış gibi. Rodrigo ona baktı. Gerçekten onu seviyor muydu, yoksa Gabriela’nın bıraktığı boşluğu mı doldurmuştu? Cevabı yoktu, bu da onu korkutuyordu.
Ertesi gün, tavsiye almak için babası Don Eduardo’ya gitti. Don Eduardo, altmış beş yaşında, zengin, güçlü bir adamdı. Büyük çiftliğinde yaşıyordu. Rodrigo ona bebekten bahsettiğinde, Don Eduardo sessizce dinledi, sonra konuştu:
— O çocuk bir Mendoza. Benim torunum. Mendoza gibi yetiştirilmeli. — Gabriela yardımımı istemiyor baba, çok net söyledi. — İzin istemiyorsun, haklarını bildiriyorsun. O kadın gururlu, küçük çiftliğinde yaşıyor. O çocuğa nasıl bir gelecek sunabilir? Çiftçi hayatı mı, kemikleri ağrıyana kadar çalışmak mı? — Gabriela iyi bir insan, iyi bir anne. — İyi olmak kapı açmaz, eğitim sağlamaz, gelecek garantilemez.
Rodrigo huzursuz oldu: — Ne öneriyorsun? — Ona cömertçe para teklif et. Ama o çocuk Mendoza olarak yetiştirilmeli.
Rodrigo kendini daha kötü hissetti. Sonraki günlerde Gabriela’ya yaklaşmaya çalıştı ama Gabriela hep reddetti. Bir gün pazarda karşılaştılar.
— Gabriela, lütfen dinle. — Dinleyecek bir şey yok. — Her şey var. Baba olacağım, haklarım var. — Haklar? Neyin üzerinde? Bebeğimi tek başıma taşıdım, geceleri yalnız uyandım, korku ve sevinçle baş ettim. Sen yoktun. — Bilmiyordum. — Kimin suçu bu?
Kasabalılar bakmaya başladı. Gabriela devam etti: — Ben iyiyim. Toprağım var, yardımım var. Doña Carmen beni her hafta kontrol ediyor. Bebeğim sağlıklı, ben sağlıklıyım. Senin parana ya da suçluluğuna ihtiyacım yok. — Hayatının parçası olmak istiyorum. — O zaman bunu düşünmeliydin, başka biriyle nişanlanmadan önce.
Gabriela pazardan ayrıldı, Rodrigo ise insanların bakışları arasında kaldı.
Seçimler ve Kararlar
Rodrigo eve döndüğünde Valentina onu bekliyordu: — Yine onu görmeye mi gittin? — Evet. — Rodrigo, karar vermelisin. Benimle geleceğe mi, yoksa onunla geçmişe mi? — Bu seçim değil, çocuğum hakkında. — Ya bizim çocuklarımız? Beraber kuracağımız aile? — Onlar da önemli ama… — Ama yok! Ya beni seçersin, ya onu.
Valentina evi terk etti. Rodrigo ilk kez ne istediğini sorgulamaya başladı: kurduğu hayat mı, yoksa bıraktığı mı? Cevabı yoktu ama bulması gerektiğini biliyordu.
İki hafta boyunca Rodrigo Gabriela’yı görmeye çalıştı ama Gabriela onu hep reddetti. Valentina ise ültimatomlar verdi, Rodrigo ise umursamadı.
Bir gün Rodrigo kasabada iki kadının konuşmasını duydu: — Gabriela’yı gördün mü? Kocaman olmuş, yakında doğurur. — Don Vicente yardım ediyor, iyi ki var. — Don Vicente iyi adam. Eski kocası ise öyle değil. — Adam çocuğundan yeni haberdar olmuş, nasıl bilmez? — Çünkü yeni nişanlısıyla çok meşguldü.
Kadınlar güldü, Rodrigo utandı. Ama en çok acıtanı şuydu: — Don Vicente ve Gabriela… Olabilir mi? — Bilmiyorum ama birlikte çok vakit geçiriyorlar. Dul, yalnız, iyi adam. Gabriela ve bebeğe iyi gelir.
Rodrigo’nun kalbi hızla çarptı. Don Vicente ve Gabriela? İmkânsız mıydı?
O gün çiftliğe gitti. Don Vicente bahçede çit tamir ediyordu, Gabriela ise verandada oturup gülümsüyordu. Rodrigo onları görünce durdu. Aralarında bir rahatlık, eski çift gibi bir hava vardı.
Rodrigo yaklaştı: — Gabriela, konuşmamız gerek. — Konuşacak bir şey yok. — Var. Don Vicente ve sen, bir şey var mı? — Sorduğun şeye inanabiliyor musun? Hayır, aramızda bir şey yok. O komşu, dost, yardımsever. Kasaba dedikodusu.
— Gabriela, lütfen dinle. Bir hata yaptım. Boşanırken doğru yaptığımı sandım, geleceğimi kuruyordum ama aslında en önemli şeyi geride bıraktım. — Rodrigo, izin ver bitireyim. Valentina kötü biri değil ama bana uygun değil. Boşluğu doldurmak için acele ettim, ama olmadı. Şimdi baba olacağımı öğreniyorum, sekiz ayı kaçırdım çünkü aptaldım, gururum ve hırsım gözümü kör etti.
Rodrigo’nun gözlerinden yaşlar süzüldü: — O sekiz ayı geri alamam, biliyorum. Ama sonraki seksen yıl için burada olmak istiyorum. Çocuğumu tanımak, baba olmak istiyorum. Zorunluluktan değil, gerçekten parçası olmak istediğim için.
Gabriela da ağlıyordu: — Ya Valentina? — Nişanı bitireceğim. Suçlulukla değil, çünkü onu sevmiyorum. O da gerçekten sevecek birini hak ediyor. — Beni hemen kabul edeceğimi mi sanıyorsun? — Hayır, bunu beklemiyorum. Sadece baba olmama izin ver, senin kurallarınla, senin şartlarınla. Ama lütfen buna izin ver.
Gabriela gözlerini kapattı, ağladı: — Beni çok incittin, Rodrigo. — Biliyorum ve özür dilerim. Kapını çaldığında seni görmek istemediğimi bilmiyordum. Sana yemin ederim, haberim yoktu. — Fark etmez, sonuç aynı. Yalnız kaldım. — Ama şimdi yalnız olmak zorunda değilsin. — Sana tekrar güvenebilir miyim bilmiyorum. — O zaman bana yavaş yavaş, gün be gün güvenini kazanmama izin ver.
— Düşünmem gerek. — Zamanın var.
Rodrigo ayrılmadan önce diz çöktü, izin isteyerek elini Gabriela’nın karnına koydu. Bebeğin tekmesini hissetti, gözleri doldu: — Burada olmadığım için özür dilerim ama artık hep burada olacağım, söz veriyorum.
Gabriela düşünceli kaldı, Rodrigo ise umutla ayrıldı.
Yeniden Başlangıç
Bir hafta sonra Rodrigo bir mektup aldı. Gabriela yazmıştı, elleri titreyerek açtı. Gabriela ona bir şans verdiğini söylüyordu: tekrar çift olmak için değil, baba olmak için. Haftada bir kez yalnız gelmesine, pahalı hediyeler getirmemesine, Gabriela’nın kararlarına saygı göstermesine dair kurallar koymuştu. Kurallardan biri bozulursa, ilişki kesilecekti.
Rodrigo okudu, tekrar okudu. Küçük bir şanstı ama şanstı. O gün çiftliğe gitti, Gabriela bahçede bitkileri suluyordu.
— Kabul ediyorum, dedi Rodrigo. Tüm kurallarına uyacağım, söz veriyorum. — Tamam, cumartesi öğleden sonra iki saat gelebilirsin.
Rodrigo her hafta gelmeye başladı. Başlangıçta gergindi, konuşmalar zorluydu, sessizlikler uzundu. Ama zamanla yeniden bağ kurmaya başladılar. Bebek hakkında konuştular, isimler düşündüler, planlar yaptılar. Rodrigo haftasını anlatıyor, Gabriela bebeğin nasıl büyüdüğünü paylaşıyordu. Yavaş yavaş bir şeyler değişmeye başladı.