TÜRK SİHA’SI WAGNER’İ AVLADI! 6 Saat Takip Etti 3 Zırhlı Araç Vuruldu 12 Paralı Asker Öldü
.
I. Giriş: Kumların Ardındaki Savaş
2020 yılının Mayıs ayı. Libya çölünde güneş batmak üzereydi. Göz alabildiğine uzanan kum tepeleri, savaşın sessiz tanıklarıydı. Hava, sıcak ve kuruydu; rüzgar, eski savaşların izini taşıyordu. Bu topraklarda, dünyanın en tehlikeli paralı askerleriyle, modern teknolojinin en ölümcül silahları karşı karşıya gelmek üzereydi.
Ankara’da, Türk Hava Kuvvetleri SİHA Kontrol Merkezi’nde Teymen Deniz Acar, konsolun başında oturuyordu. Gözleri önündeki ekranlara kilitlenmişti. Yanında yardımcı operatör Aylin Yılmaz vardı. Onların görevi, Libya’da Trablus hükümetini korumak, Wagner grubunun saldırısını önlemekti. Ama bu operasyon, sıradan bir görev değildi. Hem Türk askeri tarihinde, hem de uluslararası dengelerde bir dönüm noktası olacaktı.
II. Operasyonun Başlangıcı
Sabah 7.30. Ankara’daki merkezde brifing veriliyordu. Albay Murat Kara, Libya haritası önünde konuşuyordu:
“Wagner grubu, Rusya’nın resmi askeri gücü değil. Paralı askerlerden oluşuyor. Ama ellerinde son teknoloji silahlar, zırhlı araçlar, dronlar var. İstihbaratımıza göre, bugün Sirte’den Trablus’a bir saldırı konvoyu çıkacak. 3 zırhlı araç, 12 paralı asker. Hedefleri Trablus’un güney cephesi. Sizin göreviniz, bu konvoyu bulmak, takip etmek ve vurma emri geldiğinde yok etmek.”

Deniz, brifing sırasında notlarını aldı. “Konvoyun rotası nedir?” diye sordu.
Albay Murat, haritada parmağıyla bir çizgi çizdi: “Sirte’den başlayacak, batıya doğru Trablus’a hareket edecek. Yaklaşık 140 kilometre.”
Aylin, istihbarat verilerine bakıyordu. “Teymenim, Wagner’in Libya’daki lideri Victor Petrov. Eski Rus ordusu mensubu. Savaşta acımasızlığıyla biliniyor.”
Deniz, gözlerini ekrana dikti. “Bugün Libya’da tarih yazacağız.”
III. SİHA’nın Havalanışı
Mayıs 2, sabah 8.00. Deniz, Ankara’daki konsolun başında kulaklığını taktı. Önünde üç büyük ekran vardı: SİHA’nın kamerası, harita ve uçuş verileri. Aylin yanında oturuyordu, haritayı ve istihbaratı güncelliyordu.
“Kontrol merkezinden Siha Bayraktar TB2. Kalkış için hazırız,” dedi Deniz.
Libya’daki Türk üssünden cevap geldi: “Pist açık, kalkabilirsiniz.” Deniz, ekranındaki düğmeye bastı. Libya’da binlerce kilometre ötede, SİHA’nın motoru çalıştı. Pistte hızlandı ve gökyüzüne yükseldi.
Sabah 9.00. SİHA, Sirte yakınlarında 3000 metre yükseklikte uçuyordu. Deniz, ekranından kum tepelerini, boş yolları, küçük köyleri izliyordu. Aylin, haritayı inceledi: “Teymenim, Wagner konvoyu Sirte’den çıkacak. Şu an Sirte üzerindeyiz. Beklemeye başlayabiliriz.”
SİHA, dairesel bir rota üzerinde dönmeye başladı. Saatler sürecek bir takip başlıyordu.
IV. Wagner Konvoyunun Hareketi
Saat 10.00. Sirte’de bir hareketlilik başladı. Deniz ekranında üç zırhlı aracın bir binadan çıktığını gördü. Araçlar art arda dizildi, konvoy oluşturdular. Aylin yakınlaştırdı: “Üç Gaz Tig zırhlı aracı. Wagner’in Libya’da kullandığı araçlar. Bu bizim hedefimiz olabilir.”
Deniz, SİHA’yı konvoyun üzerine yönlendirdi ve takip moduna aldı. Artık SİHA, 3000 metre yükseklikten görünmez şekilde konvoyu izliyordu.
Victor Petrov, Wagner konvoyunun komutanıydı. Birinci zırhlı aracın içinde oturuyordu. Ağır taktik yelek giymiş, AK-12 tüfeği yanındaydı. Libya çölünde yıllardır savaşıyordu. Yanında üç Wagner savaşçısı daha vardı. İkinci ve üçüncü araçlarda ise sekiz savaşçı daha.
Victor, haritaya baktı: “Trablus’a 140 kilometre. Akşam 6’da varacağız. Karanlık olduğunda saldıracağız.”
Sürücü sordu: “Türkler SİHA göndermez mi?”
Victor güldü: “Gönderirlerse vururuz. Ama gökyüzünde göremezsin onları. Çok yüksekte uçarlar.”
Bilmiyordu. Tam o anda, 3000 metre yükseklikte Türk SİHA’sı onun üstündeydi.
V. 6 Saatlik Takip
Saat 11.00. Deniz, ekrana bakıyordu. Konvoy batıya doğru ilerliyordu. Saatte 60 kilometre hızla. Murat’ın sesi kulaklıktan duyuldu: “Teymen Acar, konvoyu takip ediyor musunuz?”
“Evet komutanım. Konvoy Sirte’den çıktı, Trablus’a doğru ilerliyor. Tahmini varış saati akşam 6.”
“İyi, vurma emrini bekleyin. Konvoy Trablus mevzilerimize yaklaştığında vurma emri vereceğiz.”
Saat 12.00. Konvoy ilerliyordu. Ara sıra köylerden geçiyor, bazen duruyor, sonra devam ediyordu. Deniz gözlerini ekrandan ayırmıyordu. Aylin kahve getirdi: “Teymenim, daha 4 saat var. Dinlenmeniz gerekiyor.”
Saat 13.00. Konvoy çöl yolunda ilerlemeye devam ediyordu. Victor ve adamları hiçbir şey fark etmiyordu. Üstlerinde SİHA olduğunu bilmiyorlardı.
Saat 14.00. Deniz’in gözleri yorulmuştu ama konsantrasyonunu kaybetmiyordu. Aylin rapor verdi: “Teymenim, konvoy Trablus’a 80 kilometre mesafede. 2 saat sonra varacaklar.”
Saat 15.00. Konvoy Trablus’a 40 kilometre mesafeye yaklaştı. Murat’ın sesi kulaklıktan duyuldu: “Konvoy, Trablus hükümet güçlerinin mevzilerine yaklaşıyor. Vurma emri alıyorsunuz. MAM-L füzelerini hazırlayın.”
Deniz derin bir nefes aldı: “Anlaşıldı komutanım. Füzeler hazırlanıyor.”
Aylin füze sistemlerini aktif etti. SİHA’nın kanatları altında iki MAM-L güdümlü füze vardı. Deniz hedefleme sistemini açtı. Ekranda kırmızı bir çerçeve belirdi. Birinci zırhlı aracın üstüne koydu, kilitledi. “Hedef kilitli. Füze hazır.”
VI. Vuruş Anı
Saat 15.30. 6 saat geçmişti. Konvoy Trablus’a 20 kilometre mesafedeydi. Murat’ın emri geldi: “Teymen Acar, ateş edin.”

Deniz düğmeye bastı. MAM-L füzesi SİHA’nın kanadından ayrıldı. Aşağıya doğru hızla indi. Lazer güdümlüydü. Hedefi birinci zırhlı araçtı. 6 saniye sonra füze birinci zırhlı aracın tam üstüne isabet etti. Muazzam bir patlama oldu. Zırhlı araç havaya uçtu. Parçaları ayrıldı. Victor Petrov ve üç Wagner savaşçısı anında öldü.
İkinci ve üçüncü araçlar şoke oldu. Sürücüler panik yaptı. Kaçmaya çalıştılar ama Deniz hazırdı. İkinci füzeyi kilitledi, ikinci araca doğrulttu, ateş etti. Füze ikinci araca isabet etti. O da patladı. Dört Wagner savaşçısı daha öldü.
Üçüncü araç hızla kaçmaya çalıştı ama SİHA onu takip etti. Deniz kontrol merkezine sordu: “Komutanım, üçüncü araç kaçıyor. Vurmalı mıyım?”
Murat: “Evet, vurun.”
Ama SİHA’da füze kalmamıştı. Deniz: “Füzemiz bitti komutanım. Yakında başka bir SİHA var mı?”
Murat: “Evet, ikinci SİHA yolda. 5 dakika içinde orada olacak.”
Beş dakika sonra ikinci Türk SİHA’sı geldi. Üçüncü aracı kilitledi. Füze ateşledi. Üçüncü araç da patladı. Dört Wagner savaşçısı daha öldü. Toplam 12 Wagner paralı askeri öldü. Üç zırhlı araç yok edildi.
VII. Sonrası: Uluslararası Gerilim
Mayıs 3. Moskova, Rusya Dışişleri Bakanlığı. Haber Rusya’ya ulaştı. Libya’da Wagner konvoyu Türk SİHA’sı tarafından vurulmuştu. 12 paralı asker ölmüştü. Rusya yetkilileri toplantı yaptı. Diplomatik nota vermeyi tartıştılar ama sonuçta karar verdiler: Sessiz kalalım. Çünkü resmi olarak Wagner Rusya’nın askeri değildi. Paralı askerlerdi. Rusya onları inkar ediyordu. Diplomatik nota verirlerse Wagner’in Rusya’nın ordusu olduğunu kabul etmiş olacaklardı. Sessiz kaldılar.
Türkiye’de ise medya operasyona büyük yer verdi. “Türk SİHA’sı Libya’da Wagner’i avladı!” başlıkları gazetelerde, televizyonlarda yer aldı. Trablus hükümet güçleri kurtulmuş, Wagner büyük bir darbe yemişti.
VIII. Ankara’da Zaferin Kutlanışı
Mayıs 4, Ankara, SİHA Kontrol Merkezi. Albay Murat, Deniz’i tebrik etti: “Mükemmel işte Teymen. 6 saat boyunca konvoyu takip ettiniz, tam zamanında vurdunuz. Wagner’e büyük darbe indirdiniz.”
Deniz, alçak gönüllü bir şekilde cevap verdi: “Görevimi yaptım komutanım. SİHA’larımız çok başarılı. Wagner onları göremedi, duyamadı, fark edemedi.”
Aylin, Deniz’e kahve getirdi. “Bugün bir tarih yazdık Teymenim.”
Deniz gülümsedi. “Bu sadece bir başlangıç. Teknolojiyle insan cesaretini birleştirince, her türlü tehdidi durdurabiliriz.”
IX. Wagner’in İntikam Planı
Libya’da, Wagner’in hayatta kalan savaşçıları, Victor Petrov’un ölümünden sonra intikam yemini etti. Wagner’in yeni komutanı, Sergey Volkov, Rusya’dan gelen yeni paralı askerlerle Trablus’a saldırı planı hazırladı. Bu kez hedefleri, Türk askeri üssüydü.
Türkiye istihbaratı, Wagner’in yeni saldırı hazırlığını öğrendi. Ankara’da acil bir toplantı yapıldı. Albay Murat: “Wagner, Türk üssüne saldıracak. Bu kez daha kalabalıklar. SİHA’larımızı ve kara birliklerimizi hazır tutun.”
Deniz, yeni operasyon için hazırlıklara başladı. Bu kez, SİHA’lara elektronik harp sistemleri, yeni tip füzeler ve gece görüş kameraları takıldı.
X. Gece Operasyonu: Yeni Saldırı
Mayıs 7. Gece yarısı. Wagner konvoyu, Türk üssüne 30 kilometre mesafede ilerliyordu. Deniz ve ekibi, SİHA’ları havalandırdı. Yeni tip füzelerle donatılmış iki SİHA, Wagner konvoyunu tespit etti.
Sergey Volkov, konvoyun başında, gece görüş dürbünüyle ilerliyordu. “Türkler yine SİHA gönderecek. Bu kez hazırlıklıyız,” dedi. Konvoyda elektronik karıştırıcılar vardı. Ancak Türk SİHA’ları, yeni yazılımla bu sinyalleri aşmayı başardı.
Deniz, ekrana baktı. “Hedef kilitli. Vurma emri bekliyoruz.”
Albay Murat: “Ateş edin!”
İlk SİHA, konvoyun önündeki elektronik karıştırıcı aracı vurdu. Patlama, Wagner’in savunmasını çöktürdü. İkinci SİHA, zırhlı aracı hedef aldı. Birbiri ardına füzeler patladı. Wagner’in yeni saldırı gücü yok edildi.
XI. Türk Askerinin Cesareti
Libya’daki Türk kara birliği, SİHA operasyonundan sonra Wagner’in hayatta kalan savaşçılarını yakalamak için harekete geçti. Yüzbaşı Ali Demir, Trablus yakınlarında Wagner’in saklandığı bir binayı kuşattı. Kısa süren çatışmada, Wagner’in yeni lideri Sergey Volkov yakalandı.
Türkiye, uluslararası basında “Türk SİHA’ları ve kara birlikleri Libya’da Wagner’i durdurdu” başlıklarıyla övüldü. Trablus hükümeti, Türk askerlerine teşekkür etti.

XII. Diplomasi ve Sonuçlar
Rusya, Wagner’in kayıplarını yine inkar etti. “Onlar Rus askeri değil, bağımsız paralı askerler,” dedi. Ancak uluslararası kamuoyu, Türk SİHA’larının başarısını konuşuyordu.
Türkiye, Libya’daki barış sürecinde daha etkin rol aldı. SİHA teknolojisi, Türk savunma sanayisinin gururu haline geldi. Ankara’da Deniz ve Aylin, yeni operatörlere eğitim vermeye başladı.
Deniz, bir gün SİHA kontrol merkezinde genç bir operatöre şunu söyledi: “Bu konsolun başında oturmak, sadece bir düğmeye basmak değildir. Her karar, bir hayatı, bir ülkeyi, bir geleceği değiştirir.”
XIII. Epilog: Kumların Ardında Bir Miras
Aylar geçti. Libya’da savaşın şiddeti azaldı. Trablus hükümeti güçlendi. Wagner grubu, Libya’dan çekilmek zorunda kaldı. Türk SİHA’ları, bölgedeki barışın sembolü oldu.
Deniz, Ankara’da bir konferansta konuşma yaptı: “Teknoloji, cesaret ve strateji birleştiğinde, en büyük tehditler bile aşılır. Biz, Türk askerleri olarak, barış için savaşmayı seçtik.”
Aylin, genç kadın operatörlere ilham kaynağı oldu. “Bir ekranın başında bile vatan savunulur,” dedi.
Ve Libya çölünde, bir zamanlar Wagner’in korkusuz savaşçıları, artık Türk SİHA’larının gölgesinden korkuyordu.
SON