BÖLÜM 2: OMEGA DOSYASI VE KÜRESEL TASFİYE
1. Tahliye: Kamışlı’dan Çıkış
Kelepçelerin Mehmet Aslan’ın bileklerine geçtiği o saniye, aslında operasyonun en tehlikeli aşamasının başlangıcıydı. Kamışlı’nın güneyindeki Şehit Caddesi’nde zaman durmuş gibiydi ancak sokağın her iki ucunda, yerel milis güçlerinin telsiz trafiği bir anda patlamıştı. Canlı yayının kesilmesi, sadece Ankara’daki izleyicileri değil, aynı zamanda Aslan’ın güvenliğinden sorumlu olan saha unsurlarını da alarma geçirmişti.
Tim lideri “Fırtına”, Ankara’daki Deniz ile son temasını kurdu: — “Paket alındı. Tahliye rotasına giriyoruz. Çıkış için 4 dakikamız var.”
Dört kişilik tim, Aslan’ı adeta bir paket gibi omuzlayarak binanın arka çıkışına yöneldi. Aslan hala şoktaydı; “MIT bizi bulamaz” derken aslında kendi sonunu hazırladığını ancak o an idrak ediyordu. Binanın arkasında, sıradan bir sivil araç gibi görünen ancak zırhlandırılmış bir SUV onları bekliyordu. Aracın motoru sessizce ama güçlü bir şekilde çalışıyordu.

SUV, Kamışlı’nın dar sokaklarından bir gölge gibi süzülürken, kentin diğer ucunda terör örgütünün devriyeleri çoktan ana caddeleri kapatmaya başlamıştı. Ancak MİT’in saha analistleri, kentin dijital trafik haritasını canlı olarak takip ediyordu. Deniz, kulaklığından tim liderine seslendi: — “Fırtına, 200 metre sonra sola sap. Ana cadde kapatıldı. İkinci sokaktan toprak yola girin. Orada sizi ‘Hayalet’ kod adlı insansız hava aracı koruma altına alacak.”
Araç, tozlu yollardan sınır hattına doğru ilerlerken, Mehmet Aslan arka koltukta iki operasyonel personelin arasında başı öne eğik bir şekilde oturuyordu. Bir zamanlar “dijital deha” olarak anılan adam, şimdi sadece bir “kaynak”tı.
2. Omega Sürücüsü: Dijital Hazine
Aslan’ın stüdyosundan sadece kendisi değil, aynı zamanda “Omega” adı verilen özel bir sunucu sürücüsü de alınmıştı. Bu sürücü, örgütün son 10 yıldaki tüm dijital faaliyetlerinin, finansal işlemlerinin ve en önemlisi “uyuyan hücrelerinin” listesini barındırıyordu.
Ankara’daki analiz merkezinde Elif, sürücüyü sisteme bağladığında karşısına çıkan manzara tüyler ürperticiydi. Sürücü, sadece şifrelenmiş bir depolama birimi değildi; aynı zamanda bir “ölüm anahtarı” (Kill Switch) protokolüne sahipti. Eğer 24 saat içinde özel bir kod girilmezse, içindeki tüm veriler kendini imha edecek şekilde programlanmıştı.
“Deniz Bey, bu sıradan bir şifreleme değil,” dedi Elif, alnındaki teri silerken. “Kuantum dirençli bir algoritma kullanmış. Aslan, yakalanacağını hiç düşünmemiş ama yakalanırsa kimsenin verilere ulaşmamasını garantilemek istemiş. Zamanımız daralıyor.”
Deniz, cam bölmenin arkasından hala sorgu odasında oturan Aslan’a baktı. Aslan konuşmuyordu. Gözlerinde, verilerin silineceğine dair duyduğu o sapkın güvenin ışıltısı vardı. 24 saati olduğunu o da biliyordu.
3. Psikolojik Savaş: Sorgu Odası
Sorgu odası, Ankara’nın en derin katlarındaydı. Odanın havası ağır ve yoğundu. Deniz içeri girdi, elinde bir bardak çay vardı. Bardağı masanın üzerine bıraktı ve Aslan’ın karşısına oturdu.
“Mehmet,” dedi Deniz, sesi son derece sakin ama buz gibiydi. “Dışarıda, senin uğruna o yayınları yaptığın kişiler şu an senin ‘hain’ olduğunu konuşuyorlar. Yayının kesilme şekli, sanki bilerek teslim olmuşsun gibi bir algı yarattı. Örgüt, senin Omega sürücüsünü bize teslim ettiğini düşünüyor.”
Aslan güldü. “Sürücüyü asla açamayacaksınız. 18 saat kaldı. O süre bittiğinde, elinizde sadece boş bir demir parçası kalacak.”
Deniz hafifçe öne eğildi. “Peki ya biz çoktan açtıysak? Belçika’daki, İsveç’teki ve Almanya’daki lojistik sorumlularına şu an operasyon yapılıyor desem?”
Aslan’ın gözlerindeki ışıltı bir anlık söndü, yerini derin bir şüpheye bıraktı. Deniz, cebinden bir tablet çıkardı ve bir video oynattı. Görüntülerde, Brüksel’deki bir depoya yapılan polis baskını görünüyordu. Bu görüntü gerçekti, ancak operasyon Omega sürücüsünden gelen bilgilerle değil, aylar süren fiziksel takiple yapılmıştı. Ancak Aslan bunu bilmiyordu.
“Yalan söylüyorsun,” dedi Aslan, sesi ilk kez titriyordu.
“Yalan söylemiyorum Mehmet. Örgüt senin bizi oraya götürdüğünü düşünüyor. Şimdi, ya bize o kodu verirsin ve ‘işbirlikçi’ olarak değil, ‘kaynak’ olarak yargılanırsın ya da veriler silinse bile dünya seni ‘örgütü satan adam’ olarak tanır. Karar senin. 17 saat 45 dakikan var.”
4. Avrupa Hattı: Brüksel Operasyonu
Aslan’ın psikolojisi çözülmeye başlarken, Omega sürücüsündeki ilk katman Elif tarafından aşıldı. Ortaya çıkan ilk liste, örgütün Avrupa’daki “Finansal Mimarları”na aitti. Listenin başında “Mimar” kod adlı bir isim vardı.
Mimar, Brüksel’de saygın bir iş adamı kılığında yaşıyor, kripto para borsaları üzerinden örgüte her ay milyonlarca Euro aktarıyordu. Deniz, Interpol ve Belçika Federal Polisi ile koordineli bir operasyon başlattı.
Brüksel’in soğuk ve yağmurlu bir gecesinde, seçkin bir mahalledeki lüks villaya operasyon düzenlendi. Mimar, yatağında yakalandığında, bilgisayarında hala açık olan bir transfer emri duruyordu. 1.2 milyon Euro, Orta Doğu’daki bir paravan şirkete gönderilmek üzereydi. Operasyonla sadece para değil, aynı zamanda örgütün Avrupa’daki tüm lojistik ağına dair fiziksel belgeler de ele geçirildi.
5. İhanet İçinde İhanet: “Truva Atı” Projesi
Omega sürücüsünden çıkan ikinci büyük sır, sadece bir isim listesi değil, bir projeydi: “Truva Atı”.
Aslan, örgütün dijital koordinatörü olarak, Türkiye’deki bazı kritik kamu kurumlarının yazılımlarına sızmak için özel bir zararlı yazılım geliştirmişti. Bu yazılım, sıradan bir virüs gibi değil, güncellemelerin içine gizlenmiş küçük bir kod parçası olarak uyuyordu. Belirli bir tarih geldiğinde, bu kod aktif olacak ve tüm iletişim sistemlerini kilitleyecekti.
Deniz, Siber Güvenlik Birimi’ni alarma geçirdi. “Tüm sistemleri tarayın! 2024 Mart ayı güncellemelerine odaklanın!”
Geceler boyu süren taramalar sonucunda, yazılımın bir enerji dağıtım şirketinin yönetim panelinde uyuduğu tespit edildi. Eğer aktif olsaydı, Türkiye’nin üç büyük şehrinde günlerce sürecek bir elektrik kesintisi yaşanabilirdi. Aslan’ın “teknolojiyi daha iyi kullanıyoruz” derken kastettiği asıl darbe buydu.
6. Aslan’ın Çöküşü: Son Kod
Sorgunun 23. saatinde, Mehmet Aslan tamamen çöktü. Dışarıdaki dünyanın ondan nefret ettiğine, örgütün onun infaz emrini verdiğine dair sahte kanıtlar (deepfake ses kayıtları ve uydurulmuş istihbarat raporları) ona sunulmuştu. Kendini korumasının tek yolunun devletin korumasına girmek olduğuna inandı.
“Tamam,” dedi fısıltıyla. “Kod: Astarte-99-Zero.”
Elif, Ankara’daki bilgisayarının başında kodu girdiğinde, Omega sürücüsünün ekranındaki kırmızı geri sayım durdu ve yeşile döndü. Bir anda binlerce dosya, video, ses kaydı ve banka dekontu ekranlara akmaya başladı. Bu, terör örgütünün dijital imparatorluğunun yıkılış ilanıydı.
Veriler incelendiğinde, örgütün içindeki bir klik yapısının Aslan’dan aslında kurtulmak istediği, onun kibirli tavırlarının diğer yöneticileri rahatsız ettiği anlaşıldı. Hatta Aslan’ın yakalandığı o son canlı yayının konumu, örgüt içindeki bir muhalif tarafından dolaylı yoldan sızdırılmıştı. Yani Aslan, tapındığı teknolojisiyle değil, en yakınındakilerin ihanetiyle yakalanmıştı.
7. Tasfiye: “Sessiz Şafak” Operasyonu
Omega sürücüsündeki kesinleşmiş verilerle, 2024 Nisan ayında Türkiye, Irak, Suriye ve Avrupa’nın çeşitli kentlerinde eş zamanlı bir “Sessiz Şafak” operasyonu başlatıldı.
Irak’ta: Örgütün sözde maliye sorumluları mağaralarında yakalandı.
Suriye’de: Aslan’ın yerine geçmesi planlanan “Yazılımcı” kod adlı terörist, bir drone operasyonuyla etkisiz hale getirildi.
Almanya ve İsveç’te: 42 farklı paravan şirket mühürlendi, 150 milyon Euro’luk mal varlığına el konuldu.
Mehmet Aslan, mahkemeye çıkarılmadan önce Deniz ile son kez görüştü. Artık o eski özgüvenli adamdan eser kalmamıştı. Saçları dökülmüş, gözlerinin altı morarmıştı.
“Nerede hata yaptım?” diye sordu Aslan.
Deniz, kapıdan çıkmadan önce durdu ve ona baktı: “Hatan, teknolojinin insan iradesinden üstün olduğunu sanmandı, Mehmet. Sen bir bilgisayarın arkasına saklanabileceğini düşündün, ama biz senin kalbine, korkularına ve kibrine ulaştık. Dijital dünya iz bırakır, ama ruhun bıraktığı izi hiçbir VPN gizleyemez.”
8. Epilog: Görünmez Savaş Devam Ediyor
Mehmet Aslan davası kapandı. Kendisi şu an yüksek güvenlikli bir cezaevinde, tek kişilik bir hücrede günlerini geçiriyor. İnternet erişimi yok, telefonu yok. Bir zamanlar dünyayı parmağında oynattığını sanan dijital dev, şimdi sadece beton duvarlarla konuşuyor.
Ancak Ankara’daki o karanlık analiz merkezinde ekranlar hala açık. Deniz ve ekibi, şimdi Aslan’ın verilerinden çıkan yeni bir ismin peşinde. “Gölge” kod adlı yeni bir siber saldırı uzmanı, Güney Asya üzerinden yeni bir ağ kurmaya çalışıyor.
Siber dünyada zaferler kalıcı değildir; sadece bir sonraki saldırıya kadar süren kısa birer nefes alma molasıdır. Ve MİT, o molada bile gözünü kırpmadan beklemeye devam ediyor. Çünkü bu savaşta kesin bir son yok; sadece yeni başlangıçlar, daha karmaşık kodlar ve bitmeyen bir takip var.
Güneş Ankara’nın üzerinden yükselirken, Elif yeni bir alarm sinyali aldı. Hafifçe gülümsedi ve kulaklığını taktı. — “Deniz Bey, yeni bir yayın başladı. Bu seferki biraz daha iddialı görünüyor.”
Deniz çayından bir yudum aldı ve ekrana döndü. — “Güzel. Bakalım bu seferki ne kadar dayanacak? Kronometreyi çalıştır.”
Sonuç: Mehmet Aslan’ın 29 dakikalık kibri, koca bir terör ağının sonunu getirmişti. Ancak bu hikayenin en büyük dersi şuydu: Gerçek güç, en gelişmiş yazılıma sahip olanın değil; sabırla bekleyip, düşmanının en zayıf anını, yani kibrini keşfedenindi.
Son.