Türk İstihbaratı Mossadın Ankara Operasyonunu Sahte Bir Emlak Şirketiyle Nasıl Durdurdu

Türk İstihbaratı Mossadın Ankara Operasyonunu Sahte Bir Emlak Şirketiyle Nasıl Durdurdu

.
.

Türk İstihbaratı Mossad’ın Ankara Operasyonunu Sahte Bir Emlak Şirketiyle Nasıl Durdurdu

Ankara Çankaya. Şubat ayının son haftası. Gece saat 22.37. Başkentin en prestijli semtlerinden birinde, dört katlı bir apartmanın bodrum katında üç adam sessizce oturmuş ekranlara bakıyordu. Dışarıdan bakıldığında sıradan bir emlak ofisiydi burası. Kapıda bronz harflerle yazılmış “Başkent Gayrimenkul Yatırım” tabelası asılıydı. Vitrin camında satılık daire ilanları, kiralanacak işyeri fotoğrafları, güleryüzlü aile görselleri dizilmişti. Çankaya’da düzinelerce benzer ofis vardı ve bu da onlardan biri olmalıydı. Ama o gece içeride tek bir emlak dosyası bile açılmadı.

Üç adam İbranice konuşuyordu ve masanın üzerinde Türk Silahlı Kuvvetlerinin gizli frekans haritaları, şifreli iletişim protokolleri ve radar yerleşim krokileri duruyordu. Dört ay sonra bu ofis boş bulunacak, üç adam ortadan kaybolmuş olacak ve teşkilat tarihinin en sessiz ama en yıkıcı karşı istihbarat operasyonlarından biri tamamlanmış olacaktı.

Bu hikaye, İsrail istihbaratının Ankara’nın kalbine yerleştirdiği bir hücrenin ve Türk istihbaratının o hücreyi kendi silahıyla nasıl boğduğunun hikayesidir.

Operasyonun kökleri 2018 yılının sonbaharına uzanır. Teşkilatın Elektronik İstihbarat Dairesi, Ankara’daki yabancı diplomatik misyonların iletişim trafiğini rutin olarak izliyordu. Bu izleme onlarca yıllık bir geleneğin parçasıydı. Her büyükelçilik, her konsolosluk sürekli gözetim altında tutuluyordu.

Kasım ayının 3. haftasında genç bir analist, İsrail büyükelçiliğinden çıkan şifreli bir iletişimde olağan dışı bir patern fark etti. Mesaj standart diplomatik kanallar yerine ticari bir uydu hattı üzerinden gönderilmişti. Alıcı Tel Aviv değil Kıbrıs’taki bir röle noktasıydı. Frekans atlaması kullanılmış, sinyal kasıtlı olarak zayıflatılmıştı. Sıradan bir kulak bu sinyali yakalayamazdı ama teşkilatın kulakları sıradan değildi.

Analistin adı Serhat Yılmaz’dı. 34 yaşında, Ortadoğu Teknik Üniversitesi Elektrik Elektronik Mühendisliği mezunu, 8 yıllık teşkilat personeli. Gece vardiyasında tek başına çalışırken ekranındaki spektrum analizörü normalden sapan bir titreşim gösterdi. Çoğu analist bunu arka plan gürültüsü olarak değerlendirip görmezden gelirdi. Yılmaz gelmezden gelmedi. Şüpheli iletişimi üstlerine raporladığında kimse bunun ne kadar derin bir operasyonu ortaya çıkaracağını tahmin edemezdi.

Sonraki 3 ay boyunca teşkilat, söz konusu uydu hattını kesintisiz izlemeye aldı. Şifreli mesajların çözülmesi mümkün olmasa da iletişim kalıpları kendi başına kritik bilgiler sundu. Mesajlar her hafta salı ve cuma günleri yerel saatle 21 ile 23 arasında gönderiliyordu. Her mesajın uzunluğu yaklaşık 45 saniyeydi. Her mesajın ardından Kıbrıs’taki röle noktasından Tel Aviv’e ikincil bir iletişim başlıyordu. Bu düzen, saha operasyonu yürüten bir istihbarat hücresinin klasik raporlama protokolü ile birebir örtüşüyordu.

Ama asıl kırılma henüz yaşanmamıştı. Şubat 2019’da teşkilatın Ankara istasyonu, şehirdeki yeni kurulan şirketlerin rutin taramasını gerçekleştirirken ilginç bir isimle karşılaştı: Başkent Gayrimenkul Yatırım Limited Şirketi. Şirket Çankaya’nın merkezinde prestijli bir lokasyonda ofis kiralamış ve üç ortakla kurulmuştu. Ortakların üçü de Türk vatandaşıydı. Belgeleri kusursuzdu, sicilleri temizdi. Ancak şirketin kuruluş tarihi, şüpheli uydu iletişiminin tespit edildiği tarihten sadece iki hafta öncesine denk geliyordu.

İstihbarat dünyasında tesadüf kelimesi nadiren gerçeği yansıtır. Teşkilat, şirket ortaklarının geçmişini derinlemesine araştırmaya başladı. İlk ortak Mehmet Karaca, 52 yaşında, Ankara doğumlu bir iş adamıydı. Emlak sektöründe 20 yıllık deneyimi vardı. Ortak Ahmet Demir, 45 yaşında, İstanbul’dan taşınmış bir muhasebeciydi. 3. ortak Deniz Aydın, 38 yaşında, inşaat mühendisi diplomalı bir kadındı. Yüzeysel bakıldığında her şey normaldi ama teşkilat yüzeyde kalmadı.

Mehmet Karaca’nın 2010 yılında 6 ay boyunca İsrail’de bulunduğu tespit edildi. Resmi kayıtlara göre Tel Aviv Üniversitesi’nde bir sertifika programına katılmıştı. Ama konaklama kayıtları onun daha çok Herzliya bölgesinde kaldığını gösterdi. Herzliya, Mossad’ın merkez karargahının bulunduğu şehirdi. Karaca’nın 6 ayının önemli kısmını orada geçirmesi tesadüf olamazdı.

Ahmet Demir’in mali kayıtları incelendiğinde 2014 ile 2017 arasında düzenli olarak Kıbrıs’a para transferi yaptığı ortaya çıktı. Transferler küçük miktarlardaydı, dikkat çekmeyecek rakamlar ama toplamda ciddi bir meblağ oluşturuyordu. Alıcı şirket, teşkilatın Mossad’ın Doğu Akdeniz finansı ile bağlantılı olarak işaretlediği yapılardan biriydi.

Deniz Aydın hakkındaki bulgular ise operasyonun ciddiyetini farklı bir boyuta taşıdı. Aydın’ın 2015 yılında Türkiye’ye giriş yaptığı kayıtlara geçmişti. Ancak bu tarihten önceki yaşamına dair hiçbir iz bulunamadı. Nüfus kayıtları, eğitim belgeleri, banka hesapları, her şey 2015’te başlıyordu. Öncesinde Deniz Aydın diye biri mevcut değildi. Bu, sıfırdan kimlik olarak bilinen bir uygulamanın açık işaretiydi. Deniz Aydın muhtemelen bir Mossad operatörüydü.

Plan saniyeler içinde netlik kazanmaya başladı. Teşkilat, Başkent Gayrimenkul’ü yoğun izlemeye aldı. Fiziksel takip ekipleri, teknik gözetim birimleri ve dijital izleme uzmanları koordineli çalışmaya başladı. Ofisin karşısındaki binada bir daire kiralandı ve gizli kameralar yerleştirildi. Telefon hatları dinlemeye alındı. İnternet trafiği kayıt altına alındı. 24 saat kesintisiz gözetim başladı.

İlk iki hafta ofis gerçek bir emlak şirketi gibi çalıştı. Müşteriler geldi, daireler gezildi, sözleşmeler imzalandı. Her şey normal görünüyordu. Ama gece saatlerinde tablo tamamen değişti. Teknik izleme ekibi, ofisten gece 21’den sonra yayılan düşük frekanslı radyo sinyalleri tespit etti. Bu sinyaller askeri iletişim spektrumuna yakın bir frekans aralığında çalışıyordu. Daha da önemlisi, sinyallerin yönü Türk Hava Kuvvetlerinin Ankara’daki komuta merkezine doğruydu. Mossad hücresi, Türk askeri iletişimini dinliyordu.

Bu casusluk operasyonunun en tehlikeli biçimiydi. Nisan ayının başında teşkilat, operasyonunun kapsamını genişletti. Kod adı verildi: Gölge Ev. Amaç Mossad hücresini hemen etkisiz hale getirmek değildi. Önce istihbarat ağının tamamını haritalamak gerekiyordu. Kim bu hücreye bilgi sağlıyordu? Hangi Türk vatandaşları işbirliği yapıyordu? Bu soruların cevapları beklenenden daha karanlık bir tablo ortaya çıkaracaktı.

Mayıs 2019’da teşkilatın saha ekibi, Başkent Gayrimenkul’ün düzenli ziyaretçilerini belgelemeye başladı. Günlük müşteri trafiğinin dışında haftada bir kez ofisi ziyaret eden dört kişi dikkat çekti. Bu dört kişi emlak almak için gelmiyordu. Ziyaretleri kısa sürüyor, dosya alışverişi yapılıyor, sonra sessizce ayrılıyorlardı.

İlk ikisi Savunma Sanayi Başkanlığında çalışan orta düzey bürokratlardı. Üçüncüsü Dışişleri Bakanlığı’nın Ortadoğu masasında görevli bir analistti. Dördüncüsü ise emekli bir Türk Silahlı Kuvvetleri albayıydı. Emekli Albay Cengiz Kaya, 61 yaşındaydı. Kariyerinin son 10 yılını Hava Kuvvetleri İstihbarat Dairesinde geçirmiş, 2016’da kendi isteğiyle emekli olmuştu. Hava savunma sistemleri, radar ağları, erken uyarı protokolleri ve elektronik harp konusunda derin bilgi sahibiydi.

Emeklilik sonrası özel güvenlik danışmanlığı yaptığını beyan ediyordu. Küçük bir ofisi vardı, birkaç müşterisi ama mali kayıtları incelendiğinde danışmanlık gelirlerinin çok üzerinde bir yaşam standardı sürdüğü ortaya çıktı. Ankara Oran’da iki daire, Bodrum Yalıkavak’ta deniz manzaralı yazlık, garajda iki lüks Alman otomobil, yılda üç kez Avrupa tatili, kaynağı belirsiz bir servet ya da kaynağı gayet net bir servet. Kimse o anda görmedi ama Albay, Mossad’ın Türkiye’deki en değerli varlıklarından biriydi.

Teşkilat, Albay Kaya’yı yakın takibe aldı. Telefonları dinlendi, araçlarına izleme cihazları yerleştirildi. Haziran ayının ikinci haftasında kritik bir gelişme yaşandı. Albay’ın Başkent Gayrimenkul Ofisine yaptığı ziyaretlerden birinde yanında küçük bir USB bellek taşıdığı tespit edildi. Ofise girerken bellek cebindeydi, çıkarken yoktu. Gizli kamera görüntüleri analiz edildiğinde Kaya’nın belleği doğrudan Deniz Aydın’a teslim ettiği görüldü.

USB belleğin içeriği hiçbir zaman doğrudan ele geçirilemedi. Ancak Kaya’nın erişim yetkisi göz önüne alındığında içeriğin hava savunma sistemleri, radar ağları ve erken uyarı protokolleri hakkında gizli bilgiler olduğu değerlendirildi. Bu bilgilerin İsrail’e aktarılması stratejik bir ihanetti ama teşkilat henüz harekete geçmedi. Sabır, bu operasyonun en kritik bileşeniydi.

Temmuz ayında operasyon kritik bir döneme çekildi. Teşkilat, Başkent Gayrimenkul’ün Mossad bağlantısını kesin olarak kanıtlamış, iç işbirlikçileri tespit etmişti. Şimdi karar zamanıydı. Doğrudan müdahale mi yoksa daha sofistike bir yaklaşım mı? Doğrudan müdahale, hücreyi anında etkisiz hale getirecekti. Baskın, tutuklama, sınır dışı etme… Klasik karşı istihbarat operasyonu. Ancak bu yaklaşım Mossad’a operasyonlarının deşifre edildiğini açıkça gösterecek ve diplomatik kriz yaratacaktı.

Teşkilat farklı bir yol seçti. Daha zarif, daha yıkıcı, daha kalıcı bir yol. Stratejinin adı kontrollü çökertme olarak belirlendi. Plan şöyleydi: Mossad hücresine sahte bilgi beslenecek, operasyonlarının değersizleşmesi sağlanacak ve sonunda hücre kendi merkezi tarafından tasfiye edilecekti. Bunun için Albay da olmadan teşkilatın aracı haline dönüştürülecekti.

Ağustos ayının ilk haftasında teşkilat, Albay Kaya’nın erişebildiği veri tabanlarına özel olarak hazırlanmış sahte dosyalar yerleştirdi. Bu dosyalar gerçek görünümlü ancak tamamen uydurma istihbarat içeriyordu. Türkiye’nin hayali bir hava savunma modernizasyon projesi, var olmayan yerli radar sistemleri, üretilmemiş elektronik harp kapasiteleri, sahte teknik spesifikasyonlar… Her detay dikkatle tasarlanmış, gerçekçilik için mevcut sistemlerle tutarlılık sağlanmıştı.

Bir uzman bile ilk bakışta sahte olduğunu anlayamazdı. Kaya bu dosyalara rutin erişimlerinde ulaştı ve içeriklerini değerli istihbarat olarak algıladı. Dosyalar her zamanki sistemdeydi, her zamanki güvenlik protokolleriyle korunuyordu.

Bir sonraki Başkent Gayrimenkul ziyaretinde sahte bilgileri USB belleğe kopyalayıp Deniz Aydın’a aktardı. Aydın verileri şifreledi ve Kıbrıs üzerinden Tel Aviv’e iletti. Mossad analiz birimleri bilgileri değerlendirdi. Döngü tamamlanmıştı ancak döngünün içeriği artık tamamen teşkilatın kontrolündeydi.

Eylül ve Ekim ayları boyunca bu süreç devam etti. Her geçen hafta Mossad’ın Türkiye hakkındaki istihbarat bankası sahte verilerle doldu. Tel Aviv’deki analistler Ankara’dan gelen bilgilerin kalitesinden memnundu. Başkent Gayrimenkul Hücresi, merkez tarafından takdir edilen başarılı bir operasyon olarak değerlendiriliyordu. Gerçekte ise her başarı Türkiye’nin lehine işleyen bir aldatmacaydı.

Kimse henüz fark etmemişti ama operasyonun en kritik aşaması yaklaşıyordu. Kasım ayında beklenmedik bir gelişme yaşandı. Deniz Aydın, sinyal toplama ekipmanını yükseltmek için Tel Aviv’den ek kaynak talep etti. Mevcut cihazlar eskimişti. Talep merkez tarafından onaylandı ve yeni ekipmanın Türkiye’ye sokulması için lojistik planlanmaya başlandı.

Teşkilat bu şifreli iletişimi yakaladığında stratejik bir fırsat ortaya çıktı. Yeni ekipmanın Türkiye’ye girişi diplomatik bagaj yoluyla gerçekleştirilecekti. Transfer Aralık ayının ilk haftasında yapıldı. Teşkilat ekipleri ekipmanın büyükelçilik binasından çıkışını, sivil araca yüklenmesini, şehir içi rotasını ve Başkent Gayrimenkul’e girişini belgeledi. Her adım kayıt altındaydı; fotoğraflar, videolar, zaman damgaları.

Artık teşkilatın elinde inkar edilemez somut kanıt vardı. Ama hikayenin en kritik dönemeçi Ocak 2020’de yaşandı. Teşkilatın teknik izleme ekibi, Deniz Aydın’ın iletişimlerinde bir değişiklik fark etti. Aydın, şifreli mesajlaşmalarında “kış uykusu” ve “çekilme protokolü” ifadelerini kullanmaya başlamıştı. İstihbarat jargonunda bu terimler tek anlama geliyordu: Operasyon sonlandırılacak, hücre tasfiye edilecekti. Mossad bir şekilde tehlikeyi sezmişti.

Teşkilat içinde alarm zilleri çaldı. Aylardır sürdürülen strateji, hücrenin kaçışıyla sonuçlanırsa tüm çaba boşa gidecekti. Dahası Albay ve diğer işbirlikçiler de kaçış planına dahil edilmiş olabilirdi. Karar hızla verildi. Pasif izlemeden aktif müdahaleye geçilecekti.

14 Ocak 2020 gece saat 23.15. Ankara soğuk ve karanlıktı. Termometreler -4 dereceyi gösteriyordu. Teşkilatın özel operasyonlar birimi eş zamanlı baskınlar düzenledi. Altı farklı lokasyonda altı farklı ekip aynı saniyede harekete geçti. Başkent Gayrimenkul Ofisi, Albay Kaya’nın Oran’daki rezidansı, savunma sanayi bürokratlarının Çayyolu’ndaki evleri, dışişleri analistinin Bahçelievler’deki adresi… Koordinasyon kusursuzdu. Şifreli telsizlerde aynı anda “Gölge Ev şimdi” komutu duyuldu. Saniyeler içinde altı kapı aynı anda kırıldı.

Başkent Gayrimenkul’deki baskın beklenenden farklı sonuçlandı. Ofiste sadece Mehmet Karaca bulundu. Deniz Aydın ve Ahmet Demir o akşam daha erken saatlerde binayı terk etmişti. Güvenlik kameraları saat 19 civarında ofisten çıktıklarını gösterdi. Yanlarında küçük valizler vardı. Karaca sorguya alındığında kendisinin sadece bir kolaylaştırıcı olduğunu iddia etti. Uzun sorgu seansları bu iddianın kısmen doğru olduğunu ortaya koydu. Karaca Mossad’ın bir varlığıydı, ancak hücrenin çekirdeğinde yer almıyordu.

Albay Kaya’nın yakalanması çok daha verimli sonuçlar üretti. Kapı kırıldığında albay yatağındaydı. Direniş göstermedi. İlk saatlerde inkar denedi ama teşkilatın sunduğu kanıtlar karşısında savunması çöktü. USB bellek görüntüleri, banka transferleri, telefon kayıtları… Her şey belgelenmişti. Albay konuşmaya başladı. Mossad ile ilişkisinin 2011 yılında İsrail’deki eğitim programı sırasında başladığını itiraf etti. Bir akşam yemeğinde tanıştığı iş adamı ile dostluk kurmuştu. Adam sorular sordu, Kaya cevapladı. Başlangıçta masum görünen sohbetler zamanla sistematik casusluğa dönüştü. Para teklif edildi, kabul edildi. 9 yıl boyunca Kaya, Türk askeri istihbaratını İsrail’e satmıştı.

Albay’ın ifadeleri Mossad’ın Türkiye operasyonlarının yapısı hakkında değerli bilgiler sağladı. Başkent Gayrimenkul, daha büyük bir ağın sadece bir parçasıydı. İstanbul’da, İzmir’de, Gaziantep’te benzer hücreler faaliyet gösteriyordu. Her hücre bağımsız çalışıyor, birbirinden habersiz operasyonlar yürütüyordu.

Deniz Aydın ve Ahmet Demir hiçbir zaman yakalanamadı. Baskından saatler önce Türkiye’yi terk ettikleri anlaşıldı. Havalimanı kayıtları, Deniz Aydın kimliği ile Türkiye’ye giriş yapan kişinin 13 Ocak gecesi Atina’ya uçtuğunu gösterdi. Ahmet Demir ise karayoluyla Gürcistan’a geçmişti. Her iki operatör de profesyonel kaçış protokollerini kusursuz uygulamıştı. İstihbarat dünyasının acı gerçeklerinden biri bir kez daha teyit edildi. En iyi planlar bile bazen hedefin kaçışını engelleyemez. Ancak operasyonun başarısı bireysel yakalamalarla ölçülemezdi.

Gölge Ev operasyonu birçok stratejik sonuç üretti. Birincisi, Mossad’ın Ankara’daki sinyal istihbarat kapasitesi tamamen yok edildi. Ele geçirilen ekipman, İsrail’in teknik toplama metodolojileri hakkında kritik bilgiler sağladı. Bu bilgiler, Türkiye’nin karşı istihbarat savunmalarının güçlendirilmesinde kullanıldı. İkincisi, 18 ay boyunca Mossad’a beslenen sahte istihbarat, İsrail’in Türkiye değerlendirmelerini ciddi biçimde bulandırdı. Tel Aviv’deki analistler artık hangi bilgilerin gerçek, hangilerinin sahte olduğunu ayırt edemez hale gelmişti. Bu durum, İsrail’in Türkiye’ye yönelik istihbarat güvenini yıllar boyunca etkileyecekti.

Üçüncüsü, Albay Kaya davası kapsamlı bir taramayı tetikledi. “Temiz Sayfa” adı verilen bu operasyon sonucunda Kaya’nın tek olmadığı ortaya çıktı. Farklı kurumlarda, farklı yabancı servisler için çalışan birkaç personel daha tespit edildi ve sessizce görevden alındı.

Diplomatik arenada Türkiye delilleri kamuoyuyla paylaşmadı. Manşetler atılmadı, basın toplantıları düzenlenmedi. Bunun yerine İsrail’e özel kanallardan bir mesaj iletildi. Mesajın tam içeriği hiçbir zaman açıklanmadı. Ancak sonuçları görünür oldu. İsrail’in Türkiye’deki istihbarat faaliyetleri sonraki yıllarda gözle görülür biçimde azaldı. Başkent Gayrimenkul benzeri yapılar bir daha tespit edilmedi.

Operasyonun görünmeyen kahramanları, aylarca gölgede çalışan teşkilat personeliydi. Sinyal analistleri, saha ajanları, teknik uzmanlar, sorgu görevlileri… Her biri bu başarının bir parçasıydı. İsimleri hiçbir zaman kamuoyuna açıklanmadı, açıklanmayacak. Aldıkları takdirler kapalı dosyalara işlendi. Madalyaları gizli törenlerle verildi. İstihbaratın duası budur. Zaferler sessiz kutlanır. Kahramanlar isimsiz kalır.

Çankaya’daki o dört katlı apartman hâlâ yerinde duruyor. Bodrum kattaki ofis, baskının ardından aylarca boş kaldı. Mühürlü kapı, karanlık vitrin, tozlanan camlar, sessizlik… Komşular ne olduğunu merak etti ama kimse soru sormadı. Sonunda yeni bir kiracı buldu. Bu sefer gerçek bir emlak şirketi. Gerçek müşteriler, gerçek satışlar, gerçek komisyonlar… Vitrin camında satılık daire ilanları hâlâ görülebiliyor.

Sokaktan geçenler, çay içmek için mola veren taksiciler, markete giden ev kadınları, okuldan dönen çocuklar… Hiçbiri orada bir zamanlar ne olduğunu bilmiyor. Hiçbir tabela yok, hiçbir anıt yok, hiçbir iz yok. Sadece teşkilatın arşivlerinde sınıflandırılmış dosyalarda saklanan anılar.

Devlet aklı sessiz çalışır. Düşmanlarını karanlıkta bulur, karanlıkta etkisiz hale getirir ve karanlığa geri çekilir. Başkent Gayrimenkul operasyonu bu ilkenin kusursuz bir yansımasıydı. Mossad Ankara’nın kalbine bir hançer saplamayı planladı. Teşkilat o hançeri aldı, biledi ve kendi sahibine döndürdü.

Tek bir kurşun atılmadan, tek bir damla kan dökülmeden, tek bir manşet çıkmadan devletler arasındaki görünmez savaşın bir cephesi daha kazanılmıştı. Gece saat 22.37. Ankara’nın ışıkları uzaktan bakıldığında huzurlu görünür. Aileler evlerinde, çocuklar yataklarında, sokaklar sakin. Ama o ışıkların altında her an birileri izliyor, birileri dinliyor, birileri analiz ediyor ve birileri bu ülkenin güvenliği için gerekeni yapmaya hazır bekliyor. Görünmeden, bilinmeden, her zaman.

Dilerseniz özet, analiz veya başka bir dilde çeviri de hazırlayabilirim.

Related Posts

Our Privacy policy

https://rb.goc5.com - © 2026 News