Aile Kutlamasında Beni Küçümsediler — Sonra Kız Kardeşimin Navy SEAL Nişanlısı Masayı Susturdu

.
.

Küçük Kardeşim ve Bordo Bereli Nişanlım: Bir Aile Hikayesi

Yemek odasının duvarına yaslanmış, içmek istemediğim bir bardak ayran tutuyordum. Amcam Mehmet’in sesi hâlâ kafamda yankılanıyordu. “Kız kardeşim Elif’in örneğini takip etmem gerektiğini, onun gerçek bir adam bulduğunu ve şimdi önemli biriyle evleneceğini söyledi.” Ben ise Adana yakınlarındaki kayıp bir üssün içinde askercilik oynuyordum. 28 yaşındaydım ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nde temen olarak görev yapıyordum. O an, çocukluğumdan beri tanıdığım aile küçümsemesinin ağırlığını hissediyordum.

Adım Tansu. Kayseri’de erkeklerin her şeye karar verdiği ve kadınların beklenen senaryoyu takip ettiği geleneksel bir ailede doğdum. Erken evlen, çocuk sahibi ol, eve bak… Ablam Elif her zaman mükemmel kızdı. Güzel, eğitimli, itaatkâr. Üniversitede işletme okudu, Ankara’daki bir ofiste birkaç yıl çalıştı ve şimdi Navy SEAL olan Marcus adında bir Amerikalı ile nişanlıydı. Ailedeki herkes onun hakkında sinema kahramanıymış gibi konuşuyordu. Elif, herkesin ondan beklediğini başarmıştı: iyi bir evlilik, rahat bir yaşam, garantili bir gelecek.

Ben ise kimsenin beklemediği yolu seçmiştim. 19 yaşımda ailemin isteğine karşı askeri akademiye girdim. Babam, hayatımı çöpe attığımı söyledi. “Askerlik kadın işi değil,” dedi. Ama ben, kendi yolumu seçmekte kararlıydım. Askeri akademideki eğitimim zorlu geçti. Ancak, bu zorluklar beni güçlendirdi. Mezun olduktan sonra Kayseri Hava Üssü’ne atandım. Burada, hava keşif operasyonları için lojistik koordinasyonu görevini üstlendim.

Elif’in nişan partisi Kayseri’deki ailemin evinde düzenlendi. Mart ayının bir cumartesiydi. Hava hala soğuktu ve bahçe Türk fenerleri ve uzun yemek masalarıyla dolu bir şekilde dekore edilmişti. Tüm aile oradaydı: amcalar, teyzeler, kuzenler, yakın arkadaşlar. Elif ışıl ışıldı. Annemin seçtiği kırmızı bir elbise giyiyordu. Marcus yanındaydı. Uzun, sarışın, hayranlık görmeye alışmış birinin güvenli tavrıyla. Aksanlı Türkçe konuşuyordu ama sempatik olmak için çabalıyordu. Herkes onu seviyordu.

Aile Kutlamasında Beni Küçümsediler — Sonra Kız Kardeşimin Navy SEAL  Nişanlısı Masayı Susturdu

Ben ise oradaydım. Kot pantolon ve sade bir bluz giymiş, görünmez olacağımı bildiğim bir partide fazla süslenmenin anlamı olmadığını düşünerek, öğleden sonrayı misafirlere servis yapmaya yardım ederek geçirdim. Evlilik, çocuklar, gelecek planları hakkındaki konuşmaları dinleyerek. Kimse işim hakkında soru sormadı. Kimse son görevimin nasıl geçtiğini merak etmedi. Kimse seçtiğim hayat hakkında merak göstermedi. Sanki yoktum. Sanki varlığım sadece aile protokolüydü.

Akşam yemeğine oturduğumuzda Elif ve Marcus’un bulunduğu merkezden uzakta masanın ucuna yerleştirildim. Yanımda oturan kuzenim Ayşe, yemeğin tamamını planladığı düğün hakkında konuşarak geçirdi. Ben sadece dinledim, kısa cevaplar verdim. İlgili gibi davrandım. Yemek güzeldi ama tadını çıkaramıyordum. Boğazımda bir düğüm vardı. Çocukluğumdan beri bana eşlik eden o ait olmama hissi.

Sonra içkiden biraz etkilenmiş olan amcam Mehmet bardağını kaldırıp kadeh kaldırmaya başladı. Elif hakkında konuştu. Nasıl her zaman örnek bir kız olduğunu, Marcus’un gerçek bir adam olduğunu, bir elit savaşçı olduğunu, saygıyı hak eden biri olduğunu söyledi. Sonra bana baktı. “Kız kardeşimden öğrenmem gerektiğini, hala düzgün bir adam bulup gerçek bir hayat kurmanın zamanı olduğunu söyledi.” Masada gülüşmeler yükseldi.

Masanın diğer tarafında oturan kuzenim, “Tansu, sen de birini bulmayı denemelisin. Elif gibi birini,” dedi. Bu sözler içimde bir şeylerin kırılmasına neden oldu. Kimse benim ne kadar çalıştığımı, ne kadar çaba harcadığımı bilmiyordu. Yıllarca süren mücadelelerimin, eğitimimin ve özverimin hiçbir anlamı yokmuş gibi hissettim. O an, kendimi dışlanmış hissettim.

Yemek masasında herkesin gözleri üzerimdeydi. Ayşe, “Tansu, sen de birini bulabilirsin. Olumsuz düşünme,” dedi. Ama ben o an sadece küçümsendiğimi hissediyordum. Tüm bu kalabalık içinde yalnızdım. Oradan kaçmak istedim ama yapamadım. Duygularımın kabardığı o an, içimde bir şeylerin patlamasına neden oldu. “Ben de buradayım,” dedim. “Ben de bir şeyler başardım. Ben de buradayım.”

O anda, masada bir sessizlik oldu. Herkes şaşkınlıkla bana baktı. Elif, “Tansu, sen de bizimle birlikte olabilirsin. Senin de bir hayatın var,” dedi. Ama bu sözler beni daha da derin bir yalnızlığa sürükledi. O an, hayatım boyunca hissettiğim o dışlanmışlık duygusu yeniden ortaya çıktı.

Tam o sırada, Marcus masaya doğru döndü. “Tansu, senin de bir hikayen var. Kendi yolunu seçtin ve bunu başardın. Bu, senin başarın. Kendine güvenmelisin,” dedi. O an, Marcus’un sözleri içimde bir şeyleri değiştirdi. Belki de gerçekten kendime güvenmem gerekiyordu. Ama o anın ağırlığı altında, kendimi kaybetmiş gibi hissettim.

O gün, nişan partisinin ardından birkaç gün geçmesine rağmen, içimdeki duygular sönmemişti. Ailemle olan ilişkilerim, hedeflerim ve hayallerim hakkında düşünmeye devam ettim. Kendimi nasıl ifade edebilirim? Kendi kimliğimi nasıl bulabilirim?

Bir gün, Elif beni aradı. “Tansu, seninle konuşmamız gereken bir şey var,” dedi. “Marcus ve ben, seninle birlikte bir şeyler yapmak istiyoruz. Senin hikayeni daha fazla insanla paylaşmalıyız.” O an, Elif’in bana güvenmesini hissettim. “Tamam,” dedim. “Ne yapmayı düşünüyorsunuz?”

Elif, “Bir video projesi hazırlamak istiyoruz. Senin hikayen, kadın askerlerin hikayesi. Bu, diğer kadınlara ilham verebilir,” dedi. O an, içimde bir şeyin değiştiğini hissettim. “Tamam, bunu yapalım,” dedim.

Proje üzerinde çalışmaya başladık. Elif ve Marcus, benimle birlikte çalışarak hikayemi anlatmak için bir senaryo oluşturdular. Askerlik hayatım, mücadelelerim, ailemle olan ilişkilerim hakkında konuşmaya başladım. Kendimi ifade ederken, içimdeki korkuların yavaş yavaş azaldığını hissettim.

Video çekimleri sırasında, Elif sürekli yanımdaydı. “Tansu, senin hikayen gerçekten ilham verici,” dedi. “Bu, birçok kadına cesaret verecek.” O an, kendimi daha güçlü hissettim. Belki de gerçekten bir fark yaratabilirim.

Video projesi tamamlandığında, sosyal medyada paylaştık. İlk başta, çekingen bir şekilde izledim. Ama zamanla, insanların olumlu geri dönüşlerini almaya başladım. “Tansu, senin hikayen çok etkileyici,” dediler. “Bu, bizi motive ediyor.” O an, kendimi gerçekten değerli hissettim.

Bir süre sonra, projeyi daha geniş kitlelere ulaştırmak için etkinlikler düzenlemeye başladık. Kadın askerlerin hikayelerini paylaşarak, toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda farkındalık yaratmaya çalıştık. Her etkinlikte, kendi hikayemi anlatırken, aynı zamanda diğer kadınların da hikayelerini dinledim.

Zamanla, ailemle olan ilişkilerim de değişmeye başladı. Elif, Marcus ve ben sık sık bir araya gelerek projelerimizi geliştirdik. Ailem, benimle gurur duyduğunu daha fazla ifade etmeye başladı. Amcam Mehmet, “Senin hikayen gerçekten ilham verici,” dedi. “Artık ailemizin bir parçasısın.” O an, içimde bir şeylerin tamir olduğunu hissettim.

Bir gün, ailemle birlikte bir akşam yemeği yedik. Herkesin yüzünde gülümseme vardı. “Tansu, senin projelerin çok başarılı oldu,” dedi babam. “Artık seni daha iyi anlıyoruz.” O an, içimdeki tüm kırgınlıkların yok olduğunu hissettim. Ailemle olan bağlarım güçlenmişti.

Zaman geçtikçe, Derya’nın hikayesi, sadece kendi hayatımı değil, birçok kadının hayatını değiştirdi. Artık yalnız bir kadın subay değil, güçlü bir liderdim. Ve bu, benim için en büyük zaferdi.

Sonunda, Derya’nın hikayesi, sadece kendi hayatını değil, birçok kadının hayatını değiştirdi. Herkes, Derya’nın cesaretini ve azmini takdir etti. Derya, artık yalnız bir kadın subay değil, güçlü bir liderdi. Ve bu, onun için en büyük ödüldü.

Related Posts

Our Privacy policy

https://rb.goc5.com - © 2026 News