Gizem ve Sırların Peşinde: Mistisizmin Derinliklerinde Keşfe Çıkmak

Gizem ve Sırların Peşinde: Mistisizmin Derinliklerinde Keşfe Çıkmak

Sabah Bensu, bir hastalık bulutu içinde uyanmıştı. Bir gün önce mezarlıkta yürümüş, kocasının anneannesinin mezarını temizlemesi için ona talimat vermişti. Kocası, mezarın yerini ararken, Bensu paslı bir çitin üzerinde bir sürü kargayı fark etti. Sanki bir bakışa dönüşmüş gibi, kadın metal bir anıtın önünde durdu. Siyahbeyaz bir fotoğrafta, başörtülü bir yaşlı kadın vardı. Aniden keskin bir erkek sesi yankılandı:

Ne bakıyorsun? Hemen temizle!

Bensu, nedenini bilmezken dışarıdaki mezarın başına yöneldi. İşin tuhaflığı burada bitmedi. Kocası mezarı bulduğunda, eski taş anıtın yerine parlak beyaz mermer bir anıt duruyordu; fotoğraftaki yaşlı kadın da genç, gülümseyen bir kadına dönüşmüştü.

Hiçbir şey anlamıyorum! diye şaşkınlıkla bağırdı Serkan. Bunu kim yapmış olabilir? Ailesi kalmadı, herkes burada yatıyor.

Nasıl olur, nasıl… Bensu, acıyla kıvrıldığını söyledi.

***

Bensunun elleri dayanılmaz bir yanma hissetti. En çok da, Serkanın anneannesinin anıtını kim değiştirmişti diye düşündü.

Bu bir halüsinasyon mu, yoksa bir büyü mü? diye sordu kocasına.

Doktora git, dedi Suat, yani doktor, ben de anıt hakkında bir şey anlayamıyorum.

Hastanede Bensuya bir dizi tedavi denendi. Cerrah eklemlerine iğneler takmak istedi, Bensu reddetti. Röntgen hiçbir şey göstermedi; reçeteyle eczaneye gitti, merhem ve ağrı kesiciler aldı. Ellerindeki ağrı, yorgunluk ve düşük tansiyonla birleşti; vücudunda sağlıklı bir organ kalmadığını hissetti. Günler böyle sürdü. Doktorlar bir şey bulamadı, genç kadın ölüme hazırlanıyormuş gibi hissediyordu. Komşusu, tuz alacakken kapıyı çaldı ve Bensuyu tanıyamadı:

Canım, ne oldu sana? diye sordu Vildan. Çok kötü görünüyorsun.

Bensu, o bilinmeyen sesin başkasının mezarını temizle emrini ve anıtın aniden değişmesini anlattı.

Ses mi? Anıt ve fotoğraftaki kişi mi değişti? diye mırıldandı yaşlı bir teyze. Bu, mezarlık sahibinin işidir; senin başkasının hastalığını almasını istemiş olabilir. Belki bir kefil, belki bir bedel.

Nasıl yani? Bensu gözyaşları içinde sızlandı.

Kara büyü! diye haykırdı komşusu. Kiliseye gitmen lazım.

Kilise ona bir şey fayda sağlamadı. Bir yıl boyunca bilinmeyen bir hastalıkla mücadele etti, işini bıraktı, evde yürümek bile zorlaştı. Paskalyanın ardından, anma gününde, Serkan ona ölü akrabalarını ziyaret etmesini önerdi:

Gider misin?

Deneyeceğim, diyerek cevap verdi.

Sen mezarlığın sahibisin! diye çığlık attı hasta kadın, gözyaşları sel gibi aktı. Bana bir iyilik yap! Ölmek istemiyorum! Çocuklarım, kocam var! Başkasının hastalığını geri al!

Bensu çığlık attı, sanki bütün ruhlar ince, acı dolu bir kadına bakıyordu. Fotoğraftaki erkek gözlerinde bir merhamet parıltısı belirdi.

Parayı al! diye fısıldadı kulaklarında bir ses. Tanrıyla git! Seni çağıran, bir cevap alacak.

Neden başkasının mezarında ağlıyorsun? diye bağırdı Serkan, heyecanlı bir ses. Hadi gidelim!

Anneannesinin anıtı eski hâline dönmüştü; fotoğrafta yine hüzünlü bir yaşlı kadın duruyordu.

İnanamıyorum! diye bağırdı Serkan.

Yaşamak istiyorum! diye bağırdı Bensu. Sahip, beni koru!

***

Ertesi sabah Bensu tamamen iyileşmiş bir şekilde uyandı. Dün yaşananların gölgesi hâlâ zihninde dönerken, kimin bu kötülüğü yaptığını tahmin etmeye çalıştı. Kocasının kız kardeşi, Bensuyu ilk görüşte sevmediği için kısa bir süre sonra hastalandı ve öldü. O olayın gerçek olduğunu kabul etmek çok zor geliyordu.

Related Posts

Our Privacy policy

https://rb.goc5.com - © 2026 News