Amerikalı Profesör REZİL oldu! “Soykırım” dedi ama… Türk Tarihçi Harvard’da Belge Gösterdi! 

Amerikalı Profesör REZİL oldu! “Soykırım” dedi ama… Türk Tarihçi Harvard’da Belge Gösterdi! 🇹🇷

Tarih, geçmişin olaylarını anlamamıza ve geleceğimizi şekillendirmemize yardımcı olan bir disiplindir. Ancak tarih yazımı, çoğu zaman güç ve iktidar ilişkileriyle şekillenir. Bu hikaye, bir Türk tarihçi olan Ahmet Demir’in, Harvard Üniversitesi’nde Amerikalı bir profesörün dersinde ortaya koyduğu belgelerle tarihi nasıl yeniden yazdığına dair bir anlatıdır. Ahmet’in cesareti, yalnızca akademik bir tartışmayı değil, aynı zamanda tarih anlayışımızı da sorgulattı.

Harvard Üniversitesi’nde Bir Gün

2023 yılının Ekim ayıydı. Harvard Üniversitesi, dünyanın en prestijli eğitim kurumlarından biriydi. Tarih bölümü, birçok öğrencinin ilgisini çeken güçlü bir bölüm olarak biliniyordu. O gün, Osmanlı İmparatorluğu, iktidar ve azınlıklar dersi veriliyordu. 300’den fazla öğrenci, Profesör Richard Morrison’un dersine katılmak için salonda toplanmıştı. Richard, 40 yılı aşkın süredir Osmanlı tarihi üzerine çalışan, 15 kitap yazmış, tanınmış bir akademisyendi. Ancak onun tezleri, Osmanlı İmparatorluğu’nun azınlıklara karşı sistematik bir baskı ve şiddet uyguladığı üzerine kuruluydu.

Ahmet Demir, İstanbul Üniversitesi’nde Osmanlı arşivleri üzerine uzmanlaşmış bir tarihçiydi. 20 yıldır Başbakanlık Osmanlı Arşivinde çalışıyordu ve binlerce belge incelemişti. Ahmet, Harvard’a misafir akademisyen olarak gelmişti. Amacı, Amerikalı akademisyenlerin Osmanlı’yı nasıl anlattığını gözlemlemekti. İlk ders gününde, arka sırada oturdu ve yanında kalın bir çanta vardı; içinde fotokopi belgeler, defterler ve kitaplar bulunuyordu.

Dersin Başlangıcı

Richard, dersine başlamadan önce salonda bir sessizlik sağladı. “Osmanlı İmparatorluğu, 600 yıl süren bir devlettir. Ancak bu süre barış ve hoşgörü ile değil, zor ve baskıyla geçmiştir,” dedi. Ahmet, not defterine bir şeyler yazmaya başladı ama konuşmadı. Richard, devşirme sisteminden bahsetmeye başladığında, Ahmet dikkatle dinliyordu. “Devşirme sistemi, Hristiyan çocukları ailelerinden zorla alıp Müslüman yapma sistemidir. Bu açık bir insan hakları ihlalidir,” diye ekledi.

Ahmet, yüzünde bir ifade olmadan not almaya devam etti. Richard, Osmanlı’nın azınlıklara karşı uyguladığı ayrımcılıklardan bahsettikçe, Ahmet’in zihninde belgeler canlanıyordu. “Ermeni, Rum ve Yahudi topluluklar sürekli ayrımcılığa maruz kalmıştır. İkinci sınıf vatandaş muamelesi görmüşlerdir,” dedi Richard. Ahmet, sakin bir şekilde not almaya devam etti.

İlk Soru

Dersin sonunda Richard, “Sorularınız var mı?” diye sordu. Birkaç öğrenci soru sordu, Richard da cevapladı. Sonra Ahmet elini kaldırdı. Richard gülümsedi ve “Ah, evet, misafir akademisyenimiz. Buyurun Doktor Demir,” dedi. Ahmet ayağa kalktı, çantasını açtı ve bir klasör çıkardı. “Profesör Morrison, teşekkür ederim. Çok ilginç bir ders dinledim ama birkaç sorun var,” dedi.

Richard’ın gülümsemesi dondu. Ahmet, “İlk olarak devşirme sistemi. Siz bunu zorla alınan çocuklar olarak anlattınız ama belgeler farklı söylüyor,” dedi. Elindeki belgeyi gösterdi ve büyük ekrana yansıttı. Osmanlıca bir ferman, 1475 tarihli bir belgeydi. “Bu belgede, devşirme sisteminde ailelere tazminat ödendiğini gösteriyor. Ayrıca, devşirilen çocuklar sadrazam, vezir, paşa olabiliyordu. Sokollu Mehmet Paşa Sırp kökenli bir devşirmeydi ve 15 yıl sadrazamlık yaptı. Bu köleleştirme midir yoksa sosyal hareketlilik mi?” diye sordu.

Salonda hafif bir mırıltı duyuldu. Richard rahatsız olmuştu ama Ahmet devam etti. “Bu sistem yine de zorlamaydı,” dedi. “Zorlama mıydı?” Ahmet ikinci bir belge çıkardı. Bu, 1520 tarihli bir mahkeme kaydıydı. “Bir ailenin oğlunu devşirmeye vermek için başvurduğunu gösteriyor. Çünkü devşirme olmak o dönemde büyük bir fırsattı,” dedi. Richard, cevap veremedi.

İkinci Soru

Ahmet, “Şimdi daha güçlü konuşuyorum. İkinci konu azınlıklara ayrımcılık. Siz ikinci sınıf vatandaş dediniz ama gerçek farklı,” dedi. Yeni bir belge yansıtıldı. Bu, 1492 tarihli İspanya’dan kovulan Yahudileri Osmanlı’ya davet eden bir ferman. “Sultan Bayezit, Yahudilere tam dini özgürlük, ticaret hakkı ve emlak sahibi olma hakkı verdi. Avrupa’da Yahudiler yakılırken, Osmanlı onları koruyordu,” dedi.

Öğrenciler, şaşkınlıkla dinliyordu. Ahmet devam etti, “Millet sistemi. Siz bunu ayrımcılık aracı olarak anlattınız ama bu sistem azınlıklara kendi okullarını, kiliselerini, mahkemelerini kurma hakkı veriyordu. Fransa’da Katolik olmayan herkes öldürülürken, Osmanlı’da Hristiyanlar kendi dinlerini özgürce yaşıyordu.”

Richard araya girmeye çalıştı ama Ahmet, “Jizya vergisi,” dedi. “Evet, gayrimüslimler jizya ödüyordu ama Müslümanlar zekat ve askerlik ödüyordu. Jizya, askerlik yerine ödenen bir vergidir ve tarihte birçok kişi jizya ödeyip askere gitmeyi seçmedi. Çünkü jizya daha ucuzdu.” Salonda gülüşmeler duyuldu.

Üçüncü Soru

Ahmet şimdi tam güçteydi. “Üçüncü konu Ermeni meselesi. Siz sistematik şiddet dediniz. Yeni belgeler yansıtıldı. Bunlar 1800’lü yılların Osmanlı nüfus kayıtları. Ermeni nüfusu 1815’te 1,5 milyon, 1914’te 2,1 milyon. Eğer sistematik şiddet olsaydı, nüfus nasıl artardı?” Öğrenciler şaşkınlıkla bakıyorlardı.

“1915 olayları trajedidir. Ama bunu soykırım olarak tanımlamak tarihsel gerçeklere aykırıdır. Çünkü Osmanlı o dönemde Dünya Savaşı’ndaydı. Ermeni çeteleri Ruslarla işbirliği yapıyordu. Tehcir askeri bir karardı, imha değil. Ve tehcir sırasında Osmanlı askerleri Ermenileri korumakla görevlendirilmişti.” Ahmet, son belgeyi gösterdi. Bu, 1916 tarihli bir mahkeme kaydıydı. “Tehcir sırasında Ermenilere zarar veren Osmanlı subaylarının yargılandığını gösteriyor. Eğer amaç imha olsaydı, neden kendi subaylarını yargılasın?” dedi.

Richard kıpkırmızı olmuştu. “Doktor Demir, siz Osmanlı’yı savunuyorsunuz,” dedi. Ahmet, “Hayır,” dedi sert bir şekilde. “Ben gerçeği savunuyorum. Siz 40 yıldır bu öğrencilere tek taraflı çarpıtılmış bir tarih anlatıyorsunuz. Batı kaynaklarına dayalı, Osmanlı düşmanı yazarların kitaplarına dayalı. Ama Osmanlı arşivlerine hiç bakmadınız.”

Belgelerin Gücü

Ahmet, çantasından kalın bir dosya çıkardı. “Bu dosyada 200 sayfa belge var. Hepsi Osmanlı arşivinden. Hepsi orijinal. Hepsi sizin anlattıklarınızı çürütüyor.” Richard konuşamıyordu. Ahmet, öğrencilere döndü. “Tarih galiplerin yazdığı bir hikaye değildir. Tarih belgelerin gösterdiği gerçektir. Ve eğer belgelere bakmadan tarih yazarsanız, propaganda yaparsınız. Tarih değil.”

Salonda bir sessizlik vardı. Sonra bir öğrenci ayağa kalktı. “Profesör Morrison, bu doğru mu? Bize yanlış mı öğrettiniz?” Richard cevap veremedi. Başka bir öğrenci, “Doktor Demir, bu belgeleri nereden bulabiliriz?” diye sordu. Ahmet gülümsedi. “Başbakanlık Osmanlı arşivi. Milyonlarca belge var. Hepsi açık. Herkes araştırabilir. Ama kimse bakmıyor,” dedi.

Ders bitti ama öğrenciler Ahmet’i kuşattı. Sorular, sorular, sorular. Richard sessizce kürsüden indi ve salonu terk etti. O akşam Harvard tarih bölümü toplantı yaptı. Richard, bölüm başkanına şikayet etti. “Bu Türk akademisyen dersimi sabote etti,” dedi. Bölüm başkanı Profesör Dr. Helen Carter, “Yanlış bir şey mi söyledi?” diye sordu. “Hayır ama tek taraflı,” dedi Richard.

Helen güldü. “Richard, sen 40 yıldır tek taraflı anlatıyorsun. Bu adam belge gösterdi. Sen hiç Osmanlı arşivlerinde çalıştın mı?” Richard sustu. Helen devam etti. “Ben Doktor Demir’i dinledim. Etkileyiciydi. Belki de bizim tarih anlayışımızı gözden geçirmemiz gerekiyor.”

Yeni Bir Dönem Başlıyor

Bir hafta sonra, Harvard, Doktor Ahmet Demir’i tam zamanlı misafir profesör olarak atadı. Osmanlı belgeleri ve gerçek tarih dersi açıldı. İlk derste 500 öğrenci kayıt oldu. Amfi doldu. Ahmet kürsüye çıktığında, “Bu derste size Osmanlı’yı anlatmayacağım. Size belgeleri göstereceğim ve siz kendiniz karar vereceksiniz. Çünkü tarih düşünmekle öğrenilir, ezberlemekle değil,” dedi.

Bir yıl sonra, Richard Morrison emekli oldu. Son dersinde öğrencilerine şunu söyledi: “Bazen 40 yıllık kariyerinizde bir günde öğrendiğinizden daha az öğrenirsiniz. Doktor Demir bana bunu öğretti. Tarih sadece kitaplarda değil, belgelerde de vardır.” Bugün Harvard’da Osmanlı Arşivleri Araştırma Merkezi var. Ahmet Demir, direktörü ve her yeni öğrenci ilk derste şunu duyar: “Tarih adalettir. Eğer adaletsiz yazılırsa yalan olur. Biz burada doğru yazmayı öğreneceğiz.”

Sonuç

Bu hikaye, tarih yazımının ne kadar önemli olduğunu ve belgelerin gücünü vurgulamaktadır. Ahmet Demir, yalnızca bir ders vermedi; 40 yıllık yanlış anlatıyı 20 dakikada düzeltti. İşte bu yüzden bazı zaferler savaş meydanında değil, sınıflarda kazanılır ve bazı silahlar kurşun değil, belgedir. Gerçek belgelerde saklıdır. Biz onları anlatıyoruz. Tarih adalettir.

Related Posts

Our Privacy policy

https://rb.goc5.com - © 2026 News