Düğünde Gelinle Dalga Geçtiler — Nikâh Memuru İsmini Okuyunca Herkes Susturuldu!
Düğün salonu ışıl ışıldı, masalar çiçeklerle süslenmiş, neşe dolu bir kalabalık vardı. Fakat bir masada, herkesin gülüşlerinin ardında gizli bir alay vardı. Gelin Melisa, gösterişli elbisesiyle parlıyor, karşısında oturan sade giyimli, sessiz bir kadına laf atıyordu. Zehra, beyaz gömleği ve mavi eteğiyle, saçlarını sade bir topuzla toplamıştı. Gözleri yorgun ama içindeki ışık sönmemişti.
Melisa yüksek sesle, “Zehra, sen de mi davetlisin yoksa yanlışlıkla mı geldin?” diye sordu. Masadakiler güldü. Zehra ise sadece gülümsedi, “Davetliydim,” dedi. Melisa alaycı bir şekilde, “Bizim düğüne böyle sade gelen biri… Doğrusu ilginç,” deyince Zehra’nın yüzü kızardı ama sessizliğini bozmadı. Melisa, “Yanlış anlama, sadece şaşırdım. Düğünümüz elit bir davet sonuçta,” dedi. Zehra başını eğdi, “Ben kimseye gösteriş yapmak için gelmedim, sadece mutlu olmanızı görmek istedim.”

Kahkahalar arasında Zehra sessizce oturdu. İçinden sadece bir cümle geçti: Kimseyi kırmak istemem ama herkes kırılmayı kolay buluyor. O sırada damat Burak yanlarına geldi, Melisa’ya nikah memurunun az sonra geleceğini söyledi. Melisa yine Zehra’ya bakıp alay etti. Zehra ise sadece sustu.
Nikah masası kuruldu, herkes yerini aldı. Zehra en arkada durdu. Yanındaki kadınlar, “Kim bu sade giyimli kız? Akraba mı, yoksa eski çalışanı mı?” diye fısıldaştı. Zehra duymamış gibi yaptı. Nikah memuru belgeleri kontrol ederken bir anda yüzü değişti, “Gelin hanım, kimliğinizi tekrar alabilir miyim?” dedi. Melisa şaşırdı, kimliğini uzattı. Memur, “Burada başka bir isim belirtilmiş. Belgeleri teslim eden siz değildiniz, Zehra Demir adında biri teslim etmiş,” dedi. Salon bir anda buz kesti. Melisa öfkeyle Zehra’ya döndü, “Sen mi yaptın bunu?” diye bağırdı. Zehra, “Sadece belgeleri teslim ettim, siz geç kalmıştınız,” dedi.
Memur açıkladı: “Eğer Zehra dün gece belgeleri getirmeseydi, bu düğün yapılamazdı.” Salonda fısıltılar yükseldi. Melisa’nın annesi Sevgi Hanım yanlarına geldi, “Kızım, dün akşam senin kimliğini unutmuştun. Zehra’ya rica ettim, evrakları yetiştirdi,” dedi. Melisa utandı, yüzü kızardı. Zehra ise sessizce başını kaldırıp, “Gerçeği bilmeden insanları yargılamak kolaydır,” dedi.

Tören devam etti. Nikah memuru, “Bu nikahın gerçekleşmesini sağlayan Zehra Demir’dir,” deyince salon alkışlarla inledi. Herkes Zehra’ya döndü. Melisa ise şaşkın ve utanç içindeydi. Zehra, “Ben sadece işimi yaptım. Bazen iyi bir şey yaptığını söylemek, yaptığın şeyi küçültür. Önemli olan sonucu görmek,” dedi. Melisa bakışlarını kaçırdı, kalabalık arasında fısıltılar arttı: “Ne kadar alçakgönüllü, bu devirde böyle insan kaldı mı?”
Tören bitince Melisa mikrofonu aldı, “Evet, Zehra belgeleri getirdi ama o bizim şirkette temizlik personeli. Yaptığı şey görevi gereğiydi,” dedi. Salon bir an sessizleşti. Zehra ayağa kalktı, “Ben temizlik işçisiyim, evet. Ama bugün buraya çalışmak için değil, kutlamak için geldim. Yaptığım iş değil, insani bir şeydi,” dedi. Burak araya girdi, “Zehra’yı herkesin önünde küçük düşürmeye çalışmak sana yakışmıyor,” dedi. Melisa öfkeyle Burak’a döndü, “Sen onun tarafında mısın?” Burak, “Ben sadece doğru olanın tarafındayım,” dedi.
Zehra, “Kimseyle yarışmadım, kimseyi utandırmak istemedim. Ama bazen insanlar sessizliğin ne kadar güçlü olabileceğini anlamaz,” dedi ve salondan ayrıldı. Melisa’nın annesi arkasından fısıldadı: “Bu hikaye burada bitmeyecek, bazı borçlar teşekkürle ödenmez.”
Ertesi sabah Zehra işine döndü. Şirkette fısıltılar vardı. Melisa ise Zehra’yı işten çıkarmak için plan yaptı. Fakat şirketin sahibi Hakan Bey, herkesi topladı, Zehra’nın annesinin yıllar önce şirketteki emeğini anlattı ve Zehra’yı idari birime terfi ettirdi. Melisa’nın yöneticiliğine ise son verildi.
Zehra, “Affetmek kolay değil ama bazen yeniden başlamaktır,” dedi. Melisa gözyaşlarıyla özür diledi. O günden sonra herkes Zehra’ya saygı gösterdi. Zehra artık sadece bir temizlik işçisi değil, onuru, sabrı ve adaletiyle herkesin saygısını kazanan bir kadındı. Çünkü bazen sessizlik en yüksek sestir.