Dayan, kızım! Artık başka bir ailedesin ve onların kurallarına uyman gerekiyor.

Dayan, kızım! Artık başka bir ailedesin ve onların kurallarına uyman gerekiyor.

Sakın, kızım! Artık başka bir ailenin evindesin, onların kurallarına uymak zorundasın. Evlenmek, misafir olmak değil.
Hangi kurallar, anne? Hepsi burada çılgınca! Özellikle kayınvalidem! Beni nefret ediyor, bu bariz!
Kayınvalidenin iyi olabileceğini hiç duydun mu?

Gezer, gezer! Hepsine bir bir! Şehnaz Hanım mutfağın ortasında ayakta durdu, yüzü öfkeyle kızarmış, gözleri sinirden parıldıyordu. Adam çıplak ayakla dışarı çıkarsa, suç kadınta. Bana neyi açıklayacaksın, şimdi mi?

Kayınvalidenin sesi yükseldi, Laleye çığlık atıyordu, sanki aklını yitirmişti. Tüm kriz, oğlu Boranın sadakatsizliğinden şüphelenmesiydi.

Lale, genç, narin bir kız, büyük, masum gözlerle duvara yaslanmış, kayınvalideyi yatıştırmaya çalışıyordu.

Şehnaz Hanım, bu mantıksız. O bir aile babası, çocukları var diye savunmaya çalıştı Lale, ama Şehnaz elini çırparak bir sineği kovar gibi susturdu.
O aile mi? Yoksa senin çocuğun mu, ki biz, büyükannemizi, babamı evimize kabul etmiyor? diyerek alayla sırıttı. Senin terbiye anlayışın ne?

Terbiye mi? İvan sadece bir yaşında. O hâlâ bebek. Lale sessizce itiraz etti.
Bebek mi? Kadın kaşlarını çattı. Yegorun torunu daha küçüktür. O da elleriyle tutunur, tekrar etmez, senin diye işaret etti çocuk odasına.
Aslında o sizin torununuz dedi Lale, sesi titrek, ve çocuklar kötü insanları çabucak hisseder. Belki de bu yüzden ona gelmiyor.

Bu mu? Biz mi kötüyüz? Şehnaz çığlık attı. Sen kimsin, güzel kız, evde nasıl yaşıyorsun? Kimin yiyeceğini yiyorsun, kimin parasını harcıyorsun? Nankör!

Lale artık kayınvalidesiyle tartışmak istemedi. Yüzlerce kez Boraya aileden ayrı yaşamayı istediğini söylemişti, ama o, anneanne kızı, bu ihtiyacı görmezdi. Bora, anne evinde kalmayı seviyor, işine sakin gider, ev işlerini büyükanneler çözerdi; çamaşır, temizlik, yemek hayat değil, bir masal!

Bunun yerine, Lalenin kayınvalidesi tam bir dedektif gibi her şeyi sorguladı. Başta Lale, kayınvalideyle dostane ilişkiler kurmaya çabaladı. Ev işlerine yardım etti, sürekli şikayetlerini dinledi, ama bir süre sonra çabalarının boşa olduğunu anladı. Ne kadar iyi ve hizmetkar olursa olsun, kayınvalidesinin nefreti gizlenemezdi.

Başka bir köye kadar ona gidecek! Bir şeyler bulacağız! Bizim annelerimiz daha iyi, daha çalışkan, daha akıllı! dedi Şehnaz, komşusu Manıya fısıldarken, Lale köşe başında Boranın bıraktığı oyuncakları topluyordu, bütün sesleri duyuyordu.

Evet, bir de! diye ekledi Manı, köyün dedikodularını çırpıcı bir şekilde yaydı.

Anladım, ama sen de bir şey yapamazsın. Ellerimiz başka yerden gelmiyor. Düzeltemeyiz. diyerek Manı yanıtladı.

Ne kadar? Güvenilemezsin. Ya kaybeder, ya kırarsın. Çocuk da senin gibi değil. Şehnaz bağırdı.

Yegorun torunu bambaşka. Sakin, zeki bir çocuk. Bu çocuk ise sürekli tekrar eder, huysuzluk yapar. Genler başka.

Dayanılmaz bir hâle geldiğinde Lale, komşu köydeki annesine telefon etti, ağladı ve şikayet etti. Annesi ona şöyle dedi:

Sakın, kızım! Artık başka bir ailedeyiz, onların kurallarına uymalıyız. Evlenmek misafir olmak değil.
Hangi kurallar? Hepsi çılgınca! Kayınvalidem benden nefret ediyor, bu bariz!
Kayınvalideler iyi olur mu hiç duydun? Hepimiz bunu yaşadık, sen de geçeceksin. Önemli olan zor bir şeyde olduğunuzu göstermemek. Sabret.

Lale, kararsız annesine Babamı ararım, şikayet ederim diyerek tehdit etti.

Babamı incitirsen! annesi korktu. Onun koşullu cezası var. Bir adım atarsan, baban hapiste kalır!

Lale bunu biliyordu. Babası, tek kızı Laleyi çok severdi. O, bir yalan söyleyip, bir dükkânda Laleye zarar veren birine karşı koşullu bir ceza almıştı. Baba, sevdiği kızına zarar gelirse susmazdı; o çabuk kızardı.

Tamam, babama söylemeyeceğim dedi Lale. Ama eğer kayınvalidesi böyle devam ederse ne yapacağımı bilmiyorum.

Her şey düzelir, evladım diyerek anne teselli verdi. Birkaç hafta içinde bu konuşmayı unutacaksın.

Lale, kayınvalidesiyle ilişkisini unutmak istese de, Şehnaz sadece daha da kızdı; Laleyı bütün dertlerinin sorumlusu gibi gördü. Boranın yaşlı eşi İbrahim, artık dayanamıyordu.

Neden sürekli kızı bağırıyorsun? bir sabah, kavga zirveye ulaşmışken, İbrahim araya girmeye çalıştı. O bizi bırakacak! Hak ediyor!

Bırakacağım! diye bağırdı Şehnaz, bütün öfkesini eşine yöneltti. Mahkemeye götüreceğim, her bir lira geri alacağım! Çocuğunu alacağım, böyle bir ailede büyütmeyeceğim!

Lale, Şehnazın saçma iddialarını anladı ama hâlâ korkuyordu; hâlâ kocasını, Borayı seviyor, ona sadıktı.

Boranın gizli ilişkileri dedikodulardan ibaretti; köydeki yaşlı kadınlar, Şehnaz gibi, Oksanayı fısıldıyor, yayınıyordu.

Kayınvalidenin bu çılgınca ısrarlı dili olmasaydı, belki bu tacizler uzun sürmezdi. Bir gün, bir zafer sonrası, Şehnaz en yakın arkadaşı Manıya kahramanlıklarımı anlatırken, bir başka komşuya, kocasına, bir başkasına da fısıldadı ve böylece aptal gelin hikâyesi köyde dolaştı, Lalenin babasına ulaştı.

Lalenin babası, iki metre boyunda, omuzları geniş bir adam, bir balta taşıdı, işe gitmek üzere eski Ural motosikletine atladı, hiçbir söz söylemeden karısına veda etti ve komşu köye gitti, kızını zalim esaretten kurtarmak için.

Bu sırada Şehnazın evinde gerçek bir skandal patladı. Genç anne, bir dakikalığına bebeği Veliyi yeni, parlak sarı bir kanepede bıraktı, bebek altını değiştirip döndü. Döndüğünde bebek altında kahverengi bir leke buldu. Şehnazın gözünde bu leke bir kara delik gibi büyüdü, bütün evi yiyip bitirecekmiş gibi.

Kadın bir fırtına gibi ortaya çıktı, bağırdı:

Kanepeyi mahvettin! En sevdiğim! Kaç lira ettiğini biliyor musun? Ellerini koparırım, bir de dikerim ki bir daha yapmasın!

Her şeyi düzelteceğim, temizleyeceğim Lale titrek elleriyle bir bez alıp sözdü.
Temizleyeceksin mi? O yeni! Nereden biliyorsun? Sen hiç kendi parasınla bir şey almadın!

Sizin hiç paranız yok mu? Lale dayanamadı, kayınvalidesini hayatının bütün süresini kocasının boynuna asılmış gibi suçladı.

Şehnazın yüzü kızardı, öfkeyle bağırdı:

Bak ona! Kayınvalideye hakaret etmeye yeter mi! ve Laleye kanepedeki lekeyi silmesini, sonra da oğlu Efe ile birlikte dışarı çıkıp dışarıda yaşamaya devam etmesini söyledi.

Lale gözyaşları içinde lekeyi çıkarmaya çalıştı, kahverengi lekeler inatla tutundu, sanki onun çaresizliğine gülüyorlardı. Küçük Veli, annesinin endişesini hissederek bağırarak ağladı, ortam daha da gerildi.

Şehnaz Lalenin üzerine yürürken, kapıdan bir yabancı girdi. Lalenin babası, Muhtar Mehmet, odada belirdi, baltasını tutmuş, gözleri kılıç gibi keskin. Şehnaz, bir anda birinin varlığını hissetti, arkasını döndü ve baltasına bakınca donakaldı.

Mehmet, Merhaba, Lale! Sana bakıyorum derken, bir sandalye üzerine baltasını koydu, derin bir nefes alarak Laleye doğru uzandı.

Hadi, Lale, buraya daha fazla kalma; çıkalım. dedi, elini çocuğa uzatarak.

Şehnaz çığlık attı, Dur, damadım! Oğluma ne söyleyeceğim?

Oğlum kendi başına gelsin, ben onunla konuşurum. diye kısaca, soğuk bir bakış attı Mehmet; kelimelerindeki sertlik bir kış rüzgarı gibi çarptı.

Mehmet, Laleyi ve küçük Veliyi alıp köye götürdü. Bora, uzun süre kızını ve oğlunu almaktan çekindi, çünkü kayınvalidesiyle çatışmaktan korkuyordu. Sonunda cesaretini topladı, babasıyla uzun bir konuşma yaptı. Mehmet, yüksek sesle bağırmadı, ama kesin ve otoriter bir sesle, elindeki balta masanın üzerine koydu; sözleri ağırlıktı.

Bora, Lale ile ayrı bir evde yaşamaya, annesinin artık karışmamasına, çocuğu korumaya söz verdi. El sıkıştıklarında Mehmetin bakışı, Şakacı bir adamla oyun oynamak istemiyorum dedirtti.

O günden sonra Şehnaz, gelini ve torununu görmezden geldi, sokakta dahi selam vermedi. Bora ve Lale ayrı bir evde, uyum içinde, sevgiyle yaşadı. Babanın öğütleri mi, yoksa gerçek aşk mı? Zaman gösterecek.

Related Posts

Our Privacy policy

https://rb.goc5.com - © 2026 News