Yemek karşılığında tamir edebilir miyim? —alay ettiler, onun bir otomobil efsanesi olduğunu bilmeden

Yemek karşılığında tamir edebilir miyim? —alay ettiler, onun bir otomobil efsanesi olduğunu bilmeden

Ahmet Pehlivan, 65 yaşında, kirli kıyafetleri ve delik ayakkabıları olan bir adamdı. Bir gün İstanbul Sarıyer’deki Elite Motors lüks otomobil servisine girdi ve “Yemek karşılığı tamircilik yapabilir miyim?” diye sordu. Bu sırada içerdeki mekanikler, onu görünce gülmeye başladılar. Önlerinde duran kişinin, Türkiye’nin en büyük pilotlarından biri olduğunu, 12 Formula 1 yarışı kazandığını ve 80’lerde Aton Senna ile Nelson Piquet tarafından hayranlıkla seyredilen eski Avrupa pistlerinin kralı olduğunu bilmiyorlardı.

Ahmet, İstanbul’un prestijli bölgelerinden Sarıyer’deki Elite Motors’un önünde durmuş, büyük camlardan içerdeki Ferrarilere, Lamborghinilere ve Porsche’lere bakıyordu. Bu arabalar, son 10 yılda kazandığından daha fazla değere sahipti. Ferrari, Lamborghini, Porsche… Bu isimler, Ahmet’te canlı anılar uyandırıyordu. 65 yaşında, hayat tarafından yenilmiş bir adam görünümündeydi. Kıyafetleri eski ve kirliydi, saçları bakımsızdı, ayakkabılarının delikleri vardı ve elleri, hayatta kalmak için yaptığı ağır işlerden sert ve lekeli görünüyordu.

Yemek karşılığında tamir edebilir miyim? —alay ettiler, onun bir otomobil  efsanesi olduğunu bilmeden - YouTube

Ancak dikkatli bir göz, bu ellerde özel bir şey fark edebilirdi. Ahmet, bir motorun her vibrasyonunu ve bir vites kutusundaki her düzensizliği hissedebilen hassas parmaklara sahipti. O gün, kimse Ahmet’in Türkiye tarihinin en büyük yarış pilotu olduğunu bilmiyordu. 70’li ve 80’li yıllarda, Ahmet Pehlivan, Ankara’dan bir fenomendi. 12 Formula 1 yarışı kazanmış ve döneminin en yetenekli Avrupalı pilotlarından biri sayılmıştı.

Hikayesi 1962’de başlamıştı. Henüz 3 yaşındayken babası İsmail Pehlivan, onu ilk kez şehir dışındaki doğaçlama pistte bir otomobil yarışı seyretmeye götürmüştü. Ahmet, motor seslerinden, hızdan ve pilotların dar virajlarda araçlarını kullanma hassasiyetinden büyülenmişti. 16 yaşında ilk yarış arabasını Anadol ve Tofaş’tan aldığı parçalarla yapmış, gündüzleri fabrikada çalışıyor, geceleri babasının garajında çalışıyordu.

İlk resmi yarışını kazandıktan sonra Türk otomobilciliğinde meteorik bir yükseliş başladı. 1975’te henüz 16 yaşındayken Avrupa Formula 3 şampiyonasını kazandı ve Tirel F1 takımından bir keşifçi tarafından fark edildi. Sonraki 10 yıl salt ihtişamdı. En prestijli takımlarla sözleşmeler imzaladı, Monaco, Silverstone ve Monza’nın efsanevi pistlerinde yarış kazandı. Ancak 1977’de ihtişamı çökmeye başladı.

Romanya’nın komünist hükümeti, batıya karşı tam izolasyona girdiğinde Formula 1, komünist blok pilotları için erişilemez hale geldi. Uluslararası sözleşmeler iptal edildi ve Ahmet, değerini artık kimsenin tanımadığı bir ülkeye dönmek zorunda kaldı. Sonraki 37 yıl, yavaş yavaş anonimliğe ve yoksulluğa düştü. Komünistler, kupalarını ve ödüllerini müsadere etmişti. 1989’dan sonra 50 yaşındaki bir pilotla kimse ilgilenmiyordu.

Yemek karşılığında tamir edebilir miyim? —alay ettiler, onun bir otomobil  efsanesi olduğunu bilmeden - YouTube

Ahmet, çeşitli servislerde tamirci olarak çalıştı. Çoğu zaman sefalet ücretiyle, son yıllarda 800 lira maaşla ve kaçak yaptığı küçük otomobil tamirleriyle geçiniyordu. Şimdi lüks otomobil servisinde iş istemek, bir zamanlar Doğu Avrupa’nın en saygın pilotu olan bir adam için son aşağılama oluyordu. Ama açlık, gururu bilmiyordu. İki gündür yemek yememişti.

Elite Motors’un sahibi Emre Kaya, ekibiyle servisin en son edinimi hakkında konuşuyordu. Aylardır kimsenin tamir edemediği berbat durumda getirilen 1989 Ferrari F40, Emre’nin birkaç dakika sonra kapıdan girecek olan o Ferrari’yi hayata döndürebilen Türkiye’deki tek kişiyi bir dilenci gibi karşılayacağını bilmiyordu.

Emre Kaya, Türklerin lüks otomobillere olan tutkusundan ve ulusal otomobilcilik tarihine dair cehalet üzerinden servetini kurmuş bir girişimciydi. 42 yaşında, İstanbul’un en seçkin lüks otomobil servisinin sahibiydi. Ferrarileri, Lamborghinileri ve Porsche’ları için on binlerce euro ödeyen müşterileri vardı. Emre, 3 ay boyunca tamir edemedikleri Ferrari F40’ın ortasında durmaktan hayal kırıklığı yaşıyordu.

Ahmet, atölyeye girdiğinde, mekanikerlerin gülüşleri arasında “Yemek karşılığında tamir yapabilirim,” dedi. Gülüşmeler bir an durdu. Ahmet, Ferrari F40’a yaklaşarak, detayları inceledi. Herkes onun bu cesaretini küçümseyerek izliyordu. Ancak Ahmet, motoru açmadan önce arabanın etrafında yürüyerek incelemeye başladı.

Ahmet, Ferrari’nin motorunun hiç çalışmadığını öğrendiğinde, “Bu bir mekanik sorun değil, bu bir kişilik sorunu,” dedi. Araba, orijinal parçalarla tamir edilmediği için çalışmıyordu. Ahmet, tamirci ekibine dönerek, “Orijinal parçaları kullanmalısınız,” dedi.

İki saatlik sessiz çalışmanın ardından Ahmet, motoru çalıştırdığında tüm atölye sessizliğe büründü. V8 biturbo motor, derin ve güçlü bir gürültüyle hayata döndü. Ahmet, “Ferrari’niz şimdi tamam,” dedi. Emre, “Sen, sen kimsin?” diye titreyerek sordu. Ahmet, “Para yapmadan önce arabaları seven biriyim,” diye yanıtladı.

O günden sonra Ahmet’in hayatı tamamen değişti. Elite Motors’un baş teknik danışmanı oldu, genç Türk pilotlar için eğitim programları oluşturdu ve otomobil tutkusunu yeniden hayata geçirdi. Ahmet, 37 yıl sonra tekrar yarışlara dönecekti. 2025 yazında, Silverstone pistinde düzenlenen Formula 1 veteranları için etkinlikte, 65 yaşında gençlik zaferlerini yeniden yaşadı.

Ahmet Pehlivan, hayatının son döneminde, geçmişteki ihtişamını yeniden bulmuştu. Artık sadece bir efsane değil, aynı zamanda genç nesillere ilham veren bir mentor olmuştu. Efsane, ruhunu ve bilgisini ileten insanlar olduğu sürece asla ölmezdi. Ahmet, geçmişte kaybettiği hayatı geri kazanmanın mutluluğunu yaşıyordu.

Related Posts

Our Privacy policy

https://rb.goc5.com - © 2026 News