Milyoner, Bekar Bir Annenin Oğlunun Doğum Günü Pastasını İptal Ettiğini Gördü — Ve Sonra…

Milyoner, Bekar Bir Annenin Oğlunun Doğum Günü Pastasını İptal Ettiğini Gördü — Ve Sonra…

Kemal Yılmaz, İstanbul’un en zengin adamlarından biriydi. 28. kattaki penthouse’u Boğaz manzaralı bir saraydı. Siyah Mercedes, Patek Philippe saat, bankada yedi sıfırlı hesap – paranın satın alabileceği her şey vardı. Ama Kemal’in hayatında sıcak bir ilişki yoktu. 42 yaşındaki bu adam, şirketi Yılmaz Gayrimenkul’de acımasız bir imparatorluk kurmuştu. Eski mahallelerdeki binaları satın alıyor, kiracıları tahliye ediyor, lüks yapılar inşa edip yüksek karla satıyordu. Kimse soru sormazdı. Kemal, Fatih’teki bir yetiştirme yurdunda doğmuş, yalnız büyümüştü. Hiç doğum günü kutlamamıştı, mumlar, pasta, “İyi ki doğdun” sözleri yoktu. Gece kabusları onu rahatsız ederdi: Soğuk bir odada tek başına duran altı yaşındaki çocuk.

Ekim sabahı soğuk ve nemliydi. Kemal saat 6’da uyandı. Soğuk duş, şekersiz kahve, gri takım elbise. Saat 10’da 3 milyon euroluk sözleşmeyle biten toplantıdan sonra, tuhaf bir istek hissetti. Zeynep Teyze’nin pastanesinden baklava. Bu onun tek zayıflığıydı. İnce katmanlar, fıstık kreması, dilde eriyen şerbet. Tatlı, sahip olmadığı bir şeyi hatırlatıyordu: Bir yuva, pazar günü bir sofra.

Zeynep Teyze’nin pastanesi, işlemeli pencereler, eski zil – zamandan bir sığınak. Kemal içeri girdi. Genç bir kadın tezgahın önünde duruyordu. 30’lu yaşlarında, kahverengi saçları topuz, solmuş palto, yıpranmış çanta. Yanında altı yaşındaki oğlu Emir, büyük bir ceket giymiş, ayakkabısında küçük bir delik. Bir pastaya bakıyorlardı: Çikolatalı pandispanya, kirazlar, pudra şekeri. 180 lira.

Milyoner, bekar bir annenin oğlunun doğum günü pastasını iptal ettiğini  gördü — ve sonra...

Kadın, Ayşe Kaya, cüzdanını açtı. Buruşuk banknotlar, bozuk paralar. Saymaya başladı: 50, 60, 70, 80. Durdu. Tekrar saydı. Yüzünde umut, sonra anlama, sonra çaresizlik. “Özür dilerim,” diye fısıldadı Zeynep Teyze’ye. “Siparişi iptal etmem gerekiyor.” Emir annesinin elini bıraktı, omuzları düştü. Kemal arkadan izliyordu. Göğsünde bir şey kırıldı. O çocukta altı yaşındaki halini görüyordu: Boş masa, kırık umutlar.

Ayşe ve Emir çıkarken yağmur başladı. Kemal Zeynep Teyze’ye döndü: “O pastayı paketleyin. En iyi baklavaları ekleyin. Adresi verin, şahsen teslim edeceğim.” 300 lira bıraktı. Zeynep şaşkınlıkla baktı: “İyi bir adamsınız Kemal Bey.”

Kemal Tarlabaşı’na gitti. Eski bina, dökülen sıva, küf kokulu merdivenler. 8 numara. Ayşe kapıyı açtı. Kemal pastayı uzattı: “Yarın Emir’in doğum günü. Bir pasta hak ediyor.” Ayşe şaşkın: “Merhamete ihtiyacım yok.” Kemal: “Merhamet değil. Ben de pastasız bir çocukluk yaşadım.” Ayşe kapıyı açtı. Küçük daire temizdi, duvarlarda çocuk resimleri. Emir pastayı görünce gözleri büyüdü: “Bu benim için mi?” Kemal: “İyi ki doğdun Emir.”

Birlikte pasta yediler. Emir hikayeler anlattı. Kemal dinledi, yıllardır düşünmediği basit bir akşamın güzelliğini hissetti. Geç saatte ayrıldı. Ayşe: “Teşekkür ederiz.” Kemal: “Bankada 17 milyon lira var. Hiçbiri beni bu gece hissettirmedi.”

Milyarder, bekar bir annenin oğlunun doğum günü pastasını iptal ettiğini  gördü... Ve sonra... - YouTube

Ertesi gün Kemal konsantre olamadı. Öğlen Selin geldi: “Tarlabaşı’ndaki bina sorunlu. Üç aile ayrılmıyor.” Kemal: “Hangi aileler?” Selin: “Kaya Ayşe, Yılmaz Ahmet, Demir Ali.” Kemal pencereye gitti. Aşağıda İstanbul uzanıyordu. “Yıkımı iptal et,” dedi. Selin şaşkın: “2 milyon euro kar var.” Kemal: “İptal et.” Sonra: “Binayı yenile. Her şey şirket bütçesinden.”

İki hafta sonra işçiler geldi. Ayşe şaşkınlıkla baktı. “Yılmaz Gayrimenkul,” dedi usta. Ayşe merkeze gitti, Kemal’i buldu. “Bunu neden yapıyorsunuz?” Kemal: “Çünkü yapabilirim. Sahip olmadığım çocukluğa, Emir’in güvenli bir yerde büyüyeceği umuda yatırım.”

Kemal pazarları ziyaret etti. Sarma yediler, hikayeler paylaştılar. Emir: “Kemal amca, ailemiz olun.” Kemal gözleri doldu. Ayşe: “İstediğin zaman bekliyoruz.” Bir akşam Ayşe: “Neden yalnızsın?” Kemal: “Başka türlü olmayı bilmiyordum.” Ayşe: “Benim için hislerin ne?” Kemal: “Daha fazlası.” Ayşe onu öptü. Kemal’in zırhı eridi.

Ama mutluluk kısa sürdü. Selin: “Gazeteci eski işlemlerinizi araştırıyor. Zorla tahliyeler.” Kemal dondu. Makale yayınlandı: “Kalpsiz milyarder Kemal Yılmaz nasıl onlarca aileyi kar için yok etti?” Kemal Ayşe’ye gitti, her şeyi anlattı. Ayşe: “Git.” Kemal gitti. Emir ağladı. Kemal basın toplantısı yaptı: “Korkunç şeyler yaptım. Üzgünüm. Hisselerimin yarısını satacağım, ailelere fon kuracağım.”

Ayşe TV’de izledi. Emir: “Kemal amcayı gördün mü?” Ayşe: “Evet. Ziyaret edelim.” Kemal’i aradı: “Eve gel. Bizim evimize gel.”

Bir yıl sonra bina yenilenmişti. Kemal artık CEO değildi, vakıfta çalışıyordu. Ayşe ve Emir’le yaşıyordu. Akşam balkonda: “Pişman olduğun bir şey var mı?” Ayşe: “İçi boş yıllar. Ama şimdi dünyanın en zengin insanıyım.” Ayşe onu öptü. Emir huzurla uyuyordu. Kemal Yılmaz sonunda gerçek zenginliğin para değil, aile, sevgi ve umut olduğunu öğrenmişti.

Related Posts

Our Privacy policy

https://rb.goc5.com - © 2026 News