Okul Buluşmasında Acımasız Alaylar: Korgeneral Kimliği Ortaya Çıktı
Ayşe Hanım, mezunlar buluşmasına katılmadığı için yıllar geçse de eski arkadaşları tarafından hala alay konusu oluyordu. Meral Erdem, okul yıllarında ona eziyet eden kişi, göz kamaştırıcı bir gülümsemeyle yanına yaklaştı. Ayşe, içindeki korkuyu bastırarak gülümsedi ama Meral’in bakışları onu yine de rahatsız ediyordu. Akşamın ilerlemesiyle birlikte, sınıf arkadaşlarının küçümseyici sözleri Ayşe’nin içini acıtmaya başladı. Eski yaraları yeniden kanamaya başlamıştı.
Ayşe, mezunlar buluşması davetiyesi geldiğinde, 25 yıl geçmişti. Özel Kuvvetler Komutanı olarak yoğun programına rağmen, bu buluşmaya katılmayı düşündü. Geçmişin izleri zihninde canlanırken, kocası Ali Demir ona cesaret verdi. “Sen Ayşe Yılmaz’sın. Onlara kim olduğunu göster,” dedi. Bu sözler Ayşe’nin içindeki cesareti artırdı.
Buluşma günü geldiğinde, Ayşe sivil kıyafetlerle aynanın karşısında durdu. Siyah elbisesi ve inci kolyesiyle kendini güçlü hissetti. Ancak arabaya bindiğinde geçmişin yaraları hala acıyordu. Okul anıları bir film şeridi gibi gözünün önünden geçti. Zengin ailelerin çocukları arasında, bursla okuyan mütevazı bir kız olarak yaşadığı zor günler aklındaydı.

Otelin önüne park ettiğinde, gerginliğin vücudunu sardığını hissetti. Buluşmanın kapısında durdu ve derin bir nefes aldı. İçeri girdiğinde, tüm bakışların kendisine çevrildiğini fark etti. Meral ve diğer arkadaşları onun kıyafetini alaycı bir şekilde süzüyordu. Ayşe, içindeki öfkeyi bastırarak gülümsedi. Ancak Meral’in alaycı tavırları, eski yaralarını açmakta gecikmedi.
Buluşma ilerledikçe, sınıf arkadaşlarının küçümseyici sözleri daha da açık hale geliyordu. Ayşe, geçmişteki o zavallı kızı hatırlarken, içindeki güçle onlara karşı durmaya kararlıydı. Yavaşça bir köşeye oturduğunda, yan masadan gelen alaycı fısıldamaları duydu. “Ayşe hala aynı hayatı yaşıyor,” dediler. Bu sözler, Ayşe’nin kalbini acıttı ama artık kendini savunacak kadar güçlüydü.
O sırada sunucu, mezunlar buluşmasının anılarını paylaşmak için sahneye çıktı. Ayşe, geçmişin yaralarıyla yüzleşmek için buradaydı. Aniden, salonun girişinde bir hareketlilik oldu. Bir grup asker içeri girdi. Ayşe, otomatik olarak onlara döndü ve bir anda bakışları dondu. Askerlerden biri, tüm salona hitap ederek, “Korgeneral Ayşe Yılmaz komutanım!” dedi.

Bu sözler, salonu bir anda donuklaştırdı. Tüm bakışlar Ayşe’ye çevrildi. Meral ve diğer sınıf arkadaşlarının yüzleri bembeyaz kesilmişti. Ayşe, yıllar önceki o zavallı kız değil, artık bir korgeneraldi. Meral, şaşkınlık içinde kocasına döndü. “Ne demek bu?” diye sordu. Kocası, “Korgeneral Yılmaz, Türkiye ordusunun en yüksek rütbelerinden biri,” dedi.
Ayşe, kendine güvenle, “Evet, ben Korgeneral Ayşe Yılmaz’ım,” dedi. Artık geçmişin yaralarına yenik düşmeyecek kadar güçlüydü. Meral’in yüzündeki utanç, Ayşe’nin içindeki gücü daha da artırdı. “Hayatım boyunca başkalarının bakışlarını umursamadım. Benim için önemli olan, kendi yolumda yürümekti,” dedi Ayşe.
Buluşma sona ererken, sınıf arkadaşları Ayşe’ye saygıyla yaklaştı. Artık onun geçmişteki o zavallı kız olmadığını anlamışlardı. Ayşe, geçmişin yaralarından kurtulmuş, güçlü bir kadın olarak karşılardı. “Hepimiz çok değiştik,” dedi Ayşe. “Ama önemli olan, kendi yolumuzu onurumuzla yürümek.”
Meral, Ayşe’nin cesaretine hayran kaldı. “Korgeneral Yılmaz, seni tanımak büyük bir onur,” dedi. Ayşe, gülümseyerek, “Hepimiz kendi yolumuzda yaşıyoruz. Önemli olan, birbirimize saygı duymaktır,” yanıtını verdi.
Sonunda, Ayşe buluşmadan ayrılırken, geçmişin yüklerinden kurtulmuş ve geleceğe umutla bakmaya hazır bir şekilde gitti. Artık kimse onun geçmişine dair alaycı bakışlarla yaklaşamazdı. Korgeneral Ayşe Yılmaz, hayatının her alanında güçlü duruşuyla kendini kanıtlamıştı.