Beni düşman topraklarında ölüme terk ettiler — ta ki üsse sızıp generalleri yok edene kadar
Beni ölüme terk ettiler. Bu bir kaza değildi, bir iletişim hatası ya da ekipman arızası da değildi. Soğuk, hesaplı ve korkakça bir karar verilmişti. Operasyon komutanının gözlerinde, beni geri çekilme emrini verirken gördüğüm küçümseme, bu gerçeği kanıtlıyordu. Adım Dilara ve bu, onların benim gibi bir kadının hayatta kalabileceğini asla düşünmeyecekleri bir duruma nasıl düştüğümün hikayesidir.
İzmir’de büyüdüm. Bir tarih öğretmeni ve hemşirenin kızıydım. Çocukluğum sıradan ve huzurluydu. Kitaplar ve hayallerle doluydum; ama her zaman zayıf, küçük ve inatçı bir kızdım. Ailem, geçmişte savaşa katılmıştı ve belki de bu yüzden içimde bir şeyler daha güçlü akıyordu. Askeri akademiye girmeye karar verdiğimde, ailem korkmuştu. Gerçekten neyle karşılaşacağımı bilmiyordum.
Akademi, sivillerin asla anlayamayacağı kadar acımasızdı. Fiziksel zorlukların yanı sıra, sürekli değerlendirilme ve küçümseme ile doluydu. Ama ben pes etmedim. Mezuniyetimde sınıfın en iyisi oldum, çünkü iki kat çalıştım ve her hakareti motivasyona dönüştürdüm. Temen nişanımı aldığımda annem gülümsedi, babam ise “Şimdi başlıyor,” dedi.

Güneydoğu’da bir özel harekat birliğine atandım. İlk aylar, rutine bağlı testlerle geçti. Devriyeler, gece vardiyaları ve idari görevler arasında kaybolmuştum. Meslektaşlarımın nasıl çalıştığını gözlemledim. Bir kibir vardı; yıllardır ciddi çatışmalar yaşamadan kazanılan başarılardan doğan bir güven. Hatalarını işaret ettiğimde, ya gülüyorlardı ya da beni küçümsüyorlardı.
Sonunda bir görev geldi: Suriye sınırına yakın bir keşif operasyonu. İstihbarat, Türk topraklarına baskın hazırlayan grupların hareketlerini gösteriyordu. Ben de dahil 12 asker, iki hafif zırhlı araçla yola çıktık. Ancak ben, briefing sırasında bazı tutarsızlıklar fark ettim. Endişelerimi dile getirdiğimde, komutan Serkan bana küçümseyici bir bakışla yanıt verdi. “Senin görevin emir almak,” dedi.
Sınırı geçerken, sessizliğin içinde kaybolmuş bir şekilde ilerledik. Ancak her şey aniden çöktü. Patlama, ön araçta meydana geldi. Düşman ateşi her yandan geliyordu. Serkan geri çekilme emri verdi ama ben yaralıları terk edemezdim. Alev alan araca doğru koştum, bilinçsiz bir askeri kayaların arkasına sürükledim. Ancak kimse yardım etmedi; birlik kaçıyordu. Beni terk etmişlerdi.
Sonunda, düşman eline düştüm. Bilincimi kaybettim ve uyandığımda bir bodrumdaydım. Bağlıydım, yaralıydım ve hiçbir şeyim yoktu. Panik içinde nefesimi kontrol etmeye çalıştım. Acı, vücudumun her yerinde yankılanıyordu. Ama ben pes etmedim. Bağlarımı test ettim ve bir şekilde kendimi kurtardım.

Üstü gözlemleyerek, orada bulunan generalleri keşfettim. Onların planlarını ve operasyonlarını duydum. Hepsi benim için bir hedef haline gelmişti. Sadece hayatta kalmakla kalmayacak, aynı zamanda onlara gereken dersi verecektim. Kaçmak yerine, onlara saldırmaya karar verdim.
Patlayıcıları yerleştirip, her şeyin kaosa sürükleneceğini biliyordum. İlk patlama, tüm üssü sarstı. Generallerin paniği içinde, onları etkisiz hale getirmeye başladım. Her mermim, tüm küçümsemelere ve terk edilmeye bir yanıt olacaktı. Üs artık kaos içindeydi ve ben, onlardan biri olarak oradaydım.
Sonunda, generalleri etkisiz hale getirdim. Artık düşman bölgesinde yalnız bir kadın olarak hayatta kalmıyordum; aynı zamanda onlara karşı bir savaş açmıştım. Kaos içinde, kaçışımı planladım. Üs yok olmuştu ve ben, hayatta kalmayı başarmıştım.
Türk askerleri tarafından bulunduğumda, onlara kim olduğumu, ne yaptığımı anlattım. Ama benim hikayem, birçok kişiye inandırıcı gelmeyecekti. Ancak ben biliyordum ki, düşman bölgesinde hayatta kalmıştım. Kendimi kanıtlamıştım. Kadınların savaşçı olma hakkı olduğunu, sadece cesaretle değil, aynı zamanda kararlılıkla da gösterebileceğimi anlamıştım.
Sonunda, yaralarım iyileşti ama ben asla unutmayacaktım. Beni ölüme terk edenler, şimdi benim hikayemi anlatacaklardı. Adım Dilara. Düşman bölgesinde ölüme terk edildim, ama ben hayatta kalmayı başardım. Ve şimdi, bu hikaye, bir kadının gücünü ve cesaretini kanıtlamak için sonsuza dek anlatılacak.
News
🚨“U.S. Senator Under Fire: Kelly Slammed by Critics for Questioning Trump’s Iran Strikes as War Powers Debate Erupts Across America”
🚨“U.S. Senator Under Fire: Kelly Slammed by Critics for Questioning Trump’s Iran Strikes as War Powers Debate Erupts Across America” Democratic Lawmakers Split With White House After U.S.–Israel Strikes on Iran Washington, D.C. — A sweeping U.S.–Israeli military operation targeting…
BREAKING: U.S. Labels Iran “State Sponsor of Wrongful Detention” as Tensions Soar — Marco Rubio Issues Stern Warning Over American Detainees and Escalating Middle East Conflict
BREAKING: U.S. Labels Iran “State Sponsor of Wrongful Detention” as Tensions Soar — Marco Rubio Issues Stern Warning Over American Detainees and Escalating Middle East Conflict U.S. Accuses Iran of Detaining Americans as Tensions Reach Boiling Point Washington, D.C. —…
“Tensions Erupt at U.S. City Hall: Heated Debate Over Islamic Influence in Local Politics Leaves Officials Under Intense Public Scrutiny”
“Tensions Erupt at U.S. City Hall: Heated Debate Over Islamic Influence in Local Politics Leaves Officials Under Intense Public Scrutiny” Confrontation in Dearborn: Free Speech, Policing and a City Under Scrutiny On a recent afternoon in Dearborn, a confrontation between…
“Heated Debate Takes a Sharp Turn: Woman Defends Islam as Peaceful — Then Gad Saad Asks One Question That Leaves the Room in Stunned Silence”
“Heated Debate Takes a Sharp Turn: Woman Defends Islam as Peaceful — Then Gad Saad Asks One Question That Leaves the Room in Stunned Silence” Democracy, Faith and the Fault Lines of Citizenship . . . On a recent evening…
Oğlu, annesinin mezarının açılmasını ŞİDDETLE TALEP ETTİ. Ve tabut açıldığında POLİS çağrıldı
Oğlu, annesinin mezarının açılmasını ŞİDDETLE TALEP ETTİ. Ve tabut açıldığında POLİS çağrıldı Berlin’in dar, loş bir sokağındaki küçük dairesinde, Tuncay Karadeniz sabah kahvesini yudumluyordu. Soğuk bir Kasım günüydü. Pencereden süzülen soluk ışık, masanın üzerindeki pasaportu ve annesinin son doğum gününde…
Milyoner, annesini evsiz bir gence yaslanmış görünce donup kaldı… sonra onlara doğru koştu
Milyoner, annesini evsiz bir gence yaslanmış görünce donup kaldı… sonra onlara doğru koştu İstanbul’un kalbi, Taksim Meydanı’nın hareketli uğultusu. Her yer Aralık ayının keskin, soğuk ışığıyla yıkanıyordu. Siyah, zırhlı bir Mercedes Sınıfı, kırmızı ışıkta beklerken, içeride Kemal Demir oturuyordu. Daha…
End of content
No more pages to load