“TELEFONUNDA NEDEN ANNEMİN FOTOĞRAFI VAR?” – MİLYONER GERÇEKLE ŞOKA GİRİYOR!
Soğuk bir kış gecesi, İstanbul’un dar sokaklarında 12 yaşındaki Kerem, donmuş elleriyle yırtık ceketiyle rüzgardan korunmaya çalışıyordu. Annesini kaybedeli iki yıl olmuştu ve o zamandan beri sokaklarda hayatta kalmaya çalışıyordu. Açlıktan kıvranan midesi, geceyi geçirmek için bir yer ararken, gözüne parlak bir şey ilişti. Karşısında, sokak lambasının altında bir cüzdan duruyordu.
Kerem, etrafa bakarak cüzdanı yerden aldı. İçini açtığında, gözlerine inanamıyordu. Cüzdanın içinde binlerce lira vardı. Ancak, gözünü en çok çarpan şey, cüzdanın yan cebinde yer alan bir fotoğraftı. Kerem, fotoğrafa daha yakından baktığında, bu gülümseyen genç kadının annesi Zeynep olduğunu fark etti. Kalbi hızla çarpmaya başladı. Annesinin gençliğini görmek, ona geçmişi hatırlatıyordu.
Kerem, cüzdanı sahibine iade etmeye karar verdi. Nişantaşı’ndaki Yılmaz Holding’in adresini bulduğunda, içinde bir merak ateşi yanmaya başladı. Cüzdanın sahibi, annesinin fotoğrafını neden taşıyordu? Annemle bir bağlantısı var mıydı?

Ertesi sabah, Kerem, Yılmaz Holding’in önünde durdu. İçeri girmesi gerektiğini biliyordu ama içindeki korku onu durduruyordu. İçeri girdiğinde, resepsiyondaki kadın ona şüpheyle baktı. “Randevun var mı?” diye sordu. “Hayır ama Mehmet Yılmaz ile görüşmem gerekiyor. Onun için buradayım,” dedi Kerem cesaretle.
Tam o sırada, şık giyimli bir adam asansörden indi. Kerem, onun Mehmet Yılmaz olduğunu hemen anladı. “Mehmet Bey!” diye seslendi. Mehmet, Kerem’i görünce şaşırdı. “Sen kimsin?” diye sordu. “Ben, Zeynep’in oğluyum,” dedi Kerem. Mehmet’in yüzü soldu. “Ne? Zeynep’in oğlu musun? Neden buradasın?”
Kerem, cüzdanı ve annesinin fotoğrafını uzattı. “Dün gece bu cüzdanı buldum. İçinde annemin fotoğrafı var.” Mehmet, cüzdanı alıp açtığında, gözleri doldu. “Zeynep… Onu çok özlüyorum,” dedi.
Kerem, Mehmet’in gözlerindeki acıyı görünce, “Annem neden bu cüzdanın içindeydi?” diye sordu. Mehmet derin bir nefes aldı. “Zeynep benim üniversitedeki en iyi arkadaşım oldu. Ama bir gün onu terk ettim. Çok pişmanım. Onunla yaşadığım her anı özlüyorum.”
Kerem, Mehmet’in anlattıklarını dinlerken kendi geçmişini düşündü. Annesinin ona dair söylediği her şeyi hatırladı. “Beni neden terk ettin?” diye sordu. Mehmet, “Çünkü zengin bir aileden geliyordum ve ailem Zeynep ile olan ilişkimi onaylamadı. Korkaklık yaptım,” dedi.
Kerem, Mehmet’in hikayesini dinlerken, içinde bir şeylerin değiştiğini hissetti. “Yani beni hiç tanımadın mı?” diye sordu. “Hayır, ama seni bulmak için her şeyi yapacağım,” dedi Mehmet. “Seninle birlikte olmak istiyorum.”

Kerem, Mehmet’in söylediklerinden etkilenmişti. “Ama Selim Bey, benimle ilgili her şeyi biliyor. Annemin ölümünü araştırıyor,” dedi. Mehmet, “Selim Bey’in ne düşündüğünü umursama. Ben senin yanındayım,” dedi.
Kerem, birlikte bir aile olmanın nasıl hissettireceğini düşünmeye başladı. Mehmet, “Hadi, seni eve götüreyim. Temiz kıyafetler giyip yeni bir başlangıç yapmalısın,” dedi. Kerem, Mehmet’in lüks arabasına binerken, hayatının tamamen değiştiğini hissetti.
Bodrum’daki yazlık evlerine vardıklarında, Kerem’in gözleri parladı. Ev, hayallerindeki gibi büyük ve gösterişliydi. “Burada yaşayacak mıyım?” diye sordu. “Evet, sen artık benim oğlumsun. Burada kalabilirsin,” dedi Mehmet.
Kerem, yeni hayatına alışmaya çalışırken, annesinin geçmişiyle ilgili bazı sırların ortaya çıkmaya başladığını hissetti. Mehmet, Zeynep’in hastalığı ve ölümüne dair bazı belgeler bulmuştu. “Selim Bey’in adamları, annenin ölümünü araştırıyor. Onu bulmalıyız,” dedi Mehmet.
Kerem, “Ama Selim Bey, annemi öldürttü mü?” diye sordu. Mehmet, “Bunu bilmiyorum ama gerçeği öğrenmeliyiz. Eğer bir tehlike varsa, seni korumalıyım,” dedi.
Bir gün, Kerem, Mehmet’in çalışma odasında annesine ait eski fotoğrafları buldu. “Bunlar annem,” dedi. “Evet, Zeynep’in hayatı boyunca birçok zorlukla karşılaştığını biliyorum,” dedi Mehmet.
Kerem, annesinin hayatındaki karanlık noktaları öğrenmeye kararlıydı. “Gerçekleri öğrenmeliyim,” dedi. Mehmet, “Evet, ama dikkatli olmalısın. Selim Bey’in adamları her yerde olabilir,” dedi.
Sonunda, Kerem, annesinin geçmişini öğrenmek için bir plan yaptı. “Doktor Nihat’ı bulmalıyım. O her şeyi biliyor,” dedi. Mehmet, “Ama yalnız gitme. Her zaman yanındayım,” dedi.
Kerem, doktoru bulmak için yola çıktığında, içinde bir cesaret vardı. Gerçekleri öğrenmeye kararlıydı. Sonunda, annesinin hayatındaki sırları çözerek, kendi kimliğini bulmak için mücadele edecekti.
Böylece, Kerem’in hayatı, annesinin kaybıyla başlayan bir yolculuğun ardından, yeniden şekillenmeye başladı. Yeni bir aile, yeni bir başlangıç ve en önemlisi, annesinin anısını yaşatmak için bir mücadele.