“SUS, KÖYLÜ!” — diye alay etti yargıç… ama savunmasını duyunca küçük düşürüldü
Küçük bir köyde, adaletin sağlandığı bir mahkeme salonu vardı. Bu salon, köyün en yaşlı ve en saygıdeğer yargıcı olan Yargıç Ali’nin yönetimindeydi. Yargıç Ali, sert ve acımasız bir adam olarak biliniyordu. Herkes onun önünde saygıyla durur, onun kararlarına itaat ederdi. Ancak bir gün, köydeki bir tartışma sonucu mahkemeye çıkarılan bir köylü, Yargıç Ali’nin sabrını zorlayacaktı.
Köyün en yoksul çiftçilerinden biri olan Hasan, bir gün tarlasına gittiğinde, komşusu Mehmet’in hayvanlarının tarlasına girdiğini ve mahsullerine zarar verdiğini gördü. Sinirle Mehmet’in kapısını çaldı ve ona durumu anlattı. Ancak Mehmet, “Beni niye rahatsız ediyorsun? Hayvanlarımın nerede dolaşacağına ben karar veririm!” diyerek alay etti. Hasan, bu duruma sinirlendi ve köyün yargıcına başvurmak zorunda kaldı.
Mahkeme günü geldiğinde, köy halkı merakla toplanmıştı. Yargıç Ali, Hasan’ın davasını dinlemeye başladı. Hasan, heyecanla durumu anlatmaya çalıştı. “Yargıç Bey, hayvanlarım tarlama girdi ve mahsullerime zarar verdiler. Lütfen adalet sağlayın!” dedi. Ancak Yargıç Ali, Hasan’ın yoksul görünümüne alaycı bir şekilde bakarak, “Sus, köylü! Senin gibi birinin bu konuyu benimle tartışmaya hakkı yok!” diye bağırdı.

Hasan, yargıcın bu tavrına şaşırdı ama pes etmedi. “Ama Yargıç Bey, ben de bir insanım. Benim de haklarım var!” dedi. Yargıç Ali, gülerek, “Senin hakların mı? Yoksul bir köylü olarak benim zamanımı harcıyorsun. İstediğin kadar konuş, ama ben kararımı verdim!” dedi. Hasan’ın kalbi kırılmıştı, ama içinde bir cesaret buldu. “Sadece bir kez dinleyin, lütfen!” diye yalvardı.
Yargıç, köylünün ısrarına dayanamayarak, “Tamam, dinleyeceğim. Ama çok kısa ol!” dedi. Hasan, derin bir nefes aldı ve konuşmaya başladı. “Yargıç Bey, ben yıllardır bu tarlada çalışıyorum. Ailem için emek veriyorum. Hayvanlarımın tarlama girmesi, benim geçim kaynağımı yok ediyor. Ben de bu köyün bir parçasıyım. Adalet istiyorum.”
Yargıç Ali, Hasan’ın sözlerini duyduğunda, yüzünde bir değişiklik hissetti. Hasan’ın sesindeki kararlılık, onun içindeki bir şeyi uyandırmıştı. Ama yine de, “Bu sadece bir köylünün sözleri. Ne kadar inandırıcı olabilir ki?” diye düşündü. “Tamam, Hasan. Şimdi Mehmet’i dinleyeceğim. O da burada.” dedi.
Mehmet, mahkeme salonuna girdiğinde, Yargıç Ali ona gülümsedi. “Ah, Mehmet! Ne güzel bir gün değil mi? Hasan burada, ne söylemek istersin?” dedi. Mehmet, kendinden emin bir şekilde, “Yargıç Bey, bu köylü her zaman şikayet eder. Ama benim hayvanlarım sadece taze otlar arıyordu. Onları suçlamak haksızlık!” dedi.
Yargıç Ali, Mehmet’in sözlerine gülerken, Hasan’ın içine bir öfke doldu. “Ama Yargıç Bey, hayvanlarımın tarlama girmesi benim için çok önemli. Bu, benim geçim kaynağım!” diye bağırdı. Yargıç, Hasan’ın bu cesur çıkışına şaşırmıştı. “Köylü, sakin ol. Burada bağırarak bir şey kazanamazsın!” dedi.
Hasan, artık dayanamayacağını düşündü. “Ama Yargıç Bey, ben de bir insanım! Zenginlerin yanında köylülerin sesi duyulmaz. Ama bu adaletin neresinde?” dedi. Yargıç Ali, Hasan’ın sözleri karşısında bir an duraksadı. Kalabalık, Hasan’ın yanında yer almaya başladı. “Evet, köylülerin de söz hakkı var!” diye bağırdılar.

Yargıç Ali, köylülerin tepkisi karşısında şaşırdı. “Bu ne oluyor?” diye düşündü. Hasan, bu fırsatı değerlendirdi. “Yargıç Bey, ben sadece adalet istiyorum. Eğer bu köyde bir haksızlık varsa, bunu düzeltmek sizin göreviniz!” dedi. Yargıç, Hasan’ın cesaretine hayran kaldı ama kendini hâlâ güçlü hissetmek istiyordu. “Ama senin gibi bir köylünün benim kararımı etkilemesi mümkün değil!” dedi.
Hasan, “Belki de köylüler olarak bir araya gelirsek, sesimizi duyurabiliriz!” dedi. Kalabalık, Hasan’ın bu sözlerini coşkuyla karşıladı. Yargıç Ali, köylülerin bir araya geldiğini görünce içten içe endişelendi. “Bu nasıl bir durum?” diye düşündü. Hasan, “Adalet istiyoruz!” diye bağırdı. Yargıç, köylülerin bu kararlılığı karşısında kendini çaresiz hissetti.
Yargıç Ali, sonunda pes etmek zorunda kaldı. “Tamam, tamam! Dinleyeceğim. Ama köylülerin bu kadar bağırmasına gerek yok!” dedi. Hasan, bu fırsatı değerlendirerek, “Teşekkür ederim Yargıç Bey. Sadece adalet istiyoruz!” dedi.
Mahkeme salonunda bir sessizlik oldu. Yargıç, köylülerin gözlerindeki kararlılığı gördüğünde, kendi içinde bir şeylerin değiştiğini hissetti. “Belki de bu köylü haklıdır,” diye düşündü. “Belki de adalet, sadece zenginler için değil, herkes içindir.”
Sonunda, Yargıç Ali, köylülerin taleplerini dikkate almaya karar verdi. “Tamam, bu davayı yeniden değerlendirip bir karar vereceğim. Ama köylülerin de sesini duymak zorundayım!” dedi. Hasan, bu sözleri duyduğunda kalbinin hızlandığını hissetti. “Teşekkür ederim Yargıç Bey. Adaletin sağlanacağına inanıyorum!” dedi.
Yargıç Ali, o gün köylülerin gücünü ve dayanışmasını gördü. Zamanla, köydeki insanlar arasındaki bağlar güçlendi. Yargıç, artık sadece bir yargıç değil, köylülerin de bir parçası olmuştu. Hasan’ın cesareti sayesinde, köydeki adalet anlayışı değişmeye başladı ve herkesin sesi duyulmaya başlandı.
Bu olay, köydeki herkesin hayatında bir dönüm noktası oldu. Artık köylüler, haklarını savunmak için bir araya geliyor, seslerini yükseltiyorlardı. Yargıç Ali, köydeki bu değişimi izlerken, geçmişteki sert tutumunu sorgulamaya başladı. Çünkü gerçek adalet, sadece yargılamakla değil, dinlemekle ve anlamakla sağlanırdı.