Eski Nişanlısının Düğününe Evsiz Bir Kadınla Katıldı
Mert Yalçın, kibirli bir milyonerdi. Elinde tuttuğu düğün davetiyesi, eski nişanlısı Selin Kayhan’dan gelmişti. Yıllar önce onu başka biri için terk eden kadındı bu. Şimdi ise sanki mutluluğunu yüzüne vurmak ister gibi bir davetiye yollamıştı. Mert, zarfı öfkeyle masaya fırlatırken, “Bu bir şaka mı?” diye homurdandı. Yanındaki arkadaşı Burak Demirel, davetiyeyi alıp ıslık çaldı. “Bayağı sert olmuş. Gidecek misin?” Mert kuru bir kahkaha attı. “Tek başıma bir başarısız gibi mi görüneceğim? Asla.”
Burak omzunu silkti. “O zaman yanında birini götür. Senin de yoluna devam ettiğini görsün.” Fikir mantıklıydı ama sıradan biriyle gitmek yetmezdi. Selin’in kafasını karıştırmalıydı. Aynı gün ofisten çıkarken hala bu meseleyi düşünüyordu ki bir restoranın önünde kaldırımda oturan genç bir kadını fark etti. Üstü başı kirliydi, giysileri yıpranmış ama yüzü güzeldi. Dağınık saçları omuzlarına dökülüyordu. Gözlerinde ise minnet değil, meydan okuma vardı.

Bir anda içgüdüyle yanına yürüdü. “Hey, paraya mı ihtiyacın var?” diye sordu. Kadın başını kaldırdı, sorgulayan bir bakışla ona baktı. “Sosyal deney mi? Cevabıma göre ya bana 1 lira atacaksın ya da çekip gideceksin.” Mert’in kaşları kalktı. “Benimle bir etkinliğe gel. Karşılığında hayatını değiştirecek kadar para veririm.” Kadın hafifçe güldü. “Hayatımı değiştirecek kadar mı? Vay be! Hep böyle mi dramatik konuşursun?”
Mert, “Sadece şık giyinip gülümsemen ve benimle gelmen yeterli,” dedi. Kadın başını yana eğdi. “Beni gecelik süs bebeği olarak kullanmak istiyorsun.” Mert gözlerini kısıp dikkatle baktı. “Teklif ilgini çekmiyorsa başkasını bulurum.” Kadın bu sefer kahkahayla güldü. “Cidden etrafımda sıraya girmiş adaylar görmüyorum ki.” Mert dişlerini sıktı. Bu kadının onu nasıl alt ettiğine inanamıyordu.
Kadın ayağa kalktı, elbisesini silkeledi ve “Kabul ediyorum,” dedi. Mert havadaki garip gerilimi hissetti. “Merak mı?” diye sordu. Kadın gülümsedi. “Senin gibi bir adamın ne kadar ileri gidebileceğini görmek istiyorum.” Mert bir an yerinde dondu kaldı. Bu kadın da kimdi böyle?
Derya Gürel, lüks otomobilin arka koltuğuna oturduğunda gözleri dışarıda hızla geçip giden İstanbul sokaklarına çevrilmişti. Yanında oturan Mert ondan bir tepki beklediğini fark etti. “Nereye gittiğimizi bile sormayacak mısın?” diye sessizliği bozdu. Derya ona döndü. “Etmeli miyim? Sokakta bulduğun bir kadına para teklif edip seni geceye eşlik etmesini istedin. Bu zaten yeterince garip.”

Mert güldü. “Yok o kadar dramatik değil. Sadece bir sosyal etkinlik.” Derya, “Nereden anladın? Bakışların intikam isteyen bir adam bakışı o,” dedi. Mert çenesini sıktı. Derya onu adeta bir kitap gibi okuyordu. Bu hoşuna gitmiyordu. “Öyleyse,” dedi Derya omuz silkip, “benim için fark etmez. Para ödediğin sürece.”
Mert onun bu tavrını sevmişti ama kim olduğunu daha çok merak etmeye başlamıştı. Birkaç dakika sonra araba şık bir binanın önünde durdu. Burası İstanbul’un en ünlü güzellik salonlarından biriydi. Derya, hiçbir şey sormadan araçtan indi ve Mert’in ardından içeri girdi. İçerisi pahalı kozmetik ürünlerinin kokusuyla doluydu. Mert, “Baştan sona bir değişim istiyorum,” dedi kararlı bir sesle. Derya, “Fikrini değiştirmek istiyorsan, tam zamanı,” dedi kuaför saçlarını taramaya başlarken.
Mert, “Hiçbir şey seni etkilemiyor mu gerçekten?” diye sordu. Derya, “Hayır, bu dünyada daha önce bulundum,” dedi. Mert, “Sen kimsin?” diye sordu. “Derya Gürel,” dedi. Derya, “Karşısına çıkan fırsatları iyi değerlendirmeyi bilen biriyim,” diye ekledi.
Mert, Derya’nın değişimini izlerken, onun sıradan bir evsiz kadın olmadığını anladı. Derya, gözleri parlayarak, “Sadece biraz eğleniyorum,” dedi. Mert, “Beni buraya eski sevgilini kıskandırmak için mi getirdin yoksa görünmez olmak için mi?” diye sordu. Derya, “Beni burada eski nişanlının beni nereden tanıdığını çözmeye çalışmasını mı izlemek istersin?” Mert usulca güldü. “Dans edelim.”
Selin, düğün salonunda Mert ve Derya’yı görünce şaşırmıştı. Derya, Selin’in gözlerinin içine bakarak, “Umarım çok mutlu olursunuz. Evlilik ciddi bir sorumluluk. Ben de bir zamanlar nişanlıydım,” dedi. Selin’in yüzü değişti. “Ne tesadüf,” dedi. “Bence de,” diye yanıtladı Derya. Hava bir anda gerildi. Derya, “Dans etmek ister misin?” diye sordu. Mert, “Selin’i izlemek istemiyorum,” dedi.
Orkestranın melodisi eşliğinde dans pistine çıktılar. Mert, “Bunu bilerek yaptın,” diye mırıldandı. Derya gülümsedi. “Sana bu dünyada daha önce bulunduğumu söylememiş miydim?” Mert, “Sürekli beni şaşırtıyorsun,” dedi. Derya, “Belki de ben senin sandığın çoğu insandan değilim,” diye yanıtladı.\

Düğün salonunda Selin’in gözleri Derya’yı takip ediyordu. Derya, Selin’in gözlerindeki gerilimi fark etti. Selin, “Sanki daha önce karşılaşmış gibiyiz,” dedi. Derya, “Yüksek sosyete dünyası küçüktür neticede,” diye yanıtladı. Selin, “Biliyor musun Derya? Sanki daha önce karşılaşmış gibiyiz,” dedi. Derya, “Olabilir,” diye yanıtladı.
Mert, Selin’in Derya’yı süzmesini izlerken içindeki öfke kabardı. Selin, “Mert’i nereden tanıyorsunuz?” diye sordu. Derya, “Bence bu kısmın gizemli kalması daha eğlenceli,” dedi. Selin, “Elbette. Gizem her hikayeye çekicilik katar,” diye yanıtladı.
Derya, Selin’in gözlerindeki gerilimi hissetti. Selin, “Ama merak etme Derya, ben her şeyi sonunda öğrenirim,” dedi. Derya, “Beni tanıdığını mı düşünüyorsun?” diye sordu. Selin, “Tanıdığımı düşünmüyorum,” dedi.
Mert, Derya’nın yanına geldiğinde Selin’in yüzünde öfke vardı. “Sevgili Selin,” dedi Mert, “bugünkü gazetelere göz atmamışsın anlaşılan.” Selin, “Bu saçmalık. Ben Selin Kayhan’ım,” dedi. Mert, “Buna izin vermeyeceğim,” dedi. Derya, “Her şeyini kaybetmenin nasıl bir şey olduğunu artık sen de biliyorsun,” dedi.
Selin, “Bu olamaz,” diye mırıldandı. Derya, “Her şeyini kaybetmenin nasıl bir şey olduğunu artık sen de biliyorsun,” dedi. Selin, “Bunu bana yapamazsınız,” dedi. Mert, “Tıpkı senin Derya’ya yaptığın gibi,” dedi.
Selin, “Bunu bana yapamazsınız,” dedi. Derya, “Hava bir anda gerildi. Selin, “Bu daha bitmedi,” dedi. Derya, “Ama senin için bitti,” dedi. Selin, “Bu daha bitmedi,” dedi. Derya, “Ama senin için bitti,” dedi.
Derya, “Seni seviyorum Mert,” dedi. Mert, “Ben de seni daha çok,” dedi. Derya, “İyi geceler, Mert,” dedi. Mert, “Ben de seni daha çok,” dedi. Derya, “İyi geceler, Mert,” dedi.
News
🚨“U.S. Senator Under Fire: Kelly Slammed by Critics for Questioning Trump’s Iran Strikes as War Powers Debate Erupts Across America”
🚨“U.S. Senator Under Fire: Kelly Slammed by Critics for Questioning Trump’s Iran Strikes as War Powers Debate Erupts Across America” Democratic Lawmakers Split With White House After U.S.–Israel Strikes on Iran Washington, D.C. — A sweeping U.S.–Israeli military operation targeting…
BREAKING: U.S. Labels Iran “State Sponsor of Wrongful Detention” as Tensions Soar — Marco Rubio Issues Stern Warning Over American Detainees and Escalating Middle East Conflict
BREAKING: U.S. Labels Iran “State Sponsor of Wrongful Detention” as Tensions Soar — Marco Rubio Issues Stern Warning Over American Detainees and Escalating Middle East Conflict U.S. Accuses Iran of Detaining Americans as Tensions Reach Boiling Point Washington, D.C. —…
“Tensions Erupt at U.S. City Hall: Heated Debate Over Islamic Influence in Local Politics Leaves Officials Under Intense Public Scrutiny”
“Tensions Erupt at U.S. City Hall: Heated Debate Over Islamic Influence in Local Politics Leaves Officials Under Intense Public Scrutiny” Confrontation in Dearborn: Free Speech, Policing and a City Under Scrutiny On a recent afternoon in Dearborn, a confrontation between…
“Heated Debate Takes a Sharp Turn: Woman Defends Islam as Peaceful — Then Gad Saad Asks One Question That Leaves the Room in Stunned Silence”
“Heated Debate Takes a Sharp Turn: Woman Defends Islam as Peaceful — Then Gad Saad Asks One Question That Leaves the Room in Stunned Silence” Democracy, Faith and the Fault Lines of Citizenship . . . On a recent evening…
Oğlu, annesinin mezarının açılmasını ŞİDDETLE TALEP ETTİ. Ve tabut açıldığında POLİS çağrıldı
Oğlu, annesinin mezarının açılmasını ŞİDDETLE TALEP ETTİ. Ve tabut açıldığında POLİS çağrıldı Berlin’in dar, loş bir sokağındaki küçük dairesinde, Tuncay Karadeniz sabah kahvesini yudumluyordu. Soğuk bir Kasım günüydü. Pencereden süzülen soluk ışık, masanın üzerindeki pasaportu ve annesinin son doğum gününde…
Milyoner, annesini evsiz bir gence yaslanmış görünce donup kaldı… sonra onlara doğru koştu
Milyoner, annesini evsiz bir gence yaslanmış görünce donup kaldı… sonra onlara doğru koştu İstanbul’un kalbi, Taksim Meydanı’nın hareketli uğultusu. Her yer Aralık ayının keskin, soğuk ışığıyla yıkanıyordu. Siyah, zırhlı bir Mercedes Sınıfı, kırmızı ışıkta beklerken, içeride Kemal Demir oturuyordu. Daha…
End of content
No more pages to load